İnsan Çürümeye Başladığında

·
Okunma
·
Beğeni
·
584
Gösterim
Adı:
İnsan Çürümeye Başladığında
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056722790
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Küsurat Yayınları
Cinayet büro hareketliydi. Masalardan masalara uçuşan dosyalar, telsizlerden duyulan anonslar, çalan telefonlar, bitmek bilmeyen sorgulayışlar… Birileri aranıyordu bu masalarda. Dosyalarda resimleri, isimleri, hikâyeleri vardı. Tutulmuş tutanaklarda gizliydiler, delil poşetlerinde yaşıyorlardı. Yakalansalar bile meçhuldüler, gerçeğin içinde birer gizdiler.

Adalet neydi? Herkes bu dünyada hak ettiğini bulur muydu? Bir cinayet en fazla kaç hayata uzanabilirdi? İnsan ne zaman çürümeye başlardı? Başkomiser Rauf, Taksici Muhsin, Doktor Taner ve diğerleri… Mustafa Becit, ikinci romanı İnsan Çürümeye Başladığında ile çürümenin, en dibe çöküşünün denizinde kulaçlar atıyor.
Okuyacaklarınıza ekleyin kitabı, pişman etmez. Polisiye sevmememe rağmen 1 günde ve heyecan duyarak okudum. Farklı, düşündürücü, sürükleyici, biraz da dramatik -ki benim için olmazsa olmazdı zaten- Fazla söze gerek yok, olmuş bu =))
Mustafa Becit'i tanımama bu kitap vesile oldu. Ve bu kitabı sayesinde yazarın ilk kitabını da okumaya karar verdim. Yazarın anlatışı çok farklı. Polisiye desem tam değil, aşk desem o da değil, dram desem o da tam bu kitabı anlatan özellik değil. Resmen kitap tüm duyguların harmanlanmış hali. Tıpkı hayat gibi. Fazla gerçekçi.

Kurgu cinayet bürosunun başındaki Rauf'a gelen bir olayla başlıyor. Rauf cinayetin kendisini bu kadar etkileyeceğini bilmeden kabul eder. Gerçi ona bu cinayeti verenler ne bilsin Rauf'un özel hayatında olanları? Rauf'un ekibi de aslında Rauf'un değişiminin farkında ama ses edemiyorlar. Ve birlikte bu cinayeti çözmek için kolları sıvarken hepsi kendi sorunlarını da çözmeye çalışıyorlar. Bu kitapta kimsenin hayatı mükemmel değil. Tıpkı bizim gibi. Ve bence kitap bu yönüyle okuyucusunu kendisine bağlıyor.

Kitapta tüm karakterlerin iç dünyasına az çok yer veriliyor. Cinayeti işleyenin neden böyle bir suça karıştığını öğrenince ise bu kitabın hafızalardan silinmeyeceği kesinleşiyor. Ben sanırım ilk kez bir kitapta bir katile cinayet işlediği için kızmadım. Hatta hak vermeden duramadım. İnsanız, ister istemez empati kuruyoruz. Ama "Onun yerinde olsam ne yapardım?" dediğimde boğazıma acı bir yumruk oturdu. Onun yerinde olmayı hayal bile edemiyorum.

Kitap size adalet kavramını çok derin bir şekilde sorgulatıyor. "Suçlu kim? Kime göre suçlu, neye göre suçlu?", "Cezayı hak ediyor mu?", "Cezayı hak etmiyorsa bu cinayet cinayet değil mi?" ve bunlara benzeyen bir sürü cümle kurmaktan başın patlayacak boyuta geliyor. Ve o an sadece "İyi ki bu olaya ceza verecek hakimin yerinde değilim." dedim.

Kitapta çevreyi dinleyen, onlara göre yaşayan insanların bir süre sonra kendilerine olan güvenlerinin sarsılmasıyla birlikte karşısındaki insana da güveninin sarsılmasını çok açık bir dille anlatıyor. Bu güvenin yokluğunu şüphenin doldurması ve bunun getirdiği zincirleme olaylar.. Hepsi bu kitabın içerisinde.

Bu kitabı mutlaka herkes okumalı. Sizler de benim hissettiğimi hisseder misiniz bilmiyorum ama bu kitabın sizi de sorgulatacağına adım gibi eminim.
Hikaye kurgusunun gerçekçiliğinde kendinizi ister istemez kitabın içinde buluyorsunuz. Konusu açısından farklıca bir eser. Polisiye severlerin kesinlikle okumasını tavsiye ederim.
Yazarın dili, kurgusu kendisine has ve özgün. Harika bir kitap. Polisiye severler kitabı çok beğeneceklerdir. Yazar ikinci kitabıyla edebiyat dünyasında kalıcı ve sağlam adımlarla ilerliyor. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Kadınların kendilerine has dünyaya küsüşleri vardır. Saçları kadar ince matemlerini gözlerinden okursunuz. Omuzlarında yaşamın tüm yükü, geçmiş ve geleceklerinde hep bir bekleyiş vardır. Umut edişleri de, çektikleri acılar da hep kendine hastır. Sırtları dönüktür mesela dünyaya veya bir türlü açılmak bilmeyen koca kapılara. Yüzlerinin en ücra köşelerinde bir rüzgar uğultusu dolanır da uzaklık nedir öğretirler bize.
Mustafa Becit
Sayfa 16 - Küsurat Yayınları
"Dalından koparılan bir elmaya, sen niye çürüyorsun diye hesap sorabilir misin?”
Mustafa Becit
Sayfa 69 - Küsurat Yayınları
Rahat bıraksınlardı onu, arayıp sormasınlardı, öldü bilsinlerdi. Bu son söylediği içine bir sıkıntı soktu. Öldü bilmesinler, diye mırıldandı, yaşadığımı bilsinler ama bir ölüye nasıl muamele ediliyorsa bana da öyle muamele etsinler, diye sürdürdü kendisiyle konuşmasını. Yok olmaktan korkuyordu belli ki, bu sebeple varlığın içinde bir yokluk arıyordu kendisine.
Mustafa Becit
Sayfa 75 - Küsurat Yayınları
Yıllar ağır ağır ilerliyormuş gibi görünse de, her şey vakitlice denk geliyor ya da kader ne emrediyorsa o oluyormuş gibi dursa da, her gün her an her şeyi değiştiriyor, yaraları ya eskitiyor ya da yeniliyormuş gibi akıp gitse de; en nihayetinde insan, kendi ruhunun derinliklerinde açtığı ve tüm yaşanmışlıklarını doldursa dahi kapatamayacağı bir çukurda zamanı saklar. İşte o vakit yılların ağır ilerlemesini unutur ve ruhundaki çukur sayesinde her şeyin birdenbire geliştiğine inanmaya başlar. Zaman su gibi akıp gidiyor söylemi, aslında insanın kendi ruhundaki çukurdan başka bir şey değildir.
Mustafa Becit
Sayfa 96 - Küsurat Yayınları
Boşa konuşuyoruz yeminle! Kulağın duymadığını kalp nasıl tasdik etsin! İnancımız, anlayışımız, bakış açımız ve daha
bir sürü şey sayarım sana, neyse işte, inan bana hepsi kıt! İnsan kendisine nasıl öğretildiyse öyle yaşıyor. Sen istediğin kadar konuş, anlat, kıçını yırt, neyi değiştirebilirsin ki? He, yanlış mıyım Rauf? Konuşarak dünyayı değiştirebilir miyiz?
Mustafa Becit
Sayfa 9 - Küsurat Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsan Çürümeye Başladığında
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056722790
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Küsurat Yayınları
Cinayet büro hareketliydi. Masalardan masalara uçuşan dosyalar, telsizlerden duyulan anonslar, çalan telefonlar, bitmek bilmeyen sorgulayışlar… Birileri aranıyordu bu masalarda. Dosyalarda resimleri, isimleri, hikâyeleri vardı. Tutulmuş tutanaklarda gizliydiler, delil poşetlerinde yaşıyorlardı. Yakalansalar bile meçhuldüler, gerçeğin içinde birer gizdiler.

Adalet neydi? Herkes bu dünyada hak ettiğini bulur muydu? Bir cinayet en fazla kaç hayata uzanabilirdi? İnsan ne zaman çürümeye başlardı? Başkomiser Rauf, Taksici Muhsin, Doktor Taner ve diğerleri… Mustafa Becit, ikinci romanı İnsan Çürümeye Başladığında ile çürümenin, en dibe çöküşünün denizinde kulaçlar atıyor.

Kitabı okuyanlar 18 okur

  • Hacer
  • Yiğit Çetinkaya
  • HuriyeDzvt
  • Nilüfer Saka
  • Tugba
  • Elçin
  • Irmak Dönmez
  • afranur kanıbol
  • Vistavie
  • Zafer Ateş

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.1 (1)
9
%44.4 (4)
8
%22.2 (2)
7
%0
6
%11.1 (1)
5
%0
4
%11.1 (1)
3
%0
2
%0
1
%0