İnsan Sıcağı Öyküleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
437
Gösterim
Adı:
İnsan Sıcağı Öyküleri
Baskı tarihi:
Mayıs 2004
Sayfa sayısı:
174
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756700853
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hayat Yayınları
Öyküler neye öykünür? Neyi işaretler, neye dairdir öyküler? diye sorsam, bunun muhtemel cevabı şöyle olurdu herhalde: Öykü hayatı, hayatın ta kendisini öykünür. Hayattandır ama hayat değildir. İnsan olmanın en derin sularından süzülüp gelir, gelirken geçtiği yerlerin kokusunu, tuzunu, tozunu beraberinde getirir ama yine de kaynaktaki haliyle aynı değildir.

Dolayısıyla öykü okumak, hayatı ve insanı doğala özdeş haliyle, evirip çevirmeden, en yalın şekliyle okumaktır çoğu kere.

Belki binlerce öykü, hikaye, mesel, masal okudum bu çalışmayı hazırlarken. Bunun en başta benim düşünce ve hayal hamuruma muazzam katkıları olduğunu bizzat gördüm. Yüzyıllar boyunca halk irfanının bu öykü, mesel ve hikayeler yoluyla taşındığını, hikayelerle, öykülerle düşünmenin insanda ayrı bir bilgelik inşa ettiğini bir daha kavramak olağanüstüydü doğrusu. İyice anladım ki insanlara (ve sık sık kendine) saatlerce teorik ve teknik terimlerle konuşmak yerine bir öykü anlatmak, bir temsil getirmek, bir nükte yapmak yeterli olabilmektedir. O vakit düşündüm ki bilgelik, erdem, anlam, anlaşmak her zaman yüce dağların başında bir mor ışık halesi şeklinde belirmez: Çoğu kere o yüce dağın eteklerindeki küçük, mütevazı bir çakıl taşının bağrında uyuklamaktadır.

Öykü okuyabilene, mesel söyleyebilene, "İnsan Sıcağı"nı duyabilene ne mutlu...
(Arka Kapak)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsan Sıcağı Öyküleri
Baskı tarihi:
Mayıs 2004
Sayfa sayısı:
174
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756700853
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hayat Yayınları
Öyküler neye öykünür? Neyi işaretler, neye dairdir öyküler? diye sorsam, bunun muhtemel cevabı şöyle olurdu herhalde: Öykü hayatı, hayatın ta kendisini öykünür. Hayattandır ama hayat değildir. İnsan olmanın en derin sularından süzülüp gelir, gelirken geçtiği yerlerin kokusunu, tuzunu, tozunu beraberinde getirir ama yine de kaynaktaki haliyle aynı değildir.

Dolayısıyla öykü okumak, hayatı ve insanı doğala özdeş haliyle, evirip çevirmeden, en yalın şekliyle okumaktır çoğu kere.

Belki binlerce öykü, hikaye, mesel, masal okudum bu çalışmayı hazırlarken. Bunun en başta benim düşünce ve hayal hamuruma muazzam katkıları olduğunu bizzat gördüm. Yüzyıllar boyunca halk irfanının bu öykü, mesel ve hikayeler yoluyla taşındığını, hikayelerle, öykülerle düşünmenin insanda ayrı bir bilgelik inşa ettiğini bir daha kavramak olağanüstüydü doğrusu. İyice anladım ki insanlara (ve sık sık kendine) saatlerce teorik ve teknik terimlerle konuşmak yerine bir öykü anlatmak, bir temsil getirmek, bir nükte yapmak yeterli olabilmektedir. O vakit düşündüm ki bilgelik, erdem, anlam, anlaşmak her zaman yüce dağların başında bir mor ışık halesi şeklinde belirmez: Çoğu kere o yüce dağın eteklerindeki küçük, mütevazı bir çakıl taşının bağrında uyuklamaktadır.

Öykü okuyabilene, mesel söyleyebilene, "İnsan Sıcağı"nı duyabilene ne mutlu...
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • ke.
  • NİMET AKGÖZ
  • Sergül Canpolat
  • Sevgi Kervancı
  • Aglot Alçık
  • Ecem
  • İrem Aşık
  • Ekin
  • Üftâde افتاده
  • Nazik Karaova

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0