İnsanın Acısını İnsan Alır

·
Okunma
·
Beğeni
·
23.688
Gösterim
Adı:
İnsanın Acısını İnsan Alır
Baskı tarihi:
1995
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ümit Yayıncılık
Baskılar:
İnsanın Acısını İnsan Alır
İnsanın Acısını İnsan Alır
256 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Hayatım bir kitap olsaydı Önsöz'ü kesinlikle sayın Erbaş'ın şu cümlesi olurdu: "İnsanlık ne kadar büyük bir yalnızlığı, yabancılaşmayı, sevgisizliği ve yıkımı yaşıyor olursa olsun, dünyanın herhangi bir yerinde şiir yazan birisi varsa ve onu okuyan bir başkası varsa, barıştan, aşktan, özgürlükten ve güzellikten umudu kesmeye yer yoktur."
Şükrü Erbaş mükemmel bir insan, mükemmelliği her konuda başarı anlamında değil yüreğe dokunabilmesinde saklı. İki yüzlü insanlarla dolu, herkesin kendi menfaati peşinde koşarak ömrünü tükettiği bu dünyada, benim hayata daha sıkı tutunmamı sağlayan bir isim.
Yüreği güzel insanların azalmaması dileğimle, mutlaka okuyun..

Güncelleme: Şiirle sınırlandırdığım hayatı anlayabilme ve onu yaşayabilme hevesime düzyazı türünü de eklememi sağlayan güzellikler bütünü bir eser.
256 syf.
·9/10
İnsan insanın acısını alır. İnsan insana acı verir. İnsan insanı mutlu eder. İnsan insan diye başlayan on binlerce cümle kurulabilir.
Kelimelere ruh üfleyen insan Şükrü Erbaş tan önce, insanın elinden düşüremeyeceği kadar güzel kitapları adıma imzalatıp gönderen güzel insan Quasimodo ya Şükrü Erbaş gibi güzel kelimeler bulup yazamıyorum. Belki bir gün Şükrü Erbaş'la karşılaşırsam bu güzel kitaplar karşılığında kendisi için bir şiir yazmasını isteyeceğim.

Kitap için ne söyleyebileceklerim ise sınırlı. Anlatılmaz yaşamak lazım. İlk iki bölüm insanın acısını almaktan ziyade insanı acıyla harmanlayan duygularını kasıp kavuran yazılardan oluşuyorken son bölüm ise daha çok şiirle profesyonel olarak ilgilenenlerin ilgisini çekebilecek, Şairin dergilerde yayınlanmış ders niteliğinde yazılarından oluşuyor.
256 syf.
Şükrü Erbaş'ın derinliğinin işlendiği çok kıymetli bir kitap. Denemelerinin yer aldığı kısmını ayrı bir sevsem de dergi yazılarının yer alması da onun kaleminden bilgilenmek için pek önemliydi. Nasıl tanımlayabilirim bilmiyorum her biri ayrı bir derinlik olan ,  imgelerle yoğunlaştırılmış ve kalbe dokunmadan geçmeyen o denemeleri. Arayış , ülke ve şahsi fikirleriyle yoğurduğu her bir yazı üzerine sayfalarca yazı yazmaya çalışılsa eksik kalır hissi mevcut oluyor insanda. En iyisi ondan alıntılarla anlatmak sanırım.

" Gözlerini olanca büyüklüğü ile açmasına karşın , gördüğü şeylerin artık değişmediğini görüyordu. Her şey öyle bir hızla yineliyordu ki kendini , giderek bir devinimsizliğe dönüyordu yaşadığı gerçek."

" Suya atılan bir taşın en iyi sonucu dibe düşmesi mi, suyun yüzünde yarattığı halkalar mı?"

" Başkalarının değer yargılarından kimliksiz bir yük edinmişti. Kendisinden başka herkes vardı aklında."

" Onu bu dünyanın dışına düşüren büyük hayalleri vardı..."

" Birbirinize bu kadar benzemek canınızı sıkmıyor mu?"

Diyordu bazı bazı yerlerinde kitabın. Gerçekliği sorguluyordu, gerçek dediğimiz uğruna yanlış saydıklarımız ve bunların aslında ne kadar gerçeklik olduğunu soruyordu. İnsanın içinden bile sorması zor olan soruların cevaplarıyla uğraşıyordu. Bu kadar içtenleştirmesiydi belki her kalbin dokunacağı satırlarının olması. Değerlerden bahsediyordu , kendimize mi aitiz yoksa başka değerlerle birbirine benzeyenler ordusunun bir ferdi mi diye arıyordu. Milyonlarca birbirinden farklı , her biri birbirinden ayrı kalplere, beyne sahip insanlarken birbirinize bu kadar benzemek canınızı sıkmıyor mu diye vuruyordu çağdaş insanın sorununu yüzüne. Ve kitapta kelimeleriyle dünyadan sarktığım en naif nokta onu bu dünyanın dışına düşüren büyük hayalleri vardı kısmı idi. Dünyaya ait olmayan, olamayacak ve sığmayacak hayaller dünyasının bir düşüydüm çünkü aslında, kendini dünyada bulmuş. Bu cümleye sığan ne çok sözlerim var. Ve her yazıda kendimi bulduğum düşüncemi bulduğum ne çok yer var. Tekrar tekrar okumalı. Her yazıyla onca vakit düşünmeli.

Yüreğine sağlık Şükrü Erbaş.
256 syf.
·Beğendi·10/10
"Bunu bir bitiş sayma ne olur. Yaşadığı her şey sürüyor insanda. Ölümden başka bitiş yok.
Sen benim duygularımı değil, tenimi değiştirdin. Bir orman uğultusu gibi içimde süreceksin.
Gökyüzü gibi göz göz ışıyacağım ömründe. Ben soludukça senin göğsün inip kalkacak.
Bir duygu hazinesi olacağım kirpiklerinde. Tanıdığım her insana senden iyilikler katacağım.
Ufkun arkasını sen gösterdin bana.." 16 Yıl oldu hala okumaya devam...
256 syf.
·Puan vermedi
Neden çizilir cümlelerin altı? Çünkü altı cizilenler cümle olmanın ötesinde ya aklındakidir insanın ya yaşadığı ya da hissettiğidir. Şükrü Erbaş'ı okurken bütün cümlelerin altını çizmek istediğimi fark ettim. Ne kadar çok anlatmış hissettigimi, fikrimdekini. Bir yandan da şaşarak okudum tabiii Çünkü çok az şair ya da yazar kelimelerini birbiriyle dansa kaldırır.

Kitabimızın başlangıcı hissiyat üzerine dururken sonlara doğru yazarın dergilerde, çok kıymetli şairleri ele alıp onların şiirlerini ve edebi görüşünü tahlil ettiği yazıları mevcut. Benim ilgi alanim olduğu için çok keyif alarak okudum. Bir yazarın bir eserine başlarken onunla bir yolculuğa çıkıp cikmayacaginizi anlıyorsunuz esasında. Ve benim bir yol arkadaşım daha oldu. Sevgiyle..

Ayrılık ne biliyor musun
Ne araya mesafe girmesi
Ne kapanan kapılar
Ne yıldız kayması gecede
Ne ceplerde tren tarifesi
Ne de turna katarı gökte.
insanin içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık...
256 syf.
·3 günde·9/10
Şükrü ERBAŞ - İnsanın Acısını İnsan Alır

Nereden, nasıl hissettiklerimi, kitabın bana hissettirdiklerini yazsam bilmiyorum. Hemen hemen her cümlesi, her kelimesi derin ve belli ki büyük bir özenle yazılmış. Her satırda his var..

Şükrü ERBAŞ kalemi sağlam bir yazar. Bu kitapta ne yok ki.. Kitabın türü DENEME fakat içinde şiir de var, inceleme de tanıtım da.. Ben bir “Nazımsever” olarak kitapta anlatılan Nazım ile konuşmak beni yeniden kendime getirdi.. Nazım’ı öyle güzel anlatmış ki ERBAŞ..

Çok ağır vurmuş kelimelere, çok yürekten.. “Öyle ki kötülük o gösterilmeden tanımlanamazdı. Kendi içine bakmayı birazcık bilen herkes, sesinin tınısından içindeki bataklığın kıvamını görürdü.”

Şükrü ERBAŞ’ın okuduğum ilk kitabı ve biliyorum ki son olmayacak..
Uzun zamandır böyle bir şamarı bekliyordum, iyi geldi.. “Durduğu yerde değersiz bir bütün olarak kalmaktansa, parçalana parçalana gitmenin büyük doğruluğuna inandırmıştı kendini..”

Ve diyor ki ERBAŞ; “Susarak ya da koşarak yaşadıklarımız, payını bizden geceleri alıyor sanırım.”

Ve bir tavsiye bırakıyor okuyucuya; “Gözlerimi dilimin yerine koydum koyalı insanlara uzak gelmeye başladım, biliyorum. Herkesin bu kadar kolay anlaşması içimi üşütüyor..”

Son olarak AŞKA sesleniyor; “Tuhaf değil mi insanın gücü sevdiğine yetiyor. Benim biricik ayrıcalığımsın oysa. Sana işgal edersem dünyayı nasıl tanımlarım ben. Damla kendini tamamladı ve gelip sana damladı. Hepsi bu...”

Şimdi .. Herkese keyifli okumalar kitap sever güzel insanlar..
256 syf.
·3 günde·7/10
"Günlerdir yoksun. Öfkeni bile özledim. Nasıl bir uzaklıktan geleceksin bilemiyorum. Ayrılıktan medet umar oldum. Kaşlarının işaret ettiği yerde duracağım. Kararan gümüşler gibi duracağım. Bir ülkenin acılarına tutunarak özür dileceğim. Işıklı bir korunak arayacağım sesinin kıvrımlarında. 'Gelmen iyiliktir.' Diyeceğim.Yüreğimden başka yanıtım olmayacak. Bir sorudan bir soruya vuracağım seni yine. Dünyanın bütün yağmurları yağacak iki söz arasında. Ellerimi geçmişe mi geleceğe mi koyacağımı şaşıracağım. Küller altındaki köz için bir yudum soluk isteyeceğim. 'Aşk iki kişiliktir.' sözünü düşüneceğim uzun uzun. Kalkıp pencereden hayata bakacağım. Alnından öptüğüm yerde ülkemsin... Bir gülüşünle çıkıp caddeleri dolduracağım...
Ömrümden öteye taşıdığım çocuk... Ya sen bu ülkede doğmasaydın, ya ben aşkı herkes gibi bilseydim"....ve daha daha dahası kitapta saklı.
Açıkçası bu kadar duygu yüklü bir kitabın incelemesini yapmaya kendimi yeterli bulmadım bu yüzden kitabın en sevdiğim yerinden alıntı yaptım. Iyi okumalar...
256 syf.
·9/10
“ Yüzünü uzak tut biraz
dünya geçiyor onca görkemiyle
göremiyorum
yüzünü yakın tut biraz
dünya geçiyor onca görkemiyle
tat alamıyorum” dizelerinin sahibi,

Çarpıcı bir kitap ismine imza atmış ,sosyalist şair- yazar Şükrü Erbaş ın kitabı içerisinde yaşam karşısında hissedilen duyguları ve çelişik düşüncelerini ifade ettiği kısımları ,şiir kısımlarından daha çok sevdim.Normal bir okuma hızı ile araya hiç bir eylem koymadan okumaya kalksanız 10 saatte bitirebileceğiniz ,belleğinizde Şükrü Erbaş ın kelimelerinin bıraktığı ‘kendime biraz daha yaklaştım ‘ düşüncesi tavına getirmeyi başarabilen bir kitap...Açık söyleyim şiiri sevmeye çalışanlardanım ..Ama bu kitabı okuduktan sonra bir gün şiir türünde bir kitap alıp okumak istersem ,şair- yazar ın örnek şiirlerini inceleme yazıları ile önce onları tanımamı ,sonra sevmemi ve onlarla aramda köprü kurmayı başardığı şairlerin kitaplarını alırım. Sözgelimi; Cahit Külebi, Salih Bolat, Zerrin Taşpınar ve Cezmi Ersöz yazıları..Türkçeyi, akıl açıcı ve estetik kelimeler ile kullanabilen ben de dile hâkim duygusu oluşturmuş başarılı şair- yazar Şükrü Erbaş.İçinde eylem adamlığı yönünü de ,kelimelerinin tok ve kararlı sesinden, kaba dünyaya kafa tutmasından anladığım sevdiğim bir yazar oldu.Şiir sevenlere özellikle tavsiye ederim..
256 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Birkaç dakika sohbet edebilme fırsatına nail olmamla başlamıştı sevgili Şükrü Erbaş serüvenim :) Naifliği, hoşgörüsü, güler yüzü ile kalbimde çiçek açtırışı ve söylediği her cümle bugün gibi :) Okudukça göreceksiniz ki insanı insana, acıları acılara ve yürekleri birbirine bağlayan bir büyüsü var Erbaşın sözcüklerinde. "Insanın acısını insan alır" adlı kitabında düz yazı degil de şiir okuyormuş hissi uyandıran, duyguyu karşı tarafa aksettirebilen mükemmel bir eser.
Anılar, Yalnızlık, Boşluklar, Şimdiki zaman, Hüzün, Acı, Yaşlılık, Sevinç ve daha birçok tema kitabın çatısı durumunda fikrimce. Birçok cümlesini tekrar tekrar okuduğum, üzerinde durduğum hatta gözlerimin dolduğu yerler oldukça fazla. Altını çizmediğim cümle yok denilecek kadar az. Kalbime adeta sihir gibi dokunan harikulâde eseri yanlızca başucu kitabım degil, yol arkadaşım olarak ayırdım yanıma. :) Okuyun ve mutlaka bir sevdiğinize hediye edin. Keyifli okumalar. Sevgiyleeee :)
256 syf.
·17 günde·Beğendi·9/10
Şükrü Erbaş'tan bir sürü alıntı okumuş ve hayran kalmıştım.Okumak için geç kalmış hissediyorum kendimi.Hakkı büyük Türk edebiyatında,özellikle şiirselliği ve imgeleri müthiş.Okurken satır altlarını çizmeden geçemeyeceksiniz.Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir sürü şiir tadında deneme yazılarına hayran kaldım.Son bölümde dolu dolu edebiyatçı tanıtımı havasında yazıları var,çok güzel olmuş bence.Zira güzel yazanların,güzel okumaları olur ve bunlar da hep merak edilir.
Alıntılar paylaşmak istiyorum aslında,ama gerçekten seçip eleyemiyorum,kıyamıyorum.En iyisi mi siz de edinin ve mutlaka hakkında konuşalım bazı satırların.Çok güzel,çok.
Dayanamıcam,bi kaç örnek:
"Soluğum yalnızlık,gövdem küf kokuyordu.Sonra esirgediklerine bir özür,bir bağış gibi dünya seni kattı ömrüme.Yalnız gözleri değil,hücreleri görmeye başlayan bir körün sevinciydi yaşadığım."
"Gelince sen geliyordun,ama gidince dünya kopuyordu yüreğimden."
95 syf.
·Beğendi·10/10
Hani kitap okurken beğendiğiniz yerlerin altını çizersiniz ya, bu kitabı alın komple altını çizin. Gerçekten büyüleyiciydi.Alın edinin, bu kitabı baş ucunuza koyun pişman olmazsınız
256 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Kitabı çok severek aldım. Özellikle arka kapakta ki yazısı insanı kitabı almaya cezbediyor. İçinde sıkıldığım, sevmediğim hatta okumadığım yazılarda oldu elbette. Ama çoğunluğunu altına çizerek hatta yanlarına paraf koyarak okuduğum çok güzel yazılar da oldu.

Adeta bir baş ucu kitabı. Her akşam yatmadan önce şöyle açıp bir kaç başlık okuyup günü sonlandırmak için çok etkili bir kitap.

Hatta okuyup bitirmiş olsam da ara ara açıp tekrar okumak için geri dönüş yapacağım bir kitap.

Sevmediğim, daha doğrusu ilgimi pek çekmeyen şey son bölümler oldu. Yazarlar ile ilgili kısım okurken fazla ama fazla sıkıldım. İçlerinde sevdiğim yazarların oldugu kısım olsa bile.
Bir kirlenmeden korumak için susarak yaşadığım her şeyin bir yenilgi olduğunu çok sonra öğrendim.
Benim, kıyısında bir saygıyla beklediğim olanak, başkalarının çiğneyip attığı bir sıradanlıktı..
Kimsenin yağmuru seyretmediği bir dünyada, yıldızları sevmenin yalnızlığı ile her gün biraz daha geri çekildim.
Üstüme örttüğüm yorgan, yüreğimdeki serçenin küçücük ürkek kanatlarıydı..
Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık. Kimse bir başkası için kederlenmiyor. Birbirine ihtiyacı olanlar özenle uzak duruyor birbirinden. Küçücük çocuklar bile yalnızlığın bilimini yapıyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanın Acısını İnsan Alır
Baskı tarihi:
1995
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ümit Yayıncılık
Baskılar:
İnsanın Acısını İnsan Alır
İnsanın Acısını İnsan Alır

Kitabı okuyanlar 1.040 okur

  • Okuyan kadın
  • Muhammed
  • İrem Bike Demirhan
  • İrem Yaren
  • Gülşen İşcan
  • Hatice
  • Sazlık/Otu
  • Velhasıl 1 Heyûlâ
  • Ciwan
  • Samet KATTANALP

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.3 (1)
9
%0.3 (1)
8
%0.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları