Adı:
İnsanca, Pek İnsanca 1. Kitap
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
355
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053607175
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Human, All Too Human
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
İnsanca, Pek İnsanca 1. Kitap
İnsanca, Pek İnsanca 1. Kitap
İnsanca, Pek İnsanca
İnsanca Pek İnsanca 1. Cilt
İnsanca Pek İnsanca 1. Cilt
Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi'nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi'nde öğrenimini sürdürdü, henüz öğrenci iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday gösterildi. 1869'da sınav ve tez koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak doktor unvanı verilen Nietzsche profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca, Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Böyle Söyledi Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Ecce Homo, Wagner Olayı, Dionysos Dithyrambosları, Putların Alacakaranlığı, Antichrist, Nietzsche Wagner'e Karşı başlıca büyük
eserleri arasında yer almaktadır.
352 syf.
·16 günde·Beğendi·Puan vermedi
Onun adı FRIEDRICH NIETZSCHE!

Beni düş kırıklığına uğratan kendimden başkası değil.

-Franz Kafka

Nietzsche'yi kendi gözümden yazayım. Küçüktüm, yalnız, hemcinslerimden uzak, insanlardan uzak, kenara çekilir dini kitapları okurdum. İnsanlar beni bir öcü gibi görürdü. Ama tatlı bir öcü, öyle ki yanıma sokulur beni dinlerlerdi. Bazen sanki başka bir gezegenden gelmiş hissine kapılıyordum, hiçbir şey beni etkilemiyordu. Sahiden hissedeceğim zamanlar yakındı...
Babamı(Carl Ludwig Nietzsche) özlüyorum. Aslında sadece onu özlüyorum. Ona ihtiyacım var... öldü biliyorum, bir çiçek ölür, bir tavşan ölür ve bir insan da ölür. Evet babacığım, Tanrılar da çürür. Tanrı'yı biz öldürdük!

İnsanca, Pek İnsanca kitabı Nietzsche'nin kitaplarında bulabileceğiniz en yalın kitaplardan biridir. Anlatım biçimi ikili diyaloglar gibi gelişmiş. Aforizmaları birden fazla düşünceye ve düşündürmeye yer vermiştir. İnsanca... bu isim insani duygular ve sorumluluklara dikkat çekmek için verilmiştir. Ekleme, 'Pek' pek insanca, hatırlatma! Donk donk donk!

Kitap içerisinde 638 aforizma bulunmaktadır. Nietzsche öyle güzel bir havada belirtmiş ve düşündürmeye sürüklemiş ki. Her bir aforizma sonrası uzaklara dalıyor, düşünmeye ve kafa yormaya başlıyor olacaksınız. Bazıları sizi geçmişe, bazıları nefrete, bazıları kitabı kapatmanıza neden olacaktır.


Birçok kişinin aklında şu soru var: 'Nietzsche neden kadınları yadırgıyor?' sahiden öyle mi? Böyle mi düşünüyorsunuz? Öyleyse kısaca bilgilendirme yapalım.

Nietzsche babasını genç yaşta kaybetmiştir. Bu sebeple ailede egemen olan kadınlar (anne, kız kardeşi, teyzesi...) bu nedenle kadınlara karşı mesafeli, asabi ve zayıf olarak bilinir. Nietzsche, bunun yanı sıra birçok kadının üzerinde ilgisi olmasına rağmen bunu umursamaz, pasif kalarak geçiştirir. Kız kardeşi Elisabeth'ten ve annesinden(Franziska Oehler) nefret eder, ama bu nefret sadece dışavurum ile gösterilir. Oysa içerisinde müthiş bir duygusallık ve sevgi barındırır. Nietzsche'nin annesine yollamış olduğu bir mektupta: ''Kendime karşı en derin aykırılığı ve içgüdülerimin haince alçaklığını içimde aradığım zaman, orada hep annemi ve kız kardeşimi buluyorum, en acız olduğum anları... Çünkü o zaman zehirli solucanlara karşı koyabilecek gücüm olmuyor... Psikolojik eşgüdümünüz, böyle bir öncel uyuşmazlık düzenini mümkün kılıyor. Ama aslında ebedi dönüş için annem ve kız kardeşimin her zaman en büyük engeli teşkil ettikleri kanısında olduğumu itiraf ediyorum.'' Tek bir söz ile...

Bir kalp taşımak incelik ister.
Ağırlık taşıyanlara bunu anlatamazsınız.

-Cemal Süreya

“Hangi yıldızlardan düşüp birbirimizi bulduk biz. Bu kadar düz bir cümlenin bu kadar karmaşık olmasına neden olan kadın.”

Evet evet, hemen onun adı gelir. Lou Andreas Salome... Nietzsche'yi kadınlar üzerineki durumunu Stalin'e benzetiyorum. Ölen karısının mezarında, ''İnsanlığa olan azacık sevgim onunla birlikte gömüldü...''

Nietzsche ve Salome, 1882 yılında arkadaşlık yapmaya başladı. Din konusunda yaptıkları sohbetlerden ve kafeslenemeyen ruhundan etkilenen Nietzsche, tek taraflı bir aşk hikayesi yaşamaya başladı. Peki neden bu kadar yakın görüşlü ve ikili sohbetlerden haz duyan bu iki kişi, pardon Salome bu teklifi geri çevirdi? Şüphesiz ve emin olmanız gereken bir şey varsa, Nietzsche'nin kadınlara olan tespitlerinin en büyük etkeni Salome'dur.

Salome için evlilik sevginin katilidir. Arkadaşlık sevgiye daha da kötüsü cinselliğe dönüşerek yok olma riskinden kurtarılmalıdır. Bu düşünce ile kendisine Paul Ree ve Nietzsche tarafından yöneltilen evlilik tekliflerini reddeden Salome, Frederich Andreas’ın intihar tehdidinden etkilenip onunla evlense bile 34 yaşına kadar cinsel ilişkiye girmedi ve bekaretini muhafaza etti.

Not: Sigmund Freud'u da reddetmiştir.


Evet, şimdi en güzel yere geldik. Nietzsche ve sınıftan seçtiği bir öğrencisi(ED) ile, Fransa'dan gelen (Rachelle Riva) gazeteci ile birkaç soru üzerinde bir diyalog yapacağız. Burada hayal gücünüzü kullanacağım.

Not: Nietzsche'nin kitabından seçilmiş tespitler ve ED(benim) özgün cümlelerim ile yazılmıştır.


Riva: ''Sayın Nietzsche ve Ed, sizce yalan nedir?''

Nietzsche:'' Basit durumlarda her şeyi doğrudan söylemek daha avantajlıdır. Çünkü bir yalanı sürdürebilmek için, yüzlerce yalan daha söylemek gerekir.''

ED:'' Yalan geniş bir konudur. Sayın hocamın dediği gibi, sıkışık durumda olmadığımız sürece olanı olduğu gibi aktarmak gerekir. Özellikle saygı duyduğunuz, karşılıklı güven hissiyatını aldığınız bir kimse ise. Söylenmiş doğrudan bir yalan, yalanı devam ettirecek 100 alan bulmaktan iyidir.''

Riva:''Genel bir konu ama mümkünse kısa bir cevap istiyorum. Kişi neyi sözünü verebilir?''

Nietzsche:'' Eylem sözünü verebiliriz, ama duyguların sözü değil; çünkü duygular istenç dışıdır. Birini sonsuza dek seveceğine ya da ondan nefret edeceğine söz veren herhangi biri, kendi gücünün dahilinde olmayan bir şeyin sözünü vermiştir.''

ED:'' Kişi tutabildiğini düşündüğünün aksine, tutamadığının ve bazen de verdiği sözün arkasında duramadığı sözlerin sözünü verebilir. Verebildiği tek söz, yerine getirmedikleridir.''

Riva:''Peki, sizce günümüz ve gelecek dünya düzeni için yasaklanmış cömertlik size ne çağrıştırıyor?''

Nietzsche:'' Dünyada herhangi bir kısmını hayali varlıklara gösterebileceğimiz kadar çok sevgi ve iyilik yoktur.''

ED:'' Günümüz için bilmem ama, gelecek nesil bu terimin çağrışımı için bile kafa yormayacaktır. Cömertlik yok olmaya mahkum, bu çok açık. Cömertlik diye bir kavram nesli tükenmekte olan bir bensevi.''

Riva:'' Güncel bir soru sormak istiyorum. Üzgünüm, susadım da. Tamam, tekrardan alalım. Mucizevi eğitim hakkında ne söylemek istersiniz?''

Nietzsche:'' Kişi, bir Tanrı'ya ve onun hakkındaki endişelere inanmaktan vazgeçtiği andan itibaren, eğitime gösterilen ilgi büyük bir yoğunluğa ulaşacaktır; tıpkı tıp sanatının ancak mucizevi tedavilere duyulan inanç yok olduğu zaman gelişmesi gibi.''

ED:'' Eğitim görecelidir. Eğitim, korkulan inançların yok olması ile başlar. Kişi özgür kaldığı sürece korkusuzdur. Hayal edebildiği kadar da erişmesiz. Korkunun olduğu yerde mucizevi eğitimden söz etmek pek mümkün değil. Aslında bakarsanız, korkunun olduğu yerde mucizeden söz etmek mümkün değil!''

Riva:''Peki ya bilimin geleceği?''

Nietzsche:'' Zararlı ve tehlikeli sonuçları bilimsel bilginin yardımıyla önlenebilir. Eğer üstün kültürün bu gereksinimi yerine getirilmezse, insan gelişiminin gelecekteki seyri hemen hemen kesin bir şekilde öngörülebilir.''

ED:'' Bilimin geleceği, geçmişten pay çıkartılarak ilerleyebilir. Bilim, insanoğlu için vazgeçilmez ve çok daha fazla üzerinde durumlası gereken bir daldır. Ancak herhangi bir konu üzerinde bile gereğinden fazla durulmalı.''

Riva:'' Birinin lehine, büyük olanın lehine önyargı terimini nasıl açıklarsınız?''

Nietzsche:'' İnsanlar, büyük ve dikkat çekici olan her şeyi açıkça abartırlar. İnsanlar, alışkanlıktan dolayı kendilerini güç isteyen her şeye tabi kılar.''

ED:'' İnsanın temelinde bu var. Önyargı genellikle ahlaki yoksunluktan veya düşünülmeden bir kanıya varmakla meydana gelir. Büyük ve dikkat çekici olanın söylemini benimser ve irdelerler.''

Riva:'' İyi niyetli iki yüzlülük?''

Nietzsche:'' Başka insanlarla olan ilişkilerimizde çoğu zaman iyi niyetli bir ikiyüzlülüğe ihtiyaç vardır, sanki onların eylemlerinin nedenlerini sezmemişiz gibi.''

ED:'' Sayın hocama katılıyorum. İyi niyet çoğu zaman kazanım sağlamamıştır, bunu açıkça göstermek bile ters tepmesine yarayacaktır.''


Riva:'' Zevkli bir konu başlığımızla devam edelim. Yo yo, sadece 4 sorum kaldı. Mahcubiyete karşı ne söylemek istersiniz?''

Nietzsche:'' Aşırı ölçüde mahcup olan insanların yardımına koşmanın ve onlara güven vermenin en iyi yolu onları inandırıcı şekilde övmektir.''
.
.
Riva:'' Sayın ED? Bay Nietzsche'yi izlemeyi bıraksanız. :)''

ED:'' Pardon, :) Sayın profesöre katılıyorum. Ne diyebilirim ki, birine yapabileceğimiz en büyük fenalık birini olduğundan fazla övmektir.''



Riva:'' Peki bay Nietzsche, birkaç tavsiye isteyeceğim. Konuşma taktiği üzerine ne söyleyebilirsiniz?''

Nietzsche:'' Biriyle yaptığımız bir sohbette, eğer muhatabımıza karşı nüktedanlığımızı ve cazibemizi tüm görkemiyle sergileme imkanı bulmuşsak onu en iyi biçimde alt etmişizdir.''

ED:'' Bay Profesör, tespitlerinizle hayran olmamak elde değil. (Gülüşmeler) Evet, diyebileceğim o ki, birini argo veya hakaret ile alt etmeyi denemektense, cazibemizi onun üzerine yıkmalı ve onu sessizce tuzağa çekmeli. Yıkılacağından adım gibi eminim.''

Riva:'' Aşırı yakınlığı tanımlar mısınız?''


Nietzsche:'' Eğer biriyle aşırı bir yakınlık içinde yaşarsak, çıplak ellerimizle her defasında iyi bir oynmacılık yapmak zorundaymışız gibi durum söz konusu olur.''

ED:''Aşırı yakınlık, her zaman bir şeyler kaybettirir. Hatta çoğu zaman, benliğimizi aramak zorunda kalırız.''

Riva:'' Son soru, bir evlilik yaparken kendime sorabileceğim tek bir soru olursa, bu ne olurdu?''

#35142148

Aynı kanaatteyim.

Keyifli okumalar.
332 syf.
Nietzsche bu eserini, Richard Wagner’le olan arkadaşlığı bittikten ve sağlık nedeniyle akademik yaşamdan uzaklaşmak zorunda kaldığı dönem sonrasında yazmış. Bir nevi olumsuzluklar ve çöküntü zamanına denk gelmiş, bu psikolojide yazılmış bir eser. Ancak, eser karamsarlık abidesi olarak anlaşılmasın, aksine iyimser görüşler daha hakim. Bu eser bir nevi Nietzsche'nin dokuz ana başlık altında; 638 aforizma ile içini döktüğü içten bir günlük gibidir.

"Neden ezgi olsun ki? Yaşam kendisini huzur içersinde derin bir gölde yansıtınca neden tatmin olmuyoruz?"

İlk bölümde üzerinde durmak istediğim nokta; Nietzsche'nin filozoflara, günümüzdeki insanı tekil olarak görüp ondan yola çıkarak her şeyi anlama çabalarının yanlışlığı eleştirisidir. Nietzsche'ye göre insan rüyası dahi eski ilkel insanın kültürünün tezahürüdür. Dolayısıyla insan tekil bir varlık değildir; tek bir bedende en eski insan kültürlerinin evrimlesmis modelidir. Bir önceki sürüme göre bir 'üst insan' yani. Filozoflara burada önerisi; tarihsel felsefe yapmalaridir. Keza Nietzsche'nin kendisi bunu felsefe tekniğinin merkezine yerlestirmistir.

Üst insan demişken; burada kastedilen 'üstün' insan değil. Çünkü buradan yola çıkarak Nietzsche ile Hitler'i ilişkilendirenler oluyor. Nietzsche olsa; "Hayır, hayır,hayır ! Bu bir yanılgı!" gibisinden bir tepki gosterirdi sanırım. Bana kalırsa üst insandan, her insanın kendisine koyması gereken bir hedef, rol model insan profili anlaşılmalidir. İnsan bu rol modele ulaşmaya çalışarak olduğu yerden çok daha yüksek bir seviyeye gelecektir ve bunu herkesin (en azından toplumun çoğunluğu) yapmasıyla bir üst kültür (gelişmiş) hedefine ulaşılabilecektik. Ve Nietzsche, şu an biz nasıl eski ilkel insan adetlerini (barbarliklarini, vahsiliklerini vb) garip karşılıyorsak; üst kültürun üst insanınin da yani geleceğin insanın da bizi çok garip karşılayacağıni söyler. Buradan, geçmişin vahşi, kötü, barbar, mantıksız gelen ahlak anlayışının günümüzün birer yorumu olduğu; aynı yorumu gelecek insanının da günümüz insanı için yapacağını söylemekte ve buradan yola çıkarak; aslında ahlakin, iyinin,kötünün ... birer yanilgidan ibaret olduğu anlatılmak istenmektedir.

"Ama her şey evrimleşiyor; ebedi gerçekler yok, mutlak doğrular yok."

İkinci ve üçüncü bölümler Nietzsche'nin ahlak ve dine dair aforizmalarini içerir. Ahlaka zaten yukarda değindim. Konuyla ilgili yorumumu okumak isteyenler filozofun konuyla ilgili kitabına yaptığım incelemeyi okuyabilirler:

#39220435

Nietzsche en kısa tabirle dini, insanın en büyük yanılgisi olduğunu düşünüyor. Bunla beraber insanlığa yaptığı gelişimi yadsimiyor ancak nasıl şekerin biraz fazla ve sürekli alimiyla insanın yavaş yavaş kilo alarak sağlığından olmasi mümkünse (ki şeker bağımlılık da yapar) dinin de aynı etkisinin olduğunu söyler. Dinlerin ve Tanrı anlayışının insanı miskinlestirdigini, kaderci diyeceğimiz bir psikolojiye soktugunu söyleyebiliriz. Din, insanın acılarına bulduğu bir ilaç. Ancak Nietzsche bu ilacı ancak fazla düşünmeyen ve zayıf olanların içeceğini ve bunu içtikce de daha çok zayiflayacaklarini soylemekte; bu durum insana faydali olsa dahi aslında üst insana giden insanın önünde bir bariyer olduğu, ve birçok insanın onu görünce geri döndüğü bir bariyer olduğu için dinin üst kültür önünde büyük bir engel olduğunu düşünmektedir.

"Dini kuralların ve sanatın uyuşturucu etkisi azaldıkça, insanlar başlarına gelen kötülüğü gerçekten ortadan kaldırmak için daha çok çaba sarf ederler.."

Evet, Nietzsche dördüncü bölümde sanatçı ve yazarlar hakkındaki düşüncelerini söyler: Sanatçılara saygı duymasına karşın aynı zamanda üstteki sözde olduğu gibi sanatın da bir uyuşturucu etkisi olduğunu da sıklıkla vurgular. Aynı zamanda sanatın, dinin yanılgılari üzerinden sıklıkla beslendiği için sanatçıların, yeni dünyaya (Tanrı öldü) uyum sağlamakta zorlanacaklarini; yeni bir sanatçı kimliğinin doğacagini düşünmektedir. Nietzsche, gelecek dünyanın safaginda görür içinde bulunduğu devri ve gelecek devrin en büyük sanatının da bilim, en büyük sanatçılarınin ise bilim adamları olacağını düşünmektedir.

"Bilim adamları sanatkarların gelişmiş türleridir."

Ancak bu noktada önemli bir de uyarısı vardır: İnsanlar büyük bir iştahla bilime, içlerindeki keşif tutkusuyla sarilacaklar, ölen Tanrının bıraktığı boşluğu bilim ile doldurmaya çalışacaklar lakin insanın en azından halkın büyük kesiminin daha kolaya ve az düşünerek kavrayacagi şeylere olan ilgisi sebebiyle bilimden uzaklaşıp tekrar dine sarilabilecegi.. Bu sebeplere ek olarak, insanda oluşacak kibrin de buna sebep olabileceğini düşünür. Kitabında sıklıkla kibir üzerine aforizmalar yazdığını gormekteyiz. Bu nedenle Nietzsche; alcakgonullu erdem demektedir.

Beşinci bölümde alt ve üst kültür üzerine aforizmalarini sıralayan Nietzsche, 'bağlı ruhlar' ve 'özgür ruhlar' üzerinden alt-ust kültürun belirtilerini anlatır. Bağlı Ruhlar için gelenek oldukça önemlidir. Çok araştırmayı sevmez; geçmişin iplerine seve seve bağlanmış ve bir süre sonra kendi bunu bir seçimle yaptığını unutup; inandığından başka bir yolun olmadığı yanılgisina düşmüştür. İlkeleri, olayları yararliliklarina göre degerlendirir ve buna göre doğru olduğu sonucuna uymakla beraber herkesin buna uymaları gerektiğini düşünür; buna uymayan özgür ruhlar hakkında "haklı olmamalı, çünkü bizim için zararlı’ derler veya böyle duyumsarlar." Bu anlayışı ben şahsen evrim konusunda görüyorum insanlarda; insanlar inançlarına zarar vereceği için bir bilimsel kuramin kabul edilmemesini doğru ve doğal buluyorlar.

Altıncı bölümde insanın toplumdaki halleri üzerine aforizmalarini sıralayan Nietzsche'nin şu sözüyle tartışma için gerekeni güzel ozetlemis:

"Düşüncelerini buza yatırmayı bilmeyen, tartışmanın ateşi içersine girmemelidir."

Yedinci bölümde Nietzsche'nin kadınlar ve çocuklar hakkındaki düşüncelerini görmekteyiz: Genel olarak kadınlara bakışını olumsuz olarak algılamak mümkündür. Bunu ben biraz, filozofun iki evlilik teklifine de red yanıtı almasına bağlıyorum. Aynı zamanda, hayat üzerine 'bengi dönüş', 'üst insan' gibi özgün fikirler ortaya koyarak anlamdirabilen büyük filozofun, aynı başarıyı kadınlar üzerinde gösterememesine yoruyorum.

Sekizinci bölümde Nietzsche devlete dair fikirlerini dile getirir. Burada en etkileyici düşüncelerinden birisi: Şu an her insanın geçmişteki insanlara kölelik sistemini uyguladıkları için lanet okumalarına karşılık; şu anki insanların köle insanlardan çok daha fazla çalıştıklarını, köle işçilerin günümüz işçilerinden daha mutlu ve daha emin yaşadıkları yönündeki fikri. Nitekim Nietzsche'ye göre insan zamanının üçte ikisini kendisine ayirmalidir gerçekten kendisine özgür ve mutlu demek için. Politikanın her yanını sardigi toplumumuza bakınca Nietzsche'nin şu sözüne hak vermemek elde değil: "Kültür, en yüksek başarılarını, politikanın zayıfladığı dönemlere borçludur."

Ayrıca bu bölümde 'Din ve Devlet' üzerine fikirlerinde bir an Atatürk'ten günümüze yobazliğin düşüşü ve yükselişini görür gibi oldum. Ufak bir farkla; Nietzsche, gelecek adına çok daha umutlu bir tablo çizmiş. Sanırım bu düşüncesinin oluşmasında tek etken olmasa da bir yıl askerlik yapmış olmasi da etkili olmuştur:

"Asıl büyük kayıp, her yıl, en yetenekli, en güçlü, en çalışkan erkeklerin büyük miktarlarda işlerinden ve mesleklerinden uzaklaştırılarak askere alınmasıdır."

Dokuzuncu bölümde kendi başına olan bir filozofun, kendi kendisine konuşması, dertlesmesi, kizmasi, çevresindekileri anlamlandirma çabasıni ortaya koymaktadir. İnsan davranışlarının temelinde asıl etmenin insanın bencilligi olduğu vurgulanmaktadir: En yardımsever olduğumuz an bile bencilizdir. Çünkü yeterince irdenir,geriye gidilirse ilgili davranışın kökeninde yine insanın kendi çıkarı ile karşılaşılir.

"İnsanın kendisinden hiç bahsetmemesi en ince iki yüzlülüktür."

Ve son söz: =))

"Eğer iyi yaptıysam, sessiz kalalım,
Eğer kötü yaptıysam, gülelim
Ve yeniden biraz kötü davranmak için,
Daha kötü yapalım, daha kötü gülelim,
Ta ki mezara girene dek.
Arkadaşlar! Peki! Ne diyorsunuz?
Amin! Bir daha buluşana dek!"

Keyifli okumalar.
352 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Kitabın ilk sayfasında şöyle bir cümle ile karşılıyor Nietzsche bizi "Kuşkunun öğretildiği okul adı verildi yazılarıma! Kitabı okumadan önce kendimize sormamız gereken bir takım sorular ortaya çıkıyor bu durumda ; Nasıl öğrencisi olunur bu okulun? Ya da gerçekten biz kuşku duymayı öğrenecek bir cesarete sahip miyiz? Düşündüğünüz, her şeyden eminseniz, duygularınız mantığınızın önüne geçiyorsa, bu okul sizi sıkar, bazı sayfalarda kaçmak zorunda kalırsınız nefret edersiniz bu okuldan, onun için bu okula girmeden önce ön yargılarınızı bir kenara bırakın. Peki bazılarının çok sevdiği bazılarının nefret ettiği Nietzsche kim? Nasıl bu kadar farklı, düşüne biliyor? Neden bu kadar aykırı? Neden eleştirirken gözünü budaktan sakınmadan, yıkarcasına yapıyor eleştirilerini? Bu özgüveni nerden geliyor? Bu kadar çoşkun bir anlatımı nasıl sağlıyor metinlerinde? İşte bu sorularında cevaplanması gerekiyor kitabı elimize almadan önce. Bu konuda bize yardımcı olacak kaynak Nietzsche 'nin hayatı onun hayatını öğrenmek onu anlamamızı kolaylaştırır. Çünkü her yazar kendi dönemini ve ruhunu yansıtır eserlerine. Kısaca hayatına değinecek olursak... Nietzsche: dünyaya erken geldiğini insanların onu iki yüz yıl sonra anlayacağını savunmuştur. Bir çok okurunun onu hala anlayamıyor olması aslında bu konuda haksız olmadığını gösteriyor bize. Nietzsche, Alman bir filolog, filozof, şair kültür eleştirmeni ve besteci yönleriyle çıkıyor karşımıza. Din , ahlak, felsefe ve bilim, modern kültür konularına yoğunlaşmış bu alanlarda eserler vermiştir. Peki neler yaşadı bu adam onu bu konulara yönelten şeyler nelerdi hayatında? Öncelikle Nietzsche nin babası bir papazdı ve annesi dindar bir aileden geliyordu. 5 yaşında babasını kaybetmiş 1 sene sonra da kardeşini kaybetmiştir. Ondan sonra Nietzsche annesi, kız kardeşi ile beraber anneannesinin yanına taşınmış iki bekar teyzesiyle birlikte 6 yıl boyunca bu kadınların arasında yaşamıştır. Bu kadınlarla yaşaması onun ilerde kadınlarla ilgili kaleme aldığı fikirlerinin oluşumunu sağlayacaktır. Çünkü bu dindar , baskıcı ve bol karşıt kadınlar yüzünden Nietzsche içe kapanık bir çoçuk olmuştur. Annesinin ölümünden sonra burdan ayrılan Nietzsche 13 yaşında eyaletin en iyi okulundan birinsine başlamış lakabı ise "küçük Protestan papazıdır.Dini konulara çok hakim olmuştur.Kilise, okul ve aile baskısı Nietzscheyi çoçuk yaşlarda kuşatmıştır.Aslında onun karşı çıkışı, bu yaşlar da başlar, isyanı burdan doğar, çağına karşı.Bütün hayatını anlatmak istemiyorum böyle bir çocukluk geçirmiştir Nietzsche. Sonrasında üniversite yıllarında daha özgür kalmış ve kendisini kısıtlayan her şeye düşman olmuştur. Bütün bunlar Nietzscheyi anlamakta bize yardımcı olacak noktaların bazıları. Kitap hakkında söyleyeceklerimize gelince ; Nietzsche bu kitabın da İnsanca olan hemen hemen bütün konulara, insan üstü bir gözlemle bakışını anlatıyor,Ahlak, Metafizik Din, Özgürlük, İyi ve kötü, Kadınlar, Yalnızlık, Cinsellik Sanat konularını incelerken bizim de bu konularda düşünmemizi sağlıyor, yine bu kitapta dikkat edilmesi gereken bir nokta : Önceki eserlerinde gözlemlenen Wagner ile Schopenhauer felsefelerinin etkisinden baya uzaklaşıp, hatta onların felsefelerini eleştiriyor, yukarda değinmeye çalıştığım konuları göz önünde bulundurarak, araştırarak okumanız kitabın anlaşılması konusunda yardımcı olacaktır sanıyorum, iyi okumalar.
“The Holy Bible” dediğim Böyle Buyurdu Zerdüşt’ten sonra daha günlük, -Nietzsche ne kadar günlük olabilirse- daha sohbet eder gibi bir havası var. Çok sayıda konuda belki yirmi cümleyi bile aşmayacak şekilde bir fikir müdafaası, çoğu yerde kendiyle duruşmalarıyla bana zaman aralıklarıyla okumam gerektiğini söyledi sanki. Akıcı değil, öğretici fakat zorlayıcı da belki.
Keşke yemyeşil bir ormanda, onun da kitapta bahsettiği gibi, herkesten kaçıp cırcır böcekleriyle beraber okuyabilme imkanım olsaydı. Dilerim bir gün kaçmayı başarır ve kolumun altına sıkıştırıp onunla başbaşa tartışabilirim!
376 syf.
“Bir filozofun bilgeliğini aldığında, yeniden yaratıldığı ve büyük bir adam olduğu duygusuyla dolaşır insan sokaklarda; sonra bu bilgeliği tanımayan kimselere rastlar daha çok, yani her şey hakkında açıklayacak yeni, bilinmeyen bir kararı vardır: bir yasa kitabını benimseyen de, artık bir yargıç gibi davranmasını gerektiğini düşünür çünkü.”

O kadar heyecanlı okudum ki kitabı, daha orta sayfalara yeni geldiğimde nasıl bir inceleme yazmam gerektiğini düşünmeye başladım. Öyle bir inceleme yazmak istedim ki; bilgilerle bezeli, notlarla zenginleştirilmiş... Ama sonlara doğru yukarıdaki paragrafı okudum ve kafama bir çekiç yedim... ‘Filolog ve sözcüklerin adamı’ insan ruhunu öyle tahlil ediyor ki, kendi pis duygularınız bile ayna gibi karşınızda duruyor. Zaten kitabımız insan ruhuna ve düşüncelerine psikolojik bir tahlil. Nietzsche’yi anladım demek çok zor... Tavsiye listemin ilk sırasını bu kitap alacak. İyi okumalar.
352 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
bir insan evliliğe başlarken kendisine şu soruyu sormalıdır.bu kadınla ileri yaşlara kadar çok iyi sohbet edebileceğine inanıyor musun? çok etkilendiğim ve belli düşüncelerime yön veren kitaplardan bazılarıdır özellikle kendini bağışlama alışkanlıgından kurtul sözü beni çok etkilemişti kesinlikle okunması gereken kitpapların başında gelir konuları bölüdüğünden ve kısa oldugundan dolayı rahat okunabilen ama aynı zamanda uzun uzun incelenmesi gereken bir kitap
567 syf.
·78 günde·Beğendi·10/10
Bu kitapta özellikle ahlak üzerinde durmuş Nietzche.Ahlakın insan üzerinde psikolojik bir durum olduğunu göstermeye çalışmıştır.Eylemler iyi-kötü olarak adlandırmıştır.İyi bir eylem geleneklere uygun olan eylem ,kötü ise bunun tam tersi olan eylemdir.Peki bu gelenekler nasıl oluştu? Bu gelenekler iyi bir uyum için konulmakta fakat kısa süre sonra neden oluştuğu unutulmakta ve sadece oluşan gelenek sonuç ile gerçekleştirilmektedir.
Sanattan bilime geçiş örneğinin güzel bir çalışması.
376 syf.
·16 günde·Beğendi·8/10
Yeni bitirdiğim bu kitap, kısa denemelerden oluşuyor. Okuyacak olanların, belirli bir seviyeye gelmiş alt yapısı olması şart. Zira ağır diyebileceğim felsefeler içeriyor. Burada çevirmenden kaynaklanan olumsuzluklar da olabilir bilemiyorum ama yer yer daha iyi çevrilebilir miydi diye sorduğum yerler oldu. Yine de böyle bir kitabı çevirmek son derece zor bir iş ve çevirmene teşekkür ediyorum.

Nietzsche bu kitabında, insana ait olan hemen hemen her konudan (sanat, aşk, ikili ilişkiler, toplum, kendini beğenmişlik, savaş, din, bilgi, çalışkanlık, güzellik, şiir, devlet, haz, müzik ve daha yüzlerce konu) bahsediyor, bahsetmekle kalmayıp bu kavramları bize, içlerini kendi sıra dışı düşünceleriye doldurmuş olarak sunuyor ki bu da biz okurlarda müthiş bir tatmin yaratıyor. (En azından benim için öyle oldu.) Onun bakış açılarını görüp hayran oluyor ve ’bir kafa nasıl olur da böyle düşünceler üretebilir?’ diye sormaktan kendinizi alamıyorsunuz.

Kitap, yazarının dediğine göre, Özgür Tinliler için yazılmış. Bu bence de doğru. Özgür tinli veya öyle olma niyetlisi bir insanın, kitaptaki düşünceleri anlama potansiyeli kesinlikle daha fazla. Özgür tinli demek, ön yargılardan arınmış demektir çünkü. Böyle düşünmeyen bir insanın kitapta yazılanlar için ’saçmalık’ deme ihtimali var. Özgür tinli olmayan ancak olmak isteyen biri içinse, bu kitap kesinlikle bir ışık olacaktır.

Felsefeyi, farklı bakış açıları kazanmayı sevenler mutlaka okumalı. Nietzsche’yi anlamak zordur. O yüzden çoğu cümlenin birkaç kez okunması gerekebilir. Beni fazlasıyla tatmin eden bir kitaptı.

Okuyacaklara kolay gelsin :)
355 syf.
·Beğendi·10/10
Günlük hayata dair ince detaylar barındıran kitaptan öte bir eser. Nietzsche'nin bakış açınızı geliştirmenizi ve fikir edinilecek bilgiyi bulmanızı sağlayan, yazılırken birçok eserden yararlanılmış bu kitabı herkese tavsiye ederim. Fakat herkesin harcı değildir.
352 syf.
·20 günde·Beğendi·10/10
Mutluluk ve başarı üzerine yüzyıllardır binlerce formül yazılmış.Bunların içinde en önemli olanı hiç tereddütsüz kişinin kendini tanıması.İnsan davranışının yapı taşlarını oluşturan faktörleri ,sebep sonuç ilişkisi ışığında belirleyip, yerinde tesbitlerle önümüze sunan bu kitap aslında, kendi formülümüzü oluşturmamız için bir rehber niteliğinde.
352 syf.
Ben ınsanlığı daha iyi bulurum bu kitapta yer alan 'Özgür Ruh' ifadesi bir kez daha kendi sahipliğini almış olan, özgürleşmiş bir ruhtan başka bir şey olarak anlaşılmamalıdır.

Özgür Ruhlar için Bir Kitap başlığı altında Nietzsche'den özdeyişler. Metodolojik ve psikolojik ağırlıklı kitap. Nietzsche'nin nihilist ve şüpheci felsefesi ışığında insan hayatının boyutlarını açıklıyor.

Ecce Homo, Böyle Buyurdu Zerdüşt ve Putların Alacakaranlığından daha az çılgınca polemik var. Nietzsche'nin insan doğasına ilişkin gözlemlerini ortaya koyduğu ve insanların felsefe, din, sanat, ahlak, toplum ilişkileri, evlilik, erkekler ve kadinlarla ilgili yaygin yanliş anlamalarını ortaya koyduğu dokuz kategoriye ayrılmış düşünülmesi gereken, çok sayıda düşündürücü düşünceler.

"Mazur görmek yok! Affetmek yok!
Neşeli ve özgür yürekler, çok görmeyin
Bu mantıksız kitaba,
Kulak, kalp ve barınağı!
İnanın bana dostlarım, küfredecek kadar
Değildi mantıksızlığım!

Ne bulduğum, ne aradığım,
Herhangi bir kitapta var mıydı hiç?
Bendeki deliler birliğini sayın!
Ve bu deliler kitabından öğrenin
Aklın nasıl "akıllandığını"!

Evet arkadaşlar, tamam mı?
Amin! Ve hoşça kalin."

Friedrich Wilhelm Nietzsche
Bir evlilik yaparken kendimize şu soruyu sormalıyız: Sonu yaşlılık olan o uzun yol boyunca bu kadınla sohbet etmekten keyif alacağına inanıyor musun?
Zira gününün üçte ikisini kendisine ayırmayan herhangi biri, kim olursa olsun, ister devlet adamı, ister işadamı, ister resmi görevli, ister bilgin olsun, aslında bir köledir.
Çünkü suç, eğer bir suç varsa bile, cezalandırılmaz. Suç eğitimcilerde, ebeveynlere, çevrede, içimizde, katildedir. Sebep olan durumları kastediyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanca, Pek İnsanca 1. Kitap
Baskı tarihi:
Nisan 2019
Sayfa sayısı:
355
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053607175
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Human, All Too Human
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
İnsanca, Pek İnsanca 1. Kitap
İnsanca, Pek İnsanca 1. Kitap
İnsanca, Pek İnsanca
İnsanca Pek İnsanca 1. Cilt
İnsanca Pek İnsanca 1. Cilt
Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi'nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi'nde öğrenimini sürdürdü, henüz öğrenci iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday gösterildi. 1869'da sınav ve tez koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak doktor unvanı verilen Nietzsche profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca, Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Böyle Söyledi Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Ecce Homo, Wagner Olayı, Dionysos Dithyrambosları, Putların Alacakaranlığı, Antichrist, Nietzsche Wagner'e Karşı başlıca büyük
eserleri arasında yer almaktadır.

Kitabı okuyanlar 541 okur

  • gizem
  • Burçin Ataseven
  • Persona Non Grata
  • Bayan_ Kitap
  • Orbay Aydin
  • Eurielle
  • Z...
  • Metin Özdemir
  • Aaaaaa
  • Cesur Güçlü

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.1 (20)
9
%3.3 (5)
8
%5.2 (8)
7
%0.7 (1)
6
%0
5
%0.7 (1)
4
%0
3
%0
2
%0.7 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları