Adı:
İnsanın Dört Zindanı
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
77
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055482596
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Çehar Zindan-ı İnsan: Die Vier Gefanengnisse
Çeviri:
Prof. Dr. Hüseyin Hatemi
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Fecr Yayınları
Baskılar:
İnsanın Dört Zindanı
İnsanın Dört Zindanı
Bu dört zindan hangisidir? Belirleyicilik/zorlayıcılık ne demektir? Bende var olan, ama benim tarafımdan seçilmiş olmayan her durum, her irade, her istek ve her eğilim, bir belirleyiciliğin/cebrin ürünüdür. Belirlenmişlikle yapılan özgürlük savaşı, insanın tabiatta kendisi olmak için, maddi bir olgudan Tanrı'ya doğru gitmek için verdiği savaştır. Benim seçici özgür irademi kendi içinde baskı altında tutan, sınırlayan ve kayıt altına alan ve benim yerime seçim yapan bu dört illet zindan, şunlardan oluşmaktadır:
1. Tabiatın belirleyiciliği, 
2. Tarihin belirleyiciliği, 
3. Toplumun belirleyiciliği, 
4. Kendi belirleyiciliği.
(Tanıtım Bülteninden)
“Sen de İbrahim gibi kendi İsmail'ini getirmelisin Mina'ya. Senin İsmail'in kim? Ancak sen bilebilirsin, başkası değil. Belki eşin, işin, yeteneğin, gücün, cinsiyetin, statün vs. Ne olduğunu bilmiyorum, ama İbrahim'in İsmail'i sevdiği kadar sevdiğin bir şey olmalı.”

(Ali Şeriati)

Yukarıdaki satırların yazarı Ali Şeriati ile üniversite yıllarında tanışmıştım. Bir arkadaşım, aslında şimdi düşününce pek de sevememiş olduğum bir arkadaşım, bana İnsanın Dört Zindanı kitabını önermişti ve hatta okumam için ödünç vermişti.

İnsanın dört zindanı neydi sizce? Bir insanı sınırlayan, insanlığından, yeteneğinden, gelişiminden, yaratıcılığından alıkoyan neydi, ne olabilirdi?

Ali Şeriati bu dört zindanı şöyle açıklıyor: 1- doğa/tabiat zindanı 2- tarih zindanı 3- toplum zindanı 4- benlik/kendim zindanı

İnsan bu dört zindanda aynı Platon’nun mağarasındaki gibi elleri ayakları zincirli beklemektedir. Ne zaman ki bu zindanlardan sırasıyla mücadele ede ede kurtulur, o zaman hidayete erer.

Tabiat zindanından insan alet yaparak, bilimsel buluşlar yaparak kurtulur. Tarih zindanından hakiki tarihi bularak ve tarihin yükünü bir yana bırakarak kurtulur. Toplum zindanından “aman el ne der” putunu yenerek kurtulur. En son put, en zorlu zindan ise beklenildiği gibi benlik/kendim zindanı olur.

Beni en çok düşündüren zindan ise bu benlik/kendim zindanı oldu.

Bir insan benliğinin yükünden, kendinden kurtulmak için ne yapmalıdır ki? Bunu hiç bilemedim. Belki kendimden kaçmayı tercih ettiğim için belki de gücüm elvermediği için.

Oysa çok da okudum konu hakkında.

Schopenhauer insanın bir iradesi olduğunu, bu yaşam iradesini ezmeden insanın mutlu olamayacağını söylüyor. Ona göre insan hayvani özelliklerini bırakıp felsefi konulara ilgi duyduğunda kendini yenebilir, kendi dışına çıkıp kendine kuşbakışı açıdan baktığında yeniden özgür bir insan olabilir.

Krishnamurti, hakeza Schopenhauer’in görüşlerine paralel bir fikir öne sürüp, kendimizi gözlemleyen bir gözlemci olduğumuzu, kendimizi başkalarıyla kıyaslayan bu gözlemci yok olduğunda benliğimizi yenebileceğimizi söylüyor.

Bugün okuduğum bir hikayede ise bir şeyh, kendine çare aramaya gelen bir kişiye, kitapların varmış, diyor, en çok onlara değer verirmişsin, onları suya at, geri gel…

Bugün bu hikayeyle biraz daha kendimi/benliğimi yenmeye yaklaştım sanırım.

Kendini yenmek için neyin varsa bir akarsuya atacaksın, kendini yenmek için neye değer veriyorsan kucaklayıp bir yangına savuracaksın.

Bir filmde demiyor muydu? “Ancak her şeyini kaybetmişsen özgür olabilirsin.” diye.

Ben bugün itibariyle nelerin bana ayak bağı olduğunu, nelerin beni zorlu zindanıma bağladığını biraz daha buldum.

Bunların ne olduğu biraz da bana kalsın.

Herkesin kendi İsmail’ini bulması ve yenmesi dileğiyle…
İnsanın Dört Zindanı kitabı, Ali Şeraiti’ nin 1970 yılında Abadan’da Petrol Fakültesi öğrencilerine yapmış olduğu konferanstan oluşmaktadır.
Kitap özünde insan nedir? e cevap arar iken, insan ve beşer arasındaki kavramları da ayrıntısıyla açıklamaktadır. Günümüz modern çağında insanın beşer seviyesinden insan seviyesine geçişte çektiği anlam sıkıntısını üç meşhur düşünce ile dile getirir. Bunlar, “Düşünüyorum o halde varım” (Descartes), “Hissediyorum o halde varım” (A. Gide), “Başkaldırıyorum o halde varım” (A. Camus) tur. Ancak yazara göre insan olabilme geçiş evresinin “Başkaldırıyorum o halde varım” (A. Camus) düşüncesi ile gerçekleşebileceği vurgulanmaktadır. Bu konudaki Hz. Âdem örneği oldukça çarpıcıdır. Bu aşamadan sonraki bölümde de, insanı kuşatan dört zindan açıklanmaktadır.
Bu zindanlar
1-Doğa (Biyolojizm) Zindanı.
2-Tarih (Historizm) Zindanı.
3-Toplum (Sosyolojizm) Zindanı,
4-Benlik (‘’Kendim’’ dir ) Zindanı.
İlk üç zindanı günümüz insanının bilim ve felsefe ile geçmekte zorlanmadığı anlatılmakla birlikte, en zor zindanın ise zindan ile tutsağın birleştiği ‘’Kendim’’ dir zindanından kurtuluşun reçetesini kıymetli eserinde sunmaktadır. ‘’Kendim’’ dir zindanından kurtulmak arzusunda olan kitap dostlarına şiddetle tavsiyemdir, iyi okumalar…
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.265 Oy)19.014 beğeni43.245 okunma2.953 alıntı182.374 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.527 Oy)8.808 beğeni28.613 okunma834 alıntı139.187 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.686 Oy)13.379 beğeni34.437 okunma3.358 alıntı145.602 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.245 Oy)9.216 beğeni25.523 okunma1.780 alıntı118.233 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.874 Oy)8.826 beğeni26.267 okunma2.653 alıntı114.276 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.426 Oy)8.002 beğeni22.704 okunma825 alıntı89.389 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.992 Oy)6.337 beğeni16.754 okunma2.881 alıntı85.811 gösterim
  • İnsan Neyle Yaşar
    8.4/10 (4.228 Oy)4.113 beğeni15.733 okunma1.381 alıntı76.181 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.548 Oy)9.052 beğeni25.267 okunma1.558 alıntı126.008 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.684 Oy)11.427 beğeni28.444 okunma1.558 alıntı149.100 gösterim
Şeriati'nin üniversite öğrencilerine verdiği bir konferanstaki konuşmasından derlenmiş, kısa fakat muhtevası epeyce geniş bir kitaptır.

Kitap özünde insanın ne olduğunu, beşer ve insan arasındaki farkı, her şeyden evvel insan olmanın ve insanlaşma sorununun çözülmesinin gereksinimini konu eder.

'Beşer'in 'insan' olmaya doğru gittiği yolda, etkisi altında bulunduğu ve hatta tutsağı olduğu, kendisinin 'dört zindan' olarak nitelendirdiği:
1. Naturalizm
2. Historizm
3. Sosyolojizm
4. Benlik zindanı
Bu zorlayıcı etkenlerden kurtulmanın yollarını felsefik bir yorumla okuyucuyla paylaşıyor.

Spoi:
İlk üç zorlayıcı güçten bilim ve felsefe yoluyla kurtulmanın mümkün olduğunu söylerken, dördüncü zindanın yani 'benlik zindanı'nın, zindanların en kötüsü olduğunu, insanın bunda en aciz durumda olduğunu ifade eder. Çağdaş insanın ilk üç etkenden kurtulup, bu zorba gücün tutsağı olmaya devam etmesi halinde, gerçek anlamdaki özgürlüğünü ıskalamış olduğunu da yine göz önüne serer.

Peki bu zorba güçten, bu 'benlik zindanı'ndan kurtulmak nasıl olur? Evvela kendi derinliğinde, kendi 'ben'inde bir başkaldırmayla, içten kendine karşı bir devrim kopuşuyla; aşık olduğu yüce bir ülkü uğruna, kendi çıkarlarından ve yararlarından feragati etmesiyle, yahut hiçbir şey, hiçbir karşılık beklemeden yüce ahlakın özüne uygun davranışlar sergilemesiyle, bunun da aşk ile mümkün olacağını savunur...
Ali Şeriati'nin konferansından derlenmiş ve küçük hacimli olmasına rağmen, bakış açınızda çok şeyi değiştirecek dolu dolu bir kitaptır. İnsan ile beşer arasındaki farkı vurgular, ve beşerlikten insanlığa tekamül ederken özgürleşmek gerektiğini söyler. Bu yolda 4 zindan tanımlar. Bunlar: tabiat, toplum, tarih ve insanın kendi zindanıdır. Bunları tek tek değerlendirmiş ve kurtulma yollarını sunmuştur Ali Şeriati. Yazarın kendisiyle tanışmak için güzel bir kitaptır ;) Ali Şeriati'yi çok seveceğinizi düşünüyorum.
Ali Şeriati'nin 1970 Abadan-İran, Petrol Üniversitesi'ndeki konferansı.
Beşer ve İnsan tanımını son derece çarpıcı buldum. Daha önce başka Düşünürler tarafından da bu şekilde tanımlanmış mıydı bilmiyorum ama ben ilk kez karşılaştım ve büyülendim.
Tanımdan ne anladığımı ''Beşer şaşar fakat insan (olmak) şaşmamaya doğru yapılan bir yolculuktur. Üstün vasıfları içselleştirme maratonudur.'' şeklinde ifade edebilirim. Kısaca ''Beşer doğulur, İnsan olunur.'' da diyebilirim.
Güzel Sanatlara baktığı noktadan bakıldığında, Sanatı ve Sanatçıyı artık yepyeni bir pencereden görebiliyoruz.
Ayrıca Sosyolojizm, Materyalizm, Naturalizm ve Historizm akımlarının insan üzerindeki etkilerinin irdelendiği bölümleri de ilgi ile okudum.
Ali Şeriati'yi okumaya devam etmek ve bu düşünceyi anlamak istiyorum.
Bireyi prangalara bağlayan dört zindandan (naturalizm, sosyolojizm, historizm ve "kendim") kurtuluş yollarını irdeleyen, bireyi düşünmeye, "insan olmaya" yönlendiren ve bunları anlaşılır bir dille anlatan Ali Şeriati'nin, bir konferansından kitaba aktarılmış okunması gerekli bir kitaptır.

Ayrıca Bilim-Din ilişkisi, bütünlüğü, sonuç kısmında açıklığa kavuşturulmuştur.
Bu kitabın ana konusu insanın girdiği dört zindandan ve ondan kurtuluşunu anlatıyor. İlk üç zindan olan: Tabiat,Tarih ve Toplum zindanından beşer kurtulmuştur ama kendi kendinin zindanından kurtulamamıştır. Bundan kurtulmanın tek yolu “isâr” dır. Yani kendini başkaları için feda etmek.

En zoru da bu değil mi?
Kendime soruyorum:

-Nasıl bir kitap?
-Kitap çok zengin bir içerik taşıyor. Edebi bir ağırlığı var. Felsefi bir ağırlığı var.
-Yani diğer aylarda okuduğum kitaplar gibi miydi?
-Hayır. Onlardan çok ama çok öte de. Tolstoy'dan 'İtiraflarım'ı okuyormuşsun gibi yahut Platon'un 'Sokrates'in Savunması'
-Peki, ne anlatıyordu?
- ''İnsan nedir?'' sorusu ile başlayıp insanın nasıl özgürleşebileceği meselesini ele alıyor. Vs. vs.
-Bu kadar mı?
-Filozoflardan referanslarla ama evet Nietzche'yi böyle tartışan bir yazarı ben daha önce okumamıştım, şöyle ki okurken gülümsüyor, dâhiyane buluyorsunuz fikrini ortaya sürüşünü.
-Evet, ben genelde böyle yazarlar okurum ama.
-Biraz daha farklı bir kitap bu hani ‘Küçük Prens' kitabı şöyle diyor: ''İnsan ancak yüreğiyle bakarsa bir şeyi iyi görür'' bunun gibi yalnızca bilinciyle ikna etmiyor yazar, kalbinizle de gerçeğe erişmenizi sağlamak istiyor.
"Beşer" ile "İnsan"ın farkı.." BEŞERİN AMACI İNSAN OLMAKTIR." diyor Ali Şeriati. İnsanın dört zindanınından en zor oranının insanın kendisi olduğunu söylüyor. Ve bu zindandan kurtuluşun tek yolu aşktır. Bu aşk da kendini diğer insanlar için feda etmektir, hiçbir beklentiye girmeden. Bunun yolu da dindir... diyor.
Düşünüyorum o halde varım.(Descartes)
Hissediyorum o halde varım.(Hedigger)
Başkaldırıyorum O halde varım(Alber Camus)
Albert Camus işi bitirmiş zeten onun sözünün üstüne söz tanımam bu saatten sonra.
İnsanın dört zindanı,
İlk üçünü de yakıp yıkıyoruz ama kendi zindanımıza gelince ordan bir türlü kurtulamıyoruz.
Kurtulurmuyuz, bu muamma...
Beşer den farklı olarak olma sürecinde olan insanın üç özelliği vardır. Kendinin farkında olma seçebilme ( özgûr olma , cüz'i irade sahibi olma ) ve yaratabilme ( yoktan var etme değil ) özelliği vardır. İnsanı, insan olmaktan, özgür olmaktan 4 zindan alıkoyar. Doğa , toplum ve tarih zindanından bilimle kurtulabilen insan dördüncü zindanı nefsinden "kendinden " ancak dinle kurtulabilir. Dördûncü zindanın şifası Kuran'dır ( İsrâ/82)
Ali Şeriati bana "oku" emrini ve Sokares'in "kendini tanı" sözünü hatırlattı.
Benim için faydalı bir okuma oldu ve beklentilerimi karşıladı.
Hiçbir şey tesadüf değildir bu hayatta, bir kitapla tanışmakta.

Sadık Hidayet'in "Kör Baykuş" adlı kitabına yeni başladım. Insanın Dört Zindanı'ndan sonra kapağı ilk açtığımda karşımda şu cümleyi görmek beni oldukça etkiledi.
"Lakin tek korkum: yarın ölebilirim kendimi tanımadan."

Kendimi ne kadar tanıyorum. Insan yani beşer ve Türkçede -imek yani olmak fiili ile tabir edilen biyolojik olarak ise insan; kıkırdak bir yapıdan oluşup üzerine et giydirilen bir varlık (Kuran boyle tanımlıyor insanı ve yüzyıllar sonra bilim bunun doğruluğunu nesnelliğe katıyor.) olan insanı anlamak.

Kuranda insan iki sekilde gecer " insan -beşer"

Beşer yukarda anlattığım gibi biyolojik olan varlık beşer- imek yani insan kılığında olmak ; insan ise olağanüstü varlık olarak geçer.

Insan dinin, biyolojinin, bilimin konusu olduğu gibi şairin, filozofun üzerine söz söylediği, ilgilendiği varlıktır.

Insan olmak için üç kuram vardır.

1:Bilinç
2:Seçme
3:Yaratma

Her sey düşünce ile baslar. Insan olmak aslında başkaldırmaktır.

"Başkaldırıyorum o halde varım."

Albert Camus

Ali Şeriatı insanı anlamak üzerine yaptıgı bu konusmada ki kitap bir konferanstan alınmıştır, insanın dört zindanını soyle açıklamıştır.

1: Doğa- tabiat zindanı (Naturalizm)
2: Tarih zindanı (Historisizm)
3: Toplum zindanı (Sosyalizm)
4: Benlik - kendim zindanı

Insanı insan yapan belirli güçler vardır. Bilinçli olmak, irade sahibi olmak. Bu insanı meleklerden, hayvanlardan, cinlerden ayıran ve evrenin sahibi, yaratıcısı yapan şeydir. Her sey iradenin neticesinde verilen kararlar ile oluşturulan yaratıcılıktır.

Yaratıcı kılıfı bulunan insan hayatta kendi oluşturduğu zindanlardan meydana gelen bir düzende yaşar.

Doğadan topladığı meyve, sebze ve çeşitli otları alır, değişik baharatlar ile karıştırır, yakar ve bunun lezzetine lezzet kattigini düşündüğü yiyeceklere verdiği eziyete aldırmaksızın tüketir. Sonrasında bunu hazmedemeyen insan doktora gider ve midesini temizlemesini söyler. Böylelikle doktorlar toplumda çok deger gören insanlardır.
Yazar insanın toplumda kendi benliğine yaptığı eziyeti bu örnekle sunmuştur. Doğanın insan üzerindeki etkisini ve insanın seçimini boyle açıklamıştır.

Ikinci bir baskıda insan üzerinde varlığını histteren hatta şuan oldugumuz yeri, dili bize veren Tarih sahnesidir. Tarih benim elimde olmadığına göre ben tarihin elindeyim.

Üçüncü baskı toplum. Içinde yaşadığımız toplumun bize kazandırdıkları ile varız. Atalarımız vardı ve onların yaşanmışlıkları hayatımızın hep bir yerlerinde bize baktı yeri geldi biz ders almak için dönüp dönüp baktık.

Naturalizm, sosyalizm, historisizm hepsinin belirli güçleri var bunu yazar kabul edip en önemli seyi irdelemek ister kendim olmak zindanı'ni.

Insan tarih, doğa, toplum ile çevrelermiş kendi benliğini arayan bir varlıktır. Kendim dediği kavrama ulaşması ve tanıması olmak istediği her seyi ona sunar.. Çeşitli felsefik düşüncelerden ve bazende yazarlardan alıntılar ile bir beyin fırtınası yaratıyor. Kitabı kapatırken kendinizi düşünürken buluyorsunuz kendinizi.

Hayatın sizden ibaret olduğunu, kendini tanima ve kendine yapilan yatırımın hayatı nasıl etkilediğini görüyorsunuz.

Insanın insan olmak kimliğini nasıl kazandığını, kalıplar içinde var olma mücadelesi ve seçimlerini açık bir sekilde anlatmış Ali Şeriatı.

Ben varım neden?
Ben özelim neden?
Düşüncelerimin, savunduklarımın gerçekte amacı ne?
Amaçlarım beni farklı kılıyorsa irademin gücünün neden farkında degilim?
Kendimi nasıl tanırım?

Tüm bunlara cevaplar bulacağınız, kendinizi bulacağınız bir fark etmelerin şöleni tadında bir kitap.

Keyifli okumalar!
Descartes'in şu cümlesi oldukça meşhurdur: "Düşünüyorum, o halde varım". Bu, Descartes'in şüphesidir. Descartes, önce her şeyden şüphe etmiş, sonra böyle demiştir. Fakat şüphe etmekte olduğum hususunda şüphe edemem. Öyleyse ben varım ki şüphe ediyorum, şu halde ben varım. Sonra da "düşünüyorum, o halde varım." cümlesiyle tanındı, ünlendi ve bütün öğreti veya doktrinini bu cümlesine dayalı olarak ispatlayıp geliştirdi.
İkinci söz Gide'in sözüdür: "Hissediyorum, o halde varım".
Üçüncü söz de Albert Camus'nun şu sözüdür: "Başkaldırıyorum, o halde varım". Bu daha doğrudur. Aslında "var" olmanın bu üç ölçütünden her biri doğrudur. O, düşünüyor; vardır ki düşünüyor. Duyumsayan, hisseden kimse vardır ki hissediyor. Başkaldıran kişi vardır ki başkaldırıyor, isyan ediyor. Fakat burada üç tane "imek" (var bulunmak) vardır. İnsana özgü olan en üstün var oluş, "başkaldırıyorum, o halde varım" dır.
Başkalarına nasihat etmek yerine onları bilgilendirin, bilgiyle donatın, onlar kendi yollarını bulacaklardır.
Bir öğretmen öğrencisine: "Tembel adam, iki yıldır aynı sınıfta kalmaya utanmıyor musun?" der. Öğrenci şöyle cevap verir: "Asıl sen utan; sen yirmi beş yıldır aynı sınıfta kalmışsın."
İnsan sorununu çözmeden önce ileri ve başarılı bir eğitim-öğretim düzeyine varmamız imkansızdır.

...Şu halde, her şeyden önce insan olma ve insanlaşma sorunu çözülmelidir.
Ali Şeriati
Sayfa 9 - İşaret Yayınları
Gözü size ilişen herkes, size nasihat etmeye kalkışıyor. Nitekim siz de bundan sonra başkalarına nasihat edecek, öğüt vereceksiniz. Fakat şunu bilin ki bir kimsenin gelip size nasihat etmesinden ızdırap duyduğunuz kadar insanlar da sizin onlara nasihat etmenizden ızdırap duyarlar. Başkalarına nasihat etmek yerine onları bilgilendirin, bilgiyle donatın, onlar kendi yollarını bulacaklardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanın Dört Zindanı
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
77
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055482596
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Çehar Zindan-ı İnsan: Die Vier Gefanengnisse
Çeviri:
Prof. Dr. Hüseyin Hatemi
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Fecr Yayınları
Baskılar:
İnsanın Dört Zindanı
İnsanın Dört Zindanı
Bu dört zindan hangisidir? Belirleyicilik/zorlayıcılık ne demektir? Bende var olan, ama benim tarafımdan seçilmiş olmayan her durum, her irade, her istek ve her eğilim, bir belirleyiciliğin/cebrin ürünüdür. Belirlenmişlikle yapılan özgürlük savaşı, insanın tabiatta kendisi olmak için, maddi bir olgudan Tanrı'ya doğru gitmek için verdiği savaştır. Benim seçici özgür irademi kendi içinde baskı altında tutan, sınırlayan ve kayıt altına alan ve benim yerime seçim yapan bu dört illet zindan, şunlardan oluşmaktadır:
1. Tabiatın belirleyiciliği, 
2. Tarihin belirleyiciliği, 
3. Toplumun belirleyiciliği, 
4. Kendi belirleyiciliği.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 683 okur

  • Hüseyin Cantürk
  • Dursun Yener
  • who is joseph
  • Fatih
  • Songül Yıldız
  • Bahattin Gelerli
  • Hilâl
  • Gülsüm Şentürk
  • Ben Ozgurlugum
  • Ömer Kurt

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.3
14-17 Yaş
%1.6
18-24 Yaş
%25
25-34 Yaş
%37.2
35-44 Yaş
%20.7
45-54 Yaş
%4.3
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%5.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%46.6
Erkek
%53.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40.5 (79)
9
%24.6 (48)
8
%20 (39)
7
%9.7 (19)
6
%1.5 (3)
5
%0.5 (1)
4
%0.5 (1)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları