İnkılap Tarihimiz ve Jön TürklerAhmet Bedevi Kuran

·
Okunma
·
Beğeni
·
89
Gösterim
Adı:
İnkılap Tarihimiz ve Jön Türkler
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753432702
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaynak Yayınları
Bu kitapta, Tazminatı Hayriye'den sonra ıslahat talebi gerçekleşen belli başlı ihtilal girişimleriyle İkinci Meşrutiyet'in ilanından Cumhuriyet'in kabulüne kadarki dönemde yaşayan fıkra kavgaları, tarihi bir tasnifle anlatılmıştır; devrim tarihimizi ve geçmişin karanlık dönemlerini aydınlatan bazı belgeler de eklenmiştir.

Kitaptan bazı konu başlıkları şöyle:
Tazminatı :Hayriye; Birinci Meşrutiyet; İttihat ve Terakki'nin Kuruluşu; Mizancı Murad Bey; Damad Mahmud Paşa; Prens Sabahaddin Bey ve Birinci "Jön Türk" Kongresi; Müşir Recep Paşa ve İhtilal Hazırlıkları; Teşebbüsü Şahsi ve :Ademi Merkeziyet Cemiyeti'nin Kuruluşu; İkinci "Jön Türk" Kongresi ve Avrupa'daki Muhaliferin Birleşmesi; Makedonya Meselesi ve Meşrutiyet İsyanına Tesirleri; ikinci Meşrtiyet'in İlanı ve Parti Hayatının Başlangıcı; Ahrar Fırkası'nın Kuruluşu; 31 Mart Olayı; Meşrutiyet Devriminde Parti Mücadeleleri; Trablusgarp Harbi; İttihat ve Terakki idaresinin Çökmesi; Balkan Harbi; Babı-ali Baskını ve Nazım Paşa'nın Katili; Hükümet Darbesi Hazırlıkları e Mahmud Şevket Paşa'nın Katili; Bodrum ve Sinop Zindanları; Birinci Dünya Harbi; Avrupa'daki Türklerin Faaliyetleri; Mütakere Yıllarında İstanbul.
Ahmet Bedevi Kuran'ın İnkılap Tarihimiz ve Jön Türkler kitabı bidayette umumî olarak Birinci Meşrutiyet'e takaddüm eden vak'alara, Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin teşekkül etmesine, Kuleli'de cereyan eden olaylara, buna müteakip süreçte Sultan Abdülaziz'in hâl' edilmesine değinerek giriş kısmını nihâyete erdirmektedir.

Kitapta Birinci Meşrutiyet ilânına müteallik süreç tafsilatlı incelenmiş ve İttihat ve Terakki'nin teşekkülüne yer verilmiştir. Damad Mahmud Paşa'nın Jön Türklerle olan ilişkileri teferruatlı işlenmiş olup, Sultan II. Abdülhamid'le olan ilişkilerine geniş yer ayrılmıştır. Bu bölümde telgraf yazıları dahî istimal edilmiş olup, müteaddit tahriratı da ihtiva etmiştir.

İttihat ve Terakki kısmının müterakki sahifelerinde mutat bilgilerin dışında bilgiler aktarılmakta, parti dahilindeki rekabete değinilmekte ve Prens Sabahattin Bey'e müteallik muhtevata yer verilmiştir.

Muharririn eserinde Jön Türk Kongreleri, 31 Mart Vak'ası ve bilhassa II. Meşrutiyet dönemi mufassal aktarılmıştır.

Buna mukabil, Trablusgarp ve Balkan Harbi'nde takip edilen politikalar hususunda münakaşalı muhtevat aktarmaktadır. Umumî Harp ve Mütareke yılları birinci ağızdan aktarılmakta ve Cumhuriyet'in ilânı ile birlikte kitap nihâyete ermektedir.

Muharririn bahsedilen eseri müfrit bir müzahir istikâmette olmakla birlikte, İttihat ve Terakki erkânı tabir-i caizse yerden yere vurulmakta ve mutat dışı ithamlara uğratılmaktadır. Muharririn dönemi bizzati yaşamış olması, kitabı muntazam belgelerle zenginleştirmesi; alanında elân önemli başvuru kaynakları arasında olmasını sağlamıştır. Muharririn üslûbu ağır olmakla birlikte mütekasif fikirleri müspet düşünceler istihsal etmemize manî olmaktadır. Eser fazlaca Osmanlıca kelimeyi ihtiva ettiğinden bir sözlük vasıtasıyla okunmasını tavsiye ederim. Akademik çalışmalarda kullanılacak bir eser olup, sıradan okuyucuya pek fazla bir faide sağlamayacaktır.
Bu selamlık olayından sonra, yeni bir olay daha meydana gelmişti: Askeri kışlalarda olduğu gibi Harbiye Mektebi'nde de her akşam yoklamasında üç defa "padişahım çok yaşa!" diye bağırmak adetti. Biz Harbiyeliler artık Sultan Abdülhamid için bu adetin tekrarlanmasına gerek kalmadığına kanaat getirdiğimizden, bir akşam yoklamasında trampetin tempoya uygun ahenktar havasına uymamış ve "padişahım çok yaşa!" duasını okumaktan vazgeçmiştik. Bu hareketimizden mektep idaresi telaşa düşmüş ve Harbiye Nazırı Salih Paşa geç vakit mektebe gelerek soruşturmaya başlamıştır. Sonuçta bu hareketin sorumlusu olarak ben gösterilmiştim. Fakat, Harbiye Nazırı bu meseleye fazla önem vermekten çekinmiş ve yalnız bu gibi hareketlerin askerlik bakımından itaatsizlik kabul edileceğini söyledikten ve bir daha buna benzer yolsuzluklara meydan bırakılmamasını öğütledikten sonra mektepten ayrılmıştır.
Beyannamedeki imzalardan anlaşıldığı gibi, bu ikinci "Jön Türk" kongresine bütün Osmanlı ihtilalci fırka ve komiteleri katılmış ve kongrede temsil edilmişlerdir. Bu şekilde ilk kez olarak Sultan Abdülhamid muhalifleri birleşmiş ve ortak amaç etrafında toplanmış oluyordu. Fakat, bir süre sonra Rumeli'de baş gösteren askeri ayaklanma, beyannamede karar altına alınan çalışma tarzının uygulanmasına gerek bırakmadan, Meşrutiyet'in ilanıyla sonuçlanmış ve bu ayaklanma başarının başlıca etkeni olmuştur.
Meşrutiyet'in ilk kurban bayramı yaklaştığı sıralarda, nazırımız İsmail Fazıl Paşa, Harbiye Mektebi öğrencilerinin de Yıldız'da düzenlenecek bayram selamlığında hazır bulunmaları arzusunu ifade etmişti. Harbiye Mektebi öğrencileri Sultan Abdülhamid'i selamlamak emelinde olmamakla birlikte amirlerimize itaat etmiş olmak için, istemeyerek bu arzuya uymuştuk. Yıldız'a gidildiği gün hava çok soğuk ve karlıydı. Selamlık resmine katılan bütün askerlere ve bu arada Harbiye Mektebi öğrencilerine çay verilmiştir. Harbiyeliler bu ikramı reddetmişlerdir. Sultan Abdülhamid durumdan haberdar edilince mektep tabur kumandanı Fazıl Bey'i yanına davet ederek havanın soğuk olması dolayısıyla öğrencilerin çay içmesini emretmişse de öğrenciler tebliğ edilen bu emre de itaat etmemişlerdir. Bu durum Sultan Abdülhamid'i ürküttüğünden, bir iki saat sonra mabeyincilerden oluşan bir heyetle mektebe pasta ve kurabiye türünden bazı hediyeler gönderilmiştir. Bunlar da tarafımızdan reddedilmiştir.
Halbuki bende bulunan belgeler arasında mevcut "Hinçakyan Sosyalist İhtilal Komitesi"nin gizli programında bağımsızlık ve ayrılık maddesine dair hiçbir kayıt yoktur. Yalnız bir noktada 'Türk hükümeti kimdir? Elcevap: Hiçtir. Cemaat kimdir? Elcevap: Herkestir" şeklinde bir kayıt vardır.
Görülüyor ki, Sultan Abdülhamid devrinin memlekette uyandırdığı memnuniyetsizlik Osmanlı unsurları arasında milli teşekküller dahilinde çalışılmasına yol açmıştır. Fakat, bütün bu gayretler sarf edildiği ve bazı komiteciler tarafından Edouvard Joris aracılığıyla 21 Temmuz 1905 tarihinde Sultan Abdülhamid'e karşı cuma selamlığı töreninde suikast yapıldığı, büyük büyük fedakarlıklara katlanıldığı halde bir yarar elde edilmediğini gören ve bu gibi girişim ve şahsi faaliyetlerden bir sonuç çıkmayacağına kanaat getiren Ermeniler, nihayet "Jön Türk"lerle işbirliği yapmak zorunda kalmışlardır. Önceleri Murad Bey tarafından Londra'daki Ermeni komiteleri reislerine yapılan beraber çalışma teklifi reddedilmişıi. Buna rağmen uzun tecrübelerden sonra Ermeniler Paris'te gerek "Terakki ve İttihat Cemiyeti" mensuplarına ve gerek "Teşebbüsü Şahsi ve Ademi Merkeziyet" cemiyetine işbirliği teklifinde bulunmuşlardır ve bu başvuru, ileride açıklanacağı gibi, ikinci "Jön Türk" kongresinin toplanmasına sebep oluşturmuştu.
Babıâli'nin karşısında, emekli kıraathanesi vardı. Önünden geçerken birisinin beni çağırdığını duydum. Çağıran eski bahriye subaylarımızdan Şevki Bey'di. Kendisiyle Paris'te beraber bulunmuştuk. İttihat ve Terakki hükümetine karşı yapılan mücadelelere o da pek yakından katılmıştı. Oturduğu masaya yaklaştığım zaman telaşla silahım olup olmadığını sordu: "Hayır" cevabını verdim. Şaşırdı ve lttihatçıların Babıâli'yi basmak üzere olduklarını, neredeyse görünmelerinin muhtemel olduğunu söyledi. Hayret! Hükümet, ayrıntılarına kadar vakıf bulunduğu bu durum hakkında hiçbir önlem alamıyordu. Bu nasıl hükümetti! Şevki Bey'e, "Bizim kişisel fedakarlığımıza dayanan bir hükümetin iktidar mevkiinde kalması memleket için zararlıdır. Kendi kuvvetini iyi kullanmasını bilmeyen bir hükümet düşürülmelidir" dedim ve ayrıldım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnkılap Tarihimiz ve Jön Türkler
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
464
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753432702
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaynak Yayınları
Bu kitapta, Tazminatı Hayriye'den sonra ıslahat talebi gerçekleşen belli başlı ihtilal girişimleriyle İkinci Meşrutiyet'in ilanından Cumhuriyet'in kabulüne kadarki dönemde yaşayan fıkra kavgaları, tarihi bir tasnifle anlatılmıştır; devrim tarihimizi ve geçmişin karanlık dönemlerini aydınlatan bazı belgeler de eklenmiştir.

Kitaptan bazı konu başlıkları şöyle:
Tazminatı :Hayriye; Birinci Meşrutiyet; İttihat ve Terakki'nin Kuruluşu; Mizancı Murad Bey; Damad Mahmud Paşa; Prens Sabahaddin Bey ve Birinci "Jön Türk" Kongresi; Müşir Recep Paşa ve İhtilal Hazırlıkları; Teşebbüsü Şahsi ve :Ademi Merkeziyet Cemiyeti'nin Kuruluşu; İkinci "Jön Türk" Kongresi ve Avrupa'daki Muhaliferin Birleşmesi; Makedonya Meselesi ve Meşrutiyet İsyanına Tesirleri; ikinci Meşrtiyet'in İlanı ve Parti Hayatının Başlangıcı; Ahrar Fırkası'nın Kuruluşu; 31 Mart Olayı; Meşrutiyet Devriminde Parti Mücadeleleri; Trablusgarp Harbi; İttihat ve Terakki idaresinin Çökmesi; Balkan Harbi; Babı-ali Baskını ve Nazım Paşa'nın Katili; Hükümet Darbesi Hazırlıkları e Mahmud Şevket Paşa'nın Katili; Bodrum ve Sinop Zindanları; Birinci Dünya Harbi; Avrupa'daki Türklerin Faaliyetleri; Mütakere Yıllarında İstanbul.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Oğuzhan Afacan
  • BayBabür

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%100 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0