İnce Memed 1

·
Okunma
·
Beğeni
·
162,2bin
Gösterim
Adı:
İnce Memed 1
Baskı tarihi:
1979
Sayfa sayısı:
447
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tekin Yayınevi
436 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10 puan
Vay anam vay!

Ben böyle roman okumadım kardaş. Böylesine güzel betimlemeylen, bu kadar güzel içine alan cümleleriylen hikâyesini yaşattıran, hissettirebilen bir roman okumadım. Hele romanı bitirdikten sonra yüzümü yudum da öyle kendime geldim, birçok sayfasında duygularımlan yaşadım da okudum işte. İpil ipil ışık gibi parlıyor kitabın cümleleri, ipil ipil parlayarak oluşturuyor kelimeler cümleleri. Epey zamandır okuyacaktım emme nedense bekletir dururdum Yaşar Kemal gibi kalem efendisinin bu eserini. Daha zamanı değil, daha çok yaşayacağım daha çok içine girebileceğim zamanı beklerdim ve bu zamanlarda da okumak nasip oldu işte. Her bir sayfasında her bir paragrafında romanı, karakterleri ve hikâyeyi yaşadım. Yaşadım ya, öyle bir yazmış ki Yaşar Kemal Allah billah yaşatıyor yazdıklarını, kâh güldürüyor kâh sinirlendiriyor veya hüzne boğuyor, hepten ise sizi köylerde, dağlarda yaşatıyor. Hele o çakırdikenleri yok mu, vay anam vay, itin dölü nasıl da her bir toprakta yetişiyor öyle, her bir toprakta bitmiş de her bir sayfamızda her bir paragrafımızda ayaklarımıza, üstümüze başımıza dalıyor kardaş. Vay anam vay, yok kardaş yok bu çakırdikenlerin olduğu yerde tarla mı sürülür, davar mı sürülürmüş. Yaşar emmi diyor zaten bu çakırdikeni en pis, en kıraç toprakta biter diye. Ot bitmez, ağaç bitmez, eşek inciri bile bitmez, işte orada çakırdikeni keyifle serile serpile biter de büyür gelişir. Bir metreye bulur bu çakırdikeninin boyu kardaş, dalar da pisler üstünü başını, canlıdır ya mübarek ama sanki de hareketli bir canlı gibi dalar, parçalayıverir üstünü başını. Vay anam vay, Allah billah görmedim ben böyle bir şey, gördüysem de te bu kadar büyüğünü görmedim de duymadım kardaş, vay anam vay. Ne bilinsin çakırdikeni ne menem bir beladır.

Abdi ağalar var oldukça da İnce Memedler var olacak deriz ya, bak emmi bu Abdi ağa gavuru yok mu, az gavur değildir hin oğlu hin. İnsanların yaşamını kolaysız yapar da rahat ettirmez kimseyi. Ölümünü gözümle görmek istediğim gavurlardan biridir işte. Dikenlidüzü içindeki ahan da bu beş köyün hepisi bu gavur Abdi’nindir işte. He bu Dikenlidüzü dediğim yer de adından belli olacağı üzere çakırdikenlerinden bolca olduğu düzlüklerden biridir. Üstleri ağır kokulu mersin ağaçlarıyla kaplı olan tepeler geçildikten sonra kayalar birden başlar ki işte tam da bu vakit insan birden korkuverir. Kayalarla birlikte çam ağaçları da başlar. Billur parıltısında sakızları çamların buralarda toprağa sızar kardaş. İlk beriki çamlar geçildikten sonra, gene bu sefer düzlüklere varılır. Boz topraktır işte buralar, verimsiz ve kıraç. Dikenlidüzü insanları dünyanın dışında, kendine göre kanunları, töresi olan bir dünyadır. Köylerinden gayrı bir yer buraların insanları, bileni de çok azdır zaten. Gavur Abdi ağa da istemez zaten insanların bilmelerini, kasabalarına gitmeleri bile Abdi ağayı rahatsız eder. Hal bu şekil olunca kardaş dışardakiler de pek bilmez Dikenlidüzü insanlarını.

Hani köylünün ayaklarına çakırdikeni batar da bacaklarına üstüne başına dalar ya, bu keçi sakallı Abdi gavuru da bütün bu köyün halkına, insanına çakırdikeni gibi batar, hayatlarına dalar da hayatlarına batıverir. Te yakılır o çakırdikenleri, yakılır da çatır çatır, cayır cayır yanarlar ve sonrası yok edilirler, haliyle elbet o gavur Abdi de göçertilecektir. Alınacaktır canı da toprağa gönderiliverilecektir gavur Abdi.

İnce Memed, düzene karşı ses çıkartan, baş kaldıran, kişisel davasından insanın, insan olabilmenin sesi olan Memed’in zorda kalan mecburi destanıdır. Toplumsal olaylar işleniyor ama cumhuriyetin ilk yıllarından ötürü oluşan karışıklıklardan da maalesef toplumsal olaylara toplumsal çözüm getirilemiyor. Aksine de yöneticilerin, ağaların köylüyü sömürdüğü, köylünün de kendi kaderine terk edilip sömürünün daha da büyüdüğü dönemler. Köyün, köylünün geri kalmışlığı, sefaletin hâkim olduğu yaşamı içindeki düzene başkaldırının destansı öyküsü. İnsanlığın, insan olmanın kitabı gerçekten. Zulme, haksızlığa karşı olmanın, sessiz kalmayıp da ses çıkarmanın insan onurunun en büyük göstergesi olduğunun güzel bir örneği, edebiyatımızın ise şüphesiz en iyi örneği.

Görkemli bir yapıt. Hele ki iki giriş bölümündeki olan betimlemeler ne kadar da güzeldir öyle. Ne çok fazla olup kelimelere çok yük bindirir, ne de çok az olup kelimelerin gücünün az gösterildiği cinsten. Tam kıvamında olup da uzundurlar aslında. Uzar ve uzar da bir toprak parçasından başlayıp, böceklerden ota, ottan çiçeğe, çiçeklerden ağaca, ağaçlardan dağın zirvesine ve gökyüzüne gider de yörenin her bir ayrıntısına hâkim eder bizi. Demem o ki ağa betimlemeler cuk oturmuştur kitaba. Diyaloglar da çok güzel ve başarılıdır. Köy halkının şivesini, sesinin rengini duyarız adeta. Konuşmuş olduğumuz Türkçemizi bile sorgularız, çünkü bu kadar güzel gelir bu şiveli diyaloglar, bu kadar içine alır da etkisi altında tutar bu güzelim betimlemeler.


Okuyun bu kitabı, bu efsaneyi okuyun tabii, içiniz ısınsın da okurken seve seve okuyun. Hele bi okumaya başlayın da şimdi ısınır içiniz, ısınır ya beğenirsiniz kolayca. Hiç küşüm çekmeyin de rahatça okuyun ve yaşayın bu destanı.

https://www.youtube.com/...y4&start_radio=1
438 syf.
·17 günde·Beğendi·9/10 puan
¶¶Kanun kağıtlarda kaldı. Böyle yaz... ¶¶


¶¶Dünyanın bütün kötülüklerine baş kaldır. Bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir.
Kendi iyiliğine de baş kaldır…¶¶

Yaşar Kemal bizzat söyler: "İnce Memed'i bitirince takla attım."


Yazarını bu denli etkileyen bir kitabın okurunda hiçbir etki bırakmaması mümkün mü? Safi Anadolu kokan bir roman İnce Memed. Toprak kokan, alın teri kokan, masum yaşanan aşklar kokan bir roman. Bana göre Türk Don Kişotʼu. Ancak aralarında bir fark var ki o da şu: Don Kişot kötülüğün ruhuna, İnce Memed ise kötülüğün ete kemiğe bürünmüş haline savaş açan bir kahraman. Okurken Çukurova'nın sarı sıcağını, Hemite Dağıʼnın puslu tepesini görür gibi hissediyor İnsan.Sadece yazı ile bunca hissi bir arada bir tek Yaşar Kemal yaşatırdı diye düşünüyorum. Bazen fazlaca detaya girildiğini ve okurken zorlandığımı hissetsemde, okumadığım anlarda merak ediyordum, şuan neler oluyor diye...Evet sanki hali hazırda bir çatışmanın içerisindeler ve ben o anda buna şahit olamıyorum diyordum. Farklı hisleri bir arada yaşatan bir kitap ve serisi muhakkak ki.

Bir şey daha var ki kimine göre küçük bir detay fakat bana göre kitabın ruhunu yansıtan bir şey bu:İçinde bu kadar eşkıyanın, bu kadar zalim ağanın olduğu, bu kadar silahın patladığı, oluk oluk kanın aktığı bir kitapta bir kere olsun "nefret" sözcüğü geçmez mi? Hayır, geçmiyor işte. Arayın tarayın isterseniz, bulamazsınız. Peki neden? Bence sebebi şu, Yaşar Kemal bunu yaparak bir şey söylemek istiyor bize: Eğer kötülüğü bitirmek istiyorsan nefret tohumları değil, sevgi tohumları ek, barış tohumları serp yerine yurduna, çünkü ancak o zaman çıkar karanlıklar aydınlığa!

Okur kalın...
436 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10 puan
Yaşar Kemal'in 32 senede yazılmış olduğu ince memed dörtlüsünün ilkidir. 37 bölümden oluşan bu ilk seri kesinlikle türk edebiyatinin ender rastlanır bir saheserdir. Yaşar Kemal'e Türkiye'nin dostoyevskisi denilebilir.Bir Faşo ağa düzenine isyan başlatarak çomak sokan sebi bir çocuk olan memed yiğitliği,cesareti ve adaleti ile halk arasında bir kahraman alarak anılır.bu ağalık sistemini eleştiren kitap birazda sosyalizm kokuyor. Kitabı okudugunuz zaman kahramanlar tanıdık gelecektir size çünkü eserin tümü halktan sizin sokaktan kişilerdir bu yüzdendir ki bu kadar okunduğu. Bu kitabı okumadan ölmeyin dedirtecek bir eser.
Duvarın dibinde resmim aldılar
Ak kağıt üstünde tanıyın beni.
436 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Sevgili memeli yaratıklar ve memeli yaratıklar kılığına girmek suretiyle aramızda dolaşan sürüngen uzaylılar , gelen ramazandan ötürü ramazan pidesi hayaliyle tutuşmuş mübarek hacılar ve kara kara sahur için nasıl kalkıp yemek yapacağını düşünen gözü yaşlı bacılar( sahurda börek ÇOK efsane birşey bu arada! )... Alayınıza selam olsun .. Niyeyse bitirdikten sonra bu kitaba bir inceleme yazmamış idim .. Bugün yine ve yine "İşsizlikten" ötürü , sağda solda salça olacak kimse bulamayınca ,oturam yazam bu incelemeye saram dedim.. Hemen belirteyim ki, bu incelemede bir İnce Memed güzellemesi görmeyeceksiniz... An itibari ile 7.441 kişinin okuduğu ve 2.584 oy kullanımı ile 9.4 puana sahip bir eser bu .. "Abi Çok güzel yea !" mealine kapı aralayan bir başka inceleme yazmamak adına , ben , romanın gerisinde kalan olgulardan, dönemsel bilgilerden ve o dönemi yaratan koşulları oluşturan farklı değişkenlere bağlı etmenlerden bahsedeceğim sizlere... Romandan da azar azar bahsederek .. Yine yer yer İşsizlik katma değerinden nasibinizi alacaksınız.. Hafif uzun olabilir ,"Odhin taksiratımızı affeylesin , yolumuz açık ,İŞSİZLİĞİMİZ BOL OSSUN!" diyerek kesiyorum kurdeleyi ...

Pek saygıdeğer şekerpareler , biliyorsunuz etkiye tepki dediğimiz olaylar bütünüdür bizim hayat olarak adlandırdığımız şey .. Nasıl ki karşı tarafa artı değerler ile gidip , "seversen , sevilirsin" diyorsak ; eksiye geçtiğimizde de hayatımızdan ve karşı taraftan eksiltiriz.. Yaptığımız her işin bize bir getirisi ya da bizden bir götürüsü olur .. Ve biliyorsunuz ki kuru fasulye muhteşem bir yiyecektir.. NERDEN GİRDİK BU DEHLİZE DEME! AÇIKLICAM ! SABIR! =)) Besleyici değeri çok yüksektir ,protein ve karbonKÜRŞAT deposudur, tok tutar falan fistan gülistan .. İşbu kuru fasulyeyi çok yediğimizde , gazsal fazlarda vuku bulan "paranormal aktiviteler" meydana gelir .. Ve bu kimyasal reaksiyonun ortamlara armağan ettiği MAMÜL ile inatlaşamazsınız da.. "ÇIKIŞI" , siz ne kadar direnseniz de muhakkak bulur.. Gülmeyiniz ! HAKİKATLER BUNLAR ŞEKERİM ! =)) Kasıtlı olarak bu yoldan gidiyorum ki aklınızda daha kalıcı olsun .. Evet ne diyorduk .. Sayın canikolar, romanı da düşünerekten bu denklemdeki elemanları çarpanlarına ayırdığımızda şu tabloyla karşı karşıya kalırız .. Vücudumuz , romanda geçen Çukurova'dır .. Organlarımız ise bu bölgede kendi halinde yaşamakta olan kimseye zararı olmayan yöre halkıdır .. Kuru Fasulye ise huzursuzluğun kaynağı olan feodal toprak sisteminin doğurup büyüttüğü toprak ağalarının, mideye inmiş halidir .. Evet vücudun besine , yani romandaki haliyle kanuna ,nizama ihtiyacı vardır .. Ama her öğün kuru fasulye yenmez ..Düzenli beslenmek ve tek taraflı beslenmekten kaçınmak şarttır.. Ve bu düzeni sağlaması gereken taraf devlettir .. Devlet elini , o bölgeden çektiyse ve devletin yapması gereken işleri ,bir takım ağalar , yandaş ve yalaka beyler , sahtekar hacı hoca takımı yapıyorsa - ki bu tayfa da "SOĞAN SARIMSAK" etkisidir - ortalığa "KÖTÜ KOKULAR SALINIR" .. Sanırım olayı bağlayabildim .. EVET ! Tam olarak olacaklar bunlardır .. Ve HAYIR! İnce Memed "TAMPON" güç değildir .. (LAĞMAN falan filan .. TÖBELER TÖBESİ !! Odhin beterinden korusun..Oh mon dieu!! ) Tam aksine kendisi , uzun müddettir ezilmekte olan Çukurova'ya huzur getirmesi için beklenendir.. "GÜCE DENGE GETİRMEYE GELMİŞ OLAN SEÇİLMİŞ KİŞİDİR" bu romanda .. (Bkz: Bugün Dünya Star Wars günü !! All Hail the DARK SIDE! MAY THE 4TH BE WITH YOU!! =)) ) Neyse işler "OKA" sarmadan el frenini çektik cicim! "Çıtı pıtı Bükemsular" rahat bir nefes aldığına göre devam edelim ..

Efenim kitabımızın esas ana konusu ve olay örgüsü yukarda bahsettiğim organlar içindeki kimyasal reaksiyonlar ve karşılığı olan şahıslar çevresinde dönmektedir.. Romanda adı geçen Abdi isimli toprak ağamız, bu reaksiyonlardaki KATALİZÖRDÜR .. Ne demek katalizör ? Şu demek cicim.. Bir kimyasal tepkimeye girip değismeden çıkan, tepkimenin ihtiyaç duyduğu enerjiyi azaltan madde.Yani ? Köy yerinde evlere , ocaklara ateş düşürüp , köyün haracını yiyip , çevreyi yangın yerine çeviririp milletin hayatını sömürürken , kendisi ateş geçirmez tulumlar içinde keyif sürmektedir.. Midenin yakalandığı ÜLSER' in esas sebebidir .. İnce Memed isimli aslan parcası da , yaraya merhem olmaya , kanserli bölge metastaz yapmadan tümörü kesip atmaya gelir .. Destan bundan ibarettir ! Öz budur.. Pek tabii ,kısaca bundan ibaret dediysek , bir negativite hasıl olmasın zihinlerinizde karpuz kemiren Alişan sever kardeşlerim... Yazım , anlatış , betimlemeler fevkaladenin fevkinde .. Romanın altında Yaşar Kemal imzası var .. Fazla söze gerek yok .. Maestro der susarız ..

Evet güldük eğlendik .. Şimdi yine yukarda bahsettiğim MAMÜL'ün "ÇIKIŞ" noktasına , bu kitabın yazılmasına sebep olan olgulara "parmak" basalım istiyorum=)) Niçin yazılmıştır bu kitap ? Saygıdeğer cevizkabukları , bir yerde insanlar üzerinde baskı , otoriter rejimler ya da tiranlar varsa ve insanlar bunu kaleme alamıyorlarsa, orda sözlü edebiyat patlama yapar .. Bu tarihin her evresinde böyle olmuştur.. Örnek mi istiyorsunuz ? Bakın Bektaşi fıkralarına .. Bakın Nasreddin Hoca olarak bildiğiniz Ahi Evren fıkralarına .. Moğollar' ın istilası dönemindeki baskı ile neler neler anlatılmış .. Osmanlı'nın alevi kesim üzerindeki baskılarına sebep şimdi okuduğumuzda ya da dinlediğimizde yerlere düştüğümüz nice fıkralar söylenegelmiş .. Misal IV. Murat muazzam kıyıcı bir padişah .. Afyona , içkiye ,şaraba, tütüne düşman .. İçenin kellesi gidiyor.. Muazzam bir baskı söz konusu halkın üzerinde .. Peki buna mukabil ne yapıyor halk ? Türk milleti de , bu kıyıcı , keyif veren maddeleri yasaklayan padişaha karşı "lejander" bir tipleme yaratıyor : BEKRİ MUSTAFA ! Ve tam KARŞISIDIR Bekri Mustafa IV. Murat'ın.. Bekri demek , gece gündüz içen (<3) adam demektir.

İşte Yaşar Kemal de , o dönemki tek parti dönemi ve sonrasında gelen iktidarın yanlış uygulamalarını , ağalık düzeninine göz yumduklarını bildiği için, öncesinde köy köy gezerek gördüklerini ve işittiklerini de birleştirip , destancılıktan gelen altyapısını da kullanarak bu destanı kaleme almıştır .. Destan dediysek cidden destandır ..Roman postuna girmiş BİR MANİFESTO dersek de yanılmış olmayız.. O dönemde bunu yazıp piyasaya sürmek cidden yürek yemiş cengaverlerin işidir .. Her babayiğidin harcı değildir! Bakın ne diyor Yaşar Kemal Alain Bosquet ile röportajında.. "Çağımızda, günümüzde çok mecbur insan biliyorum. İşi genelleştirirsek insanlık BAŞ KALDIRMAYA mahkumdur. MECBURLAR , insanın içindeki BAŞKALDIRININ eylemcileridir."

Biz biliyoruz ki, İnce Memed "masalsı" bir eşkiyadır.. Ama türünün tek örneğidir.. Ali kıran ,baş kesenlerden değil, halkın yanında yer almışlardan, zulme dur diyenlerdendir .. Bir eşkiyadır ki, kuzu postu ile gezen diğerlerine bakıp , "EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ ! " diyebilendir ..

İnceleme burda biterken, sağda solda inceleme şöyle yazılmalıdır , edebiyat şöyle olmalıdır , yaşım genç ama edebi kemale erdim ,doğarken bana tolstoy.exe - dostoyevski.exe yüklendi diyen ,bu konularda uzmanım diyip "anahtar kelimeler" ve akademik kriterler ile inceleme yazdığını iddaa eden , insanlara fildişi kulelerden projektörlerle bakan sözde elit ve pek akıllı şahsiyetler .. Edebiyat kimsenin tapulu malı değildir .. EDEBİYAT HERKESİNDİR ! İsteyen İSTEDİĞİ GİBİ YAZAR! İSTEDİĞİ GİBİ GÖRÜŞ BİLDİRİR! KONUŞUR !! =)) Beğenmiyorsan "izlemezsin , dinlemezsin , okumazsın" olur biter .. Ben böyle yazıyorum ve böyle yazmaya devam edeceğim .. Sorunu olan okumasın cicim! Kimseyi ne yazdıklarından ötürü , ne paylaştıklarından ötürü , ne söylediklerinden ötürü ,ne de yazım biçiminden kelli eleştiri hakkınız yok .. Bu kez TIBBİ bir boyutta kattığımız , İŞSİZ VE ROKETLİ bir incelemenin daha sonuna geldik..

Esen kalın , İŞSİZ KALIN ŞEKERPARELER!

STAR WARS SEVERLERE NOT : Yaşasın KÖTÜLÜK !! LONG LIVE DARK SIDE !! =))

https://www.youtube.com/watch?v=caz2FJxaUtU
438 syf.
·7 günde·10/10 puan
İnce Memed serisinin ilk kitabıdır. Anadolu insanının ruh halini ve sömürüye karşı başkaldırı halini satırlara böyle güzel dökecek başka biri olur mu bilmem. Yaşar Kemal Van doğumlu bir yazarımızdir. Kendisi edebiyatimiza sayısız eser kazandırmıştır. Bu eserin en ilginç özelliği 32 senede yazılmış olmasıdır. Kitapda geçen kahramanlar mahallede yaşadığımız komşularımız gibi yurdum insanı. Belki de bu yüzden kendimizden birseyler buluşumuz.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
438 syf.
·5 günde·9/10 puan
O kadar yavan olacak ki Yaşar Kemal'in ardından İnce Memed'i tanıtmak.

Geçen yıl okuduğum, etkisinden uzun süredir çıkamadığım ve çıkacağımı da tahmin etmediğim bir eser İnce Memed. Böyle bir uygulamayı indirmişken birkaç cümle de ben kurmak isterim ona dair.

Neydi onu bu kadar sevdiren?.. Heybeti desen heybeti değil, boy yok bos yok... Bizden biri oluşu belki de. Yaşar Kemal onu muhteşem bir karakter olarak tasarlasaydı birçoğumuz kendimizden bir parça bulamayabilirdik onun fiziğinde ve karakterinde. En önemlisi de "güçlü"ye karşı zayıfın, "haksız"a karşı hakkın mücadelesi onunki. Boyun eğmeme, diz çökmeme... Ne der İnce Memed, bir İnce Memed gider bin İnce Memed gelir. Onun mücadelesi, inancı, sevdası yer etti yüreğimizde. İnandık onunla İnce Memedlerin tükenmeyeceğine.

Dördü birbirinden güzel denilebilecek dört kitap. Daha dört tane daha yazsaydı okunurdu. Boğmayan üslubu, samimi dili ile akıp gidiyor sayfalar. Okunması, okutulması, anlatılması temennisiyle...
442 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10 puan
“Öpüp başıma koyduğum bir kitaptır”, demiş Zülfü Livaneli İnce Memed 1 için.
Benim için de okuyup kalbimin orta yerine koyduğum bir eser oldu. Yüreğine sağlık, Yaşar Kemal

Öncelikle beni etkileyen tarafı, bu eşsiz eserin 32 yıllık bir zaman diliminde yazılmış olmasıydı. Anladım ki, özgün eserler vermek için, belli bir birikim ve zaman gerekir..
Diğer yandan, kitap uzun süredir okuma listemdeydi. Sanırım buna başlamak için de kendinizi hazır hissetmeniz gerekiyor. Bazı kitapları anlamanın bir zamanı vardır. İşte o zaman bu zamanmış benim için demek ki..

Yaşar Kemal’i okumaya başlamadan önce, onun hayatı hakkında da az çok bilgi sahibi olmalısınız. Böylece onun bize vermek istediği duyguyu, zamanın şartları altında elde avuçta birşey yokken insanların nelerle baş ettiğini daha iyi anlayıp, yazarın kalemine daha çabuk adapte olabilirsiniz..

Romanda olaylar Toroslar - Çukurova’nın köylerinde geçiyor. 1900’lü yıllarda Osmanlı bu bölgede yaşayan göçebe aşiretlerin yerleşik düzene geçmeleri için onlara toprak verir. Bu topraklar zamanla değerlenir ve zenginler köylüleri gerek kandırarak, gerek dağlardaki eşkiyaları kullanarak zorla toprakları ele geçirmeye çalışırlar. Bu kavgada eşkiyalar birbirlerini, köylüleri öldürürler ve ağaların toprakları büyür.
Bu ağalardan birinin oğlu olan Abdi Ağa’nın köylülere yapmadığı alçaklık kalmamıştır. Beş köyü vardır ve topraksız kalan insanlar onun tarlalarında çalışır, fakat emeklerinin karşılığını alamazlar. Ağa onların üzerinde söz sahibidir, onlara açlığa maruz bırakır, işkence yapar ve mahsulün çok azını verir.
Abdi Ağa, en çok da çocukluğundan beri babasız olan İnce Memed’e eziyet etmektedir. Ve büyüdüğünde İnce Memed bu zulme daha fazla dayanamaz, sevdiği kız ve annesiyle köyden kaçar. Daha sonra dağlara çıkar, eşkiya olur ama o daima köylünün yanındadır. Kendi insanca yaşam mücadelesi, köylülerin hakları için mücadeleye dönüşür..
Yaşar Kemal bu kitabı için “Mecbur adamın romanı” diyor. Çünkü ezilmiş tüm insanların hakkı için mecburen dağlarda eşkiya olan İnce Memed’i anlatıyor.
Kitabın verdiği mesaj ise: Halkı sömüren diktatör ağalar hep vardır ve hayatımızda olacaklardır. Ama onlara karşı içimizdeki İnce Memedleri hep yaşatmalıyız..

Bana göre Yaşar Kemal Türk halk edebiyatımızın en büyük deryası. Epey bir etkisinde kaldım. İlk kitapta tüm olaylar yaşandı, daha ne olabilir ki, diyorsunuz, fakat serinin 3 kitabın daha olduğunu biliyorsunuz. Diğerlerini de merakla okuyacağım ileriki zamanlarda..
Velhasıl, İnce Memed anlatılmaz,
İnce Memed okunur...
438 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Merhabalar!
Okumayı çok istediğim bir seriye başlamanın mutluluğuyla bir inceleme yazmak istedim.Buyrunuz:
Haksızlığa,ağalığa,ezmeye,ezdirmeye,işkenceye,yoksulluğa,adaletsizliğe, olmayan düzene,dünyaya...bir başkaldırış,bir efsane.İnce Mehmed;ezilenin dostu,ezenin düşmanı.Cesur,vicdanlı,merhametli bir kahraman.
Harika bir anlatım,muazzam betimlemeler.Mükemmel bir yapıt.
Köy hayatı,köylüler,ağalık,kardeşlik, güven,sevda daha nasıl güzel anlatılabilirdi ki? İlk defa Yaşar Kemal okumanın mutluluğu bir başka.
Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Kitaplı günler dilerim.
438 syf.
·4 günde·10/10 puan
Açıkçası kitabın bu kadar iyi olacağını bekliyordum ama beklediğimden de daha iyi çıktı. Gerçekten kitap o kadar akıcı o kadar güzel bir şekilde yazılmış ki soluksuz bir şekilde ve kısa bir sürede okudum. Okumadıysanız muhakkak alıp okuyun.

Kitap İnce Mehmet adında bir gencin köyde yaşadıkları sıkıntılardan yola çıkarak, haksızlığa, adaletsizliğe bir başkaldırıyı bizlere sunuyor. Ağalık sistemine karşı durarak mücadelesini sonuna kadar veriyor. Tabii bu mücadeleyi verirken bir çok sevdiği kişiyi kaybediyor ve çok sıkıntılı bir hayatla karşı karşıya kalıyor. Bu durumda bile mücadelesini sonuna kadar veriyor.
Çok fazla detay vermeden kitap genel olarak verdiği mesajla kalitesini ortaya koyuyor. Zaten bir kitapta olması gereken insana verdiği olumlu ve güzel mesajdır. Eğer o mesajı veriyorsa zaten o kitap okuyucuyu yakalıyor ve derinden etkiliyor. İşte bu kitap tam olarak bu dediğim özelliklere sahip. Tekrardan herkesin okuması gereken tavsiye bir kitap olarak öneriyorum. İyi okumalar..
438 syf.
·2 günde·10/10 puan
YAŞAR KEMAL ile neden bu kadar geç tanıştım? Edebiyatımızın en büyük deryası belki de kendisi. Bu deryaya girmek beni korkutuyordu. Kendimi hazır hissetmem gerekiyordu. Bu yüzden bir süre farklı farklı eserlerle kendimi alıştırdım ve kendisi, hayatı hakkında biraz araştırma yaptım. İçten içe kemiriyordu beni O'nunla ve eserleriyle tanışma isteği. Artık sabredemeyecek raddeye gelince İnce Memed ile girdim bu deryaya.

Yaşar Kemal okumaya başlamadan önce, muhakkak hayatı hakkında bilgi sahibi olmalısınız. Böyle olursa eserlerinde vermek istediği duyguyu, kendi hayatında üstesinden gelmesi gereken zorlukların derecesini, o zamanın şartları altında, elde avuçta bir şey yokken insanların nelerle baş ettiğini çok daha iyi anlayıp, kitabın içine çabucak girip yazarın kalemine daha iyi adapte olabilirsiniz. Bu, okuduğunuz eserde sizin de bir karaktere dönüşmenize ve kitapta kendinizi bulmanıza olanak sağlar. Yazarın diline, kalemine ve olayların kurgulanış şekline hayran kalmamak elde değil. bundan yarım yüzyıldan fazla zaman önce yazılmış olan bir eser benim nasıl boğazımı düğümledi diye düşünüyorum ama cevabı tabii ki yazarın kendisinde. Toprağına, taşına, gönül verdiği yurduna, bozkırına, kışına, yazına, ayazına, çamına, çobanına öyle bir hayat vermiş ki yazar, her biri bizim hayatımızın içinden seçilmişte kitabın içine yerleştirilmiş gibi. İyi ki okumuşum ve iyi ki yazarla tanışmışım.

Burdan sonrasında kitaptan alıntılar ve spoiler mevcuttur..

Yazar aldı beni Torosların eteklerine götürdü. Arazinin dağını taşını aştık, çamlıkların arasından geçtik, çakırdikenin içinde ayaklarımız kan içinde kaldı da Değirmenoluk köyüne geldik.

İnce Memedin hikayesi bu nasıl büyüyüp doğrulduğu, dallanıp budaklandığı ve her zorluğun üstesinden geldiğini anlatan. Köyünde uğradığı ihanetin büyük sadakate dönüşeceğini ve bir gün karşısına, umulmadık bir zamanda umut kapısı açacağını bilmeyen Memedin hikayesi. Eşkıyalıktan kahramanlığa, açlıktan zenginliğe, ardında bıraktıklarının, köyünün, köylünün ateşiyle yanan bir hikaye. Bu hikayede tek dertli kendisi değil, Hatçe (İnce Memedin yareni, sevdiği, uğruna ölüme koştuğu), Iraz Teyze(evladının hasretiyle yanıp tutuşan ama yarasına çare olmayan dul bir ana), Recep Çavuş, Cabbar gibi yol arkadaşlarının yanında en büyük dert sahiplerinden biri de Topal Alidir. Kimi yarini, kimi evladını, kimisi haysiyetini kimisi de kendini kaybetmiş bu karakterlerin her biri ayrı cevherle donatılmış ve hepsi de ızdırabın en fenasını yaşamıştır. Buna bir de Abdi Ağa kadar zalim, kansız ve soysuz Ali Safa eklenince, gelin gerisini siz düşünün. Nasıl bir ateş çemberinin içinde sürüyor bu koşturmaca. Bir yanda sefalet ve güçsüzler diğer yanda candarmaları elinde oynatan ağalar beyler. Bir yanda yalınayak koşturanlar diğer yanda ise dörtnala atlılar. Bir yanda yiyecek öğünü olmadan, günlerce kar kıyamet yol alanlar, diğer yanda kuzu tandır, sıcak şömine başında sefa yapanlar. Halka zulüm ayrı, gasp ayrı, görmemişler ne bilsin adaleti, zalimin elinden çektikleri ölünce sona erer ancak.

Dikenlidüzüne beş kadar köy yerleşmiştir. Bu beş köyün beşnin de insanları topraksızdır. Cümle toprak Abdi Ağanındır. Dikenlidüzü, dünyanın dışında, kendine göre apayrı kanunları, töresi olan bir dünyadır.Dikenlidüzünün insanları, köylerinden gayrı bir yeri bilmezler hemen hemen. Düzlükten dışarı çıktıkları pek az olur. Dikenlidüzünün köylerinden, insanlarından, insanlarının ne türlü yaşadıklarından da kimsenin haberi yoktur.
Değirmenoluk köyü Dikenlidüzüdeki köylerin en büyüğüdür. Abdi Ağa da bu köyde oturur. (s.10)

Bu köyde, sırtımda sopa, dudaklarımda deri çizme izi, İnce Memedin hikayesi bekler bizi. Yetim çocuk dahil bütün köye emdiği sütü burnundan getiren bir ağa. Öyle ki ne sıcak ne kurak ne yokluk ne hastalıklar bu kadar eziyet etmiştir köylüye. Öyle ki bu köyde yaşamak için, ektiği ekinin peşinden, namusunun peşinden, varını yoğunu, canını ruhunu ağaya teslim etmişiz. Gülmeyen yüzümüz, sobada pişmeyen aşımız ve bin bir ağrıyla sızlayan başımızın derdiyle kursağımıza girecek bir lokma uğruna sabahtan akşama, toprağı ekine gebe bırakıp en yüksek verimi alma derdinde uğraşmışız. Kara sevdaya tutulduğumuzda dahi hala karın derdindeyiz. Bi yandan açlık bi yandan sevda. Ne kadar zor bu iki derde bulmak deva. Ülkemin, Anadolumun, Çukurovamın her toprağında binbir güzellik yeşerir hayat bulur ama böyle bir kansız hiçbir yerde bulunmaz. Canım dişimde, namusum gözümde bu diyarda durulmaz.

Alır başımı çıkarım dağa, isterse iz sürsün Topal Ali. Gözüm görmez hiçbir şeyi. Ne anamı, ne diyarı ne çekeceğim eziyeti. Kendimden çok ziyan olacak Hatçeme dayanamam yine de çeker giderim. İnce Memedi bildim bileli bela başından kurtulmaz. Tam bitti derken yeniden başlar dertleri. Birbiri ardına iç içe geçmiş halkalardan oluşmuş bela, zincir gibi. Çok küçüktüm çorbasına muhtac olduğum Süleyman emmi sağolsun Deli Durdunun yanında yer buldum. Deli de tam deli. Kararmasın gözü, görmez hiçbir şeyi. Öyle bi inat öyle bir aksi. Nasıl bunca yıl dağlara sırtını verip ruhunu canında taşıyabilmiş anlayamadım. İnce Memed daha o zamandan yüreğindeki kıvılcımdan haberdar. İçindeki iyiliğin yeşerdiğini ve muhakkak her şeye çözüm bulacağının farkında. Kendine yapılan hiçbir şeyi ( ne iyilik ne de hainliği) unutmaz.

Bu geç kalmış bir tanışma olsa bile bundan sonra daha fazla kişiyi yazarla tanıştırıp yazarı okutma çabasında olacağım.

Ben kitabı okumadan önce yazarın hayatı ile ilgili bilgiyi Begüm Çakır hanımın videosundan edindim. https://www.youtube.com/watch?v=ek4BYSZQsoM Yazarın hayatı ve eserleri hakkında çok faydalı bir video. İzlemenizi tavsiye ederim.
438 syf.
·4 günde·9/10 puan
"İnsanoğlu bu, kimin içinde ne var bilinmez."

Yaşar Kemal ile ilk yazdığı kitabını okuyarak tanıştım sonunda. 4 ciltten oluşan serinin ilk kitabını bitirmeme rağmen kesinlikle MOL'den (Mutlaka Oku Listesi) olduğunu söyleyebilirim.

Konusu: Toroslar'da bir köy olan Değirmenoluk'ta yaşayan Memed & annesi, köye hakimiyet kurmuş olan Abdi Ağa'nın buyruğunda çalışırken henüz çocuk olan Memed dayanamaz & köyden kaçar. Yakındaki bir köye sığındıktan sonra bir süre sonra şanssızlık eseri Memed köyünden biri tarafından görülür & köye döndürülür. Tabi Abdi Ağa'nın bu başkaldırışa tepkisi- onların elindekileri alarak & haklarını vermeyerek- bıçağı kemiğe dayar. Tabi bir taraftan da Memed & annesi Döne hayatlarına devam ederler. 18 yaşına gelen Memed & köyün kızlarından Hatçe birbirlerine aşıktır. Ama bunu bile bile Abdi Ağa, Hatçe'yi yeğenine nişanlar. Memedse alır Hatçesini kaçar. Hikaye burada biter mi? Hayır, aksine yeni başlar. Yeterince merakınız uyandıysa bir koşu kitabı alıp okuyun derim.

Yeşilçam filmini okuyormuş hissiyatında bir solukta okuduğum kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum.

İyi okumalar -.-
438 syf.
·Puan vermedi
Ilk kez Yasar Kemal okudum, ilk baslarda cok abartilan bir kitap diye dusundum, her ortamda Yasar Kemal deyince orda bir dur dostum durumuyla karsilastim fakat bi anda biten asiri akici... olaylar pespese oldu bitti, agayi vur, daga cik, kahraman ol hemen, sevdiginle hmen kavus hemen ayril, hemen cocuk hemen yine ayrilik, koyu yak daga cik, in... olaylar gumbur gumbur... Toprak Ana filmi canlandi gozumde, oradada zalim bir aga ve magdur koyluler durumu vardi... Sonuc olarak kitap cok akici cidden okutuyor kendini. O zaman iyiki okudum diyelim, devamini merak ediyorum...
Dünyanın bütün kötülüklerine baş kaldır. Bazen senin iyiliğin başkasının kötülüğüne de olabilir.
Kendi iyiliğine de baş kaldır…

İnce Memed 1, Yaşar Kemal
Mahpusaneyi düşündü. Yüreği burkuldu. Bu kadar felaketin bir arada , bir insanın başına nasıl gelebileceğine şaştı. Çok az küfrederdi. Hışımla küfretti.
“Biliyorum, yürek bir sırça çiçektir. Bir
kere kırılınca o çiçek, bir daha öyle çiçek olur mu, olmaz; biliyorum olmaz.”
Fakir fıkaraya zulmetmeyeceksin. Haksızlaraz kötülere istediğini yap. Cesaretine hiç güvenmeyeceksin. Kafanı işleteceksin. Yokasa yaşayamazsın. Burası dağdır. Demir kafese benzer...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnce Memed 1
Baskı tarihi:
1979
Sayfa sayısı:
447
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tekin Yayınevi

Kitabı okuyanlar 30,3bin okur

  • Büşra Güven
  • Derya Aktürk
  • Güneşin Çocukları
  • Gamze nur
  • only.depp
  • emlshn
  • Melike Melom
  • büşra ural
  • Mulan Kindera
  • MELISSA

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.1 (12)
9
%0 (4)
8
%0 (1)
7
%0 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0 (1)

Kitabın sıralamaları