İnsanı Tanıma Sanatı

7,9/10  (29 Oy) · 
90 okunma  · 
33 beğeni  · 
1.461 gösterim
Çağdaş psikolojinin üç büyük devinden biri ve bireysel psikoloji ekolünün kurucusu, Avusturyalı psikiyatr Alfred Adler, "İnsanı Tanıma Sanatı"yla, geniş bir okur kitlesine yöneliyor. Adler'in, bu yüzyılın başında, insanın ruhsal-fiziksel varlığına ve yaşamdaki sorunlarına ilişkin yaptığı saptamalar, aradan geçen bunca yıla karşın değerinden hiçbir şey yitirmeden anlalılığını ve yol göstericilik işlevini koruyor. Adler'in bir dizi konferansından doğan bu yapıtın başlıca ödevi, toplum içerisindeki etkinliğimizin içerdiği kusurları, bireylerin hatalı davranışlarından yola koyularak anlamak, sözkonusu hataları göz önüne sermek ve bireylerin toplum yaşamına daha iyi uyumlarını sağlamak şeklinde karşımıza çıkıyor. Yapıt öte yandan, bireysel psikolojinin en temel ilkelerini ve insanı tanımada bunların taşıdığı değeri, ortak yaşamda ve kişinin kendi yaşamını kurmadaki önemini açıklamak amacı taşıyor. Adler, yaşamın, çağımızda pek de göremediğimiz anlamını, gerçekten de bir sanatçı gibi ince ince işleyerek ortaya koyuyor.
(Arka Kapak)

Adler'in bir dizi konferansından doğan bu yapıtın başlıca ödevi, toplum içersindeki etkinliğimizin içerdiği kusurları, bireylerin hatalı davranışlarından yola koyularak anlamak, sözkonusu hataları göz önüne sermek ve bireylerin toplum yaşamına daha iyi uyumlarını sağlamak şeklinde karşımıza çıkıyor. Yapıt öte yandan, bireysel psikolojinin en temel ilkelerini ve insanı tanımada bunların taşıdığı değeri, ortak yaşamda ve kişinin kendi yaşamını kurmadaki önemini açıklamak amacı taşıyor.
(Tanıtım Yazısı'ndan)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2013
  • Sayfa Sayısı:
    328
  • ISBN:
    9789754680171
  • Orijinal Adı:
    Menschenkenntnis
  • Çeviri:
    Kamuran Şipal
  • Yayınevi:
    Say Yayınları
  • Kitabın Türü:
Mathmazel 
 13 Ağu 11:19 · Kitabı okudu · 22 günde · 7/10 puan

Kitabı okumam baya uzun sürdü :(
Bu uzunluğun sebeplerini saymak istemem ama kitabı bitirdiğimdeki o rahatlamaya değerdi. Kitabı okumama vesile olan Ahmet Y' e #21434339 etkinliği icin teşekkür ederim.

Bu kitaptan anladığım "insanı yeterince kimse tanıyamaz" oldu :) Sadece insanların hareketlerinin sebeplerine bakarak anlamlandırabilir. Bu sebepler icin de kişinin önceden yasadıklarına bakmak ve kendisine karşı ebeveyn ve arkadaşlarının tutumlarını bilmek gerekir. Bunları bilmek bile yeterli gelmeyecektir. Çünkü bir insanın başına gelen olaylarda nasıl bir duyguya kapıldığını,ne hissettiğini asla bilemeyiz. Olayın aynen başımıza geldiğini düşünsek bile net bir anlama olmaz bu; çünkü o kişinin karakteristik özellikleri,yaşam şartları açısından aynı koşullarda olmadığımız için en fazla kendi hissettiklerimizle yorumlayabileceğiz.

Bu durumu Nasreddin hocanın fıkrası ile özetlemek isterim:
Nasreddin hoca çatıyı aktarmak için dama çıkar. İşini yaparken ayağı kayıp damdan aşağı düşer. Etrafına insanlar toplanır. Derler ki " Doktor çağıralım" o da ağrılarından inleyerek " Hayır Hayır. Bana doktor değil damdan düşen birini bulun. Beni bir tek o anlar." der.

Kitapta çok ilginç tespitlere şahit oldum. Kendi iç muhasebemi yapmam icin etkiliydi. Dil açısından orta düzeyde ağırdı. Biraz sıkıldım desem yalan olmaz. Yine de okuduğum icin ve bana farklı bir bakış kazandırdığı için beğendim. Özellikle çocukların ruhsal gelişimine yönelik verdiği tespitler çok etkiliydi. Bir ebeveynin bir toplumu inşa eden bir birey yetiştirmede temel taş olduğunu tekrar tekrar hissettirdi. Bir öğretmenin de benzer bir görevde olduğunu tespit açısından en önemli faktör olduğunu hatırlattı bana.

Kitabın sonsözü ile incelememi bitiriyorum:

"SONSÖZ
Bu kitapta, ruhsal organın insanda doğuştan var olup, ruhsal ve bedensel bir fonksiyonu içeren bir özden kaynaklandığını, tamamen toplumsal koşullara bağlı geliştiğini, yani bir yandan organizmanın, diğer yandan toplumun gereksinimlerine yanıt verecek bir doğrultu izlediğini, ruhsal organın böyle bir çerçeve içinde oluştuğunu ve tutacağı yolun böyle bir çerçeve içinde bulunduğunu gördük.

Ruhsal gelişimin daha sonraki evrelerini de inceleyerek algılama, tasarımlama ve anımsama gücünü, duyma ve düşünme yetisini gözden geçirdik, en sonunda karakter özellikleriyle duygu ve heyecanları ele aldık. Söz konusu bütün ruhsal dışavurumların birbiriyle ayrılmaz bir ilişki içinde bulunduğunu, bir yandan toplum yasasına bağlı olduğunu, öte yandan bireyin güçlülük ve üstünlük eğilimiyle kendine özgü bir yola kanalize edilip biçimlendirildiğini saptadık. İnsanın üstünlük amaçlarının toplumsallık duygusuyla birlikte belirli karakter özelliklerinin oluşumuna yol açtığını, dolayısıyla ilgili özelliklerin doğuştan gelmediklerini ve ruhsal gelişimin başından başlayıp insanın az ya da çok bilinçli olarak gözüne kestirdiği amaca kadar adeta belirli bir ilkeye göre sıralandıklarını gördük.

İnsanın anlaşılmasında bizim için değerli köşe taşları oluşturan bu gibi karakter özellikleriyle duygu ve heyecanların bir bölümünü ayrıntılı biçimde ele aldık, bir bölümüne ise şöylece değindik. Son olarak da, güçlülük eğilimine uygunluk içinde hırs ve kendini beğenmişliğin her insanda depolanmış durumda olduğunu, dışavurum biçimlerinden söz konusu eğilimi ve etki mekanizmasını açık seçik görebileceğimizi saptadık. Özellikle açgözlülüğün gelişerek pek büyük boyutlara varmasının bireyin sağlıklı biçimde ilerlemesini köstekleyip toplumsallık duygusunu güçsüzleştirdiğini, hatta tümüyle ortadan kaldırdığını, sürekli müdahalelerde bulunarak toplum yaşamını bozucu etken rolü oynadığını, öte yandan bireyi ve bireysel çabayı başarısızlığa sürüklediğini gösterdik.

Bizce, ruhsal gelişimin bu yasası yadsınamaz nitelik taşımakta ve karanlık duyguların kucağına yuvarlanmak istemeyip, kendi yazgısını kendisi belirlemeye çalışan herkes için alabildiğine önemli bir yol gösterici rolünü oynamaktadır. İşte bu verilerden yola koyularak, insanbilim alanındaki çalışmalarımızı sürdürmekteyiz; öyle bir bilim ki, genellikle pek üzerinde durulmamasına karşın, toplumun bütün kesimleri için bizce son derece önemli ve varlığı zorunlu bir uğraş konusu oluşturmaktadır."

Ilay 
29 Ağu 12:25 · Puan vermedi

Kitabın kısmen bakış açısını genişletmeye yönelik bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bir çok yerde sabit yerleşmiş fikirlere karşı çıkıyor. Ve olaylara farklı bakış açılarıyla bakmamızı istiyor. En azından benim dikkatimi çeken kısım bu oldu. Okuyanlarda görecektir ki verilen örneklerde sonuç aynı olsa bile sebepler, sebep aynı olsa bile sonuçlar farklı olabilir. Bu da direk bir yargıya varabileceğimiz kanısını ortadan kaldırıyor. Demem o ki Alfred Adler bir insanı tanımak istiyorsak tek açıdan değil ya da tek ihtimali düşünerek değil olaylara(insanlara) farklı açılardan bakıp, akla gelebilecek ihtimalleri düşünerek insanları değerlendirmeye almaları (tanımaya çalışmaları) daha doğru olacaktır . Okumayı düşünenlere şimdiden iyi okumalar...

Şeyma Yılmaz 
29 May 02:05 · Kitabı okudu · 5 günde · 7/10 puan

Kadın-erkek, genç-yaşlı, büyük-küçük.. ve dahasının geçmişten günümüze kadar nasıl algılandığını, topluma göre yeri geldiğinde olan avantaj ve dezavantajlarını, farklı deneylerle gözler önüne sermiş usta yazar..

Cemre Kara 
08 May 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 7/10 puan

Kitap yapılan harika psikolojik analizlerin en basit şekilde ve örnekle anlatıldığı herkesin okuması gereken seçkin bir eser.Modern dünya insanın incelenmesi noktasında en önemli hususlara parmak basmış.

Benliği oluşturan dışsal faktörlerin zihinde bıraktığı izlerini doğru bir şekilde yorumlamayan bireyin, ilerideki hayatında ne gibi sorunlar ile karşılaşacağını gösteren, kişiliğin oluşmasında dışsal şartların ne denli etkili olduğunu örneklerle açıklamalı bir şekilde ortaya koyan Adler, psikoloji bilimine ilgi duyan sıradan insanın anlayabileceği bir dille kişinin kendisini psikanalize çekmesini sağlayacak bir yapıt ortaya koymuş.

Mêrxwas 
24 May 16:05 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

genel olarak bireylerin ruh halini konu alan bu kitapta Adler bireylerin yaptığı hataları olumsuz davranışları belli birtakım kusurları göz önüne sererek okurlara toplumsal alanlarda, ikili ilişkilerde daha sağlıklı bir tutum sergilemek ve ortak yaşam alanlarında toplumun benimsediği yaşam tarzına daha iyi ayak uydurmayı benimsemekten ziyade bireylerin kişisel hayatlarına yön vermekte olumlu katkı sağlayan bir kitaptır. Sevdim...

Kitaptan 313 Alıntı

Mathmazel 
02 Ağu 00:15 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Onemli tespit
Bilindiği üzere öyle erkekler vardır ki, kendilerine yapılacak en büyük aşağılama kadınsı bir karakter taşıdıklarını söylemektir; oysa kızlar, erkeksiliğe hiç de sakıncalı gözüyle bakmazlar. Kadını anımsatan her şeye daima bir yetersizlik yaftası yapıştırılır.

İnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adlerİnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adler
Mathmazel 
30 Tem 02:21 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Anne ve babalar körü körüne itaatten ötürü çocuklarından alabildiğine seyrek dert yanar, oysa çocuklarının itaaatsizliğinden sürekli yakınırlar.

İnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adlerİnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adler
Mathmazel 
09 Ağu 12:09 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

“Bir insanın ideal davranışı belirli bir ölçüyü aşıp da, iyi kalpliliği ve insancıllığı göze batar bir boyut kazandı mı, durumdan kuşku duymanın yeridir.”

İnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adlerİnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adler
Mathmazel 
30 Tem 21:34 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Alay edilme korkusu
bir hayli çocuk vardır ki, ne yapsalar alay konusu edilecekleri korkusunu sürekli içlerinde taşırlar. Çocukları alaya almak gibi yakışıksız bir davranış, onların gelişimi için son derece sakıncalıdır. Alay edilme korkusunun bazen bu çocukların yaşamlarının çok ileri bir dönemine kadar kaybolmayarak sürüp gittiğini görebiliriz.

İnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adlerİnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adler
Mathmazel 
 01 Ağu 19:11 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Kızların durumu dikkatle incelendi mi, kadınların erkeklerden daha az yetenekli olduğu savının bir masaldan, gerçekmiş izlenimini veren bir uydurmacadan başka nitelik taşımadığı görülecektir.

İnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adlerİnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adler
Mathmazel 
25 Tem 23:32 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

insanoğlu yalnız yaşayabilecek kadar güçlü sayılamaz. Doğa karşısında ancak sınırlı bir direnç gösterir, birçok yardımcı çareye başvurmadan varlığını sürdüremez. Uygarlığın her türlü desteğinden yoksun, balta girmemiş bir ormanda tek başına yaşayacak bir insanın durumunu düşünmek, bunu anlamak için yeterlidir. Böyle bir insanın çevresi, herhangi bir canlıdan daha çok tehlikelerle çevrilmiş olacaktır.

İnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adlerİnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adler
Mathmazel 
30 Tem 21:31 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Cok önemli
Çocuktan gereğinden fazla şey istemek, onu zaten içinde yaşayan hiçlik duygusuyla daha bir yakından yüz yüze getirir.

İnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adlerİnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adler
Mathmazel 
24 Tem 14:01 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Çocuklar ne kadar önemli
Çocukluğundan yola koyularak bir insanın ilerideki yaşamına ilişkin birçok şeyi kestirebiliyor, bu konuda kimseden bir açıklama beklemeksizin pek çok şeyi önceden bilebiliyoruz. Bir insanda gördüğümüz şeylere ilk çocukluk yaşantılarının izleri diye bakıyoruz.

İnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adlerİnsanı Tanıma Sanatı, Alfred Adler