İncir Tarihi

·
Okunma
·
Beğeni
·
1248
Gösterim
Adı:
İncir Tarihi
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750723377
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
İncir Tarihi
İncir Tarihi
İncir Tarihi
Görüp geçirdiğim olayları anlatmaya başlamamın, öyleyse, tek ve ikincil nedeni, bir kere, kaza eseri de olsa kalemi elime almış olmamdır. Bahanem yok; kendimi, yaşadığım şeylerle tanıdığım kişilerin, hayvanların, bitkilerin, gezip gördüğüm yerlerin, serin duvarlar arasına saklanmış iç açıcı odaların, birbirinden güzel kadınlarla bunların olağanüstü memeleriyle kalçalarının, Allahın belası bir hançerin, bu hançer tarafından kesilerek öksüz bırakılmış kolumun, bu ke­sik avucumda aylarca saklamayı başarabildiğim yüzüğün, leyleklerin, tilkilerin, fillerin, kaplanların ve bu kaplanlarla kutsal aslanlar üzerinde seyahat eden başka seyyahların, kitapların, bu kitapları okuyarak deliren acayip dervişlerin ve bütün bunları oturup yazmaya çalışan Zeyrek adlı bir kişinin bahanesi sayıyorum.

Faruk Duman’dan, büyülü bir âleme kışkırtıcı bir yolculuk...
344 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
İncir Tarihi, okurken zevk aldığım, büyülü masalsı diyarlarda gezindiğim bir kitap oldu. Konusunu kısaca anlatmak zor. Kurgu bir incir gibi içini açılınca onlarca parçaya ayrılıyor. Hepsi de ayrı keyifli. Zaman ve mekan okurken tatlı bir su sesi gibi değişiyor. Bazen matruşka gibi birbirinin içinden yeni kişiler yeni hikayeler çıkıyor. Okumaya başlayınca önce biraz garipsedim bu durumu. En son kim ne anlatıyordu kafa karışıklığı yaşadım. Ama size tavsiyem bu karışıklığa takılmayın. İlerleyen sayfalarda bu karışıklık hoş bir ayrıntıya dönüşüyor.

İncir tarihi okurken bana biraz İhsan Oktay Anar’ı okuyormuş gibi hissettirdi. Kurgu içinde kurgu, masalsı destansı anlatım açısından benzettim. Faruk Duman’ın daha önce okuduğum kitaplarındaki doğa tasvirlerini bu kitapta da gördüm. Doğayı tasvir ederken sıkmadan güzel yerlere değinip anlatmasını seviyorum.

Açıkçası okurken biraz kafa karıştıran, yöresel birçok ayrıntılar ile süslü, katman katman bir eser okumak isterseniz tavsiyemdir. :)

Ufacık bir not, okuduğum bu baskıda 15 tane -kitabı kütüphaneye teslim ettim tam hatırlayamadım- dip not var. Sayfanın altında değil kitabın sonunda açıklanmış yerler. Okurken bölümü bitirip onları da okumanızı tavsiye ederim.


https://www.instagram.com/...?igshid=hsnazusq5gq4
372 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Kitap Ağacı okuma grubunda, "600 Günde Devr-i Alem" isimli yeni bir okuma serisi ve sanal tartışma ortamı oluşturuldu. 20 aylık bu seride, Türkiye'den başlayarak, gün ışığının ilerlediği yönde, her ay bir ülke edebiyatına misafir olmayı hedefleyen bir macera bu. İlk kitap Türkiye'den Faruk Duman'ın "İncir Ağacı" kitabıydı. Açıkçası önceden bildiğim bir yazar ve kitap değildi. Bu tip kitap gruplarının en büyük faydası, insanı alıştığı okuma alışkanlığı çerçevesinden çıkarmak, yeni edebiyat güzergâhları keşfetmesini sağlamak oluyor.

Bu anlamı ile "İncir Tarihi", son dönemdeki okuma rotama bir yenilik kattı. Oldukça uzun bir süredir masal tadında bir edebiyat ürünü okumuyordum. İncir Tarihi oldukça akışkan, keşfettirici ve zihne yeni pencereler açabilen bir eser. Aslında akışkanlığı bir nebze tartışma konusu olabilir. Çünkü yazar, hikayenin genel seyrinin aralarına, romanın bazı detaylarına dair kısa hikayeler veya anlatılar eklemiş. Örneğin romanda aşk meselinin geçtiği bir noktada, insanlara aşık olan ve onları kaçıran hayvanların hikayeleri ile araya giriş yapmış. Ya da bir adada geçen bölümün arasına, balinaların nasıl olup da kara parçasına ve adalara dönüştüğüne dair bir anlatı girmiş. Bu nedenle zaman zaman ana hikâyeden kopmanız mümkün ama bunu bir soluklanma ve çerçeve genişletme fırsatı olarak da değerlendirebilirsiniz.

Son dönemde birden fazla bilim-kurgu eseri okumaktan mıdır bilemem, kitabı okurken, bilim-kurgu türünün önüne açan şeyin, teknolojik gelişmeler kadar, masallar da olduğunu düşündüm. Hatta kitabı okurken aklıma şu soru geldi; Uçan halısı ve sihirli lambası olan Alaaddin edebi tür olarak masal mıdır, bilim kurgu mu? “İncir Tarihi”nde de masal havasında ama bilim-kurgu hissi uyandıran öğeler var; Kendi hedefini arayan hançer, kopan ve tekrar monte olabilen kol gibi.

“İncir Tarihi”nde hikâyenin geçtiği tarihten, karakterlerin kendisine kadar hikâyenin içinde geçişkenlik göstermesi en ilgimi çeken özellik oldu. Hazreti Süleyman tarafından fethedilen İstanbul, İstanbul fethedildikten sonra hala Anadolu'da var olan bir Hristiyan krallığı gibi zaman motifleri, romanı gerçek zaman akışının dışına taşımış ve masal formatını daha da güçlendirmiş. Karakterlerde de kitap içinde geçişkenlikler yaşanıyor. Örneğin romanın başında sıska bir çocuk olan Ümmik karakteri bir süre sonra bir cüceye dönüşüyor. Başkarakter Zeyrek ise hikâyenin başında 13-14 yaşında bir çocuk iken, hikâyenin sonlarına doğru Zeyrek Efendi’ye dönüşmüştü.

Dil konusu ise başlı başına bir masal unsuru olmuş. Çünkü eser çok fazla kendine has bir yazım kılavuzu, dilbilgisi kuralı oluşturmuş. İlk bir kaç sayfa çok fazla tasih gereken bir kitapla mı karşı karşıyayım diye düşünürken bir süre sonra ayrı bir anlatı coğrafyasına girdiğimi anladım. Okuma esnasında bunun yerel bir lehçe mi, yoksa yazar tarafından oluşturulmuş özel bir anlatı mı olduğunu merak ettim.

Diğer bir merak konusu kitabın ismi oldu. Açıkçası kitap boyunca İncir Ağacını esere renk verecek bir ağırlıkta hissetmedim. Suriye'deki ormanda rastlanan bal meyveli incir ağaçlarını kitaba ismini verecek kadar etkili hissetmedim. Sanki üzerinde Zeyrek'in hayaller kurduğu sedir ağacı esere daha çok renk katmış gibi geldi bana. Son merak ettiğim şey ise kitabın yazılım süreci oldu. Okuma süresi boyunca, yazarın kitaba başlarken eserin tüm detaylarını en baştan kurgulamadığını, sanki gidişata, yazım süreci boyunca eserin kahramanları ile zihninde yürüttüğü sohbetlerle karar verdiğini hissettim. Bu kadar genç bir karakterin öyle bir hikayede evli bir kadın ve Suriye köylerinde bir dilberi kendine aşık edebilecek şansa sahip olması, yazarın romanın karakterine iltimas geçmesi ile açıklanabilir ancak.

Genel itibari ile, yazarın hayal gücünün ve hayal gücünü besleyen anlam dünyasının geniş olduğunu söyleyebilirim. Ama bu durum iyi bir kurgu ile birleşmeyince ne yazık ki bazı noktalarda hayal kırıklığı yaşayabiliyorsunuz. Zeyrek’in, arkadaşı Ümmik’in ve onun sincabı Tas’ın hikâyesinin daha iyi bir kurgu ve çözümleme eşliğinde neticelenmesi romanı birkaç basamak daha yükseltecekti muhtemelen. Romanda yer alan birçok detay, anlamlı bir bütüne ulaşmayınca okur açısından bir boşluk oluştuğu bir gerçek. Ama belki de yazar okura geniş bir alan bırakmak istedi ve kitabı okurun kendi hayal gücü ile beslemesini hedefledi. Romanın arasına yerleştirilen küçük hikâye ve anlatıların, okur için bu yolu açık bıraktığını düşünüyorum.
Ki biz aşkın sabır işi olduğunu bilmez miyiz? Bir av meselesidir aşk. Ama öyle sıradan bir ava da benzemez. Erkeğin yırtıcı, yabanıl aşkı bu nedenle karmaşık bir şeydir. Zeker; asıl hayvan budur.
Faruk Duman
Sayfa 84 - Can Sanat Yayınları, 4. Basım, Eylül 2014, İstanbul
Korku ne ise bunu bir geyikten, bir ceylandan öğren. Çünkü, esas olarak korkunun bir bedende nasıl taşınabileceğini öğrenmek kolay olmaz. Biz de korkmaya başladığımız anda kendi varlığımızdan sıyrılarak -en büyük günahımız belki budur-başka bir şeye dönüşmekle kendi korkumuzun bile ne olduğunu tam olarak anlayamayız. Zira korku, gerçi vardır ama hiç gelmeyecek bir şeye benzer.
Faruk Duman
Sayfa 33 - Can Sanat Yayınları, 4. Basım, Eylül 2014, İstanbul
Zira, yurt dediğimiz şey aslında kokudan ibarettir ve aslında biz kendi yurdumuzu bu kokuyla tanırız.
Faruk Duman
Sayfa 242 - Can Sanat Yayınları, 4. Basım, Eylül 2014, İstanbul
Çünkü kötülük hiç değilse iyinin karşıtıdır ve en eski vakitlerden beri içimizde var olan bir şeydir. Yani bizim bir parçamız olmakla her şeyin içinde kötülük vardır.
Faruk Duman
Sayfa 185 - Can Sanat Yayınları, 4. Basım, Eylül 2014, İstanbul

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İncir Tarihi
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
344
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750723377
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
İncir Tarihi
İncir Tarihi
İncir Tarihi
Görüp geçirdiğim olayları anlatmaya başlamamın, öyleyse, tek ve ikincil nedeni, bir kere, kaza eseri de olsa kalemi elime almış olmamdır. Bahanem yok; kendimi, yaşadığım şeylerle tanıdığım kişilerin, hayvanların, bitkilerin, gezip gördüğüm yerlerin, serin duvarlar arasına saklanmış iç açıcı odaların, birbirinden güzel kadınlarla bunların olağanüstü memeleriyle kalçalarının, Allahın belası bir hançerin, bu hançer tarafından kesilerek öksüz bırakılmış kolumun, bu ke­sik avucumda aylarca saklamayı başarabildiğim yüzüğün, leyleklerin, tilkilerin, fillerin, kaplanların ve bu kaplanlarla kutsal aslanlar üzerinde seyahat eden başka seyyahların, kitapların, bu kitapları okuyarak deliren acayip dervişlerin ve bütün bunları oturup yazmaya çalışan Zeyrek adlı bir kişinin bahanesi sayıyorum.

Faruk Duman’dan, büyülü bir âleme kışkırtıcı bir yolculuk...

Kitabı okuyanlar 40 okur

  • nihal

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%6.3 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0