İnsan Nasıl İnsan Oldu

8,8/10  (25 Oy) · 
65 okunma  · 
26 beğeni  · 
1.849 gösterim
Bu dünyada bir dev var. Bu devin öyle kolları var ki, hiç güçlük çekmeden bir lokomotifi kaldırabilir. Bu devin öyle ayakları var ki, günde binlerce kilometre koşabilir. Bu devin öyle kanatları var ki, bulutlar üzerinde, kuşların çıkamadığı yüksekliklerde uçabilir. Bu devin öyle yüzgeçleri var ki, su altında balıklardan daha iyi yüzebilir. Bu devin öyle gözleri ve kulakları var ki, görülmeyenleri görür, başka bir kıtada konuşulanları işitir. Bu dev o kadar güçlüdür ki, dağları delip geçer ve doludizgin akıp giden suları durdurur.
Bu dev, yeryüzünü istediği gibi değiştirir; ormanlar diker, denizleri birleştirir, çölleri sular. Kimdir bu dev?
Bu dev insandır. Acaba insan nasıl dev oldu, nasıl dünyanın efendisi oldu? Biz bu kitapta işte bunları anlayacağız.
M. İlin - E. Segal

"İnsanı, onun geçirdiği evreleri anlamak kendimizi ve bugünü anlamak kendimizi ve bugünü anlamak demektir. Bu nedenle herkesin bu kitabı okuması gerekmektedir."
Gülsüm Akyüz

Rus akademisyen Ilin'in kitabı İnsan Nasıl İnsan Oldu, insanlığın gelişimine geniş bir çerçeveyle bakmış, okuduğunuzda ufkunuzu genişletecek nitelikte bir kitap. Diğer araştırma kitapları gibi bilgi yüklemesi ile geçen sayfalardan ziyade, daha anlaşılır ve sohbet havasında ilerleyen bir yapıya sahip. Bu da kitabı sıkılmadan okumanızı sağlıyor. İnsanlık tarihi masalsı bir havaya bürünmüş halde karşımızda duruyor. Anlatım o kadar etkili ki sayfalar geçerken zihninizde de okuduğunuz her şey detaylı bir şekilde beliriyor. Bu tarz kitaplar içinde ilk defa böylesine bir tarz ile karşılaşıyorum.

İlk bölümde ilk insanlar ve onların yaşayış tarzlarına değinmiş yazar. Açıkçası bu kısmı pek detaylı bulmadım. İlk defa bu konular hakkında okuma yapan bir insanın aklında çok soru işaretleri kalacaktır. O yüzden bu konulara meraklı olanlara ilk insanlar hakkında başka kaynaklar öneririm.

Bundan sonraki kısımlarda da bu detay eksikliği göze çarpıyor. Konular hızlı bir şekilde geçiyor ve buraya nasıl geldik soruları beliriyor insanda.

Kitapta en çok dikkatimi çeken şey ise konuların ele alınış şekli oldu. İnsanlığın geçmişine tek bir çerçeveden bakmamış yazar. Sosyolojik, felsefik ve ekonomik açıdan ele alınıyor konular. Bu da kitabın en büyük artışı olmuş. Özellikle felsefi kısmı hoşuma gitti. Eski çağ felsefecilerinin insanlığa verdiği yön çok iyi işlenmiş. Yalnız kitaptaki en büyük eksiklik ise yazarın konulara politik açıdan bakmış ve bunu da taraf tutarak yapmış olmasıydı. Antropolojik bir eserde bu tarz işlemeler pek hoş durmuyor. Rus milliyetçiliği kitapta derinden hissediliyor. Rus tarihine giriş yapıp konuyu uzatması da gerçekten can sıkıcı bir durum. Zaman zaman kitabın o kısımlarını eş geçmeyi bile düşündüm. Tamam Ruslar da tarihte belli bir yere sahip ama olay sadece onlardan ibaret de değil.

Son kısım diğer bölümler gibi hızlı geçiştirilmiş bir bölümdü. Yazar sanırım bir yerde kitabı yazmaktan sıkılmış ve konuları çabuk çabuk aktarmış. Elbette insanlık tarihi binlerce değerli insan ve olayla dolu ama insan en azından tarihe ciddi yönler veren olayları ve kişileri de okumak istiyor.

Her ne kadar olumsuz taraflarından daha çok bahsetmiş olsam da kitabı genel olarak beğendim. En sevdiğim konulardan biri insanlık tarihidir. Bu kitap eksik olduğum kısımları doldurmayı başardı ve insan denilen garip canlının uzun, yorucu ve vahşi geçmişi hakkında genel bir tablo çizdi. İçeriğinde sadece bilgi olan sıkıcı kitaplardan hoşlanmayan okurlar için iyi bir seçenek olacaktır.

Kitabın baskısı ve çevirisi oldukça kaliteli, bunu da söylemeden bitirmek istemedim. İyi okumalar diliyorum.

Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
10 Mar 11:41 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsanın var oluşuyla başlayan süreci birçok açıdan ele almış yazar. İnsanı ve zamanı, sosyoloji, felsefe, bilim ve ekonomi pencerelerinden ele alır iken, akıcı ve destansı bir dil kullanmış. Bu durumda okuyucuyu sıkmadığı gibi, sanki oradaymış hissi yaratıyor. Yazar bazı konuları yüzeysel ve politik incelemekle birlikte, Rus milliyetçiliğini daha derin ve hissedilir bir şekilde işlemiş. Özellikle 1453 İstanbul’ un fethi aşaması ve sonrasındaki sürecin anlatımında Osmanlı nefretini dile getirmiştir.
Kitap adı her ne kadar ‘’ İnsan Nasıl İnsan Oldu ‘’ ise de, okuma sürecinde acaba yazar ironi mi yaptı diye düşünmeden edilemiyor. Böyle düşünmeye sebep ise;
Geçmişte var olan kölelik sisteminde ne değişti ki? İnsanlar yine köle düzeni içinde çalıştırılmıyor mu? Organ için kaçırılan çocuklar, fuhuş için satılan kadınlar yok mu? İnsan, doğa hatta ruhlar bile ticarete malzeme edilmiyor mu? Geçmişte ellerindeki baharatlardan daha fazla kazanç sağlama adına o zamanın tüccarları nasıl Hindistan cevizi ormanlarını ve karanfil bahçelerini talan ederek yakılıyorduysa, günümüzde de yem yeşil alanlar, güzelim ormanlarımız arazi rantçıları tarafından talan edilip, yakılmıyor mu? Bilimde öyle mesafe kat ettik ki !!! Allah’ın bal yaratmak için yarattığı arıya bile güvenmeyip balı kendimiz yaptık. Tuğla tozundan kırmızıbiber yapmayı, süte su katmayı, tavuğun kemiğinden, kanından, tüyünden yem yaparak yine kendine yedirmeyi, günde iki kez yumurtlatmayı öğrenmişiz. Çok mesafe kat ettik çooookk !!!! Kısacası dostlar, bilimde, felsefede, ekonomide ve diğer alanlarda çok mesafe kat etmemize rağmen insan olma adına bence hiç adım atmamışız…

Geçmişte bilim adına ne çileler çekmiş insanlar, ızdıraplar içinde yaşantılarını devam ettirirken, çıkarlarını ve menfaatlerini düşünmemişler. Doğru adına ve bilim adına canlarını vermişler. Bizler bu gün onların sermayelerini pervasızca tüketen bireyler olarak, kendimize sormamız lazım gelmez mi bilim adına, insanlık adına ben ne yaptım diye? Bu gün rahatı ve kolayı ilk günden itibaren öğrendiği bilginin üzerine koyarak bir sonraki nesline aktaran ve ulaştıran insanlar sayesinde yaşamıyor muyuz? Hiç aklımıza geldi mi kullandığımız eşyaların ve ürünlerin mucitleri? Hiç onlara bize bıraktıkları miras yüzünden teşekkür ve dua ettik mi? İşte bu kitap bana bunu öğretti dostlar, artık dualarımda onlara da yer vermeye çalışıyorum naçizane. Mevla’m bilim, insanlık ve insan hayatı adına her kim emek ve çaba sarf etmişse, çile ve ızdırap çekmişse onlardan razı olsun. Mekânlarını cennet eylesin inşallah. Unutmayalım ki ölüm kadar gerçek hiçbir şey yok.
Mevlam Zilzal suresinin 7. Ayetinde ‘’Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükâfatını görecektir.’’ 8. Ayetinde ise ‘’Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.’’ diyor. Bizler inşallah hayır işleyenlerden, doğrulardan ve insanlığa faydalı insanlardan oluruz, öyle yaşarız ve öyle ölürüz.
İyi okumalar dostlar…

Emre Ö. 
18 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Mükemmel Ötesi..
Sonunda bitirebildim.
Baskı kalitesi: Çok iyi
Çeviri: Çok iyi
Anlatım: Destansı.. O halde daha ne duruyorsun?
Şahane bir kitap. Anlatımı ise epik..Kitap üç bölümden oluşuyor. İl bölümde avcı-toplayıcıları.İkinci ölümde Antik Çağı. Üçüncü Bölümde ise Orta Çağı ve devamını anlatıyor..
Kitabı okumadan önce bilimsel veriler, teoriler, terimler ile yoğrulacak zannetmiştim. Biraz ön yargılıydım. Ama iyi ki de okumuşum. Diğer bilim veya tarih kitaplarına benzemiyor. Anlatımda tek bir bilimsel terim bile kullanmamış. Herkesin anlayacağı bir şekilde insanlık tarihini yer yer şiirsel yer yer polisiye roman tadında mükemmel bir şekilde anlatmış. İnsanlığın; nasıl bunca zincirden, engizisyon mahkemelerinden, katliamlardan günümüze gelişini anlatıyor. İnsanoğlu belki kötü ama içlerinde öyle insanlar var ki tarihin akışını değiştiriyor. Kitabı okuduktan sonra iyi ki bu "İYİ" insanlar doğmuş ve tarihe yön vermiş yaşamı bir nebze olsun yaşanır kılmış. Tabuları yıkmış putları devirmiş diyeceksiniz..
V For Vandetta filmindeki replik gibi:"Fikirlere kurşun işlemez!" kitabı okuduktan sonra bunu daha iyi anlayacaksınız. İnsanlar ölebilir ama fikirleri dünyanın akışına yön verir.
Ölmeden önce 100 kitaplık bir liste yapıyorsanız bu kitabı ilk 10'a sokun derim!

Osman Yüksel 
01 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 6 günde · 7/10 puan

İlk insanlara merakım olduğu için bu kitabı aldım. Çok güzel bir başlangıç yaptı lakin daha çok Roma imparatorluğu dönemi ve Rus milleti hakkında yazmış. Bu konular üzerine özellikle değinirken aynı dönemde yaşamış diğer medeniyetlerin sadece adı geçiyor. Kitabın sayfa sayısı 586 ve bu durum yer yer tekrar etmesine neden olmuş diye düşünüyorum. Yine de yazar tarihi gelişmeleri herkesin anlayabileceği bir dille yazmış.

caner incesu 
25 Mar 10:50 · Kitabı okudu · 5 günde · 7/10 puan

Kitabın ismine baktığımızda homo sapiens in sergüzeştini anlatacağını düşündürüyor.Fakat yazarlar kendi vizyonlarına göre dünya kültür tarihinin kırılma hatlarını tasvir ediyor.Anlatılanlar yanlış olmamakla birlikte sadece eksik olduğu söylenebilir.Dili çok sade ve hikayeleştirici bir anlatımı da olsa kitabın bütününe baktığınızda binbir handikapa dönüşmüş.Ama insanlık tarihi okumaları için başlangıç kitaplarından biri olabilir

Arda YAZICI 
30 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsanın kendisini bilebilmesi için okuması gereken harika bir kitap.İnsanlık tarihini ve evrimini çok başarılı bir şekilde anlatıyor.Kesinlikle kütüphanenizde bulunması gereken kitaplardan birisi.Kaçırmadan alın!

Kitaptan 28 Alıntı

"Bal tatlıdır, şeker iyidir, ama kitabın tadı ikisinden de iyidir."

İnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlin (Sayfa 404 - Say Yayınları)İnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlin (Sayfa 404 - Say Yayınları)

İnsanı insan yapan, ona bilim, teknik, sanat ve kültür veren, hep o bin yıllık okul, yani emek okuludur.

İnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlin (Sayfa 25 - Say Yayınları)İnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlin (Sayfa 25 - Say Yayınları)
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
09 Mar 08:25 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

“Biz bilgeliği kitaptan öğreniriz. Çünkü kitaplar evreni sulayan ırmaklar dır”

İnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlinİnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlin
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
09 Mar 08:20 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Tirof piskoposu Kiril: “Bal suyu tatlıdır, şeker iyidir, ama kitabın tadı ikisinden de iyidir” der.

İnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlinİnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlin
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
09 Mar 08:17 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

İnsan, özgürlüğe kavuştuğunu sanıyordu. Oysa, özgürlük, birlikte köleliği de getirmişti.

İnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlinİnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlin

Ne aslanlar, ne de deniz canavarları birbirine karşı kin ve düşmanlık beslerler. İnsanlarsa öteden beri birbirine düşmandır. Hiçbir yaratığın cesareti, korkudan insanınki kadar kırılmaz. Hiçbir yaratık, insan kadar öfkelenip gaddarlaşmaz. Şöhret ve menfaat düşkünlüğü , yalnız insana özgüdür.

İnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlin (Sayfa 334 - Say Yayınları)İnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlin (Sayfa 334 - Say Yayınları)
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
09 Mar 08:22 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

insan yüzyıl ar boyunca, vahşi hayvanlardan vahşi olmak için mi insanlaşmıştı?...

İnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlinİnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlin
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
06 Mar 10:11 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Saate baktığımız zaman, akrep hareketsiz gibi gelir bize. Fakat bir iki saat sonra akrebin yerini değiştirdiğini görürüz.İnsanların hayatında da böyle olur. Çevremizdeki, hatta kendimizdeki değişikliğin çoğu zaman farkında olmayız. Tarihin akrebi bize hareketsiz gibi görünür. Ancak birkaç yıl sonra akrebin yerini değiştirdiğinin, kendimizin de çevremizin de değişip başkalaştığının farkına varırız.

İnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlinİnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlin

İnsan yalnız olsaydı, hayvan olarak kalırdı. Toplumda hayvanı insana çeviren, emek olmuştur.

İnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlin (Sayfa 16 - Say Yayınları)İnsan Nasıl İnsan Oldu, M. İlin (Sayfa 16 - Say Yayınları)
3 /