İnsan Doğasının Geleceği

·
Okunma
·
Beğeni
·
460
Gösterim
Adı:
İnsan Doğasının Geleceği
Baskı tarihi:
Nisan 2003
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752890701
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
İnsan Doğasının Geleceği
İnsan Doğasının Geleceği
Günümüzün biyo-teknolojik ve genetik gelişmeleri, insan doğasının geleceğine ilişkin pek çok tartışmayı beraberinde getiriyor. Bu biyoteknolojik gelişmelerin felsefi, etik ve siyasal sonuçlarını ele alan Habermas’ın yönelttiği en çarpıcı soruların başında, insanın tasarımcısının Tanrı ya da başka bir yüce varlık değil, yine bir insan olmasının, insanın kendini tanıyıp bilmesi açısından nasıl bir sonuç doğuracağı geliyor.
İnsanı bir ’tür’ varlığı olması gerçeğinden hareketle ele alan Habermas, ’iyi ve doğru hayat sürme’ye yönelik felsefi-metafizik söylemlerin tükendiği bir çağda biyo-teknolojinin ve onun temel tahrik gücü olan genetiğin sunduğu imkânların bir kez daha değer ve etik sorunlarını, ama bu sefer bambaşka bir boyutta sorgulamamız gerektiğini savunuyor. Onu en çok rahatsız eden durum ise, felsefenin bı sorular karşısındaki sessizliği.
Pratik felsefenin adalet kuramları tartışmaları içinde tıkanmasını eleştirip, ahlâkın ’tür-etiksel’ bir anlayış içinde ele alınması gerektiğini savunan Habermas, doğal yollardan büyüyüp gelişen ile insan elinden çıkmak suretiyle var olan insan doğasına ilişkin son derece çarpıcı akıl yürütmelere yer verirken, insan doğasının araçsallaştırılmasına karşı çıkıyor, biyoteknolojik tasarıma dayalı insan hayatı modelinin aczini gözler önüne seriyor ve çağımıza uygun bir ’kendi olma imkânı’nın hangi felsefi ve etik temeller üzerine oturması gerektiğini sorguluyor.
İnsanın yaşam kalitesini arttırıcı genetik ve biyo-teknolojik gelişmelerin karşısında olmayıp, daha ziyade bu gelişmelerin felsefi ve etik açıdan dikkatle ele alınması gerektiğini vurgulayan Habermas, bu son çalışmasıyla, bilim-felsefe ilişkisine yeni ve derinlikli bir boyut katmakta ve insanı yakın gelecekte bekleyen en ciddi varoluş sorunlarından biri karşısında uyanık olmaya çapırmaktadır.
158 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Pratik felsefenin adalet kuramları tartışmaları içinde tıkanmasını eleştirip, ahlakın “tür etiksel” bir anlayış içinde ele alınması gerektiğini savunan Habermas, doğal yollardan büyüyüp gelişen ile insan elinden çıkarak var olan insan doğasına ilişkin son derece çarpıcı akıl yürütmelere yer verirken, insan doğasının araçsallaştırılmasına karşı çıkıyor, biyoteknolojik tasarıma dayalı insan yaşamı modelinin aczini gözler önüne seriyor ve çağımıza uygun bir “kendi olma imkânı”nın hangi felsefi ve etik temeller üzerine oturması gerektiğini sorguluyor.
“Bireysel yaşam tasarımları, özneler arasında paylaşılan yaşamsal ilişki bağlarından bağımsız biçimde oluşamaz elbette. Ama karmaşık bir toplumda, bir kültürün başka kültürler karşısında kendini var edebilmesi, ancak bu kültürün yeni yetişen ve "hayır" diyebilme imkanına sahip olan nesillerini, dünyayı keşfedip onu belirgin kılan semantiklerinin avantajlarını ve edime yönelik gücünü gösterip ikna etmesiyle mümkündür.”
Bireysel yaşam tasarımları, özneler arasında paylaşılan yaşamsal ilişki bağlarından bağımsız biçimde oluşamaz elbette. Ama karmaşık bir toplumda, bir kültürün başka kültürler karşısında kendini var edebilmesi, ancak bu kültürün yeni yetişen ve "hayır" diyebilme imkanına sahip olan nesillerini, dünyayı keşfedip onu belirgin kılan semantiklerinin avantajlarını ve edime yönelik gücünü gösterip ikna etmesiyle mümkündür.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsan Doğasının Geleceği
Baskı tarihi:
Nisan 2003
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752890701
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
İnsan Doğasının Geleceği
İnsan Doğasının Geleceği
Günümüzün biyo-teknolojik ve genetik gelişmeleri, insan doğasının geleceğine ilişkin pek çok tartışmayı beraberinde getiriyor. Bu biyoteknolojik gelişmelerin felsefi, etik ve siyasal sonuçlarını ele alan Habermas’ın yönelttiği en çarpıcı soruların başında, insanın tasarımcısının Tanrı ya da başka bir yüce varlık değil, yine bir insan olmasının, insanın kendini tanıyıp bilmesi açısından nasıl bir sonuç doğuracağı geliyor.
İnsanı bir ’tür’ varlığı olması gerçeğinden hareketle ele alan Habermas, ’iyi ve doğru hayat sürme’ye yönelik felsefi-metafizik söylemlerin tükendiği bir çağda biyo-teknolojinin ve onun temel tahrik gücü olan genetiğin sunduğu imkânların bir kez daha değer ve etik sorunlarını, ama bu sefer bambaşka bir boyutta sorgulamamız gerektiğini savunuyor. Onu en çok rahatsız eden durum ise, felsefenin bı sorular karşısındaki sessizliği.
Pratik felsefenin adalet kuramları tartışmaları içinde tıkanmasını eleştirip, ahlâkın ’tür-etiksel’ bir anlayış içinde ele alınması gerektiğini savunan Habermas, doğal yollardan büyüyüp gelişen ile insan elinden çıkmak suretiyle var olan insan doğasına ilişkin son derece çarpıcı akıl yürütmelere yer verirken, insan doğasının araçsallaştırılmasına karşı çıkıyor, biyoteknolojik tasarıma dayalı insan hayatı modelinin aczini gözler önüne seriyor ve çağımıza uygun bir ’kendi olma imkânı’nın hangi felsefi ve etik temeller üzerine oturması gerektiğini sorguluyor.
İnsanın yaşam kalitesini arttırıcı genetik ve biyo-teknolojik gelişmelerin karşısında olmayıp, daha ziyade bu gelişmelerin felsefi ve etik açıdan dikkatle ele alınması gerektiğini vurgulayan Habermas, bu son çalışmasıyla, bilim-felsefe ilişkisine yeni ve derinlikli bir boyut katmakta ve insanı yakın gelecekte bekleyen en ciddi varoluş sorunlarından biri karşısında uyanık olmaya çapırmaktadır.

Kitabı okuyanlar 26 okur

  • Ramazan GÜLELİ
  • Leman varank
  • Q
  • Evren Galaksi
  • Amok
  • Deniz yüzmez
  • Suphi Eraslan
  • Yalın
  • lightbeamm

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (2)
9
%10 (1)
8
%10 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0