İnsan Olmak

·
Okunma
·
Beğeni
·
9.737
Gösterim
Adı:
İnsan Olmak
Baskı tarihi:
Ekim 1993
Sayfa sayısı:
191
Format:
Karton kapak
ISBN:
978975140164
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi Yayınları
Baskılar:
İnsan Olmak
İnsan Olmak
181 syf.
·10 günde·10/10
Psikiyatr Engin Geçtan, yaklaşık 35 yıl önce kaleme aldığı bu kitabında adeta tüm insanlığın falına bakmış. Böylesine bilimsel alt yapısı olan bir eser için 'fal' benzetmesi yapmamı yadırgayacak olanlara baştan söyleyim ki, bu tabiri özellikle kullandım. Çünkü Geçtan'ın kitabında anlattıklarının yüzde birini bir falcı karşımıza oturup anlatsa, hepimiz hem şaşırır hem de duyduklarımızdan mest olurduk. Çünkü birinin bize bizi anlatmasını her zaman gizemli bulur ve bundan haz duyarız.

Tabii Geçtan falımıza bakarken iskambil kağıtları ya da bakla, boncuk gibi gereçler yerine bilimsel olarak kabul görmüş kuramları, klinik deneylerden edindiği tecrübeleri, kişisel araştırmalarını ve gözlemlerini kullanıyor. Günlük hayatta hepimizin yaşadığı ortak sorunları genel başlıklar halinde bölümlere ayırıp tüm detaylarıyla inceliyor.

İçinde yetiştiğimiz aile yapısı hayatımız boyunca davranışlarımızı nasıl etkiliyor? Neden başka insanlara karşı zaman zaman öfke ve düşmanlık duyuyoruz? Neden bazen kendimizi değersiz hissediyoruz? Neden çoğu zaman kendimizi kaygılı hissediyoruz? Günlük yaşamda sorumluluklarımızdan kaçtığımızın ne kadar farkındayız? Kimi zaman kalabalıkta dahi kendimizi yalnız hissetmemizin altında ne yatıyor? Özellikle ilişkilerimizde verdiğimiz ve vermediğimiz tepkiler, o ilişkiyi nasıl etkiliyor? gibi insan olmaya dair pek çok sorunun cevabını detaylı olarak bulabileceğiniz bir kitap İnsan Olmak...

Kitabı bitirdiğinizde, her şeyden önce kendinizi, ailenizi, çevrenizdeki insanları hatta genel olarak insanı tanıma sürecinde çok önemli kazanımlar elde ediyorsunuz. Kitap boyunca kendi davranışlarınızda fark etmediğiniz pek çok detayı ve nedenlerini öğrenme, sorgulama ve kabullenme süreçleri yaşıyorsunuz. Günlük hayatta evde, işte, sosyal hayatta diğer insanlarla olan ilişkilerinizde verdiğiniz tepkilerin nedenlerini öğreniyorsunuz. Ve tabii ki, adımız, sanımız, toplumsal statümüz, mal varlığımız, ırkımız, ideolojimiz, cinsiyetimiz ne olursa olsun aslında davranışsal olarak pek çok yerde aynı hamurdan yoğrulduğumuz, aynı kaynaktan beslendiğimiz ve pek çok hadise karşısında neredeyse aynı tepkileri verdiğimiz gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz...

Biraz da kitabı okuyacaklar için birkaç tavsiyede bulunmak isterim... Öncelikle bu kitap bir oturuşta okunup sindirilecek bir kitap değil. Duruma göre günde 200-250 sayfa okuyabilmeme rağmen 180 sayfalık bu kitabı 10 günde bitirebildim. Kaldı ki, bu bile bana göre hızlı bir okumaydı. Çünkü kitabı okurken Engin Geçtan'ın tüm birikimini bir oturuşta kağıda döktüğüne rahatlıkla tanık olabilirsiniz. Kitap boyunca yazar size nefes aldırmıyor adeta. Her paragraf, her satır, her cümle tespit içeriyor. Kitabı okurken birkaç saniye dalıp giderseniz anında geriye dönmek zorunda kalırsınız. Tek bir boş cümleye rastlamadım ben. Bu da doğal olarak kitabı okumayı biraz zorlaştırıyor. Çünkü kitaptan yeterince faydalanabilmek için iki okuyup bir düşünmek, değerlendirme yapmak ihtiyacını hissediyorsunuz. Bir cümle bittiğinde birkaç yıl önce yaşadığınız bir olay bir anda aklınızda canlanıveriyor. kendinize dair pek çok şeyi yeniden sorguluyorsunuz. O yüzden bu kitabı, başka bir kitaba devam ederken her gün bir doz olmak şartıyla ilerleyebileceğiniz ikinci bir kitap olarak düşünebilirsiniz.

Sonuç olarak, kendi hikayesine içeriden, kendi bilincinin derinliklerinden genel bir bakış atmak isteyen herkes bu kitabı düşünmeden alıp okuyabilir. İnsan olmak, biraz da bu çabayı gerektiriyor sanırım... Herkese keyifli okumalar...
181 syf.
İnsan Olmak nedir diye sorsam şimdi yüzlerce cevap gelir değil mi? Herkes kendine göre bir şeyler anlatır. Herkesin insan olma kriteri farklıdır. Bu kitapta da Engin Geçtan neredeyse verilebilecek bütün cevapları enine boyuna ele almış..

Öncelikle İstanbul'dan kalkıp Ankara'ya Engin Geçtan'ın yanına gidip "Hocam  lütfen bizim içinde bir şeyler yazın" diyen arkadaşa teşekkür ediyorum. Bu söylem olmasaydı da bu kitap yine yazılır mıydı veya yazılsa da aynı olur muydu sorularını da hoca önsöz de sormuş kendi kendine. Bu arkadaşın gidip böyle bir şey demesi hocada fitili ateşlemiş ve adeta fışkırırcasına bir çırpıda yazdım diyor kendisi. Ama siz bir çırpıda okuyamıyorsunuz orası ayrı bir mevzu. Bir çırpıda yazdım da dese zaten görüyorsunuz yılların birikimi var bu kitapta. Öyle çok insan irdelenmiş ki....
Okurken o kadar çok insan aklıma geldi, o kadar çok kişiyi yeniden yaşadım ki zaman zaman bu kadar da olur mu dedim. Ve tabii ki kendinizi de yaşıyorsunuz. Çünkü kendinizi bilmeseniz başkalarını da bilmeniz pek mümkün görünmüyor. Her kelimesi, her cümlesi ayrı bir tespit, ayrı bir anlam ifade ediyor.

Daha kitabın ilk sayfasıda karşımıza şöyle bir alıntı çıkıyor.

"İnsan, varolduğu günden bu yana sürekli olarak içinde yaşadığı dünyayı ve evreni tanımaya ve anlamaya çalışmış, ancak bu çabası içinde en az tanıyabildiği varlık yine kendisi olmuştur."

Bu ne yaman çelişki diyorum ben buna. Evet işte insan olmanın özeti de bu sanırım. Çelişkilerle dolu bir varlığız. Ne zaman ne yapacağımız, ne düşüneceğimiz, nasıl davranacağımız belli olmuyor. Şartlara göre hareket eden bir varlık işte. Bu demek değildir ki yanar döner bir varlık, ne olduğu belirsiz yalan dolan manasında değil. Değişim sürecinden bahsediyorum. Her an her saniye değişiyoruz ama farkında değiliz. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, öyle şeylerle karşılaşıp, öyle şeyler görüp işitiyoruz ki, değişmemek mümkün değil. Ancak bu değişim iyi yönde olursa bir anlamı olur. Yoksa zaten sonuç başta yazdıklarıma çıkıyor.

İşte bu yaşanılan süreçlerin neden böyle olduğuna, nereden geldiğine, nasıl devam ettiğine, ilişkilerde sorunların tartışmaların nerelere dayandığına bir bir açıklık getiriyor. Tabii ki ilk olarak da konu Anne-Baba ve Çocuk ekseninde yoğunlaşıyor. Çünkü olan, olabilecek olumlu olumsuz tüm durumların temeli aile yaşantısına dayanmakta. Sevgi ortamında büyüyen bir çocukla, tam tersi bir ortamda baskıcı bir aile ile beraber büyüyen bir çocuğun aynı olması beklenemez zaten. Burada diyeceksiniz ki kimse aynı değil zaten. Evet iyi de burada anlatılmak istenen zaten başka.

Biraz etrafımıza bakalım isterseniz. Bazı insanları mesela çok mutlu olarak görüyoruz değil mi? Hayatları yolunda, düzenleri yerinde, mutlu, yaşamaktan zevk alan vs. vs. öyle algılıyoruz. Bazıları da huzursuz mutsuz, yaşamdan zevk alamayan, evliyse ailesine de eziyet çektiren insanlar vs. Bunların temelinde yatan sebepleri ise kişinin çocuklukta yaşadığı durumlar olarak ele alıyor. Tabii ki tüm açıklamalarıyla birlikte. Annenin babanın tutumu, yaşadığı ortam, bulunduğu çevre, komşuları, arkadaşları, akrabaları vs hepsi birer etken. Öyle basit gibi görünse de ruhsal gelişime çok büyük etkileri olduğunu görüyorsunuz. Ve bu durumlar ileriki yaşantımızda da etki ediyor.
Ve tabii ki işin ekonomi boyutu da var. Oralara çok fazla girmemiş. Toplumumuzda yaşanan çoğu sorunun temelinde de ekonomik nedenler var. Bu yadsınamaz bir gerçek.

Sonra birey ve toplum ilişkisini ele almış.
Bireyin toplumda yer edinebilmesi, daha doğrusu kendi olabilmesi için sağlıklı bireyselleşmesi gerekiyor. Bu sağlıklı bireyselleşme toplumdan kopmadan, kendi doğrularını da yok saymadan yapılabilen bir süreç. Ancak çok da kolay değil. İşte bu yapılırsa gerçekten birey olabiliyor insan. Onun dışında kendini soyutlayıp, tamamen toplumdan kaçmak bir anlam ifade etmiyor. Çünkü yaşadığımız hayat buna izin vermiyor.

Burada şu alıntıyı eklemem gerekiyor.

"Kişiliğin bireyleşebilmesi için, insanın kendisine ilişkin gerçekleri olabildiğince bilinçlendirebilmesi gerekir. Ne var ki, birçok insan kendini tanımak için çaba göstermeksizin yaşamına anlam katabilmeyi umar ve beklediklerini bulabilmek için bir mucizenin gerçekleşmesini bekler. Oysa insan, gerçeklerini tanıyabildiği oranda kendisiyle uzlaşır ve çevresine karşı da daha hoşgörülü olur. Bunu başaramayan biri ise hoşlanmadığı ve kabul etmediği bilinçdışı benliğini diğer insanlara yansıtır, onları eleştirir ve kınar. Bunu yaparken, aslında, tanımadığı gerçek benliğini seyretmekte olduğunun farkında değildir."

Normal kavramını ele almış mesela. Normal davranışlar, normal söylemler vs. Bunlar kime göre neye göre normal bunları bir bir sıralamış. Herkesin kendine göre normal ve anormal değerlendirmesi vardır o yüzden genelleme yaparak bazı şeyleri anlatmaya da karşı olduğunu aldım ben. Zaten anlatımda genelleme ve kesin yargılar yok. Çünkü nasıl bir değişken yapıda olduğunuzu en iyi o biliyor. Kesin yargılar ve genellemelerin canı cehenneme diyorum :)

Daha sonrasında insan ilişkilerindeki duygu düşünce durumlarını ele alıyor.
Öfke, korku, düşmanlık, aşk, sevgi, nefret akla gelebilecek her şeyi tek tek incelemiş. İlişkilerdeki sorunların nelerden kaynaklandığı, kimin nasıl davranıp nelere yol açtığı bunları görüyorsunuz. Kadın-Erkek ilişkilerini de son derece çarpıcı boyutlarda derinlemesine ele almış. Gerçekten etkileyiciydi. Kendimi ve hayatımdaki süreçleri ve sonrasındaki sonuçların neden öyle olduğunu bu kitaptan sonra daha iyi anladığımı düşünüyorum. Çoğu sorunuza bu kitapta cevap bulacaksınız eminim.
Benden bu kadar. Gerisi sizde. Umarım bu kitabı okuyup, iyice özümseyip daha iyi bir insan olma yolunda adımlar atabiliriz. Herkese keyifli okumalar.
181 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
yıllardır kitapçılarda elime alır alır bırakırım, okuma kısmeti bu zamanaymış; ama evet yine doğruladım teorimi, her kitabın da kişinin hayatında doğru bir okunma zamanı varmış...

bir psikanalist elinden çıkmış insanın derinleri kitabı. insanın kendini ve insanı tanıması için bir yol gösterici aslına bakarsan.
ben öğretici çok şey buldum içinde. ders çalışır gibi de okumadım halbuki; karşılıklı sohbet eder gibi anlatmış, ben onu dinliyormuş gibi okudum.

insan ve insan ilişkileri konusunda kesinlikle ufkumu açtığını söylemeliyim.
181 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Duygu durumlarının oluşum sebeplerinden; kişilik,mizaç ve fıtrat üçlemi içerisinde derin bir karşılaştırma yaparak içten denetim ve dış uyarıcılarla tutum ve davranışlarımıza olan etkileri en sade tonla anlatılmış. Öfke, kaygı, yalnızlık ile diğer uc noktada yer alan; kendini yaşamak, sorumluluk, cesaret ve türevleri duyguların yaşamımıza nasıl yön verdiğini hayattan örneklerle açıklamıştır. Güzel bir kitap, duyguları içerisinde bocalama yaşayanlara öneririm!
181 syf.
Engin Geçtan İnsan Olmak kitabında insan davranışlarını ele almış. Hem kendinizi tanımanız hem de çevrenizdeki insanları anlayabilmeniz icin muhteşem bi kılavuz.
Tepkilerimizi, takıntılarımızı anlayabilmek, bu sorunlu davranışların nasıl alışkanlığa dönüştüğünü kavrayabilmemiz için, bu kitabı okumak kendimize yaptığımız bir iyilik olur.
Her yaştan insana hitap edecek kadar yalın bir anlatımı var. Akıcı ve anlaşılır.
Hemen edinebilmek için kütüphaneden alıp okumuştum. Iyi ki okumuşum benim için büyük bir kazanım oldu.
Diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım.
Ozellikle anne baba ve egitimcilere öneririm.
181 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Yaşamın içinden geçen şahane bir kitap okudum.

Kendimizle yüzleşebilmek ancak bu kadar güzel ifade edilebilirdi. Anne-baba-çocuk ilişkisinden tutun da günlük hayatın vazgeçilmezlerinden olan kaygı, korku, sorumluluk, öfke gibi duygular hayrete düşürecek nitelikte ince ince işlenmiş. Sanki beni anlatıyor, diyebileceğiniz cümleler öyle fazla ki... İnsan bu, bahsi kendisi oldu mu daha fazla öğrenmeyi ister. Bu kitap kesinlikle yakınınızda durması gerekenlerden. Zaman zaman açıp okumalı, mesafe koymamalı insan olmanın manasını kavrayabilmek adına... Tavsiye ediyorum efendim, çokça hem de çokça...
181 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitabı okurken aklınıza hep başkaları gelecek. Çevrenizden,ailenizden akrabalarınızdan..
Tam da filancayi anlatıyor diyeceksiniz. Ancak anlatılan onlar değil. Sizsiniz. Zira yazar da önsözde bu konudan bahsetmiş ve okurken aklınıza hep başkaları geliyorsa birseylerle yüzleşmekten kaçıyorsunuz minvalinde bi açıklama yapmış. Ve bahsedilen davranış şekilleri öyle büyük varoluşsal meseleler değil,oldukça gündelik ancak bir o kadar insani ve hayati meseleler. Cevap aranan bazı sorular ise şöyle;
Neden bazılarımız hata yapmaktan bu kadar korkarken bazılarımız da her defasında aynı hataları yapar?
Neden bazılarımız asansörü beklemek yerine yürüyerek çıkıp acele eder?
Neden kırmızı ışıkta beklemek bazılarına ıstırap gibi gelir?
Niçin bazılarımız kalabalık bir caddede yürürken sinirlenmeye,gerginlesmeye başlar?
Neden bize benzemeyen kişileri sevmeye meyilli oluruz ?
Neden bazı insanlarla konuşurken sürekli kendilerinden bahsettiklerini ve aslında bizi dinlemediklerini farkederiz?
Neden yapmak istediğimiz bazı şeyleri sürekli engelleyip yapmamak için adeta kendi kendi kendimizi engelleriz?
Neden bazılarımız buluşmalara hep geç kalır ?
Neden bazılarımız iyilik yaparken hep karşılık bekler?
Neden bazılarımız hayal kırıklığı yaşamamak için yapmak istediği şeyleri bile yapmaz yada neden bazılarımız reddedilmemek için hep reddeder?
Neden bazılarımız dünyaya öfke duyar
Neden bazılarımız birini anlayıp üzerinde etki kurabildikten sonra küçümsemeye başlarız ?
Niçin bazıları toplumun ve ailesinin tüm beklentilerini karşılayıp tamamen güvenli bir yaşam sağlarken bazıları da bireylesmeyi ileri götürüp yıkıcı bir toplum düşmanı olur ?
Neden cinsellik bazılarının tek amacı iken bazılarının en büyük korkularindan biridir?
Bunlara benzer bir yığın soruya bu kitapta terminolojik kelimeler kullanilmadan sade ve anlaşılabilir bir üslupla cevap aranmis ve çözüm önerileri getirilmiş. Bazı cümleler muhtelif yerlerde sık sık tekrarlanmis. Ancak bu kendini tekrarlamaktan ziyade bir ikaz olarak bilinçli bir şekilde yazılmış gibi duruyor. Hayatınızı değiştirmeyecek ama üzerine kafa yormaniza yarayabilir, yanlış gittiğini düşündüğünüz şeylere farkli bir açıdan bakmaya vesile olabilir. Varoluşcu psikoterapistlerden etkilenmiş ancak başta Freud ve Jung olmak üzere psikanalist kuramciları da yadsimadan eklektik bir görüş ortaya koymuş yazar. Yoğun psikolojik ve bilimsel terimlerle kitap okumaktan sıkılanlar ama yinede insan doğasına ilgi duyanlar için birebir. Özenle, kavram kargaşasi yasatmadan ancak herkesin de kendinden bir şeyler bulacağı bir kitap yazmış Engin Gectan. Çok geç tanıyıp, okumuşum. İlgililere tavsiye edilir.
181 syf.
·20 günde·Beğendi·10/10
Zizek’in bir sözüyle incelememe başlamak istiyorum: “Her şeyi yeniden tanımlamak zorundayız.’İnsan olmak ne demektir?’ den başlayarak.”
Neyiz biz? Ortak duygularımız, davranışlarımız birbirine benzer veya farklı yaşantılarımızla en geniş ve tek kelimelik tanımımız:İNSAN. Literatürdeki tanımımızsa şu: Memelilerden; iki eli iki ayağı bulunan, iki ayak üzerinde dik bir biçimde dolaşan, aklı ve düşünme yeteneği olan; dille ve sözle anlaşan, en gelişmiş canlı sayılan yaratık. Peki insanı “insan” yapan nedir bunlardan farklı olarak? İnsanları veya kendimizi ne kadar tanıyoruz; bu kırgınlıklarımız, tavırlarımız, sevinçlerimiz veya bu ‘tecrübe’ dediklerimizin temeli nereden geliyor ? Çevremizdeki insanların söylediklerinin ötesindeki söyleyemedikleri ne? Ya da var mı söylemediği, söyleyemediği veya belki de bilinçaltından çıkarıpta dillendiremediği ?
Engin Geçtan, henüz kitabın önsözünde şöyle bir cümle kurmuş: “Kalıpları kırmanın ürkütücü de olsa insana hayatiyet katan bir yanı vardır, bilirsiniz.” Nedir bu kalıplar? Ve neden ürkütücü olsun bu kalıpları kırmak, hem gerçekten dediği gibi kalıpları kırmanın ürkütücü olduğunu da nereden biliyoruz ki ?
Kitapta toplam 13 başlık var.Bizi toplumsal ve bireysel yönlerimizle özetleyen 13 başlık.Örneğin ana-baba ve çocuk adlı başlıkta sizin anne karnında varolmaya başladığınız ilk andan itibaren onlarla etkileşiminizin karakterinizin şekillenmesindeki önemini detaylıca anlatıyor. Veya “Değersizlik duygusu” başlığı altında sizin bireyleşebilmenizde değer görmenizin önemi, kendi hayatınızda yaptığınız işlere verdiğiniz değerin sizi tutarlı bir birey yapması gibi hem yüzeysel hem detaylı konular işlenmiş.Özellikle “Sorumluluktan kaçış” başlığında; sorumluluklarımızdan kaçmak için farkında olduğumuz veya olmadığımız çoğu şey çok orijinal bir şekilde ‘uyuşturucu’ olarak nitelenmiş.Öyle ya, zorunda olduğumuz ya da yapmamızın bize fayda sağlayacağını bildiğimiz halde sorumluluklarımızdan bizi alıkoyan şeyler bir tür uyuşturucudur heralde. Acaba önsözde Engin hocanın kalıp diye bahsettiği bizi uyuşturan şey bu kaçış mı? Sorumluluklarımızdan, toplumdan, aileden.. veya anne-baba-çocukta bahsedilen bize “gelenek, görenrk, toplum kuralları” adı altında yerleştirilmiş kalıplar mı ?
Kitabı okurken kendinize çok fazla soru soruyorsunuz, aynı zamanda sorduğunuz sorulara biraz yorumlar katarak cevaplarını da bulabiliyorsunuz.
Kitapta altını çizmediğim çok az sayfa kaldı, neredeyse her bölümde mutlaka bir şekilde kendinize rastlıyorsunuz ve birbiriyle bağlantılı bir biçimde kendinize dair belki de daha önce pekte farkında olmadığınız düğümleri daha fazla fark edip, devamını merakla okuyorsunuz.Ayrıca kitabın dili de gayet açık, rahatça okunuyor.Kendimizi daha iyi tanımak; eksikliklerimizi ve fazlalıklarımızı en azından gerekli ölçüde fark ederek daha dengede yaşamak mümkün(-s.150- Bir insanın kendi kısırdöngülerinin tümünü, görebilmesi gerçekleşmesi olanaksız bir durumdur.Böyle bir durumun gerçekleşmiş olduğunu varsaysak bile bu, o insanın kısırdöngülerinden arınabileceği anlamını taşımaz.Ama yine de kendine dönük yıkıcı mekanizmalarının kökenini tanıyabilmek, insanın kendisine ilişkin bilinmeyenlerinin sayısını azaltır ve onu rahatlatır.Ancak asıl önemli olan, bu mekanizmaların nedenlerinden çok, “nasıl” işlediğini anında görebilmektir.Psikolojik tedavi yöntemlerinin çoğu bireyin “nasıl yanıldığını” anında görebilmesine yardımcı olmayı amaçlar.)
Psikolojiye ilgisi olanların da okuyabileceği türden bir kitaptı.İyi okumalar :)
181 syf.
·Beğendi·10/10
Bu benim ilk inceleme yazım.

Bu ilk inceleme yazımı siz değerli okurlara Engin hocanın ‘İnsan Olmak’ eseriyle yapıyor olmak benim için büyük bir zevk. Yazıya böyle bir giriş yapmamın nedeni eserin ne kadar değerli olduğunun kanıtı.

Kitabın içinde ne mi var?
-Psikoloji
-Sosyoloji
-Felsefe
Kısacası insan ve toplum adına her şeyden biraz ve yeteri kadar.

Engin Gençtan, kitabın adında da anlaşılığı üzere;
Eserinde, insan olmanın psiko-sosyal temellerine inmiş ve çözümlemeler yapmıştır. Çevre-insan/İnsan-çevre ilişkisine değinmiştir.

Engin hoca eserinde; İnsanın doğasını, toplumun varoluş nedenlerini, anne-baba-çocuk ilişkilerini/sorumluluklarını, psikolojik rahatsızlıkların nedenlerini-temellerini kısacası insana ait her ne varsa yettiği kadar değinmeye çalışmıştır. Bu konuda gerçekten başarılı bir yapıt ortaya koyduğunu ve bu konulara ilgi duyan herkese gönül rahatlığıyla ‘İnsan Olmak’ ı tavsiye ettiğimi söyleyebilirim.

Naçizane görüşüm; bu kitabı illa bu konuya ilgi duyan insanlar değil, herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. Okurun “ Bu kitap bana bir şey katmadı.” Diyemeyeceği bir kitap, çünkü; ona birçok şey kattığını zaten ilk bir kaç sayfa sonra görmüştür buna inancım tam.

Aslına bakarsanız bu benim Engin hocadan okuduğum ilk kitap ama size temin ederim ki kesinlikle son kitap olmayacak. Okuyan herkesin de böyle düşündüğüne şüphem yok.

Bu eser; hayat yolunda, onun karanlık sokaklarında size eşlik eden bir ışık olacaktır. Bundandır bende dahil birçok insanın başucu kitaplarından biri ‘İnsan Olmak’.

İnceleme yazıma son vermeden önce size kitabı okurken ne gibi şeylere dikkat edilmesi hususunda tavsiyemdir;

- Bol bol not alacağınızı düşünerekten , mutlaka yanınızda bir kalem bulundurun!
- Aceleye getirmeden, sindire sindire okuyun!

TEŞEKKÜRLER...

Selametle...
181 syf.
·Beğendi·8/10
Kişisel gelişim kitaplarına sebebini çözümleyemediğim bir sevimsizlik duyuyordum. Bu kitabı bir listede gördüm. Merak duyup aldım ve okudum bit çok yerde altını çizerek tekrar ettim. Kitap gerçekten güzel. Şimdi yine birine verdim okuması için. İnsanın kendini ve insanlık olgusunu çözmesi adına yararlı bir kitap tavır ve davranışların altında yatan sebebleri fark etmek keşfetmek kızgınlık duygusunu ve iletişimsizliği azaltıyor guzel günlerde okuyunuz..
181 syf.
·2 günde·Puan vermedi
İnsanı anlamak..daha doğrusu kişinin kendi anlamını çözmek adına sayısız kitap yazılmış. Bir çoğunda da anlamın insanın kendisini anlayarak bulabileceği ki kendini anlamanın bir başkasını anlayabilmenin ön koşulu olduğu farklı kelimeler farklı analojiler ve farkli metaforlar kullanarak anlatılmasına sebep olmuş. Engin GEÇTAN kullandığı dil itibariyle bunu varoluşsal psikoloji üzerinden çokta sade ve çarpıcı örneklerle yapmış. Bununla birlikte temel psikoloji kuramlarinida eleştirmeden insanın nasıl daha yapıcı hale gelmesi gerektiğini ustalıkla anlatmış . Hocanın söyledikleri dikkate değer ve hatta sadece dikkate değil algıya ve iradeye değer nitelikte..
Uğraşı için devam eden insanları seviyorum.
Bilgiyi aktarma işini kendine dert edinmiş yazarları ve uzmanları seviyorum.
Ve Engin Geçtan senide bu çabadan dolayı sevdim. Haddim değil belki ama yazar okuyucusuna hayata dair ipuçları veriyorsa bence artık o aileden biridir. Selam olsun ...
181 syf.
·9/10
Tarih, iktidar duygusuna kapıldığı ve nerede duracağını bilmediği için kendisini ve çevresini yok etmiş insan örnekleri ile doludur. Para tutkusuna kapılan insanlar sahip oldukları imkanlarla orantılı bir yaşam sürdüremezler. Çünkü onlar için para iyi yaşamak için bir araç olmaktan öte, bir türlü giderilemeyen boşluklarını doldurabilecekleri sanısında oldukları bir nesnedir.
Kitap Freud, Fromm, Adler ve Jung'un düşüncelerinden de bahseden Engin Geçtan'ın ilk okuduğum ve fazlasıyla beğendiğim bir kitabı oldu. Psikoloji okuyanlara veya ilgilenenlere tavsiye ederim.
Yalnızca işi düştüğünde ya da dert anlatmak için bizi arayanlar, karşılaştığımızda bizim o ândaki koşullarımız ne olursa olsun sürekli kendilerinden ve sorunlarından söz edenler oldukça sık yaşadığımız örneklerdir. Böylesi insanlar gerçekten bizi görmek istedikleri için değil, o anda yalnız kalmak istemedikleri için bizi ararlar, ilişkileri sürdürme çabalarının gerisinde de «günün birinde gerekli olabileceğimiz» düşüncesi bulunur. Bize ilgi gösterirler; ama bu bizi anlamaya çalışmaktan uzak, «yatırım» amacını içeren bir tutumdur. Kısa bir süre sonra mutlaka karşılığında bir şeyler istenir, veremediğimizde de kendi verdiklerini hatırlatarak bizi suçlamaya çalışabilirler.
Çünkü, bir duyguyu «nasıl» yaşamakta olduğumuzu farkedebilmek, onun geçmişe dönük «nedenleri»ni açıklayabilmiş olmaktan çok daha büyük önem taşır
Engellenmenin yarattığı kızgınlık engelleyen kişiye yöneltilemediğinde küskünlük duygusuna dönüşür.
Isparya uygarlıklarında cılız ve sakat çocukların yaşamasına izin verilmezdi. Çinliler iki cins arasındaki dengeyi korumak için bazen yeni doğmuş kız çocuklarını açıkta bırakarak ölüme terkederlerdi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsan Olmak
Baskı tarihi:
Ekim 1993
Sayfa sayısı:
191
Format:
Karton kapak
ISBN:
978975140164
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi Yayınları
Baskılar:
İnsan Olmak
İnsan Olmak

Kitabı okuyanlar 894 okur

  • Özden karadut
  • Cihan Çelik
  • Eylül Koca
  • B.Kayabaşı
  • Deli kadir
  • Pınar Özkent
  • y
  • Free_1_man
  • Mina Mina
  • Ahmet

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.2 (4)
9
%0.6 (2)
8
%0.3 (1)
7
%0.6 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları