İnsanın Acısını İnsan Alır (Bütün Yazıları 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
13.438
Gösterim
Adı:
İnsanın Acısını İnsan Alır
Alt başlık:
Bütün Yazıları 1
Baskı tarihi:
26 Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054927531
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
“Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin. Parmaklarını sözüne pınar edememek. Uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması... Ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.”
256 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Hayatım bir kitap olsaydı Önsöz'ü kesinlikle sayın Erbaş'ın şu cümlesi olurdu: "İnsanlık ne kadar büyük bir yalnızlığı, yabancılaşmayı, sevgisizliği ve yıkımı yaşıyor olursa olsun, dünyanın herhangi bir yerinde şiir yazan birisi varsa ve onu okuyan bir başkası varsa, barıştan, aşktan, özgürlükten ve güzellikten umudu kesmeye yer yoktur."
Şükrü Erbaş mükemmel bir insan, mükemmelliği her konuda başarı anlamında değil yüreğe dokunabilmesinde saklı. İki yüzlü insanlarla dolu, herkesin kendi menfaati peşinde koşarak ömrünü tükettiği bu dünyada, benim hayata daha sıkı tutunmamı sağlayan bir isim.
Yüreği güzel insanların azalmaması dileğimle, mutlaka okuyun..

Güncelleme: Şiirle sınırlandırdığım hayatı anlayabilme ve onu yaşayabilme hevesime düzyazı türünü de eklememi sağlayan güzellikler bütünü bir eser.
256 syf.
İnsan bazı zamanlarda hüzne bulanır ve bir şairle bağ kurmak ister,o gün Şükrü Erbaş ile bağ kurup yüreğinden dökülen dupduru,berrak sularından içmek istedim,bir yandan içtiğim su serinletti,bir yandan da bulandırdı,başımı döndürdü,boğazımda düğümlendi ,yakıp geçti.Eğer içtiğim su bir anda kayıp gitseydi tat alamazdım,durup düşünemezdim,etkisi hemen kaybolup giderdi.Memnundum bu durumdan...Daha fazla içmeliydim ve hazır hüzün zirvedeyken ''İnsanın Acısını İnsan Alır'' adlı denemesini okumaya koyuldum.
İnsanın acısını insan alır evet ,
Peki insana acı veren de insan değil midir?
Hepimizin kendimize göre çektiği acılar mevcut,bu acıların üstesinden nasıl gelebiliyoruz peki?Belki de kabullenme olgusuyla başlıyor ama kabullenmenin de bir sınırı,dozu olmalı değil mi?...Biz toplum olarak genelde haksızlıklar karşısında kabullenip susuyoruz ve sonra da ne çok acı var diyerek yine sadece lafta kalıyoruz.Acı vermede ve acıtasyon yapmada da kendimizi geliştirıyoruz fakat acılarımızı hafifletmek ya da almak için bir şeyler yapmıyoruz, ah vah tühlerle ömrümüzü tüketiyoruz.Yazarın dediği gibi insan insanın acısını alır,almalıyız da ...
Geçenlerde yolda yürüyordum kalabalık birikmiş ,ne oluyor diye bir baktım ve gördüğüm manzara şok etti,kedi çok kötü durumdaydı araba çarpmış kanlar içinde çok acı çekiyor.Başına toplanan insanlar ah vah tüh ,hayvan nasıl acı çekiyor baksana diyerek kendı aralarında konuşuyorlar sinirlendim ;''Neden başında bekliyorsunuz ,bir şeyler yapmıyorsunuz,birisinin arabası da mı yok hemen götürmeliyiz dedim (oradan birisi ambulansı aradık dedi ama ambulansın gelmesi saatleri buluyor bunun da farkındayız!)kimseden çıt yok hemen annemle atlayıp acile götürdük ve çok şükür ki yetiştik ve tedavisine başlandı, yani dememiz o dur ki acıyarak,bir şeyler yapmayarak çözüme kavuşmuyor acılar dinmiyor..
Zorlaştıran bizleriz.Anlamaya çalışmak,dinlemek ve içten bir gülümseme insanın acısını öyle alır öyle hafifletir ki...Acıların üstesinden önce kendi içimize dönüp kendimizi tanıyarak,kendimize değer vererek gelebiliriz.Derin bir konu böyle uzar gider efendim..Uzattım da kusura bakmayın :(
Kitaba döner olursam Şükrü Erbaş inanılmaz betimlemelerle,akıp giden,yüreğe işleyen,yer yer darbe etkisi veren sözleriyle düşündürüp,sorgulatan bir eser sunmuş önümüze.Çocuklardan,sevgiden,toplumsal olaylardan,acıdan,problemli ilişkilerimizden,hayatın içinden kesitlere dokunarak yer vermiş..Cümleleri altı çizilesi,düşündürüp dona kaldırması...Çokça tavsiye ediyorum ^_^
Sabredip buraya kadar okuyabildeyseniz de ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.Sağlıcakla ve huzurla kalın.^^
Acı deyince sevdiğim bir gruptan da şarkı atıp koşarak uzaklaşıyorum :)
https://www.youtube.com/watch?v=Ud4HuAzHEUc
256 syf.
·Beğendi·10/10
"Bunu bir bitiş sayma ne olur. Yaşadığı her şey sürüyor insanda. Ölümden başka bitiş yok.
Sen benim duygularımı değil, tenimi değiştirdin. Bir orman uğultusu gibi içimde süreceksin.
Gökyüzü gibi göz göz ışıyacağım ömründe. Ben soludukça senin göğsün inip kalkacak.
Bir duygu hazinesi olacağım kirpiklerinde. Tanıdığım her insana senden iyilikler katacağım.
Ufkun arkasını sen gösterdin bana.." 16 Yıl oldu hala okumaya devam...
256 syf.
Şükrü Erbaş'ın derinliğinin işlendiği çok kıymetli bir kitap. Denemelerinin yer aldığı kısmını ayrı bir sevsem de dergi yazılarının yer alması da onun kaleminden bilgilenmek için pek önemliydi. Nasıl tanımlayabilirim bilmiyorum her biri ayrı bir derinlik olan ,  imgelerle yoğunlaştırılmış ve kalbe dokunmadan geçmeyen o denemeleri. Arayış , ülke ve şahsi fikirleriyle yoğurduğu her bir yazı üzerine sayfalarca yazı yazmaya çalışılsa eksik kalır hissi mevcut oluyor insanda. En iyisinin ondan alıntılarla anlatmak sanırım.

" Gözlerini olanca büyüklüğü ile açmasına karşın , gördüğü şeylerin artık değişmediğini görüyordu. Her şey öyle bir hızla yineliyordu ki kendini , giderek bir devinimsizliğe dönüyordu yaşadığı gerçek."

" Suya atılan bir taşın en iyi sonucu dibe düşmesi mi, suyun yüzünde yarattığı halkalar mı?"

" Başkalarının değer yargılarından kimliksiz bir yük edinmişti. Kendisinden başka herkes vardı aklında."

" Onu bu dünyanın dışına düşüren büyük hayalleri vardı..."

" Birbirinize bu kadar benzemek canınızı sıkmıyor mu?"

Diyordu bazı bazı yerlerinde kitabın. Gerçekliği sorguluyordu, gerçek dediğimiz uğruna yanlış saydıklarımız ve bunların aslında ne kadar gerçeklik olduğunu soruyordu. İnsanın içinden bile sorması zor olan soruların cevaplarıyla uğraşıyordu. Bu kadar içtenleştirmesiydi belki her kalbin dokunacağı satırlarının olması. Değerlerden bahsediyordu , kendimize mi aitiz yoksa başka değerlerle birbirine benzeyenler ordusunun bir ferdi mi diye arıyordu. Milyonlarca birbirinden farklı , her biri birbirinden ayrı kalplere beyne sahip insanlarken birbirinize bu kadar benzemek canınızı sıkmıyor mu diye vuruyordu çağdaş insan sorununu yüzüne. Ve kitapta kelimeleriyle dünyadan sarktığım en naif nokta onu bu dünyanın dışına düşüren büyük hayalleri vardı kısmı idi. Dünyaya ait olmayan olamayacak ve sığmayacak hayaller dünyasının bir düşüydüm çünkü aslında, kendini dünyada bulmuş. Bu cümleye sığan ne çok sözlerim var. Ve her yazıda kendimi bulduğum düşüncemi bulduğum ne çok yer var. Tekrar tekrar okumalı. Her yazıyla onca vakit düşünmeli.

Yüreğine sağlık Şükrü Erbaş.
256 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Şükrü ERBAŞ - İnsanın Acısını İnsan Alır

Nereden, nasıl hissettiklerimi, kitabın bana hissettirdiklerini yazsam bilmiyorum. Hemen hemen her cümlesi, her kelimesi derin ve belli ki büyük bir özenle yazılmış. Her satırda his var..

Şükrü ERBAŞ kalemi sağlam bir yazar. Bu kitapta ne yok ki.. Kitabın türü DENEME fakat içinde şiir de var, inceleme de tanıtım da.. Ben bir “Nazımsever” olarak kitapta anlatılan Nazım ile konuşmak beni yeniden kendime getirdi.. Nazım’ı öyle güzel anlatmış ki ERBAŞ..

Çok ağır vurmuş kelimelere, çok yürekten.. “Öyle ki kötülük o gösterilmeden tanımlanamazdı. Kendi içine bakmayı birazcık bilen herkes, sesinin tınısından içindeki bataklığın kıvamını görürdü.”

Şükrü ERBAŞ’ın okuduğum ilk kitabı ve biliyorum ki son olmayacak..
Uzun zamandır böyle bir şamarı bekliyordum, iyi geldi.. “Durduğu yerde değersiz bir bütün olarak kalmaktansa, parçalana parçalana gitmenin büyük doğruluğuna inandırmıştı kendini..”

Ve diyor ki ERBAŞ; “Susarak ya da koşarak yaşadıklarımız, payını bizden geceleri alıyor sanırım.”

Ve bir tavsiye bırakıyor okuyucuya; “Gözlerimi dilimin yerine koydum koyalı insanlara uzak gelmeye başladım, biliyorum. Herkesin bu kadar kolay anlaşması içimi üşütüyor..”

Son olarak AŞKA sesleniyor; “Tuhaf değil mi insanın gücü sevdiğine yetiyor. Benim biricik ayrıcalığımsın oysa. Sana işgal edersem dünyayı nasıl tanımlarım ben. Damla kendini tamamladı ve gelip sana damladı. Hepsi bu...”

Şimdi .. Herkese keyifli okumalar kitap sever güzel insanlar..
256 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
“ Yüzünü uzak tut biraz
dünya geçiyor onca görkemiyle
göremiyorum
yüzünü yakın tut biraz
dünya geçiyor onca görkemiyle
tat alamıyorum” dizelerinin sahibi,

Çarpıcı bir kitap ismine imza atmış ,sosyalist şair- yazar Şükrü Erbaş ın kitabı içerisinde yaşam karşısında hissedilen duyguları ve çelişik düşüncelerini ifade ettiği kısımları ,şiir kısımlarından daha çok sevdim.Normal bir okuma hızı ile araya hiç bir eylem koymadan okumaya kalksanız 10 saatte bitirebileceğiniz ,belleğinizde Şükrü Erbaş ın kelimelerinin bıraktığı ‘kendime biraz daha yaklaştım ‘ düşüncesi tavına getirmeyi başarabilen bir kitap...Açık söyleyim şiiri sevmeye çalışanlardanım ..Ama bu kitabı okuduktan sonra bir gün şiir türünde bir kitap alıp okumak istersem ,şair- yazar ın örnek şiirlerini inceleme yazıları ile önce onları tanımamı ,sonra sevmemi ve onlarla aramda köprü kurmayı başardığı şairlerin kitaplarını alırım. Sözgelimi; Cahit Külebi, Salih Bolat, Zerrin Taşpınar ve Cezmi Ersöz yazıları..Türkçeyi, akıl açıcı ve estetik kelimeler ile kullanabilen ben de dile hâkim duygusu oluşturmuş başarılı şair- yazar Şükrü Erbaş.İçinde eylem adamlığı yönünü de ,kelimelerinin tok ve kararlı sesinden, kaba dünyaya kafa tutmasından anladığım sevdiğim bir yazar oldu.Şiir sevenlere özellikle tavsiye ederim..
192 syf.
·21 günde·Beğendi·8/10
Kaleminin keskinliğini ve imgesinin zenginliğini şiirlerinden tanıdığımız güzel edebiyatçının yazılarının ve izlerinin olduğu güzel bir kitap. Okunmalı.
256 syf.
·Beğendi·10/10
Açık konuşmam gerekir mutlaka. Bu sebeple ilk cümlem şu olmalı: Ben bu kitabın hayatımı değiştireceğini aklımın ucundan bile geçirmedim.
Özür dileyerek söylemem gereken diğer bir şeyse hiç Şükrü Erbaş okumamıştım, tanımıyordum ve bir beklentim yoktu. Arka kapaktaki cümleler vurdu ilk olarak. Kitaba başladıktan sonra normal bir şekilde okurken kendi kendime, dur Çiğdem bu bildiğin kitaplardan değil, dedim. Okudukça yüreğim ayaklandı, ufkum genişledi. Şükrü Erbaş farkında olmadan beni kendime getirdi. Hayatımı etkileyecek kararı vermeme vesile oldu.
Her cümlede biraz yaşama isteği var ancak bunu açıkça söylemeye çekinmiş sanki Erbaş. İsyan ediyor dünyaya, kızıyor, sanki hayat somut bir şey olsa yakasına yapışacak. Bu ateşli öfkesi bana yaşama karşı isteğini gösterdi. *Biz dünya vatandaşıyız Savcı bey!
"Susmak insanın sözünü büyütüyorsa bir erdemdir. Bir yaprağı bile kıpırdatamaz yoksa suskunluk."
256 syf.
·17 günde·Beğendi·9/10
Şükrü Erbaş'tan bir sürü alıntı okumuş ve hayran kalmıştım.Okumak için geç kalmış hissediyorum kendimi.Hakkı büyük Türk edebiyatında,özellikle şiirselliği ve imgeleri müthiş.Okurken satır altlarını çizmeden geçemeyeceksiniz.Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir sürü şiir tadında deneme yazılarına hayran kaldım.Son bölümde dolu dolu edebiyatçı tanıtımı havasında yazıları var,çok güzel olmuş bence.Zira güzel yazanların,güzel okumaları olur ve bunlar da hep merak edilir.
Alıntılar paylaşmak istiyorum aslında,ama gerçekten seçip eleyemiyorum,kıyamıyorum.En iyisi mi siz de edinin ve mutlaka hakkında konuşalım bazı satırların.Çok güzel,çok.
Dayanamıcam,bi kaç örnek:
"Soluğum yalnızlık,gövdem küf kokuyordu.Sonra esirgediklerine bir özür,bir bağış gibi dünya seni kattı ömrüme.Yalnız gözleri değil,hücreleri görmeye başlayan bir körün sevinciydi yaşadığım."
"Gelince sen geliyordun,ama gidince dünya kopuyordu yüreğimden."
256 syf.
·54 günde·Beğendi·Puan vermedi
Daha önce çok denk geldim şükrü erbaş kitaplarına ama ne kadar beğensem de bir türlü sıra gelmedi okumaya yeni başladım az çok inceledim güzel olduğunu düşünüyorum kitaba ısındım diyebilirim
Bir kirlenmeden korumak için susarak yaşadığım her şeyin bir yenilgi olduğunu çok sonra öğrendim.
Benim, kıyısında bir saygıyla beklediğim olanak, başkalarının çiğneyip attığı bir sıradanlıktı..
Kimsenin yağmuru seyretmediği bir dünyada, yıldızları sevmenin yalnızlığı ile her gün biraz daha geri çekildim.
Üstüme örttüğüm yorgan, yüreğimdeki serçenin küçücük ürkek kanatlarıydı..
Ah, yetişkinliğin her şeyi küçümseyen bilgiçliği...Şaşırma yitisini yitirenin yaşama sevinci olur mu ?
Şükrü Erbaş
Sayfa 13 - Kırmızı Kedi Yayınevi
Biliyor musun, yalnızlık insanın kendi seçimiyse iyi bir sığınak sayılmalı. İnsan geçmişe gülümseyerek bakıyorsa, başka bir umarı kalmadığındandır...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanın Acısını İnsan Alır
Alt başlık:
Bütün Yazıları 1
Baskı tarihi:
26 Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054927531
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
“Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin. Parmaklarını sözüne pınar edememek. Uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması... Ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.”

Kitabı okuyanlar 561 okur

  • Recep esinti
  • Emre
  • die schule
  • Hülya
  • Zehra çabuk
  • Elif çetin
  • M U R A T  Ç E L İ K’
  • Merdümgiriz
  • Adil Kerim Porsuk
  • Semiha elmacı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.5
14-17 Yaş
%3
18-24 Yaş
%31.3
25-34 Yaş
%38.8
35-44 Yaş
%19.4
45-54 Yaş
%1.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.3
Erkek
%23.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40.2 (76)
9
%17.5 (33)
8
%23.3 (44)
7
%9 (17)
6
%5.3 (10)
5
%2.6 (5)
4
%0.5 (1)
3
%0
2
%0
1
%1.6 (3)

Kitabın sıralamaları