İnsanın Acısını İnsan Alır (Bütün Yazıları 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
40210
Gösterim
Adı:
İnsanın Acısını İnsan Alır
Alt başlık:
Bütün Yazıları 1
Baskı tarihi:
26 Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054927531
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskılar:
İnsanın Acısını İnsan Alır
İnsanın Acısını İnsan Alır
“Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin. Parmaklarını sözüne pınar edememek. Uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması... Ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.”
256 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Hayatım bir kitap olsaydı Önsöz'ü kesinlikle sayın Erbaş'ın şu cümlesi olurdu: "İnsanlık ne kadar büyük bir yalnızlığı, yabancılaşmayı, sevgisizliği ve yıkımı yaşıyor olursa olsun, dünyanın herhangi bir yerinde şiir yazan birisi varsa ve onu okuyan bir başkası varsa, barıştan, aşktan, özgürlükten ve güzellikten umudu kesmeye yer yoktur."
Şükrü Erbaş mükemmel bir insan, mükemmelliği her konuda başarı anlamında değil yüreğe dokunabilmesinde saklı. İki yüzlü insanlarla dolu, herkesin kendi menfaati peşinde koşarak ömrünü tükettiği bu dünyada, benim hayata daha sıkı tutunmamı sağlayan bir isim.
Yüreği güzel insanların azalmaması dileğimle, mutlaka okuyun..

Güncelleme: Şiirle sınırlandırdığım hayatı anlayabilme ve onu yaşayabilme hevesime düzyazı türünü de eklememi sağlayan güzellikler bütünü bir eser.
256 syf.
·10/10
“Biliyor musun, yalnızlık insanın kendi seçimiyse iyi bir sığınak sayılmalı. İnsan geçmişe gülümseyerek bakıyorsa, başka bir umarı kalmadığındandır...”(Sayfa 95)
Bir şairinin kaleminden çıktığı için hayal,güzel bir yüreğin eleğinden geçtiği için aşk ve toplum sevgisiyle yoğrulmuş bir eserdir.Şükrü Erbaş gerçekliği sorguluyor,gerçek dediğimiz uğruna yanlış saydıklarımız ve bunların aslında ne kadar gerçek olduğunu sormaktadır.Bizlerin kendimize sormakta zorlandığımız soruları sormaktadır.İçten ve sıcacık satırlarla kaleme alınarak okurun kalbine dokunuyor.İnsanı insana acıları acılarına bağlayan büyülü sözcüklerin büyüsü gibidir.İnsanın Acısını İnsan Alır eserini Şükrü Erbaş’ın deneme,eleştiri ve diğer yazılarının derlemesiyle Bütün Yazıları birinci kitabıydı.Derlemeye ismini veren İnsanın Acısını İnsan Alır(1995)Gülün Sesi Gül Kokar(1998)Bir Gün Ölümden Önce(1999) vardır.Düz yazılarını sanki şiir okuyormuşsunuz gibi,şiirleri okurken aşkın ve yalnızlığın içinde farklı duygular yaşayacağınız bir eserdir.Ayrıca herkesin kendinden bir şeyler bulup altını çizeceği satırlar yer almaktadır.
Kitabı geç kalmadan okumanızı tavsiye ederim
Keyifli Okumalar Dilerim
256 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi·
Kitabı okurken neredeyse her paragrafta altı çizili satırlar bıraktım. Buraya her satırı yazmayı çok isterdim okumayan herkes görsün, okusun diye..
Simdilik sadece bir kısmını yazacağım.

“Günlerdir yoksun. Ofkeni bile özledim. Nasıl bir uzaklıktan geleceksin bilmiyorum. Ayrılıktan medet umar oldum.
Kaşlarının işaret ettiği yerde duracağım. Bir ülkenin acılarına tutunarak özür dileyeceğim."
256 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Sadece kitabın adı bile yetiyor sevmeme..
Şükrü Erbaş; darbe etkisi veren sözleriyle, inanılmaz güzel tespitleriyle, altı çizilecek muhteşem kelimeleriyle yine harika bir kitap.
Bazı kitapları bir kere okumak yetmez, defalarca dönüp dönüp okumak gerek, en güzel örneklerinden; 'İnsanın Acısını İnsan Alır'

*Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık...
256 syf.
·9/10
İnsan insanın acısını alır. İnsan insana acı verir. İnsan insanı mutlu eder. İnsan insan diye başlayan on binlerce cümle kurulabilir.
Kelimelere ruh üfleyen insan Şükrü Erbaş tan önce, insanın elinden düşüremeyeceği kadar güzel kitapları adıma imzalatıp gönderen güzel insan Cnk ya Şükrü Erbaş gibi güzel kelimeler bulup yazamıyorum. Belki bir gün Şükrü Erbaş'la karşılaşırsam bu güzel kitaplar karşılığında kendisi için bir şiir yazmasını isteyeceğim.

Kitap için ne söyleyebileceklerim ise sınırlı. Anlatılmaz yaşamak lazım. İlk iki bölüm insanın acısını almaktan ziyade insanı acıyla harmanlayan duygularını kasıp kavuran yazılardan oluşuyorken son bölüm ise daha çok şiirle profesyonel olarak ilgilenenlerin ilgisini çekebilecek, Şairin dergilerde yayınlanmış ders niteliğinde yazılarından oluşuyor.
256 syf.
·36 günde·8/10
Bir yazarı ya da şairi ilk defa okuyacaksanız önce onun hayatı, fikirleri, kronolojik olarak eserlerini araştırmak ve okumaya ilk yazdığı eserlerden başlamak okuduğunuz kitaptan daha çok şey öğrenme ve daha çok verim almanızı sağlar. Bence böyle yapılmalı çünkü bir kitap bir kitaptan ibaret değildir. Şair eski yazılarında oluşan kitabı Bir Gün Ölmeden Önce, İnsanın Acısını İnsan Alır, Gülün Sesi Gül Kokar olmak üzere bölümlere ayırmış. Ben en çok Gülün Sesi Gül Kokar bölümünü beğendim çünkü bu bölümde şair, şiirle ilgili fikirlerini anlattığı,şiirin nasıl ve niçin olması gerektiği; şiirle bireyi, mutluluğu, tarih bilincini, sanatı anlattığı ve şiirini sevdiği şairlerin yazdıklarıyla kendisine ne kattığını anlattığı bölüm. Bu bölüm de Cahit Külebi’ye -ağabeyim, hırçın ve lirik yüreğinden öpüyorum- , Ceyhun Kansu için -sen hâlâ gül türküsü söylüyorsun bizim için- ve yaşadığı döneme iz bırakmış birçok şairi anmış ve selamlamıştır. Acaba bir gün bizde bir dostun eserinde böyle güzel yâd edilir miyiz? Şükrü Erbaş
256 syf.
Şükrü Erbaş'ın derinliğinin işlendiği çok kıymetli bir kitap. Denemelerinin yer aldığı kısmını ayrı bir sevsem de dergi yazılarının yer alması da onun kaleminden bilgilenmek için pek önemliydi. Nasıl tanımlayabilirim bilmiyorum her biri ayrı bir derinlik olan ,  imgelerle yoğunlaştırılmış ve kalbe dokunmadan geçmeyen o denemeleri. Arayış , ülke ve şahsi fikirleriyle yoğurduğu her bir yazı üzerine sayfalarca yazı yazmaya çalışılsa eksik kalır hissi mevcut oluyor insanda. En iyisi ondan alıntılarla anlatmak sanırım.

" Gözlerini olanca büyüklüğü ile açmasına karşın , gördüğü şeylerin artık değişmediğini görüyordu. Her şey öyle bir hızla yineliyordu ki kendini , giderek bir devinimsizliğe dönüyordu yaşadığı gerçek."

" Suya atılan bir taşın en iyi sonucu dibe düşmesi mi, suyun yüzünde yarattığı halkalar mı?"

" Başkalarının değer yargılarından kimliksiz bir yük edinmişti. Kendisinden başka herkes vardı aklında."

" Onu bu dünyanın dışına düşüren büyük hayalleri vardı..."

" Birbirinize bu kadar benzemek canınızı sıkmıyor mu?"

Diyordu bazı bazı yerlerinde kitabın. Gerçekliği sorguluyordu, gerçek dediğimiz uğruna yanlış saydıklarımız ve bunların aslında ne kadar gerçeklik olduğunu soruyordu. İnsanın içinden bile sorması zor olan soruların cevaplarıyla uğraşıyordu. Bu kadar içtenleştirmesiydi belki her kalbin dokunacağı satırlarının olması. Değerlerden bahsediyordu , kendimize mi aitiz yoksa başka değerlerle birbirine benzeyenler ordusunun bir ferdi mi diye arıyordu. Milyonlarca birbirinden farklı , her biri birbirinden ayrı kalplere, beyne sahip insanlarken birbirinize bu kadar benzemek canınızı sıkmıyor mu diye vuruyordu çağdaş insanın sorununu yüzüne. Ve kitapta kelimeleriyle dünyadan sarktığım en naif nokta onu bu dünyanın dışına düşüren büyük hayalleri vardı kısmı idi. Dünyaya ait olmayan, olamayacak ve sığmayacak hayaller dünyasının bir düşüydüm çünkü aslında, kendini dünyada bulmuş. Bu cümleye sığan ne çok sözlerim var. Ve her yazıda kendimi bulduğum düşüncemi bulduğum ne çok yer var. Tekrar tekrar okumalı. Her yazıyla onca vakit düşünmeli.

Yüreğine sağlık Şükrü Erbaş.
256 syf.
·Beğendi·10/10
"Bunu bir bitiş sayma ne olur. Yaşadığı her şey sürüyor insanda. Ölümden başka bitiş yok.
Sen benim duygularımı değil, tenimi değiştirdin. Bir orman uğultusu gibi içimde süreceksin.
Gökyüzü gibi göz göz ışıyacağım ömründe. Ben soludukça senin göğsün inip kalkacak.
Bir duygu hazinesi olacağım kirpiklerinde. Tanıdığım her insana senden iyilikler katacağım.
Ufkun arkasını sen gösterdin bana.." 16 Yıl oldu hala okumaya devam...
256 syf.
·7/10
"Gece anlarsın ki ışık insanın içinde yanmiyorsa yüzüne vurmaz "

Yazarın tüm kitaplarının ortalaması gibi bisey. Sonlara doğru yoruyor olsa da okumaya değer. Belirli yazarları derlemiş olması akıcılığı bozmuş sadece.
256 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabın kapağından etkilenerek alacağınız bir kitap. İsmi kitabı temsil ediyor mu peki ? Evet, kesinlikle.
Şükrü Erbaş'ın dönem dönem kaleme aldığı yazılarının olduğu bir kitap, bazen sayfalarının arasına şiirlerinin döküldüğünü görürsünüz.
Sevgi konusunda yazıları, sanat hakkındaki düşüncelerinin olduğu bir kitap.
kitabı üç bölüm olarak okumak mümkün. Son bölümde bulunan yazıları sizi daha bir etkiler. Yani siz zihninizi açın ve bırakın kendinizi kelimelerin yağmur hissi ile size yağdığını hissedeceksiniz.
256 syf.
·Beğendi·8/10
Şükrü Erbaş ile ilk Ömür Hanım ile Güz Konuşmaları adlı şiiriyle tanıştım. Şiire aşık biri olarak çok sevdiğim ve beğendiğim şairler arasına girdi şu an düşünüyorum da iyi ki tanımışım.

Bütün şiirlerinin toplandığı kitabını aldım ve beni bir kez daha kendine hayran bıraktı. Doymadım ve daha fazlası için tutturdum 1 hafta önce aldığım İnsanın Acısını İnsan Alır kitabına başladım. Her sayfa her satır her cümle her sözcük aşk ve derinlik dolu. Benim için aşkı, sevgiyi en güzel hissetiren nadir şairlerden.

Kitap deneme ve incelemelerden oluşuyor böyle söyleyince benim aklıma bilimsellik geliyor ama hiç alakası yok yine o güzel şairaneligini hissettirmiş. Okuyan her insan eminim her satırın altını çizmiştir( bende öyle yaptım) Hepsini paylaşmayı düşünüyorum çünkü herkesin merak edip okumasını istiyorum. Insana, aşka, masumiyete , hayata dair her şeyin olduğu bir başyapıt. Incelememi kitabın son sözlerini paylaşarak bitiricem.

"insanın acısını insan alır. iyilik böyle kolay yenilmez..."
Bir kirlenmeden korumak için susarak yaşadığım her şeyin bir yenilgi olduğunu çok sonra öğrendim.
Benim, kıyısında bir saygıyla beklediğim olanak, başkalarının çiğneyip attığı bir sıradanlıktı..
Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık. Kimse bir başkası için kederlenmiyor. Birbirine ihtiyacı olanlar özenle uzak duruyor birbirinden. Küçücük çocuklar bile yalnızlığın bilimini yapıyor.
Kimsenin yağmuru seyretmediği bir dünyada, yıldızları sevmenin yalnızlığı ile her gün biraz daha geri çekildim.
Üstüme örttüğüm yorgan, yüreğimdeki serçenin küçücük ürkek kanatlarıydı..
"Sevmeyi özledim biliyor musunuz?" Kayıtsız şartsız bir gülüşü. Bir doğruya sevinmekten çok bir saçmalığa gülümseyebilen hoşgörüyü. 'Nerde kaldın' ayazını değil, 'hoş geldin' iyiliğini. Hiçbir şeyle yatışmayan yürek telaşını. Kapı zilleriyle telefon arasında tükenmeyi. Geceyi bir hayal hazinesine çeviren uykusuzluğu. Kendimi severek yürümeyi kalabalıkta. 'Göğe bakma duraklarını' özledim. Yağmuru kirpiklerden içmeyi. Yumruk kadar bir yüreğe dünyayı sığdırma hünerini. 'Sana sevinç verdiğim sürece ben buradayım' zenginliğini özledim. Başka kentlere vuran rengini güneşin. Başka sokakların telaşıyla çoğalmayı. Dünyayı yudum yudum aşka çeviren yalnızlığı...

1996

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanın Acısını İnsan Alır
Alt başlık:
Bütün Yazıları 1
Baskı tarihi:
26 Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054927531
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Baskılar:
İnsanın Acısını İnsan Alır
İnsanın Acısını İnsan Alır
“Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte... İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık. İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık. Ödünç sesle konuşan bir kalabalık içinde kendi sesiyle silinmek. Birdenbire büyümesi, gülüşü artık yaprak kıpırdatmayan bir çocuğun. İnsanın yaşlandıkça kendi kuyusuna düşmesi. Bir kadının yatağına uzanan kül bağlamış bir gövde. Saçına rüzgâr, sesine ışık düşürememek kimsenin. Parmaklarını sözüne pınar edememek. Uzaklarda bir adamın üşümesi, bir kadın dağlara daldıkça. Işıklı vitrinlere bakmadan geçmek çarşılardan. Çiçekçilerden uzağa düşmesi insanın yolunun. Evlerle sokaklar arasında bir ayrım kalmaması... Ayrılık o küçük ölüm, usta dokunuşlarla bizi büyük ölüme hazırlayan.”

Kitabı okuyanlar 2.149 okur

  • Mihrab Kurt
  • İrem Baburhan
  • Serkan
  • Faruk Işık library
  • Duygu BK
  • Reepichep
  • hasret.
  • _Sαyε_
  • b
  • Duygu Yalçınkaya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.5
14-17 Yaş
%3
18-24 Yaş
%31.3
25-34 Yaş
%38.8
35-44 Yaş
%19.4
45-54 Yaş
%1.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.3
Erkek
%23.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.5 (227)
9
%18.5 (112)
8
%20.1 (122)
7
%11.1 (67)
6
%4.6 (28)
5
%2.5 (15)
4
%1 (6)
3
%0.2 (1)
2
%0.5 (3)
1
%1.7 (10)

Kitabın sıralamaları