İngiliz Arşiv Belgelerinde Arap İsyanı

·
Okunma
·
Beğeni
·
270
Gösterim
Adı:
İngiliz Arşiv Belgelerinde Arap İsyanı
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
456
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752430358
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kronik Kitap
Türk-Arap İlişkisinde Tarihin En Hassas Dönemi…

Sahip olduğu jeopolitik konum ve jeostratejik özellikler nedeniyle Arap Yarımadası tarihin her döneminde güç oyunlarının merkezi haline gelmiştir. Daha önceleri Uzak Doğu ve Hindistan ticaret yolunun kontrolü açısından büyük avantajlar sağlayan Arap Yarımadası 19. yüzyılla beraber petrolün hayati değer kazanması sebebiyle önemini fazlasıyla arttırmıştır. Bu anlamda dönemin süper gücü Büyük Britanya İmparatorluğu gözlerini bölgeye dikmiş ve Arap Yarımadası’nın kontrolünü ele geçirebilmek için her türlü yolu denemekten çekinmemiştir.

Doç. Dr. İsmail Köse’nin titizlikle hazırladığı ve alanının nadir çalışmalarından biri olan İngiliz Arşiv Belgelerinde Arap İsyanı, Türk-Arap ilişkilerinin belki de en hassas dönemini aydınlatıyor. İngilizlerin halen çok tartışılan Arap İsyanı’ndaki rollerinden Gertrude Bell ve T.E. Lawrance gibi meşhur İngiliz istihbarat elemanlarının bölgedeki faaliyetlerine, Kral Abdullah’ın, Şerif Hüseyin’in ve Suudlar’ın siyasi ilişkilerinden Fahreddin Paşa’nın destansı Medine Müdafaası’na kadar birçok önemli konu arşiv belgelerinin ışığında birincil kaynaklar kullanılarak mercek altına alınıyor.

Konunun başlıca hareket noktası olan 1882’deki Mısır işgalinden sonra İngiliz Hükûmeti’nin Filistin ve Hicaz’a yönelik politikalarını esas alarak başlayan kitap, İngilizler ile Şerif Hüseyin arasındaki bugün bile hararetle tartışılan çıkar ilişkilerini derinlemesine irdeliyor. Kısacası konu kapsamında yaşanan gelişmeler öncesiyle ve sonrasıyla çok boyutlu olarak okuyucuların dikkatine sunuluyor. Yakın dönemde üzerine sıkça vurgu yapılan Arap İsyanı ve Türk-Arap ilişkilerinin mahiyeti hususunda Doç. Dr. İsmail Köse’nin bu çalışmasının önemli bir rehber olacağını düşünüyoruz.
456 syf.
·Puan vermedi
Birinci cihan harbi sırasındaki Arap isyanını; elime geçenler içinde en kapsamlı, en objektif anlatan kitap bu olsa gerek. Kaç arap kabilesinin isyana katıldığından, ingilizlerle işbirliğinin ayrıntılarına, Enver ve Cemal paşaların bu isyanı bastırma imkanlarının olup olmamamasından, isyan sırasındaki Türk mukavemetine, hicaz topraklarının paylaşımından, bölgenin sosyolojik yapısına ve Şerif Hüseyin’in ingilizler tarafından nasıl kukla gibi oynatıldığına ve Almanların bölgedeki etkinlik çabalarına kadar pek çok meseleyi arşiv belgeleriyle önümüze sunan komple bir kitap. Kitabın son sayfasına geldiğinizde konu ile ilgili %90 aydınlanmış olacaksınız.
456 syf.
·Beğendi·10/10
Tarih okuyan bir arkadaşım şöyle demişti:
Bizim hocaların bir sözü var; "Geç dönem Osmanlı okuyan, erken çöker."

İşte o sözü ben bu kitapta iliklerime kadar hissettim. İhanetin bile aşamaları varmış, onu bu kitapta gördüm. Okurken çöktüm, ahlar vahlar içinde bitirdim kitabı. Hayır, bu bir ihanet romanı değil. İhanetin belgelenmiş hali.

Kitaptan ufak bir alıntıyla ne demek istediğimi daha belirgin bir şekilde anlatmaya çalışacağım:
"Şerif Hüseyin, 18 Şubat 1916 tarihinde McMahon'dan isyan için cephane, para ve tüfek isterken, oğlu Faysal, Enver ve Cemal Paşa'larla birlikte Arap Yarımadası ve Hicaz'daki menzilleri denetliyor, mahrem bilgilere birinci elden ulaşabiliyordu. Faysal bu bilgileri fırsat buldukça babasına raporluyor, fakat karargâh bundan bile haberdar olmuyordu."
456 syf.
·Beğendi·9/10
Kesinlikle okunmasi gereken ve Atamizin medeni bilgilerde bahsettigi arap türk irkinin arasindaki ucurumlari anlatan guzel bir kitap tek sikintisi Atanin fahreddin turkkan pasanin yerine gecme olayi biraz kusurlu anlatilmis bu olayin izzettin calislarin Ataturkle 2 bucuk yil kitabindan faydalanilmasini beklerdim.
Cemal paşa hatıratında "Şerif Hüseyin'in 1 Ocak 1916 tarihinden itibaren İngilizlerle ittifak ilişkisi kurduğunu" kaydetmektedir. Oysa Hüseyin ile İngilizlerin görüşmeleri 1. Dünya Savaşı öncesinde, 1914 yılı Şubat ayında başlamış ve 1915 Temmuz ayındaki ilk mektup delaletiyle resmiyet kazanmıştır. Bu kayıttan, 4. Ordu Komutanı olan ve karargahı uzun süre Kudüs'te bulunan Cemal Paşa'nın Şerif Hüseyin ve oğullarının düzenbazlığından, isyandan iki yıl sonra, halen eksik bilgilerle haberdar olduğu anlaşılmaktadır.
Bilimi değil gücü ve kabile asabiyetine dayalı şöhreti önceleyen toplumlar kudretli olana itaat etmeye yatkındırlar.Kavimsellikten uluslaşmaya evrilmeyen bu toplumlar kendini korumaktan aciz kalan devlet yapısına sadakat duymazlar. Bu durum bugün bile Arap Yarımadası'ndaki sosyolojik gelişmelerin en temel belirleyicileri arasındadır.
Lawrence'in saha raporundan, etkili ve iyi donatılmış bir alayın Arap İsyanı'nı kolaylıkla bastırabileceği açıkça görülmektedir ve maalesef bu tespit doğrudur. İsyanın bastırılması, Suriye'deki mağlubiyeti de engelleyecek ve Filistin'in işgaline imkân bırakmayacaktı. Şam'daki komuta zafiyeti, Galip Paşa'nın beceriksizliği ile istihbarat çalışmalarının yetersizliği böyle bir harekâta imkân vermemiştir.
Hüseyin tarafından, isyanın Mekke'de başladığı tarih olan 10 Haziran resmî bağımsızlık günü olarak ilan edildi. Bugün bu tarihin Arap özgürleşme hareketinin başlangıcı olduğunu ileri süren çok sayıda kasıtlı Batılı yayın mevcuttur. Arap araştırmacıların büyük kısmı da aynı görüşü desteklemektedir. Oysa 10 Haziran 1916 tarihi Arap özgürleşmesinin miladı değil, olsa olsa İngiltere öncülüğündeki emperyalistlerin bir daha çıkmamak üzere yarımadaya yerleşip, bu bölgeyi sömürgeleştirme hareketlerinin başlangıç tarihi olabilir.
Şerif Hüseyin, daha önce İngilizlerin isteğiyle, Sykes-Picot antlaşmasından haberdar olmadan Picot ve Sykes ile Cidde'de defalarca Suriye'yi görüşmüştü. Osmanlı devletine karşı tiyatro oynarken kaderin adil tecellisiyle İngiliz tiyatrosunda figüran olmuş, iplerini tutan elin yönlendirmesiyle rolünü ustalıkla oynamıştı.
Yaygın görüşün aksine, İngiltere’nin Arap Yarımadasındaki en etkin istihbarat elemanı T.Edward Lawrence değil, ismi daha az bilinen Gertrude Bell’dir.
Suriye'deki IV. Ordu'dan Medine ve Mekke'ye kalabalık sayıda asker ile yardıma gidilmesi, çöldeki lojistik yoksunluğu nedeniyle yaz şartlarında mümkün değildi. İngilizler, Güney Suriye'deki tek Türk kuvvetinin 3. Tümen'e bağlı birlikler olduğundan da haberdardılar. Bu birlik de Süveyş Kanalı'ndaki İngiliz kuvvetlerinin tehdidine karşı mecburen yerinde çakılı kalmak mecburiyetindeydi. Durumun farkında olan düşman, güçlerini Süveyş Kanalı yanında tutarak Türk birliğinin Hicaz'a yardıma gitmesini engelliyordu. Bu nedenle de, ne Mekke'ye ne de Medine'ye yardım gönderilmesi olası değildi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İngiliz Arşiv Belgelerinde Arap İsyanı
Baskı tarihi:
Şubat 2018
Sayfa sayısı:
456
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752430358
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kronik Kitap
Türk-Arap İlişkisinde Tarihin En Hassas Dönemi…

Sahip olduğu jeopolitik konum ve jeostratejik özellikler nedeniyle Arap Yarımadası tarihin her döneminde güç oyunlarının merkezi haline gelmiştir. Daha önceleri Uzak Doğu ve Hindistan ticaret yolunun kontrolü açısından büyük avantajlar sağlayan Arap Yarımadası 19. yüzyılla beraber petrolün hayati değer kazanması sebebiyle önemini fazlasıyla arttırmıştır. Bu anlamda dönemin süper gücü Büyük Britanya İmparatorluğu gözlerini bölgeye dikmiş ve Arap Yarımadası’nın kontrolünü ele geçirebilmek için her türlü yolu denemekten çekinmemiştir.

Doç. Dr. İsmail Köse’nin titizlikle hazırladığı ve alanının nadir çalışmalarından biri olan İngiliz Arşiv Belgelerinde Arap İsyanı, Türk-Arap ilişkilerinin belki de en hassas dönemini aydınlatıyor. İngilizlerin halen çok tartışılan Arap İsyanı’ndaki rollerinden Gertrude Bell ve T.E. Lawrance gibi meşhur İngiliz istihbarat elemanlarının bölgedeki faaliyetlerine, Kral Abdullah’ın, Şerif Hüseyin’in ve Suudlar’ın siyasi ilişkilerinden Fahreddin Paşa’nın destansı Medine Müdafaası’na kadar birçok önemli konu arşiv belgelerinin ışığında birincil kaynaklar kullanılarak mercek altına alınıyor.

Konunun başlıca hareket noktası olan 1882’deki Mısır işgalinden sonra İngiliz Hükûmeti’nin Filistin ve Hicaz’a yönelik politikalarını esas alarak başlayan kitap, İngilizler ile Şerif Hüseyin arasındaki bugün bile hararetle tartışılan çıkar ilişkilerini derinlemesine irdeliyor. Kısacası konu kapsamında yaşanan gelişmeler öncesiyle ve sonrasıyla çok boyutlu olarak okuyucuların dikkatine sunuluyor. Yakın dönemde üzerine sıkça vurgu yapılan Arap İsyanı ve Türk-Arap ilişkilerinin mahiyeti hususunda Doç. Dr. İsmail Köse’nin bu çalışmasının önemli bir rehber olacağını düşünüyoruz.

Kitabı okuyanlar 17 okur

  • Ömür Berat ÇALIK
  • Emre Unlu
  • Ramazan Erkan
  • MÜKREMİN
  • sus
  • hasan ve reyhan tosuner
  • Büşra
  • Tolgahan Muslu
  • Rmmberg
  • Ahmet Emin Güçlü

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%60 (6)
9
%40 (4)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0