İnsan Çürümeye Başladığında

·
Okunma
·
Beğeni
·
863
Gösterim
Adı:
İnsan Çürümeye Başladığında
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056722790
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Küsurat Yayınları
Cinayet büro hareketliydi. Masalardan masalara uçuşan dosyalar, telsizlerden duyulan anonslar, çalan telefonlar, bitmek bilmeyen sorgulayışlar… Birileri aranıyordu bu masalarda. Dosyalarda resimleri, isimleri, hikâyeleri vardı. Tutulmuş tutanaklarda gizliydiler, delil poşetlerinde yaşıyorlardı. Yakalansalar bile meçhuldüler, gerçeğin içinde birer gizdiler.

Adalet neydi? Herkes bu dünyada hak ettiğini bulur muydu? Bir cinayet en fazla kaç hayata uzanabilirdi? İnsan ne zaman çürümeye başlardı? Başkomiser Rauf, Taksici Muhsin, Doktor Taner ve diğerleri… Mustafa Becit, ikinci romanı İnsan Çürümeye Başladığında ile çürümenin, en dibe çöküşünün denizinde kulaçlar atıyor.
“Narkotik baskını gibi senin aşkın,
Yat yere yat yere yat yat yat.” #HakanTürkmen

Yazarın yönlendirmesiyle okuduğum ikinci kitabıdır İnsan Çürümeye Başladığında . Kitap her ne kadar polisiye roman olarak teşhir edilse de basit bir hikâyeleme ile uydurma Behzat C’den hallice bir kurguya sahiptir.

Cinayet büroda baş komiser olan Rauf ile Muhsin’in çevresinde cereyan eden olaylar silsilesidir. İlk kitapta görünen aşırı sigara kelimesi kullanımı bu kitapta da kendini göstermektedir ki 84 sayfa olan birinci bölümde 81 adet sigarayla alakalı cümle vardır. Bu da artık bir yeden sonra kişiyi iyice sıkıyor ve yeter artık dedirtiyor.

Rauf’un 216 sayfalık romanda dili küfür ve argodan hiçbir şekilde temizlenmemektedir. Her konuşmasında argo ve küfür içeren hitap tarzı, bana gerçekten gereksiz, manasız geldi. Bir bölümde “terso, getir simitleri öldürelim” gibi cümleler ile karşılaşınca kitabın edebiyattan ne kadar uzak olduğuna karar kıldım.

Yukarı da söylediğim gibi polisiye bir roman olarak internet ortamında şişirilmiş bir kitaptır. Yaklaşık olarak 10a yakın edebiyat kaynaklı siteden kitap hakkındaki yorumlara baktım ve okuduğum eserin bu kadar neden abartıldığına anlam veremedim. Kitabın kesinlikle polisiye romanlarda olan giz çözme ya da polis kişisinin zekâsını ortaya koyup olay çözme becerilerinin hiçbirisi yoktur.

Olayın anlatıldığı zaman kışa doğru sonbahar sonu olduğu ağaç yapraklarından ve bazı bazı yazarın betimlemelerinden anlaşılmaktadır. Lakin 2 kısım 5. Bölümde mana veremediğim bir hava sorunu yaşanmaktadır. Yazar önce buz kesen ellerini kuzine de ısıtmaya çalışır, havanın çok soğuk olduğunu belirtir. Ertesi sabah ise sahilde ailece külah dondurma yedikleriyle devam eder. Akşamı tekrarda yağmur delice toprağı döver ve gök gürülder. Sonrası alabildiğine yağmur. Ayrıca birde haftasonu “Çatalça’ya” piknik için gitmek isterler. Çatalça’ya gidenler bilir, mevsimsiz Çatalça’ya pikniğe giderseniz çiğ ve çamur deryası içerisinde çimmek zorunda kalırsınız. Bu sebeple yazarın kitabı çok aceleye getirip, tamamen saçma bir hava bir akımında kurguya devam etmiştir.

Diğer bir tuhaflık ise birinci bölüm ile üçüncü bölüm arasında geçmektedir. Birinci bölümde katilin hesabına 200000 Sterlin para transferi yapıldığı söylenir lakin üçüncü bölümde ise 2 sayfa aralıkla 200000 lira para gönderdiği ifade edilmektedir. 200000 sterlin ile 200000 lira arasında nereden bakarsanız bakın en az 200000 lira daha fark vardır. Bu da aceleye gelmiş bir kısır döngü olarak görünen basit hatalardan biridir.

Farkında olmadan argo konuşmaların ayyuka çıktığı bir romanda “ünledi” diye bir kelime ise gereksiz bir kelimedir. Ünlemek şu anki Türkçemizde nereden bakarsanız bakın, kullanılmayan bir kelimedir. Yine kitap içerisinde bolca geçmektedir. Yazar ise son model sözler ile karşımıza çıkınca – Rauf siktir lan diye ünledi.” – insanın tuhafına gitmiyor da değil.

İlk kitapta olan küfür sansürleme işi kelime aralarına noktalar koyarak uygulanmaktaydı. Bu kitapta ise küfrün en can alıcı noktasından sonra “…” olarak devam ettirilmiş. – senin yedi ceddini…” – daha sonra karakterler iyice işi aşmış ve küfür meşrulaştırıp bol bol kitap içerisine serpiştirilmiştir.

Kitabı ben yakın çevreme ve kitapsever bir arkadaşıma tavsiye etmem. Çünkü okunması gereken bir kitap ve konu olarak görmüyorum. Bunu yazara karşı bir tutumum olarak görenler olabilir lakin onlara ise kitabı okuyup, ondan sonra beni anlamalarını tavsiye ediyorum. Eğer ki ben kadar sabırlı ve kitap yarım bırakmama ahlakına sahipseniz muhtemelen kitabı sıkıla sıkıla okursunuz. Eğer ki değilseniz muhtemelen yarım bırakacağınız kesindir. Daha ilk bölümde kitabı sonlandırmanız muhtemel.

Yazarı etkinlikle tanıdım ve etkinliklerin artık ne demek olduğunu çok iyi bilmekteyim. Keşke bütün yazarlara bu etkinlikler yapılsa ve bütün okurlar “sözüm ona yazar” olan herkesin kitaplarını inceleme ve okuma fırsatı bulsalar.

Yazara yayın hayatında başarılar dilerim. Lakin kendisi benim kesinlikle okuyacağım bir yazar değildir. Dilerim çok daha güzel yerlere gelir ve kendini geliştirme fırsatı bulur. Lakin şu an ki kanım lütfen kitabım var diye kitap basmamasıdır. Bu ticari bir beklentiden öte değildir.

Sözün özü; kitap kültürünüz yoksa ve başlangıç bir kitap arıyorsanız; bolca geçen sigara kelimesinden rahatsız olmayıp, argo ve küfürlü sözler ile kahvenizi yudumlamak isterseniz kitap kesinlikle size göredir. Onun dışında kesinlikle zaman kaybıdır.

Sevgi ile kalın…
eleştirilerim var. yazar aramızda olduğundan dile getirmemeyi seçmeyeceğim, biraz kelimeleri dikkatli seçmeye çalışacağım.
-sürç-i lisan eden edersem affola. yapıcı bir dille ele almak istiyorum. hemen her toplumda, daha çok bizde, "bu olmamış, olmaz" buna çok odaklanıyoruz. bir fikir çıkar mesela, bu iş tutmaz derler hemen. bir ürün gelir akla bu satmaz. bana neden olmayacağını söyleme. Olmayacağı zaten büyü ihtimal, bir ucundan tut da nasıl olur ona odaklan derim. bu gözle ifade etmek istiyorum eleştirilerimi.-

konu ve kurguyu sevdiğimi söylemeliyim. adalet ve güncel ve değişik bir konu üzerinden ele alınmış. yer yer acaba benim bu konuya bakışım nasıl diye düşündüğüm, kendimi kahramanın yerine koyduğum oldu. bunlar hep güzel hisler... konu ve karakterler bir şekilde bana geçti. Bazen kitaba girmekte zorlandım ama bittikten sonra baktığımda tamamdır bu nokta diyorum. Sonuçta birkaç saatte okuttu kendini.

Yer yer tempo sorunları dikkatimi çekti. Tam hızlanacak, yoğunlaşacak gibi oluyoruz birden bir sakinlik çöküyor. Buna çok da bir şey diyemem, yazarın tarzı bu olabilir.
karakterler hakkında sıkıntılar olduğunu düşünüyorum. yazar bize hemen her karakter hakkında vaatlerde bulunuyor. devamı gelecek veya o karaktere yaklaşacakmışız izlenimi uyandırıyor. fakat bunu neredeyse ana karakterler dışında hiç görmüyoruz. bu durumda çok karakterli az karakter hikayeli bir anlatım oluşuyor. Bu da mümkündür elbet ama o zaman yazar bana “yan karakterleri geç doğru yere odaklan” demeli. Örneğin, Cihan hakkında daha çok şey vaat edildi bana sorarsanız ama... ben vaatlerin karşılığını alamadım.

---spoilerımsı---
Rauf da çok kafamı karıştırdı. tam Rauf'u bir çizgiye oturtuyorum, bir cümle ki bana sorarsanız Rauf'un ağzından çıkmış olamaz. babacan mı serseri mi, çıldırıyor mu sakin mi oturmadı. bunların arasında geçişler desen... bilmiyorum bende oturmadı. Leman hiç oturmadı, annesi nereden çıktı onu da anlamadım mesela...

Hımbıl asker olayını çok sevdim. bence harika bir karakter, harika bir anlatım.

Faysal çavuşumu da sevdim. masaya gelen adalet kavramına bambaşka bir boyut kattı. aklına sağlık yazarın.
Çok nadir görülen bir durum. Berin erkek mi kadın mı anlamadım... belki satır arasında ben kaçırdım. İsim seçimi önemliymiş bunu anladım.

---spoilerımsı sonu---

bana sorarsanız okunası bir kitap derim. koşa koşa gidin hemen bu kitabı okuyun demem.
ne bir polisiye ne bir düşünce kitabı ne de bir taşlama. bence üçünün bir karışımı.

Yazara çok eleştiri getiremem.. yazarın kendisi hakkında da görüşlerim var fakat tek kitapla bunlara emin olamıyorum. Umarım 5. Kitabını yayınlar da sonrasında artık göğsümü gere gere yazara da sallarım :))))


Not. Etkinlik kapsamında okuduğum için Neslihan T. 'ye
Benim neredeyse zorla etkinliğe katılmamı sağladığı için Liliyar 'ya
Nedensizce Kanatsizserce 'ye
Teşekkür ederim.
Okuyacaklarınıza ekleyin kitabı, pişman etmez. Polisiye sevmememe rağmen 1 günde ve heyecan duyarak okudum. Farklı, düşündürücü, sürükleyici, biraz da dramatik -ki benim için olmazsa olmazdı zaten- Fazla söze gerek yok, olmuş bu =))
Mustafa Becit'i tanımama bu kitap vesile oldu. Ve bu kitabı sayesinde yazarın ilk kitabını da okumaya karar verdim. Yazarın anlatışı çok farklı. Polisiye desem tam değil, aşk desem o da değil, dram desem o da tam bu kitabı anlatan özellik değil. Resmen kitap tüm duyguların harmanlanmış hali. Tıpkı hayat gibi. Fazla gerçekçi.

Kurgu cinayet bürosunun başındaki Rauf'a gelen bir olayla başlıyor. Rauf cinayetin kendisini bu kadar etkileyeceğini bilmeden kabul eder. Gerçi ona bu cinayeti verenler ne bilsin Rauf'un özel hayatında olanları? Rauf'un ekibi de aslında Rauf'un değişiminin farkında ama ses edemiyorlar. Ve birlikte bu cinayeti çözmek için kolları sıvarken hepsi kendi sorunlarını da çözmeye çalışıyorlar. Bu kitapta kimsenin hayatı mükemmel değil. Tıpkı bizim gibi. Ve bence kitap bu yönüyle okuyucusunu kendisine bağlıyor.

Kitapta tüm karakterlerin iç dünyasına az çok yer veriliyor. Cinayeti işleyenin neden böyle bir suça karıştığını öğrenince ise bu kitabın hafızalardan silinmeyeceği kesinleşiyor. Ben sanırım ilk kez bir kitapta bir katile cinayet işlediği için kızmadım. Hatta hak vermeden duramadım. İnsanız, ister istemez empati kuruyoruz. Ama "Onun yerinde olsam ne yapardım?" dediğimde boğazıma acı bir yumruk oturdu. Onun yerinde olmayı hayal bile edemiyorum.

Kitap size adalet kavramını çok derin bir şekilde sorgulatıyor. "Suçlu kim? Kime göre suçlu, neye göre suçlu?", "Cezayı hak ediyor mu?", "Cezayı hak etmiyorsa bu cinayet cinayet değil mi?" ve bunlara benzeyen bir sürü cümle kurmaktan başın patlayacak boyuta geliyor. Ve o an sadece "İyi ki bu olaya ceza verecek hakimin yerinde değilim." dedim.

Kitapta çevreyi dinleyen, onlara göre yaşayan insanların bir süre sonra kendilerine olan güvenlerinin sarsılmasıyla birlikte karşısındaki insana da güveninin sarsılmasını çok açık bir dille anlatıyor. Bu güvenin yokluğunu şüphenin doldurması ve bunun getirdiği zincirleme olaylar.. Hepsi bu kitabın içerisinde.

Bu kitabı mutlaka herkes okumalı. Sizler de benim hissettiğimi hisseder misiniz bilmiyorum ama bu kitabın sizi de sorgulatacağına adım gibi eminim.
Hikaye kurgusunun gerçekçiliğinde kendinizi ister istemez kitabın içinde buluyorsunuz. Konusu açısından farklıca bir eser. Polisiye severlerin kesinlikle okumasını tavsiye ederim.
Yazarın dili, kurgusu kendisine has ve özgün. Harika bir kitap. Polisiye severler kitabı çok beğeneceklerdir. Yazar ikinci kitabıyla edebiyat dünyasında kalıcı ve sağlam adımlarla ilerliyor. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
"Birbirine dolanan, karmakarışık ve çözülmesi için herkesin aynı anda ölmesi gereken tuhaf bir öyküydü insanlık."
Sessizliğin elle tutulabilir, gözle görülebilir bir sureti olmasa da kim inkar edebilir ki var olmadığını?
Mustafa Becit
Sayfa 30 - Küsürat Yayınları - 1. Basım - 2017
Sonra da hayatta insanların kaderlerini yaptıkları tercihler mi belirliyor, yoksa zaten kaderi olduğu için o tercihi yapmaya mecbur mu kalıyor, bunu düşündü.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsan Çürümeye Başladığında
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056722790
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Küsurat Yayınları
Cinayet büro hareketliydi. Masalardan masalara uçuşan dosyalar, telsizlerden duyulan anonslar, çalan telefonlar, bitmek bilmeyen sorgulayışlar… Birileri aranıyordu bu masalarda. Dosyalarda resimleri, isimleri, hikâyeleri vardı. Tutulmuş tutanaklarda gizliydiler, delil poşetlerinde yaşıyorlardı. Yakalansalar bile meçhuldüler, gerçeğin içinde birer gizdiler.

Adalet neydi? Herkes bu dünyada hak ettiğini bulur muydu? Bir cinayet en fazla kaç hayata uzanabilirdi? İnsan ne zaman çürümeye başlardı? Başkomiser Rauf, Taksici Muhsin, Doktor Taner ve diğerleri… Mustafa Becit, ikinci romanı İnsan Çürümeye Başladığında ile çürümenin, en dibe çöküşünün denizinde kulaçlar atıyor.

Kitabı okuyanlar 24 okur

  • Ümit ALÇI
  • Ferman Özben
  • Sürgün Şehzade
  • Tayfun
  • dilek keskin
  • Eylül Söğüt
  • Hacer
  • Yiğit Çetinkaya
  • HuriyeDzvt
  • Nilüfer Saka

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.1 (1)
9
%35.7 (5)
8
%21.4 (3)
7
%0
6
%7.1 (1)
5
%0
4
%7.1 (1)
3
%0
2
%7.1 (1)
1
%14.3 (2)