Adı:
İnadım İnat
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751037688
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
Çin Radyo ve Televizyonu'nda futbol maçı yorumlayan
kaç teknik adam tanıyorsunuz?
Ya da orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak gittiği Almanya'da, eğitim sistemine kızarak, kaybedeceğini bildiği halde bir Don Kişot gibi savaşan ve kazanmayı başaran? Mesleği için yaptığı fedakârlıklar sonucu Alman Futbol Federasyonu'nun jest olarak yıllık ders programını öğrencisinin programına uydurduğu kaç kişi tanıyorsunuz?
Futboldaki mevkii "oyun kurucu" olmasına rağmen, hayattaki mevkii ¨hayal kurucu¨ oldu fakat diğerlerinden farklı olarak kurduğu hayalleri hep bir oyun sistemine oturttu ve onların peşini asla bırakmadı. Futbolu hep ikinci planda tuttu, çünkü onun için insan daima ön plandaydı. O hep özgür ve onurlu bir adam olmayı tercih etti; bu tercihin sonuçlarına da katlandı.
Bu kitapta; caps'lere konu olan; popüler kültürün, onu sahadaki halleriyle gündeme getirmeye çalıştığı bir futbol adamını değil, hayalleri olan bir insanın hayatta kalma mücadelesini, korkularını, çabalarını, sevgisini, hayal kırıklıklarını, dostluklarını, ama en önemlisi trajikomik maceralarını bulacaksınız
Türkiye'nin yakından tanıdığı Yılmaz Vural'ın fırtınalı hayatına yakından bakmak o hayatı tekrardan yaşamak ve Yılmaz Hoca'nın isyanında ne kadar haklı olduğunu görmek. İnadım İnat aslında bir futbol adamının hikayesi değil bir hayata tutunuş ve hayat mücadelesinin ilham verici öyküsü....
O sezon sonunda Jupp Derwall Galatasaray'dan ayrılma kararı almıştı.Bizde genelde yabancı bir teknik adamı on binler karşılar ve birkaç kişi uğurlar. O birkaç kişiden biri de bendim.Uğurlarken "Hocam,Türkiye'de ne öğrendin?" diye sordum. Cevabı çok ilginçti; "Bu ülkede başarılı olan, dünyanın her yerinde başarılı olur. Burada her şey insana dayalı. Avrupa'da önce iş, sonra insan gelir. Sistem böyle işler ve başarının sırrı prensiplerdedir. Türkiye'de tam tersi. Burada insanı işe adapte etmek çok zor. Herkes duygularıyla hareket ediyor. Ben gidiyor ve kurtuluyorum. Size kolay gelsin."
Hatta eski nesil antrenörlerin, Türkiye'de antrenör yetişmediği bir dönemde bana sahip çıkacaklarına "Özkan ne yaptın sen? Başımıza bu yılanı sardın. Bunun başını şimdiden ezmemiz lazım" dediklerini de sonradan yine Ergun Gürsoy'dan duymuştum. Bu eski nesil antrenörlerle on beş sene daha uğraşmak zorunda kalacağımı henüz bilmiyordum. Bu on beş sene içinde anlaşacağım takımlarla hep gece görüşmek zorunda kaldım. Gündüz görüştüğümde bahsettiğim grubun görüşmeden haberi oluyor ve müthiş bir kulis faaliyeti yürütüp hallolmuş işi bozuyorlardı.
Kapıda Şenes Erzik'le karşılaşıp kucaklaştık.
"Yılmaz, az önce Sepp Piontek'i milli takım hocası olarak açıkladık. Seni de onun yardımcısı olarak düşünüyoruz. Hoca birkaç sene sonra görevini tamamlar ve milli takımı sen devralırsın"
"Şenes Ağabey, ben öğrenciliğimden beri yabancı antrenörlere karşı olduğumu, bir Türk takımını Türk antrenörün çalıştırması gerektiğini savunuyorum. Şimdi bu görevi kabul edersem kendimle çelişirim. Bu sebeple beni bağışlayın"
İçim acıyarak görevi kabul edememiştim. O şartlarda kabul etmeyi bir an bile aklımdan geçirmemiştim. Kendimle ve yapmak istediklerimle ilgili en küçük şüphem yoktu. Zira hayata bakışım ve hedeflerim son derece netti ve onlardan taviz veremezdim. Ben görevi geri çevirince benim pozisyonuma Fatih Terim'i getirmişlerdi. Bazen verdiğiniz kararlar başkalarının hayatını değişitirebiliyor. Ben de o kararımla Fatih'in hayatını değiştirdim ve bundan da her zaman gurur duydum. Türkiye büyük bir futbol adamı kazanmış oldu.
Bir de Beşiktaş'ın Hırvat Teknik Direktörü Slaven Biliç'in bir sözü ilgimi çekmişti. Çok enteresan bir söylemdi bu. Biliç, Türkiye'den ayrılırken "Türkiye'de temel problem şu; Bilgili olanların yetkisi yok, yetkisi olanların da bilgisi yok" demişti. Neden Biliç bir yabancı olarak bu kanaate varmış olabilir? Tarafsız bir insanın, içimizde yaşanan gerçekleri rahatça söyleyebiliyor olması bizim için büyük bir nimettir aslında. Biliç o sözleri söylerken Türkiye'de liyakate önem verilmediğinin altını çiziyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnadım İnat
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
288
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751037688
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılap Kitabevi
Çin Radyo ve Televizyonu'nda futbol maçı yorumlayan
kaç teknik adam tanıyorsunuz?
Ya da orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak gittiği Almanya'da, eğitim sistemine kızarak, kaybedeceğini bildiği halde bir Don Kişot gibi savaşan ve kazanmayı başaran? Mesleği için yaptığı fedakârlıklar sonucu Alman Futbol Federasyonu'nun jest olarak yıllık ders programını öğrencisinin programına uydurduğu kaç kişi tanıyorsunuz?
Futboldaki mevkii "oyun kurucu" olmasına rağmen, hayattaki mevkii ¨hayal kurucu¨ oldu fakat diğerlerinden farklı olarak kurduğu hayalleri hep bir oyun sistemine oturttu ve onların peşini asla bırakmadı. Futbolu hep ikinci planda tuttu, çünkü onun için insan daima ön plandaydı. O hep özgür ve onurlu bir adam olmayı tercih etti; bu tercihin sonuçlarına da katlandı.
Bu kitapta; caps'lere konu olan; popüler kültürün, onu sahadaki halleriyle gündeme getirmeye çalıştığı bir futbol adamını değil, hayalleri olan bir insanın hayatta kalma mücadelesini, korkularını, çabalarını, sevgisini, hayal kırıklıklarını, dostluklarını, ama en önemlisi trajikomik maceralarını bulacaksınız

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Murat Gürgen
  • mehmet özbek
  • alper dereli
  • Tayfun Soylu
  • Ersoy AYDIN
  • Serkan Öztürk
  • Kerem Baran
  • Furkan Düzenli
  • Lütfü Bilgin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (3)
9
%0
8
%33.3 (2)
7
%16.7 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0