Adı:
İnsan Özgürlüğünün Özü Üzerine
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053141846
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Philosophische Untersuchungen über das Wesen der menschlichen Freiheit
Çeviri:
Mehmet Barış Albayrak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
“Tüm doğumlar, karanlıktan aydınlığa bir doğumdur; tohum toprağa gömülmeli ve karanlıkta ölmelidir ki, böylece güneşte çok daha güzel bir şekil olarak kendini topraktan gün yüzüne çıkarabilsin. İnsan dişi bedende şekillenir ve ancak akla dayanmayanın meçhullüğünden (duygudan, özlemden, bilginin o olağanüstü annesinden) en parlak düşünceler çıkar. Bu nedenle başlangıçtaki o kökensel özlemi, henüz bilmese de akla yönelen bir özlem olarak hayal etmeliyiz, tıpkı bizim bilinmeyen ve adı konulmamış bir iyiliğe duyduğumuz özlem gibi.” Schelling Özgürlük sorusunu ahlak, din, bilim ve tarih açısından ele alan ve insanlık tarihinin en önemli problemlerinden bir olan “kötülük problemi” çerçevesinde yepyeni ve özgün bir bakış açısı sunan bu felsefi inceleme; Kant’ın sekseninde öldüğü (1804), Schiller’in zamanından önce (1805) göçüp gittiği, Hegel’in Tinin Fenomenolojisi’ni yayımladığı (1807), Napoléon’un Prusya’da hâkimiyetini kurduğu, Goethe’nin Faust’un ilk kısmını kaleme aldığı (1809) bir zamanın ürünüdür. Schelling’in 1809 yılında yayımlanan İnsan Özgürlüğünün Özü Üzerine eseri, özsel bilgininin temelini “tinsel olan”da görüyordu. Tin kaderdi ve kader tindi; çünkü sadece onun özü özgürlüktü. Bu eser onun en büyük başarısıdır ve aynı zamanda Alman felsefesinin, dolayısıyla da Batı felsefesinin en derinlikli eserlerinden biridir. Engels, Bakunin, Kierkegaard ve Burckhardt gibi 19. yüzyılın etkisi büyük filozoflarının hocası olan Schelling’i en önemli eserinden okumak sadece Alman İdealizmini anlamak için değil, aynı zamanda Nietzsche ve Heidegger’in yol haritalarından büyük bir kısmını belirlediği çağdaş felsefe metinlerinin satır aralarında rahatça gezinebilmek için de elzem...

(Tanıtım Bülteninden)
112 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Hegel günlükleri ile başlattığım Alman idealizmi serimin en enteresan filozoflarından birine geldi sıra Schelling. Şu bir gerçek ki Alman idealizmi saf bir Hristiyanlık duygusu ile sarıp sarmalanmış durumdadır. Özellikle Gottlieb Fichte ve Kant ile birlikte başlayan bu durum 19.yüzyıla kadar devam etmiştir. Schelling diğer arkadaşları gibi bu iki isimden hayli ile çok etkilenmiştir. Öğretmeni olan Fichte'in "Tanrısal İlhamların Eleştirisi" adlı eseri onda derin izler bırakmış ve teoloji ile ilgilenmesini sağlamıştır. Bu bir bakıma onun felsefe camiasında ki sonunu da hazırlamış oldu. Çünkü teoloji konusunda hayli vakit kaybediyor ve toplumu yönlendirebilecek fikirler üretemiyordu. Yine de ürettiği bu fikirler Hegel ve Kant kadar olmasa da onu Batı felsefesinde belli bir aşamaya taşımıştır.

Çok daha fazla uzatmadan Schelling'in felsefesine ve kitabına değinmek istiyorum. Bu kitap da Schelling' Batı felsefesi ve teolojisinde, özgürlük kavramına ve bunun değindiği iyilik-kötülük ilişkisi üzerine ifade edilen yanlışlıkları, bir çok felsefesi bakış açısının tarihçesini vererek anlatıyor. Açık bir şekilde anlaşılıyor ki Schelling çok radikal bir adım atıyor ve Tanrı'nın ilahi adaletinin kötülüğe izin verdiği ya da insanı belli bir sınavdan geçirdiğine dair görüşler ileri sürenler ile bir hesaplaşmaya tutuşuyor. Sanırım Hegel ile ortak payda'da buluştukları tek görüş bu olsa gerek. Nitekim Hegel'de "Genel olarak kötülüğün kaynağı, özgürlüğün sırrında aranmalıdır. " diye söylemektedir. Schelling'in kötülük anlayışına yakından baktığımızda şunu fark ederiz bu tıpa tıp Kant'ın "Radikal Kötülük" kavramı ile aynıdır. Kant'a göre İnsanda kötülük her hangi bir zayıflıktan, eksiklikten değil bizzat insan doğasına özgü bir temel yönelim taşır. Daha da detayına girip kafaları karıştırmak istemem. O yüzden İnsan özgürlüğü ve üzerine adlı bölüme geçmek istiyorum.

Schelling'in bu bölümde ortaya attığı bir kavram var "Communicativum sui" diyor ki ; "Tanrı'nın kendisiyle ve başka her şeyle, buna karşılık da insanın Tanrı'yla, en başta hissetme olmak üzere, iletişim halinde olması anlamına gelir." der ve devam eder "Sevgi, yalnızca Tanrı'nın insanlarla bağını kurmaz, Tanrı'nın kendini doğurmadan önce içinde bulunduğu kaotik yapıyı kendini zamansal bir düzen-süreç olarak tecelli ederek düzene sokması bakımından da temel bir öneme sahiptir." Buradan şu anlaşılmaktadır ki Tanrı ile İnsan arasında ki var olmadan önce ki iletişimin kaynağı sevgidir. Bu düşünceleri arasında Tanrı ve İnsan özü'nün bengiliği üzerine düşünceleri ise cabası çok karmaşık bir felsefesi olmasının sebebi de sürekli düşüncelerini değiştirmesinden kaynaklanıyor. Bu incelemeyi ne kadar detaylı yazarsam o kadar karmaşıklaşacak gibi duruyor. Heidegger'ın bu kitabı neden Batı felsefesinin en derin çalışmalarından biri olarak yorumladığını şimdi daha iyi anlıyorum. Kendime Not : Fichte okuduktan sonra geri dön ve bu kitabı bir daha oku.
112 syf.
·Beğendi·10/10
Özgürlük koşulsuzluğun içinde varolabilir ancak. Arzu ve iştah tükendiğinde koşullar yeniden anlamlanmakta ve belirlenim olumsuzlamayla eş. İçsel zorunluluk özgürlüğü temsil ediyor ve bu da sevgi'ye bağlı görülüyor. ''İnsanın özü bizzat insanın kendi eylemidir.'' Yani kendi isteğinin , içten doğuşun kaynağı, kendi eylemlerimizin sonucu. ''Ben'' Schelling'e göre bu şekilde tanımlanmakta. Mücadele bittiğinde ölü halde oluyoruz yani. Yaşamak için içsel ve dışsal devinime ihtiyaç duyuyoruz. ''Mutlak birlik var olmak zorunda'' Buradan da anlaşıldığı gibi mutlak bir çizgi, bir sınır söz konusu ve bu sınırın temelinde sevgi var. Kötülük varoluşun basamaklarını oluşturan zeminin basamakları ve var olan, iyilik ile tanımlanmakta. Tüm basamakları çıktığımızda ulaştığımız zirve ise irade. Kötülük varlık olarak görülmüyor yalnız iyilik kendini var eden olarak anlamlandırılıyor çünkü, özümüzdeki itkiyi sağlayan şey esasen iyilik. Dürüstlük dindarlık ile temsil edilmiş. Özsel bilgi tinsel olanda aranıyor. çünkü; tin ve kader eş olarak ele alınmış. Tinin özü özgürlük ve sevgiden geçmekte. Başlangıçlar ilk zeminde ve zemini çizen kötülük (karanlık). Aydınlığa doğru yol almak, hasret çekmekle özdeşleştiriliyor,akla , idrak edemediğimiz iyiye hasret olmak ile. Nietzsche ve Heidegger'in adımlarında etkili olan Schelling tanınmaya değer.
Kötülükte, kendini yiyip bitiren ve yok eden bir çelişki vardır; kötülük canlı bir şey olmaya çalışırken canlıların arasındaki bağı yok eder, her şey olmaya çalışan kibriyle yine bir hiç olur.
Türetilen düşünce, bağımsız bir güçtür, kendi başına hareket etmeye devam etmektedir; hatta insan ruhunda öyle büyümektedir ki kendi doğuranı bile alıkoymakta, onu boyunduruğu altına almaktadır.
Tanrı, kötülük nedeniyle kendini ifşa etmemeyi seçseydi kötülük, sevgi ve iyilik karşısında zafer kazanmış olurdu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsan Özgürlüğünün Özü Üzerine
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053141846
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Philosophische Untersuchungen über das Wesen der menschlichen Freiheit
Çeviri:
Mehmet Barış Albayrak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
“Tüm doğumlar, karanlıktan aydınlığa bir doğumdur; tohum toprağa gömülmeli ve karanlıkta ölmelidir ki, böylece güneşte çok daha güzel bir şekil olarak kendini topraktan gün yüzüne çıkarabilsin. İnsan dişi bedende şekillenir ve ancak akla dayanmayanın meçhullüğünden (duygudan, özlemden, bilginin o olağanüstü annesinden) en parlak düşünceler çıkar. Bu nedenle başlangıçtaki o kökensel özlemi, henüz bilmese de akla yönelen bir özlem olarak hayal etmeliyiz, tıpkı bizim bilinmeyen ve adı konulmamış bir iyiliğe duyduğumuz özlem gibi.” Schelling Özgürlük sorusunu ahlak, din, bilim ve tarih açısından ele alan ve insanlık tarihinin en önemli problemlerinden bir olan “kötülük problemi” çerçevesinde yepyeni ve özgün bir bakış açısı sunan bu felsefi inceleme; Kant’ın sekseninde öldüğü (1804), Schiller’in zamanından önce (1805) göçüp gittiği, Hegel’in Tinin Fenomenolojisi’ni yayımladığı (1807), Napoléon’un Prusya’da hâkimiyetini kurduğu, Goethe’nin Faust’un ilk kısmını kaleme aldığı (1809) bir zamanın ürünüdür. Schelling’in 1809 yılında yayımlanan İnsan Özgürlüğünün Özü Üzerine eseri, özsel bilgininin temelini “tinsel olan”da görüyordu. Tin kaderdi ve kader tindi; çünkü sadece onun özü özgürlüktü. Bu eser onun en büyük başarısıdır ve aynı zamanda Alman felsefesinin, dolayısıyla da Batı felsefesinin en derinlikli eserlerinden biridir. Engels, Bakunin, Kierkegaard ve Burckhardt gibi 19. yüzyılın etkisi büyük filozoflarının hocası olan Schelling’i en önemli eserinden okumak sadece Alman İdealizmini anlamak için değil, aynı zamanda Nietzsche ve Heidegger’in yol haritalarından büyük bir kısmını belirlediği çağdaş felsefe metinlerinin satır aralarında rahatça gezinebilmek için de elzem...

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • G.p
  • Furkan Çoşkun
  • Sîdar Ronahî
  • Gökçen Genç
  • DrKitapsever
  • Ahmet
  • Pirali Çağrı Şensoy
  • Bilgehan Arifoğlu
  • Adsız Alkolik
  • Erim Asya

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%25 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%25 (1)
3
%0
2
%0
1
%0