İnsan Doğası Üzerine

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.699
Gösterim
Adı:
İnsan Doğası Üzerine
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059870511
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alter Yayıncılık
Baskılar:
İnsan Doğası Üzerine
İnsan Doğasını Anlamak
İnsan Doğası Üzerine
Kant´ın en değer verdiği öğrencisi ve Nietzsche düşünüşünün şekillenmesinde önemli bir faktör olan Arthur Schopenhauer çalışmalarını "Tüm bilgiler bizim dünyada edindiğimiz tecrübelerden kaynaklanır fakat bizim tecrübelerimiz esas olarak sübjektiftir ve kendi zihnimiz tarafından şekillendirilmiştir taraflı ve önyargılıdır. Bu sebeple gerçek bizim istemimizin uzantısından başka bir şey değildir" görüşünü temel alarak sürdürmüştür. Bu denemede Schopehauer insan tabiatına bakışını sunuyor bize... Hem de hayli kötümser bir bakış açısı bu. Çünkü Schopenhauer arzunun insanı acıya götürdüğünü ve geçici de olsa bir rahatlamaya giden tek yolun arzularımızdan vazgeçmekle olacağını savunan bir Budistin gözleriyle bakıyor yaşama. Yine burada filozof devlet gibi insan eliyle oluşturulan kurumları insanlığın özgür istem ve yüksek bir karakter ile ahlak anlayışı gibi ideallerini mercek altına alıyor. Ve onların altında yatan bir gerçeği kaderci bir itkinin kültürü zorbalık ile anarşinin sınırlarında çok az yerde mola vererek oradan oraya dolaştırdığını ortaya çıkarıyor.
95 syf.
·Puan vermedi
İlk incelemem ile karşınızdayım.

Öncelikle Schopenhauer'in yaşamına ve felsefesine değinmek istiyorum.
Arthur Schopenhauer’ın felsefesi bir yandan Hristiyanlık ve Budizm'e diğer yandan Kant’ın
idealizmine dayanır. Merhametin ahlaki önemini analiz etmesinden ve bu analizde daha çok Hıristiyanlık
ve Budizm’e dayanmasından dolayı ahlak filozofları arasında önemli bir yeri vardır.


Dönemin filozoflarıyla karşılaştırdığımız zaman gayet yalın bir dil kullandığını söyleyebiliriz. Bu onun felsefesini anlamamızı bir noktada kolaylaştırıyor. Kendisi oldukça karamsar biri bundaki en büyük pay ailesi. Annesinin nefret söylemi içeren mektupları, babasının intihar etmesi onun bu karamsar düşüncelerine yön verdi. tanrıya olan inancı pek uzun sürmedi henüz on sekiz yaşındayken: "bu dünya tanrı tarafından yaratıldı öyle mi? hayır! şeytan tarafından yaratılmış olmalı." söylemi ile dikkat çekti.

Schopenhauer bu dünyayı anlamanın asıl yolunun var olan acıyı, ıstırabı, kötülüğü kabullenmekten geçtiğini her insanın az ya da çok yüreğinde nefret, öfke, kin gibi duyguların yattığını söylüyor. öte yandan karakterin doğuştan geldiğini özgür bir iradeye sahip olmadığımızı belirtiyor. kitapta belirgin olarak Kant'ın felsefesini, Shakespeare'dan bölümleri görebilirsiniz.

Dünya gerçekçi filozofumuzun gözünde acı çekmek için tasarlanmış bir tiyatro oyunudur. Bu yüzden onun için hayalperest olan Sokrates ve Platon'u sürekli eleştirmiştir. gelecek yoktur "şu an" vardır ve ümit anlamsızdır. Onun izinden giden önemli filozoflardan olan Frıedrıch Nietzsche' de Sokrates'i eleştirmiştir. Ve o çoğumuzun bildiği sözü söylemiştir:"Ümit kötülüklerin en kötüsüdür. Çünkü; işkenceyi uzatır."

Kitapta çokça geçen bizi sarmalamış bencillikten "merhamet" ile kurtulacağımızı söylüyor. Ona göre insan davranışlarının üç temel itici güdüsü vardır:

kötülük (kişinin başkalarının acı çekmesini sağlaması)

bencillik (kişinin kendini rahatlamayı amaçlaması)

merhamet (kişinin başkalarının rahatlamasını amaçlaması)

kurtuluş için dahi değil aziz olmamız gerektiğini söyler. bir aziz gibi el çekmeliyiz bu hayatın değerini ancak istenilmeye değmeyecek olduğunu fark ettiğimizde anlarız. Var olmak ve yaşama isteği kör bir istekten ötesi değildir.

Schopenhauer'in felsefesine giriş olabilecek nitelikte bir kitap.

"en büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur."
95 syf.
·1 günde·8/10
Schopenhauer'un insan doğasını, kötümser ve karamsar bir bakış açısıyla ele aldığı felsefi eseri.
Maskelerle gizlendiğimiz bir dünyada kötülüğü; acımasız bir gerçeklikle dinlerden, felseficilerden ve tarihi olgulardan yararlanarak temellendirmiştir.

"Gerçekte vahşi ve korkunç bir hayvandan başka bir şey değildir insan.
Biz, onu evcilleştirilmiş ve dizginlenmiş haliyle tanıyoruz, ki uygarlık dediğimiz şey de budur."
Kitabın ilk kısımlarında bu kötülüğü betimlemiş, birçok zalimlik ve vahşilik örneği de vermiştir.
İnsanı doğasını bu kadar kötü tanıttıktan sonra da "Her insan, diğer insanlardan kesin olarak farklıdır ve bu fark ölçülemeyecek kadar büyüktür." der.

Kölelik konusunda:
"Lüks denilen şey var olduğu sürece, adı ister yoksulluk olsun isterse kölelik olsun diğer yanda da aşırı iş yükü ve sefalet olacak."
Lükse ulaşmış olanların daha çok lüks, lükse ulaşamamış olanların ise lükse ulaşma arzusunun bitmeyeceği anlamı çıkabilir. Bu durumda köleliğimiz de bitmeyecektir.

Her okuyucu için makul olmayacak ya da itiraz edilecek görüşleri ise Hükümet başlığında.
Monarşiyi, cumhuriyetten üstün tutması gibi.
Tabi bunun gerekçelerini de uzun uzun sıralamıştır ve "doğal" olanın monarşi olduğunu savunmuştur. En önemli gerekçesi: Cumhuriyette aptalların, zekileri alt edip başa geçme ihtimalleri varken monarşide ise böyle bir ihtimal yoktur, der. Çünkü ülkenin toplam zekasın karşılayamayacak olan hükümdar, zekileri korumak zorunda kalır ve onları yetkili konuma getirir. Ama burada hükümdarın aptal olma ihtimalini göz ardı ediyor, zira ona göre hükümdarlık gücü kalıtsaldır.

Karakter başlığında ise
Karakterin kalıtsal olduğunu vurgulamış ve kişisel bir özgürlüğün de olmadığını söylemiştir.
Çevre faktörünü kısmen de olsa önemsiz görmüştür.


Felsefi bir eser olmasına rağmen anlaşılır, sade bir dille yazılmış.


"Toplumlar, despotizm ve anarşi gibi iki kutup arasında gidip gelen ve sürekli sallanan sarkaç gibidir”
95 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Arthur Schopenhauer, bu kitabında yine tüm kötümserliği ile insan doğasını inceliyor, bunu açıklamak için Çin, Hint ve Hristiyan geleneklerine dönüyor, yer yer Kant felsefesine dönüyor, Shakespeare'den örnekler veriyor.

Bu kısa kitabın, Schopenhauer felsefesine giriş açısından önemli olduğunu söyleyebiliriz. Yer yer, "İstenç ve Tasarım Olarak Dünya"yı akıllara getirse de, ona göre okumanın çok daha kolay olduğunu söylemek mümkün.

Schopenhauer birçok kez kendisiyle çelişecek ifadeler de kullanıyor ki kendisinden pek beklenmeyen bir şey. Mesela, ısrarla 'insan doğası' diyor ama daha sonra kendisi de "Tüm insanların yaradılışı farklıdır, bu yüzden genel bir yargıda bulunulamaz." diyor... Cumhuriyet yönetimini överken, insan doğasının monarşiye yakın olduğunu belirtiyor. Ben pek etkilenmedim diyebilirim, yer yer dünyamıza çok ters gelebilecek ifadelerde ısrar ediyor kendisi.
95 syf.
·16 günde·Beğendi·7/10
Bir insanın kötülük yapması (öldürmesi, çalması, zarar vermesi) yadırganmamalı. Aksine, bir insan iyilik yapıyorsa ilginç görülmeli ve araştırılmalı. Çünkü insan doğası kötülük üzerine kuruludur. Mesela hiç bir canlı bir diğerine sırf zevk için zarar vermiyorken, insanlar sırf zevk almak için başka canlılara zarar verirler.
95 syf.
·Puan vermedi
Yazar :" Dünyanın sadece fiziksel öneme sahip olduğunu ve ahlaki yönden hiçbir öneminin bulunmadığını söylemek düşünülebilecek hatalar içinde en büyük ve tehlikeli olanıdır." diyerek insanların tek kanatla uçamayacağını maddinin yanında manevinin de hüküm sürmesi gerektiğini ortaya koyuyor.Ve insanlarla ilgili birçok örnek vererek onların karakter profillerini çiziyor.Yönetim biçimlerine dahi el atıyor.Cumhuriyeti yetersiz görerek monarşiyi savunuyor buna örnekler veriyor.Karınca kolonisi örneği vb.
95 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Felsefe dünyasının belki en karamsar ancak bu karamsarlığına karşı bir o kadar etki ve iz bırakmış üyesi. Felsefe ve Schopenhauer ile tanışmak için iyi bir başlangıç olabilir bu kitap. Adından anlaşılacağı üzere insan doğası üzerine bir inceleme..
Şimdi nefret zevklerin en büyüğüdür. Severken aceleci davranan insan, sakinleyince nefret eder.
Ne yaptığımız aracılığıyla kim olduğumuzu öğreniriz
ve çektiğimiz acıyla da neyi hak ettiğimizi.
Binlerce insan, kendileri için sağlıklı kulübeler yapmak yerine mutlu azınlık için büyük saraylar inşa eder.
Ne yaptığımız aracılığıyla kim olduğumuzu öğreniriz. Ve çektiğimiz acıyla da neyi hakettiğimizi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsan Doğası Üzerine
Baskı tarihi:
Ekim 2015
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059870511
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alter Yayıncılık
Baskılar:
İnsan Doğası Üzerine
İnsan Doğasını Anlamak
İnsan Doğası Üzerine
Kant´ın en değer verdiği öğrencisi ve Nietzsche düşünüşünün şekillenmesinde önemli bir faktör olan Arthur Schopenhauer çalışmalarını "Tüm bilgiler bizim dünyada edindiğimiz tecrübelerden kaynaklanır fakat bizim tecrübelerimiz esas olarak sübjektiftir ve kendi zihnimiz tarafından şekillendirilmiştir taraflı ve önyargılıdır. Bu sebeple gerçek bizim istemimizin uzantısından başka bir şey değildir" görüşünü temel alarak sürdürmüştür. Bu denemede Schopehauer insan tabiatına bakışını sunuyor bize... Hem de hayli kötümser bir bakış açısı bu. Çünkü Schopenhauer arzunun insanı acıya götürdüğünü ve geçici de olsa bir rahatlamaya giden tek yolun arzularımızdan vazgeçmekle olacağını savunan bir Budistin gözleriyle bakıyor yaşama. Yine burada filozof devlet gibi insan eliyle oluşturulan kurumları insanlığın özgür istem ve yüksek bir karakter ile ahlak anlayışı gibi ideallerini mercek altına alıyor. Ve onların altında yatan bir gerçeği kaderci bir itkinin kültürü zorbalık ile anarşinin sınırlarında çok az yerde mola vererek oradan oraya dolaştırdığını ortaya çıkarıyor.

Kitabı okuyanlar 181 okur

  • Turan Akçiçek
  • Tuncay
  • dünyalı
  • Deniz
  • Engin Sezer
  • Emre

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%1.8 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0