Giriş Yap

İnce Memed 2

9.110 üzerinden
6,2bin Puan · 584 İnceleme
459 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bu cihandan gidişim MEMLEKET sevdasından..
✒ " Dünya ne sana ne de bana kalmaz.. Sultan Süleyman'a kalmadı böyle hiçbir kitap yazmaz.." Kalmadı ya koca Süleyman'a kalmadı. Deyin hele şimdi ağalar paşalar, kalır mı dünya kimselere ? Kefeninde; daşını toprağını, evini damını, parasını pulunu götüren var mı ola gördünüz mü heç ? Düşünün hele bir bunca dövüş niye o vakit ? Nece düşündü Memedim aklını yitirdi cevap bulamadı. Düzene karşı koydum ne oldu bir şey değişmedi, didi. Bir ağa gidiyor diğeri geliyor. Bir gidiyor bin geliyor. Gelen daha kötü daha beter geliyor. Amma fıkara hep fıkara.. olan hep ona oluyor. "Yoook" didim. Sen yılamaz yitemezsin sen İnce Memed'sin.. Vicdansın, adaletsin.. Sen umutsun, şahinsin.. Kalk ! kendine gel, silkelen. Boynu bükük koma köylüyü, umutsuzluğa teslim eyleme.. Ne etti ? Acep kalktı mı ayağa yoksa pıstı kaldı mı?? Yok öyle "Armut piş ağzıma düş." Okuyun ola okuyun. Sonra.. Derdini dert eylediğim bir avrat buldum yine kendime bu kitapta da. Seyran.. Güzelliği dilden dile dolanmış, kim görse eli ayağı çözülmüş hayran kalmış.. Bir garip Aziz'e yanmış karasevdalara dalmış. Hor görmüşler garibi sürgüne yollamışlar. Seyran; diz bükmemiş, boyun eğmemiş. Varmış bulmuş sevdalısını.. canına can eylemiş ömrünü ömür bellemiş. Amma duyulmuş şey mi sevdalılar mutlu mesut yaşasın? Yoook ! Komamışlar yaşasın fıkaralar.. Sonra... sonrası " Vay Anam vay"... Bitmedi gardaş ! Umut hiç bitmedi kitapta.. Tam bitti dediklerim hep küllerinden yeniden doğdu. Yaralı kalpler birbirlerini tanır, derler ya... Heee hakkat tanıdılar.. Göz göze gelince yürekleri bi' hop etti. Yıllar sonra çıra gibim yanıp tutuştu tenler.. diller lâl.. gözler kör.. kulaklar sağır.. Ahhh AŞK.. bildim ben merhem olacaksın, onulmaz yaraları saracaksın.. Ne Yiğit ne Mert bir yüreğe düştü göynün Seyran bacım.. Ne diyem a dostlar a gardaşlar.. Sizinde yüreğiniz nece güzellere nece yiğitlere düşsün de sevda dumanı her daim başınızda tütsün..
İnce Memed 2
9.1/10 · 21,6bin okunma
·
8 yorumun tümünü gör
Reklam
459 syf.
·
3 günde
·
8/10 puan
İnce Memed 1
incelemem #47699683 ''Zulme karşı koymamak zalime ortak olmaktır.''(s.181) İnsanın insana yaptığını başka hiçbir canlı diğerine yapmaz şu dünyada. Neden? Tabii ki de menfaati için. Neden? Kendi rahat yaşasın, tırnağına taş değmesin, karnı aç kalmasın iyice semirsin, sırtında da en rahat döşekler olsun diye. Yesin yesin doymasın, hiçbir şey bulamayınca da insanın sırtındaki derisini yesin de sonunda gözü de doysun diye. Ama doymaz. Biri gider diğeri gelir. Bir yılanın başını kesersin, bin yılan çıkar karşına. Nasıl baş edicez bunlarla ? Sen önce bu yılanın başını ez, gerisinin bir çaresi bulunur elbet.. Daha önceden tanışmıştık İnce Memedle. Yaşadıklarına ortak oldum. Ortak olmak değil de yanında oldum desem daha doğru olur. Az şey değil çünkü. Az duygu paylaşmadık. Gülmek pek bize yaraşmadı o yüzden genelde hüzünlüydük ilk kitapta. Çok çektik. Dağ tepe aştıkta namerde gün yüzü göstermedik. Şimdi durmak olur mu ? Biz onca çileyi neden çektik? Onca toprağı al kanla neden boyadık? Canlarımızı nasıl feda ettik bilir misiniz siz? Sayfaları açmadan bilemez, bizim derdimize ortak olamazsınız. Bu günler kolay geçmedi ve bu ad boşuna böyle nam yapmadı derim size. Öyle bir yiğit ki kendisinin peşinde dört dönen komutanların bile saygısını kazanmış.. Asım Çavuş: '' Bir acayip huylu bir oğlan. Eşkıyaya hiç benzemiyor. Cin gibi, peri gibi, melek gibi bir insan. Evliya olacağına eşkıya olmuş.'' (s.197) Düşmanı tarafından sözlerle anılan birisi nasıl kötü biri olabilir ki? Koca Osman boşuna bağrına basıp da şahinim demez. Oğlum deyip, gördüğünde bayramlıklarını sırtına geçirip sabah akşam köyü döner durur. Adının geçtiği kıraç toprak bile yeşerir. Dostun gönlü huzur dolar. Açlık, susuzluk, yorgunluk, dermansızlık unutulur herkesler İnce Memedi diline düşürür. Onun ne yiğit olduğundan söz açık dururlar. Adına yazılmış türkülerle gecelerin sessizliği bölünür. Kolay değil eşkıya olmak. Hem de adı sanı bir. Türlü türlü hikayelere konu olmuştu İnce Memed. Bunlardan bir tanesi; ''Yumuşacık bir adammış, pamuk gibi. Uz konuşurmuş. Ötelerden, uzaktan bakınca dağ gibi olur, heybetlenirmiş. Gözlerinden ateş saçılırmış. Yanına varınca, eğer durgun bir zamandaysa çocuklar gibi küçücük olurmuş. Saçları da diken gibi dikilirmiş. Öfkelendiğinde yakınında da olsan Memed kocaman olurmuş. Kederliymiş çoğu zaman. Çok sevinçli olduğu da olurmuş. Bir de ona kurşun geçmezmiş. Muskalıymış, dualıymış, afsunluymuş. Bir de onu bıçak kesmez, ateş yakmaz, su boğmazmış.''(s.256) Aynı yerleri dolaştıkça, ilk kitapta yaşadıklarımız gözümün önüne geliyor. Tekrar o hislerin vücudumu sardığını ve ürperdiğimi hissediyorum. Bir kitap insanın içinde nasıl bu kadar canlı kalabilir ? diye şaşırıyorum açıkçası. Kitabın en sevdiğim özelliği, yazar sürekli hikaye ve karakter üretiyor. Bu sayede kitabın içinde sıkılmanıza fırsat vermiyor ve olayların birbirine bağlantısı çok duru bir şekilde sağlanıyor. Hem de bu sayede kitabın içeriği de Çukurova gibi zenginleşiyordu. İlk kitabı okuduktan sonra bu kitaba başlayıp olayların devamını bekledim ben de, ama biraz yanıldım. İlk kitaptaki hareketlilik ve sürekli heyecan bu kitapta yok biraz durulmuş. Sanki kitabın devamının geleceğini haber verir nitelikte ağır ağır işliyor konular, sağlam zeminlere oturtulup. Kitabı bitirdim ve benim aklımda bir soru kaldı. Bu kitap nasıl devam edebilir ki? Tabii ki ilk kitapta olup burada olmayan ve bağlantılı olmasını beklediğim konular var ama onlar için biraz daha zaman geçmesi gerek diye düşünüyorum. Oysa Çukurova'da her şey sıcağı sıcağına yaşanıyor. 3. kitabı okuyacağım zaman için şimdiden sabırsızlanıyorum. Keyifli okumalar.
İnce Memed 2
9.1/10 · 21,6bin okunma
·
1 yorumun tümünü gör
459 syf.
·
53 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Mecbur Adam
¶¶İnce Memed, Şahinim... Ağalık düzenine karşı çıkışın; çelişkilerin ve zorlukların ancak nihayetinde ezilmişlerin zaferinin hikayesi. Abdi gitti, Hamza geldi, başka ağalar, beyler de geldi ama bir çok da Mehmet doğdu. İyilik ve kötülüğün kadim savaşı bir kez de Çukurova Toprakları üzerinden anlatılmış. Kuşkusuz epik bir şekilde anlatılmış. Her bir karakteriyle ince ince işlenmiş bir roman.¶¶ Yaşar Kemal ile tanışma serüvenim, İnce Memed ile başladı. Zor bir başlangıç oldu ama ilk sayfadan itibaren beni kendine çektikten sonra okumalarım daha çok istek kazandı diyebilirim. Cumhuriyet'in ilk yılları geçip gitmiş ve Türkiye yeni yönetim şekline uyum sağlamayı kısmen de olsa başarmıştır. Yalnız hâlâ ağa, eşkıya ve ırgat kavramları içinde yoğrulan Anadolu halkı, yoksul ve kötü bir durumdadır. Ya köylü olup ekip biçeceksin ve elindeki her şeyi köyün ağasına vereceksin ya da bu sisteme dayanamayıp bir ağanın başına sıkıp dağa kaçacaksın ve eşkıya olacaksın. Sonra da peşine hükümetin askerleri düşecek; o dağ senin, bu dağ benim gezeceksin, bazen aç bazen de tok uyuyacaksın. Köylü ya arkanda duracak ya da seni satacak. Hep ikilem içinde olacaksın... Bu zavallı insanlar köylü olarak dünyaya gelmiş, yoksul oldukları halde hep şükretmeyi bilmişler... Gaddar ve merhametsiz bir ağa bozuntusunun eline bakmak mıydı hakları? İnce Memed vuruyor ama ağalar bitmiyor; bu sistem devam ettikçe ne İnce Memedler bitecek ne de zengin ve doymayan ağalar... Kötüler kötülüğe alışmış, iyiler de kandırılmaya. Yoğun bir tasvir sizleri bekliyor bu arada. Anlatım ne kadar dallandırılıp budaklandırılmış olsa da ana tema belli aslında.  Yaşar Kemal, bizi ve bizim halkımızı yine bize anlatırken her kelimesini özenle seçmiş ve epik bir anlatı sunmuş. Tasvirlerinden, duygu değişimlerinin enfes anlatımından, tabiatın renginden kokusuna varana dek, tüm devinim ve değişimler, kelimelerin esrarlı sıralanışıyla, seri boyunca size haz vermeye devam ediyor. Bir de Yaşar Kemal’in ne kadar çok kelime bildiğine hayret ettim doğrusu. Düşünün böyle bir roman yazıyorsanız ve anlattığınız dönemin imkanları, şartları son derece kıt ise, çevrede anlatacağınız nesne sayısı o kadar az demektir. O dönemi anlatırken, çevreyi tasvir ederken de bir o kadar az kelimeyle durumu kotarırsınız. Ama gelin görün ki Yaşar Kemal eseri tam 4 cilt yapacak kadar dili iyi kullanmış. Doğrusu hayran kaldım.
Sait Faik Abasıyanık
“Hikaye mi yazacaksın; gökteki bütün yıldızların denizdeki tüm balıkların adını bilmelisin” diyor ya hani. Evet Yaşar Kemal onların isimlerini biliyor. Bunun yanı sıra dikkatimi çeken bir başka şey, toplumun harekete geçiş psikolojisinin ne şekilde ve nihayetinde ne zaman tetiklendiğini görmek oldu. Dikkatimi çeken ikinci şey ise, insanoğlunun, kendisini kurtaracak hamleyi yapanın yanında kısa bir süre durduktan sonra, yine kendisine asıl kötülüğü yapan güçten yana vaziyet alması oldu. Serinin 3.süne başlamak için bunca umutsuzluk içindeki umudunu yitirmeyenlerin yorgunluğunu dinlendirmem lazım. Sadece bir roman olarak değerlendirmek yanlış olur çünkü bir “efsane”den farksız. Tıpkı Homeros’un dizeleri gibi. Yaşar Kemal için “çağdaş Homeros” denilmesi de ayrı bir güzellik olsa gerek... Ayrıca çok uzun bir zaman ayırarak tamamlamış bu seriyi. Adaletsizlikler ve haksızlıkların içinde cesur bir kalbin ve yiğitliğin hikayesini okurken etkilenmemek elde değil; okuyan herkesin seveceğine de emin olduğum bir seri kesinlikle. Okur kalın...
İnce Memed 2
9.1/10 · 21,6bin okunma
·
3 yorumun tümünü gör
459 syf.
·
10/10 puan
Böyle gelmiş böyle gider...
Siz Şahin kuşunu bilir misiniz? Koyu boz rengi uzun kanatları, kırçıllı beyazlı tüyleri, açık sarı kısık gözleri gözlerinin içinde siyah gözbebekleri vardır. İki kanadını açıp ayaklarını ağır ağır atarak efeler gibi yürür. Göklerde süzülür, dünyayı, olan biten yükseklerden seyreder, bir yandan da avını arar. Tavşanları, kuşları gözler… Avını gözüne kestirdi mi siyah gözbebeklerinde bir ışıltı yanar. Avının her hareketini adım adım izler. En uygun zamanı kollar. Avının bir anlık dalgınlığında dalışa geçer. O vakitten itibaren gözü avı dışında hiçbir şeyi görmez. Ağaçlar, böcekler, hayvanlar, binalar, insanlar ona vız gelir. Avının peşini bırakmaz, tek hamlede keskin pençeleriyle çarpar. En keskin gözlüler bile onun avlanışını göremez. Sadece uçuşunu, dalışını ve geriye yükselişini görürsünüz. İnce Memed de Koca Osman’ın deyişiyle bir şahindir. Ufacık bedeniyle. Sürekli zulüm imparatorlarını izler. Gözlerinde ışıltı yanana kadar. Müsait zamanı kollar ve dalar. Sadece dalışını ve dönüşünü görürsünüz. Bin başlı zulüm ejderhasının başını tek tek kopartır keskin pençeleriyle… Koparttıkça da aynı yerden üç baş daha çıkar. Ah Memed ah… Ah ala gözlü şahin ah. Bu zulüm hiç bitmeyecek mi? Biter elbet biter ya… Öldürmekle bitmez. Sen sadece sanırsın ki suç zulmedendedir. Sanırsın mısın ki bu zulme boyun eğenlerin hiç suçu yoktur? Esas asıl suç onlardadır Memed’im. Biz köylüler düşünmeyi pek sevmeyiz. Biz aklımızı kiraya verenlerdeniz. İsteriz ki hep başımızda bir baş olsun. Bizim yerimize o düşünsün. Biz muhtarımızın, imamımızın, azıcık okumuş yazmış bellediklerimizin, bir yer edinmişlerin ağızlarının içine bakarız. Bakalım ne diyecekler diye… Ağızlarından çıkan her kelimeye de türlü manalar yükleriz. Ağzımızdan kötü bir laf çıkacak da başımıza türlü işler açılacak diye el pençe oluruz. Köyümüze geldiklerinde onları en güzel şekilde ağırlamaya, yedirip, içirmeye, gönüllerini hoş etmeye bakarız. Biz böyle alışmışız. Kendimizi doğuştan cahil sayarız. Koskoca imam, muhtar, ormancı, başçavuş varken biz ne biliriz… Bize pek iyi niyette yaramaz. Azıcık güler yüz gördük mü, arkalarından bunda da hiç iş yok deriz. Biz bize sertlik etmeyeni pek adamdan saymayız. Sertliği gördük mü bu da pek yaman deriz. Biz bir tek toprağı ekmeyi biliriz. Hesapsız, kitapsız. Her sene aklımıza ne ürün yatarsa onu ekeriz. Yaz sıcağında tarlalarda çalışır, oraya buraya yaptığımız masrafları üzerine pek koymadan tek seferde alınca da mahsul parasını aldık deriz. Mahsul parasına yaptığımız borçları da kapatınca bize bir tek o yılki karın tokluğumuz kalır. Eh buna da şükür karnımız doydu ya… Biz dünyayı para kazanmak için yaşamayız. Dünyaya geldiğimiz için yaşarız. Tarlamızı her yıl ekmemiz gerektiği için ekeriz. Evlenme yaşımız gelince evlenmemiz gerektiği için evleniriz. Yaşlanınca ocağımız tütsün, başımızda bize bakacak birisi olsun diye çocuk yaparız. Birisi çıkar da bunların aksini derse, aramızdan biriyse hiç takmayız, “Yüzyıllık köye yeni adet” “Biz dedemizden böyle gördük” der, arkasından bir de güleriz. Okumuş yazmış birisiyse “Seçimlere girecek herhalde” deriz. Bekleriz ki biri bize öncülük etsin o göstersin biz yapalım. Bir de savaş zamanı cenk etmeyi biliriz. Hep medet umduklarımız türlü yerlerdeyken biz çıkar savaşırız. Topraklarımızı elin gavuruna bırakacak halimiz yok ya. Bir canımız var onu da toprağımız uğruna veririz. Biz böyleyiz işte Memed’im. Bizim adetimiz böyle. Sen istediğin kadar bizi koru, toprak sahibi et, bize zulmedenleri öldür. Sen gidince biz yine kendimize bir baş buluruz. Yine akıllarımızı birisine kiraya veririz. Yine tarlamızı eker mahsulünü başkasının ambarına koyarız. Senin de arkandan atar tutarız. Bizdeki bu cahillik gitmedikçe bize zulüm haktır. Savaş gelince köy köydür Seçim olunca köy köydür Ondan gayrı hiçbirşeydir Eyvah köyüm yiğit köyüm Aşık Mahsuni Şerif’e en derin saygılarımla… youtube.com/watch?v=YOgIF1vtesM Herkese keyifli okumalar dilerim.
İnce Memed 2
9.1/10 · 21,6bin okunma
·
7 yorumun tümünü gör
Reklam
Reklam
2
59
587 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42