Incognito - Beynin Gizli HayatıDavid Eagleman

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.539
Gösterim
Adı:
Incognito - Beynin Gizli Hayatı
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054729074
Orijinal adı:
Incognito: The Secret Lives of the Brain
Çeviri:
Zeynep Arık Tozar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Domingo Yayınları
'Kendimizle aramızdaki fark, bir başkasıyla aramızdaki fark kadar büyüktür.' -Montaigne-

Siz daha tehlikeyi algılamadan, ayağınızı fren pedalının üstüne götüren kim? Neden sır saklamakta böylesine başarısız, nedenini bilmeden birini çekici bulmakta bu kadar başarılıyız? Eğer bilinçli zihin, yani sabah uyandığınızda sizinle birlikte uyanan ben, buzdağının yalnızca görünen kısmıysa, zihninizin geri kalanı tüm bir ömür neyle iştigal etmekte?

Ünlü nörobilimci David Eagleman, 20 dilde yayımlanan ve neredeyse şimdiden klasikleşen kitabı Incognito ile beynimizin derinlerine dalarak, yaptığımız, düşündüğümüz ya da hissettiklerimizin çok büyük bir kısmının bizden başka bir biz tarafından yönetildiğini ürkütücü bir berraklıkla ortaya koyuyor. Sadakat geninden sizi olmadığınız birine dönüştüren beyin zedelenmelerine; optik yanılsamalardan striptizcilerin neden ayın belirli zamanlarında daha çok para kazandığına; Truva fatihi Odysseus'tan renkleri işitip biçimleri tadabilen sinestezik insanlara kadar geniş bir yelpazeden vakaları ve araştırmaları bir araya getiren Incognito, beynimizin işleyişi ve çelişkileri hakkında olağanüstü bir keşif yolculuğu sunuyor.

"Bir kitap okudum, hayatım değişti."
-İsmet Berkan-Hürriyet

"Zihniniz bu kitap için size teşekkür edecek."
-Wired-
(Tanıtım Bülteninden)
'' Beni bende demen bende değilem
Bir ben vardır bende benden içeru ''

demiş Bizim Yunus yıllar önce alter egoya işareten. '' Bir ben var benden içeri '' kendini bilmenin, içe yönelişin zirvesi olan bu Yunusça sözü, Eagleman beyin ve bilinç özelinde günümüze uyarlamış şekli ile anlatıyor bu kitapta. Sabah uyandığınızda sizinle birlikte uyanan '' ben '', bilincin veya beynin yaptığı tüm aktivite içinde ne kadar rol oynar? Kitaptan ilhamla bir benzetme ile anlatacak olursak; kendinizi Oasis of the Seas gibi utanmasa gövdesini yarım kilometre uzunluğa tamamlayacak olan devasa bir transatlantikte hayal edin. Geminin o bütün ihtişamına, arkasındaki devasa mühendisliğe, insanın aklına tevrende attıran o tasarımına oranla, güvertede pejmürde ve ağzı açık bir şekilde dolaşan siz ne iseniz, bütün bilincinize ve zihinsel aktivitenize oranla farkında olduğunuz '' ben '' iniz odur.

Peşrev kısmını geçmeden evvel kitabın yazarı David Eagleman hakkında biraz bilgi verelim. Öncelikle konuyu biraz uzatacak olmamı kendisine duyduğum hayranlığa verin ve makul karşılayın lütfen :) Okudukça kafamda canlandırdığım bir yemek masam vardır benim. Aşırı beğendiğim, oturup elim çenemin altında saatlerce konuşmasını dinlemek istediğim, yetmedi gidip çalışmalarını yaparken hayran hayran seyretmek istediğim, amiyane tabirle '' kanka '' sı olmak istediğim yazarların oturduğu yuvarlak bir masa. İki kitabını okuduktan ve konuşmalarına şahit olduktan sonra masanın en özel yerlerinden birini kendisine ayırdım. Peki Eagleman'i gözümde bu kadar özel yapan şey nedir derseniz; Einstein 'ın bilimsel dilde çok yol gösterici bir sözü vardır, '' Everything should be made as simple as possible, but not simpler.'' yani; '' Her şey mümkün olduğunca sadeleştirilmeli, fakat basitleştirilmemelidir. '' Eagleman kullandığı dil ve anlatım tekniği ile bu basit ama etkileyici kuralın en büyük uygulayıcılarından. Ancak fazlasıyla hakim olduğunuz konular üzerinde bu kadar açıklayıcı bir dil kullanabilirsiniz. Nörolog olmasına ve bu alanda yapılan en karmaşık çalışmalarda rol almasına rağmen, kullandığı üslup o kadar yalın, açıklayıcı ve sürükleyici ki kitabı hiç sıkılmadan ve heyecan içinde okuyup nasıl sonuna geldiğinizi anlamadan bitiriveriyorsunuz. Yazarın anlatımını görmek isteyenler, buradan hayran olmaya başlayabilirsiniz; https://www.ted.com/...s_for_humans#t-11682

Burada belirtmek istediğim bir diğer nokta herkesin anlayabileceği seviyede anlatılmış olmasına rağmen yazarın kaynak konusunda gösterdiği hassasiyet. Kitap toplamda 294 sayfadan oluşmasına rağmen kaynak kısmına 60 sayfa ayrılmış. Bu da yazarın bilimsel gerçekliğe ne kadar önem verdiğinin bir ispatıdır sanırım. Kendisinin diğer kitabı olan Beyin kitabını okumuş biri olarak söyleyebilirim ki bu adam kesinlikle daha fazla okunmayı ve bilinmeyi hak ediyor.

Yaklaşık bir buçuk kiloluk bir et parçasının dünyayı bu kadar şekillendirebilmesi muazzam bir şey. Varız ama varlığımızın da farkındayız, bunun üzerine düşünebiliyoruz, sorgulayabiliyoruz, çevremizdeki hemen her detay üzerine analizler yapabiliyoruz ve bütün bu harika işleri yine bu 1.5 kiloluk pembe et parçası ile yapıyoruz. Ne müthiş bir durum. Şuan bunları yazarken, farklı zamanlarda bu konu üzerinde düşünürken de insanın hayretten gözü doluyor. Bu azametin karşısında secde edesi geliyor insanın. İnanan biri iseniz bu mükemmel yaratımı yapan secde edilesi, inanmayan biriyseniz de böylesine mükemmel bir seçilim yine secde edilesi. Evet biliyorum fazlasıyla uzatıyorum ama kitap okuyan insanlar ile de bu konuda gevezelik edemeyeceksem bu harika organ üzerine nerede konuşabileceğim :/

Beynin çalışma şekli toplamda yeni ana başlık altında incelenmiş. Birinci bölüm olan '' Kafamın içinde biri var ama o ben değilim '' bölümünde Freud'un ' İd, ego ve süperego ' olarak tanımladığı karmaşık benlik kavramı tartışılmış. Günlük hayattaki eylemlerimizin çoğunu beyinlerimiz otomatik pilot üzerinden yapar. Bilinçli zihnimiz işleyişin aksamaması açısından bilincin altında işleyip duran bu dev mekanizmanın farkında dahi olmaz. Peki bu durumda günlük eylemlerimizin ne kadarından doğrudan sorumlu oluruz? Ya bunu yapan '' ben '' mi, yoksa bizim bilemediğimiz '' ben '' den üstün bir varlık mı? Tüm bu soruların cevabı bir giriş niteliğinde işleniyor bu bölümde. Daha sonra ikinci bölüm olan '' Duyuların Tanıklığı '' kısmında deneyim dediğimiz şeylerin aslında ne olduğu, bunu nasıl algıladığımız ve deneyimlere bağlı oluşturduğumuz anılar işeniyor. Sonra konular sırasıyla '' Aradaki boşluk; Zihin '', '' Düşünülebilir Düşünceler '', '' Bir rakipler takımı olarak Beyin '', '' Sorumlu tutulabilirlik sorusu neden özünde yanlıştır? '' ve '' Hükümdarlıktan sonra yaşam '' şeklinde devam ediyor.

Sadakat geninden renklerin tadını almaya, hırsızlıktan pedofiliye, suç işleme mekanizmasından kaza geçiren insanlardaki karakter değişimlerine, aldatmadan optik yanılsamalara kadar çok geniş konu başlıklarını bir araya getiren Incognito, zihnimizin işleyiş mekanizmalarını ve benlik- altbenlik olgularını açıklama konusunda okuduğum en iyi kitaplardan biriydi.

Son olarak değinmek istediğim bir nokta daha var ki o da incelemelerde işaret edilen evrim konusu. Kitapta işlenen evrim hepimizin aşina olduğu biyolojik evrim değil '' bilişsel evrim ''dir. Bilişsel evrim nedir peki; Ellili yıllarda ortaya çıkmış bir araştırma, düşünce ve bilim akımıdır. Davranışsal psikoloji büyük ölçüde buradan ilham alır. İnsanlık tarihi boyunca işlenmiş her eylem ve tecrübe kabul etseniz de etmeseniz de insan zihnini dolayısıyla da kişiliğini şekillendirir. Bu konuda daha önce okuduğum iki tane deneyi bulunca tekrar incelemeye ekleyeceğim. Ayrıca bir not daha ekleyecek olursak; '' Tanrı var o zaman evrim yalan '' ya da '' Şimdiki insanlar neden maymun olmuyor '' diyerek evrimi sığ bir görüşle reddedenler ne kadar ideolojik bakıyorsa, '' Evrim var demek Tanrı diye bir şey yok '' diyen de evrime o kadar ideolojik yaklaşıyordur. Evrimi inançla yarıştıranlar ideolojilerini saplantı haline getirenlerdir. Lütfen bu kadar dar düşünmeyin. İkisi kulvarları tamamen farklı olan konular. Ve bu kitap hakkında evrim düşmanlığına dayanılarak yazılan olumsuz yorumlara da itibar etmeyin. Bir beyin taşıyan herkese şiddetle öneririm; okuyun, okutun efendim :)

Not: İş bu inceleme işyerinde kısa bir arada hızlı hızlı yazıldığından düşüncelerimi tam olarak yansıtamadığından güncellenecektir. Keyifli okumalar :)
Kesinlikle önerdiğim bir kitap.Eğer beynin işleyişi sizi etkiliyorsa, çoğu yerde çokça şaşıracağınızı ve sizi düşünmeye sorgulamaya iteceğini düşünüyorum.En azından bende öyleydi.

Bu arada bazı arkadaşlar, garip bi şekilde yıllarını sinirbilime vermiş ve dünyanın en ünlü sinirbilimcisi olarak gösterilen bir bilim adamının evrimden bahsetmesini -ki evrim hakkındaki azcık bilgi seviyeleri ile- cehalet olarak vurgulamışlar.Arkadaşlara şaşırmamak elde değil.Cehalet, fazla cesaret veriyor.


Kitabı daha çekici kılacağını düşündüğüm bir metin:
"Bilinciniz, koca bir transatlantik buhar gemisinde yolculuk yapan ama kıyıda köşede kalmış bir kaçak yolcudan farksızdır; yolculuktan nasiplenmiştir ama derinlerde işlemekte olan o heybetli mühendislik gözüne görünmez bile. Bu kitap, işte bu şaşılası olguyla ilgilidir."
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (13.345 Oy)16.582 beğeni37.095 okunma1.704 alıntı156.765 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (7.888 Oy)7.869 beğeni20.997 okunma1.108 alıntı97.779 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.406 Oy)7.739 beğeni24.322 okunma526 alıntı119.733 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (6.772 Oy)7.658 beğeni22.485 okunma1.280 alıntı95.692 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.472 Oy)11.854 beğeni29.870 okunma2.195 alıntı125.696 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.164 Oy)5.422 beğeni14.107 okunma1.643 alıntı73.213 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.411 Oy)6.894 beğeni19.086 okunma528 alıntı73.891 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (5.658 Oy)6.309 beğeni18.085 okunma543 alıntı103.478 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (5.834 Oy)7.019 beğeni19.012 okunma2.426 alıntı111.852 gösterim
  • Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens
    8.8/10 (1.649 Oy)1.728 beğeni3.401 okunma1.336 alıntı29.208 gösterim
Kitapta beyin ve beyinle alakalı veya beyinle alakalandırıla bilecek konular bilimsel ( nörolojik) olarak değerlendirilmiştir. Yazar, bahsettiği konularda en doğru yaklaşımı yakalamış ve bilim dünyasına son yılların en başarılı eserlerinden birini sunmuştur diyebilirim. Çok keyif alarak okudum, çok etkilendim ve tüm okurlara tavsiyemdir.
Çevirmene ve yayın evine başarılı çalışmalarından dolayı teşekkürler. Kitaba gelince belki de insan duyguları ve beyni ile okuduğum en ilginç kitaptı. Okuyan her kesin insan'a bakış açısını etkileye bilecek ve belki de yeni bakış açısı ortaya koyacak türden başarılı bir eser olduğu tartışılamaz. 10/10.
Belgesel tadında bir kitap.Kara kutu beyin hakkında bildiklerinizin birçoğunu unutmanızda fayda var hatta. Görme, denge, karar verme vb. gibi aşamalarda bilinçli hareket ettiğimizi sanarken, aslında gizli bir mekanizma tarafından nasıl kontrol edildiğimizi öğrenince şaşıracaksınız. Beynin gün ışığına çıkmamış sırlarını merak edenler okumalı!
Ben kimim? Ben dediğimiz şey yanılsama mı? Düşündüğümüz şeyleri aslında biz mi düşünüyoruz? Kitabı okuduktan sonra bu sorular kafanızı daha da karıştıracak. Çünkü yazar öyle bilimsel veriler koymuş ki ortaya bir anda hayatın korkunçluğu ve anlamsızlığı üzerinize çöküyor ve kendinizi bir anda yaşamın amacını sorgular halde buluyorsunuz. Beynimi ben mi yönetiyorum yoksa beyin mi beni yönetiyor? Mutlaka okuyun ve okutturun.
Kitabı okuduktan sonra insanları bilinç ve bilinç dışı olan otonomik hareketleri ayırt ederek eleştireceğime şüphe yok. Beyin ve zihin kavramları için prospektüsü diyebileceğim bir kaynak kitap. Okuyan kişiyi konuşturup sürekli edindiği yeni bilgileri paylaşma isteği oluşturuyor
Kitap size vereceği her bilgiyi kanıtlarıyla birlikte sunuyor ve bu durum kitabın anlaşılmasını biraz zorlaştırabilir. İçerik olarak ele aldığımızda ise kitap size insan beyninin tüm sırlarını keşfettireceğine emin olabilirsiniz. Eğer insan ve insan psikolojisine biraz ilginiz varsa kesinlikle okumanız gereken kitaplar arasında en üst sırada yer almalı.
Kitabın isminde de geçtiği gibi tam olarak beynin gizli hayatını anlatan bir kitap. Bu tarz bilimsel kitapları okumayı çok seviyorum. Bilimsel terimlerden uzak sade anlatım kullanan yazar herkesin okuyup anlayabileceği bir kitap yazmış. Beynimizin hayatımızda ki önemi ve düşüncelerimizin bizden bağımsız ve sanılanın aksine içgüdüsel davranışların bizde daha çok olduğunu anlatıyor.

Kitabın 88 sayfasında yazar çok güzel bir konuyu anlatıyor. "James, insan davranışlarının diğer hayvanlardan daha esnek ve zekice oluşunu, onlardan daha az değil, daha fazla içgüdüye sahip olmamıza bağlıyordu. Bu içgüdüler bir alet çantasının içindeki aletlerdi; elinizde bunlardan ne kadar varsa, durum ve koşullara o kadar dar rahatlıkla uyum sağlıyordunuz.İçgüdülere karşı kör olma eğilimimizin altında yatan neden, bunların aslında son derece iyi çalışması ve bilgiye neredeyse çaba göstermeden ve otomatik biçimde işleme sokmasıdır."

Dünya, sadece beynimiz ve duyu organlarımızın algıladığı kadar var bizim için. "Kendi içgüdülerimizden oluşan bir umwelt(çevreleyen dünya) içinde yaşar ama onlarla ilgili pek az şey algılarız; bir balık, içinde yüzdüğü suyu ne kadar algılayabiliyorsa o kadar."

Kitabı okumak isteyen herkese tavsiye ederim.
BEYNIN GİZLİ HAYATI

Kendimizle aramızdaki fark, bir başkasıyla aramızdaki fark kadar büyüktür.’
Montaigne

İncognito'yu okuduktan sonra insanların neden eşit doğmadığını ya da neden eşit olmadığını anlamış oluyorsunuz. Etrafta dolaşan safsatalara kulak asmanın gereksizliğini onaylar nitelikte-insan çalışırsa her şeyi yapar ya da istedinince olur/ istenince olur elbette ama DNA yapı taşında mevcutsa ya sonradan beynin kimyasında birtakım değişiklikler olmuşsa bu imkansız oluyor.-kitap.
Beynimiz sırlarını çözemediğimiz sonsuz bir evren,  öğrenilmesi gereken çok şey var. Kitapta okuyacaklarınız ufkunuzu açacak nitelikte.

Okudukça şaşıracak,şaşırdıkça  biraz korkup endişeleneceksiniz. Korkacaksınız çünkü beynin o karmaşık yapısıyla hayatınızda bir anda büyük bir değişikliğin olabileceğini düşündürür. Birdenbire çocuk pornosuna ilgi duyan, seri katile dönüşen insanların neden bunları yaptığını okuyunca anlayacaksınız. Etrafınızdaki herhangi birinin ister tanıdık, ister yabancı olsun böyle bir ihtimal yaşaması...Yani birdenbire iflah olmaz bir sapık ya da katile dönüşebilen bir zombi olabilir/olabilirsiniz. Televizyonda duyduğumuz tecavüz ve öldürme vakalarında bu durumun etkisi ne kadar vardır? Bu insanları yıllar yılı takip edip çocukluk yıllarına kadar inilerek derinlemesine araştırmalar yapılmış. Bu araştırmalar sonunda bu kişilere uygulanacak cezalar ve tecavüz olayına daha sonraki süreçte ne derece yatkınlık göstereceği belirlenmiş oluyor. Ülkenin bütün her yerinde bu vakalarda uygulanacak bir hukuk sistemi geliştirilmiş oluyor. Temennim bizdeki 'iyi hal indiriminin' kalkıp adam akıllı bir hukuk yaptırımının olması. Bilim gerçekçi şekilde uygulanırsa suç oranları azalır ya da önlenmiş olur.
Cezalandırma ölçütlerinin bilimsel ve kanıta dayalı bir yaklaşımdan geçerek daha iyi bir sonuç verdiği söylenebilir.
.
.
Günlük hayatımızda gerçekleştirdiğimiz motor eylemlerde farkındalığın olmaması hepimizin bildiği bir konu aslında. Göz kırpma ve nefes alma gibi eylemler refleksel durum. Ama nefes aldığınızın farkına vardığınızda birden nefesiniz daralır gibi oluyor. Benzer şekilde beyinlerinde problem olan insanların da farkında olmadan istem dışı yaptıkları eylemler olduğuna değiniyor yazar. Ola ki beynin kimyası değişmişse faciya yaşanıyor. Burada de devreye adalet giriyor. Özellikle de suç ve nöroloji arasındaki bağa bakılmakta.

Adalet sisteminde bir kişinin suçlu olarak ilan edilmesi için yaptığı eylemden sorumlu tutulabilir olup olmadığı sorgulanır. Yazara göre bu yanlış bir yöntem. Çünkü kişinin sorumlu olup olmaması önemli değil. Beyin rahatsızlığı olan bir kişi bilinçsiz bir şekilde elinde olmadan suç işlemiş olabilir. Yazar bu tür kişilerin elbette cezasız kalmaması gerektiğini vurguluyor ama asıl mesele içte yani beyinde halledilmediyse suçun ortaya çıkma ihtimali yüksek. Beynin çalışma sistemini bilimsel olarak kabullense bile ahlaki açıdan kabullenmek çok zor. Yazar kişinin yaptıklarından sorumlu olup olmamasının yerine kişinin değiştirilebilir olup olmadığının daha önemli olduğunu söylemekte. Çünkü burada değiştirilebilir olmayan kişilerin toplumdan uzaklaştırılması, değiştirilebilir olanların da uygun tedavi görmesi gerektiği görüşünü açıklıyor. Aslında hukuk sisteminin bu tarz suçlarda geriye değil de ileriye dönük bir yaklaşım benimsenmesi gerektiği anlatılıyor. Bir nevi kitap tavsiyeleri de okuyucusuna veriyor.
Nörobilim konusuna bilimsel açıklamalar getirmese de herkesin anlayabileceği bir dille yazılmış, okuması zevkli ve öğretici bir kitap.
İnsanoğlu sınırsız çokluklar içinde hep parlayan ışık olarak yerini almak istemiştir. Kitap bir kez daha insanın merkezdeki yerinden edilişinin muazzam sonuçlarını gözler önüne seriyor. İnsanın kendi kendine gözlerini çevirip incelemesini uzun uzun konu almış. Aslında düşündüğümüz kadar bilinçli yaratıklar olmayabiliriz buna da güzel vurgular yapmış. Kesinlikle dini inançları karıştırmadan tarafsız bir pencereden okunması gereken ve bir çok kez beni hayrete düşüren bir kitap.
Bilinç, bilinçaltı kısaca kendinizi tanımanıza yardımcı olan bir kitap. Çok enteresan bilgiler öğreniyor, şaşırıyorsunuz. Beyninize, kendinize, insanlara bakış açınızı değiştiren kitaplardan. Kitabı okurken kendimden ne kadar bir haber yaşıyormuşum diyorsunuz; eğer daha önce bu tarz makaleler veya kitaplar okumadıysanız. Kişiliğimiz olsun, kararlarımız, seçimlerimiz olsun ne kadar özgür bir iradeyle oluşturuluyor? Peki suç işleyenler ne kadar işlediği suçtan sorumlu tutulabilir? Bu kitabı okuyun okutun. Ayrıca Psikanalize ilgi duyan okurların bu kitaba bir göz atmalarını tavsiye ederim.
Psikologlar, bir şey okurken bir yandan da bir kalemi dişlerinizin arasında tutarsanız, okuduğunuz şeyi daha komik bulduğunuzu keşfetmişlerdir. Bunun nedeni, beynin yorumunun yüzünüzdeki gülümsemeden etkilenmesidir.
Herkeste olmasa bile pek çok kişide güçlü bir intikam güdüsü vardır: Görmek istedikleri şey rehabilitasyon değil, cezadır.
Beynin, özellikle de insan beyninin en etkileyici yönlerinden biri, önüne gelen neredeyse bütün işleri öğrenme esnekliğine sahip oluşudur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Incognito - Beynin Gizli Hayatı
Baskı tarihi:
Haziran 2013
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054729074
Orijinal adı:
Incognito: The Secret Lives of the Brain
Çeviri:
Zeynep Arık Tozar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Domingo Yayınları
'Kendimizle aramızdaki fark, bir başkasıyla aramızdaki fark kadar büyüktür.' -Montaigne-

Siz daha tehlikeyi algılamadan, ayağınızı fren pedalının üstüne götüren kim? Neden sır saklamakta böylesine başarısız, nedenini bilmeden birini çekici bulmakta bu kadar başarılıyız? Eğer bilinçli zihin, yani sabah uyandığınızda sizinle birlikte uyanan ben, buzdağının yalnızca görünen kısmıysa, zihninizin geri kalanı tüm bir ömür neyle iştigal etmekte?

Ünlü nörobilimci David Eagleman, 20 dilde yayımlanan ve neredeyse şimdiden klasikleşen kitabı Incognito ile beynimizin derinlerine dalarak, yaptığımız, düşündüğümüz ya da hissettiklerimizin çok büyük bir kısmının bizden başka bir biz tarafından yönetildiğini ürkütücü bir berraklıkla ortaya koyuyor. Sadakat geninden sizi olmadığınız birine dönüştüren beyin zedelenmelerine; optik yanılsamalardan striptizcilerin neden ayın belirli zamanlarında daha çok para kazandığına; Truva fatihi Odysseus'tan renkleri işitip biçimleri tadabilen sinestezik insanlara kadar geniş bir yelpazeden vakaları ve araştırmaları bir araya getiren Incognito, beynimizin işleyişi ve çelişkileri hakkında olağanüstü bir keşif yolculuğu sunuyor.

"Bir kitap okudum, hayatım değişti."
-İsmet Berkan-Hürriyet

"Zihniniz bu kitap için size teşekkür edecek."
-Wired-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 501 okur

  • Erdi Gürbüz
  • Nusret Kaptan
  • Mervenur Emen
  • Dsvrl
  • Tayfun Görgeç
  • ayşe
  • Emre
  • Sezer Y.
  • Seb Oz
  • Betül Alkan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.7
14-17 Yaş
%7.3
18-24 Yaş
%19.3
25-34 Yaş
%32.7
35-44 Yaş
%22.7
45-54 Yaş
%8
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%2.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45
Erkek
%55

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.2 (74)
9
%27.3 (67)
8
%24.5 (60)
7
%9 (22)
6
%4.1 (10)
5
%3.3 (8)
4
%0.4 (1)
3
%0.8 (2)
2
%0.4 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları