İnsana Ne Kadar Toprak Lazım

8,4/10  (30 Oy) · 
121 okunma  · 
22 beğeni  · 
1.053 gösterim
Küçük kızkardeş: "Ne fark eder ki?" diye cevap verdi. "İşimiz kaba ve bayağı bir iş olabilir ama güvenilir bir iş. Hiç kimseye boyun eğmiyoruz. Ama şehirde sizin etrafınız insanı günaha teşvik edici şeylerle çevrilmiş. Bugün her şey yolunda olabilir, ama yarın şeytanın kocanı kumarla, kadınla, şarapla baştan çıkarmayacağı ne malum? O zaman her şey mahvolur. Böyle şeyler görülmemiş mi sanki?" Evin reisi Pahom, fırının üzerine uzanmış kardıların konuşmalarını dinliyordu. "Gerçekten de öyle" diye düşündü. "Biz köylüler çocukluğumuzdan ölümümüze kadar toprakla uğraştığımız için aklımıza böyle sersemce şeyler gelmez. Bizim tek sıkıntımız, yeterli toprağımızın olmayışıdır. Eğer istediğim kadar toprağım olsaydı, şeytandan bile korkmazdım."
(Tanıtım Yazısından)
 
Mustafa Oner 
18 Oca 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

En sevdiğim yazarlardan birisi olan Tolstoy’un yazdığı bu hikayede hep daha fazla ve daha verimli toprak sahibi olmak isteyen Pahom’un yaşadıkları anlatılmaktadır.
İstek ve arzularımızı hırslarımıza kurban etmememiz gerektiğini bizlere anlatan hikaye, aslında elimizde olanla yetinmeyi ve iktisatlı olmamız gerektiğine dikkat çekiyor. Hikaye hepimizin yaşamın koşuşturmacasına daldığı bir ortamda, bizi bu psikolojik iklimden kopararak yaşamın anlam ve amacına ait düşünmeye sevk ediyor. Yaşamın amacının ne olduğunu bir kez daha düşünmemize sebep oluyor. Hayatta yaşamımızın devamını sağlayan araçlar bazen amaç olabileceğini gösteriyor. Hikaye, gerçek yaşam amacımızı, hayatın güzelliklerini, hırslarımıza kurban etmememiz gerektiğini bizlere hatırlatıyor.
Hikaye şu şekilde özetlenebilir:
Pahom sürekli daha fazla kazanmaya ve zengin olmaya çalışan bir çiftçidir. Bir gün daha verimli topraklara sahip olmak için “Başkır”ların yaşadığı topraklara gider. Adeta insanın bütün bir ömrünü ifade eden bir günlük bir yarışa çıkar.
Başkırların reisi, Pahom'a, gözünün gördüğü her yeri bir şartla alabileceğini söyler. Şartı şudur: Pahom bir noktadan almak istediği toprağı küçük çukurlar kazarak işaretleyecektir ancak, akşama kadar istediği genişlikte araziyi kazarak başladığı noktaya gelmek zorundadır. Yarış sabah güneşin doğuşuyla başlar ve batışıyla da biter.
Pahom güneşin doğuşuyla hoşuna giden merayı büyük bir hızla işaretlemeye başlar. Yolun yarısı geçmiştir ki güzel bir mera daha görür. “Burayı da arazimin içine katarsam iyi olur, verimli bir alan” der. Sağa doğru koşu alanını daha da fazla genişletir. Güneşin batmasına az kalmıştır. Ayakları yara içindedir, çok yorulmuştur ama ne olursa olsun başladığı yere güneş batmadan yetişmelidir. Hırs gözünü bürümüştür. Hızını arttırır, var gücüyle koşar. Alkışlar içinde güneş batmadan başladığı yere yetişir. O yorgunlukla yığılır kalır. Uşağı seslenir ama cevap alamaz. Ağzından kan gelmiş ve ölmüştür efendi Pahom. Yarışın başladığı ve bittiği noktaya, hemen olduğu yere gömülür uşağı tarafından. Ve burada ibret verici o son sözü söyler bize Tolstoy: “Onun İhtiyaç Duyduğu Üç Arşın Kadar Bir Topraktı…”

Ayten Ernaz Tiryaki 
30 Mar 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Açgözlülüğün, doyumsuzluğun sonu felaketlere gebedir! Poham'ın gözünü duyuran ise, iki metrelik toprak oldu...
Tokgözlü insanlar olmak, çevremizde daha çok görmek ümidiyle...

Necmiye 
20 Nis 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tolstoy'un her hikayesinin özünde derin anlamlar yatmaktadır.Oldukça daha fazlası da olsun diyen aç gözlünün sonu işte budur dedirten bir hikaye.

Miray Doğan 
29 Mar 2015 · Kitabı okudu · 7/10 puan

İnsanın aç gözlülüğünün sınırı yok maalesef...Öyle ki bu açgözlülük sizin sonunuzu getirebilir...Tolstoy bunu yine en güzel şekilde anlatmış.

Evren Sarı 
21 Mar 17:00 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Bu hikayede hep daha fazla ve daha verimli toprak sahibi olmak isteyen Pahom'un yaşadıkları anlatılmaktadır.

Pahom sürekli daha fazla kazanmaya ve zengin olmaya çalışan bir çiftçidir. Bir gün daha verimli topraklara sahip olmak için. Başakların yaşadığı topraklara gider. Adeta insanın bütün bir ömrünü ifade eden bir günlük bir yarışa çıkar.

Başkaların reisi, Pahom'a, gözünün gördüğü her yeri bir şartla alabileceğini söyler. Şartı şudur: Pahom bir noktadan almak istediği toprağı küçük çukurlar kazarak işaretleyecektir ancak, akşama kadar istediği genişlikte araziyi kazarak başladığı noktaya gelmek zorundadır. Yarış sabah güneşin doğuşuyla başlar ve batışıyla da biter.

Etkileyici bir hikâye...

Okurken Pahom'un yaptıkları her ne kadar olumsuz görünse de kitabın sonunda kendi tatminsizliğimizin, hırsımızın, açgözlülüğümüzün farkına varıyoruz (fikrimce).

Sabah kendinde dünya kadar toprağa sahip olacak gücü ve cesareti bulan insanın unuttuğu çok önemli bir gerçek var: akşam olduğunda sahibi olduğu o toprağın üzerinde nefes alabilecek mi acaba?

Kitaptan 3 Alıntı