İnsanın Dört Zindanı

·
Okunma
·
Beğeni
·
15684
Gösterim
Adı:
İnsanın Dört Zindanı
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
77
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055482596
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Çehar Zindan-ı İnsan: Die Vier Gefanengnisse
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Fecr Yayınları
Baskılar:
İnsanın Dört Zindanı
İnsanın Dört Zindanı
Bu dört zindan hangisidir? Belirleyicilik/zorlayıcılık ne demektir? Bende var olan, ama benim tarafımdan seçilmiş olmayan her durum, her irade, her istek ve her eğilim, bir belirleyiciliğin/cebrin ürünüdür. Belirlenmişlikle yapılan özgürlük savaşı, insanın tabiatta kendisi olmak için, maddi bir olgudan Tanrı'ya doğru gitmek için verdiği savaştır. Benim seçici özgür irademi kendi içinde baskı altında tutan, sınırlayan ve kayıt altına alan ve benim yerime seçim yapan bu dört illet zindan, şunlardan oluşmaktadır:
1. Tabiatın belirleyiciliği, 
2. Tarihin belirleyiciliği, 
3. Toplumun belirleyiciliği, 
4. Kendi belirleyiciliği.
(Tanıtım Bülteninden)
77 syf.
·Puan vermedi
“Sen de İbrahim gibi kendi İsmail'ini getirmelisin Mina'ya. Senin İsmail'in kim? Ancak sen bilebilirsin, başkası değil. Belki eşin, işin, yeteneğin, gücün, cinsiyetin, statün vs. Ne olduğunu bilmiyorum, ama İbrahim'in İsmail'i sevdiği kadar sevdiğin bir şey olmalı.”

(Ali Şeriati)

Yukarıdaki satırların yazarı Ali Şeriati ile üniversite yıllarında tanışmıştım. Bir arkadaşım, aslında şimdi düşününce pek de sevememiş olduğum bir arkadaşım, bana İnsanın Dört Zindanı kitabını önermişti ve hatta okumam için ödünç vermişti.

İnsanın dört zindanı neydi sizce? Bir insanı sınırlayan, insanlığından, yeteneğinden, gelişiminden, yaratıcılığından alıkoyan neydi, ne olabilirdi?

Ali Şeriati bu dört zindanı şöyle açıklıyor: 1- doğa/tabiat zindanı 2- tarih zindanı 3- toplum zindanı 4- benlik/kendim zindanı

İnsan bu dört zindanda aynı Platon’nun mağarasındaki gibi elleri ayakları zincirli beklemektedir. Ne zaman ki bu zindanlardan sırasıyla mücadele ede ede kurtulur, o zaman hidayete erer.

Tabiat zindanından insan alet yaparak, bilimsel buluşlar yaparak kurtulur. Tarih zindanından hakiki tarihi bularak ve tarihin yükünü bir yana bırakarak kurtulur. Toplum zindanından “aman el ne der” putunu yenerek kurtulur. En son put, en zorlu zindan ise beklenildiği gibi benlik/kendim zindanı olur.

Beni en çok düşündüren zindan ise bu benlik/kendim zindanı oldu.

Bir insan benliğinin yükünden, kendinden kurtulmak için ne yapmalıdır ki? Bunu hiç bilemedim. Belki kendimden kaçmayı tercih ettiğim için belki de gücüm elvermediği için.

Oysa çok da okudum konu hakkında.

Schopenhauer insanın bir iradesi olduğunu, bu yaşam iradesini ezmeden insanın mutlu olamayacağını söylüyor. Ona göre insan hayvani özelliklerini bırakıp felsefi konulara ilgi duyduğunda kendini yenebilir, kendi dışına çıkıp kendine kuşbakışı açıdan baktığında yeniden özgür bir insan olabilir.

Krishnamurti, hakeza Schopenhauer’in görüşlerine paralel bir fikir öne sürüp, kendimizi gözlemleyen bir gözlemci olduğumuzu, kendimizi başkalarıyla kıyaslayan bu gözlemci yok olduğunda benliğimizi yenebileceğimizi söylüyor.

Bugün okuduğum bir hikayede ise bir şeyh, kendine çare aramaya gelen bir kişiye, kitapların varmış, diyor, en çok onlara değer verirmişsin, onları suya at, geri gel…

Bugün bu hikayeyle biraz daha kendimi/benliğimi yenmeye yaklaştım sanırım.

Kendini yenmek için neyin varsa bir akarsuya atacaksın, kendini yenmek için neye değer veriyorsan kucaklayıp bir yangına savuracaksın.

Bir filmde demiyor muydu? “Ancak her şeyini kaybetmişsen özgür olabilirsin.” diye.

Ben bugün itibariyle nelerin bana ayak bağı olduğunu, nelerin beni zorlu zindanıma bağladığını biraz daha buldum.

Bunların ne olduğu biraz da bana kalsın.

Herkesin kendi İsmail’ini bulması ve yenmesi dileğiyle…
77 syf.
İnsanın Dört Zindanı kitabı, Ali Şeraiti’ nin 1970 yılında Abadan’da Petrol Fakültesi öğrencilerine yapmış olduğu konferanstan oluşmaktadır.
Kitap özünde insan nedir? e cevap arar iken, insan ve beşer arasındaki kavramları da ayrıntısıyla açıklamaktadır. Günümüz modern çağında insanın beşer seviyesinden insan seviyesine geçişte çektiği anlam sıkıntısını üç meşhur düşünce ile dile getirir. Bunlar, “Düşünüyorum o halde varım” (Descartes), “Hissediyorum o halde varım” (A. Gide), “Başkaldırıyorum o halde varım” (A. Camus) tur. Ancak yazara göre insan olabilme geçiş evresinin “Başkaldırıyorum o halde varım” (A. Camus) düşüncesi ile gerçekleşebileceği vurgulanmaktadır. Bu konudaki Hz. Âdem örneği oldukça çarpıcıdır. Bu aşamadan sonraki bölümde de, insanı kuşatan dört zindan açıklanmaktadır.
Bu zindanlar
1-Doğa (Biyolojizm) Zindanı.
2-Tarih (Historizm) Zindanı.
3-Toplum (Sosyolojizm) Zindanı,
4-Benlik (‘’Kendim’’ dir ) Zindanı.
İlk üç zindanı günümüz insanının bilim ve felsefe ile geçmekte zorlanmadığı anlatılmakla birlikte, en zor zindanın ise zindan ile tutsağın birleştiği ‘’Kendim’’ dir zindanından kurtuluşun reçetesini kıymetli eserinde sunmaktadır. ‘’Kendim’’ dir zindanından kurtulmak arzusunda olan kitap dostlarına şiddetle tavsiyemdir, iyi okumalar…
77 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
İnsanın 4 zindanı ;Naturalizm, Historizm, Sosyolojizm, ve benlik zindanı bu akımların insan üzerindeki etkileri, beşerin nasıl insan olduğunun cevaplarını bu 4 ana başlıkta dile getirmiştir.
Ali Şeriati 'nin bu eseri üniversite öğrencilerine vermiş olduğu bir konferansdan derlenerek kitap haline getirilmiştir.
Ali Şeriati yi okumak sizi dinden çıkarmaz ama farklı gözle bakmanızı sağlar.
77 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Şeriati'nin üniversite öğrencilerine verdiği bir konferanstaki konuşmasından derlenmiş, kısa fakat muhtevası epeyce geniş bir kitaptır.

Kitap özünde insanın ne olduğunu, beşer ve insan arasındaki farkı, her şeyden evvel insan olmanın ve insanlaşma sorununun çözülmesinin gereksinimini konu eder.

'Beşer'in 'insan' olmaya doğru gittiği yolda, etkisi altında bulunduğu ve hatta tutsağı olduğu, kendisinin 'dört zindan' olarak nitelendirdiği:
1. Naturalizm
2. Historizm
3. Sosyolojizm
4. Benlik zindanı
Bu zorlayıcı etkenlerden kurtulmanın yollarını felsefik bir yorumla okuyucuyla paylaşıyor.

Spoi:
İlk üç zorlayıcı güçten bilim ve felsefe yoluyla kurtulmanın mümkün olduğunu söylerken, dördüncü zindanın yani 'benlik zindanı'nın, zindanların en kötüsü olduğunu, insanın bunda en aciz durumda olduğunu ifade eder. Çağdaş insanın ilk üç etkenden kurtulup, bu zorba gücün tutsağı olmaya devam etmesi halinde, gerçek anlamdaki özgürlüğünü ıskalamış olduğunu da yine göz önüne serer.

Peki bu zorba güçten, bu 'benlik zindanı'ndan kurtulmak nasıl olur? Evvela kendi derinliğinde, kendi 'ben'inde bir başkaldırmayla, içten kendine karşı bir devrim kopuşuyla; aşık olduğu yüce bir ülkü uğruna, kendi çıkarlarından ve yararlarından feragati etmesiyle, yahut hiçbir şey, hiçbir karşılık beklemeden yüce ahlakın özüne uygun davranışlar sergilemesiyle, bunun da aşk ile mümkün olacağını savunur...
77 syf.
Ali Şeriati'nin konferansından derlenmiş ve küçük hacimli olmasına rağmen, bakış açınızda çok şeyi değiştirecek dolu dolu bir kitaptır. İnsan ile beşer arasındaki farkı vurgular, ve beşerlikten insanlığa tekamül ederken özgürleşmek gerektiğini söyler. Bu yolda 4 zindan tanımlar. Bunlar: tabiat, toplum, tarih ve insanın kendi zindanıdır. Bunları tek tek değerlendirmiş ve kurtulma yollarını sunmuştur Ali Şeriati. Yazarın kendisiyle tanışmak için güzel bir kitaptır ;) Ali Şeriati'yi çok seveceğinizi düşünüyorum.
93 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Vee 2019'da bitirdiğim bir başka kitap, "İnsanın Dört Zindanı". Ali Şeriati, severek, büyük bir ilgiyle ve dikkatle okuduğum bir fikir işçisidir.

Bu eserinde Şeriati, İnsanın daha doğrusu başlangıçta iki ayaklı hayvan/canlı dediğimiz beşer'in("var olanın, bulunmak"), İnsan'a doğru("olmak") evrilişini engelleyen dört zindandan bahseder. Bu dört zindan; bilinçli, seçen ve yaratıcı bir insan olmayı engelliyor. İnsanın yeryüzünde Allah'ın halifesi olabilmesi için bu dört zindandan kurtulması elzemdir. Şeriati der ki: "Allah'ın halifesi olmayan beşer, maymunun halifesi olur."

Peki nedir bu dört zindan/cebr/belirlenim? Şeriati'ye göre bu dört zindan:
1)Tabiatın Belirlenimi (Naturalizm)
2)Tarihin Belirlenimi (Historizm)
3)Toplumun Belirlenimi (Sosyolojizm)
4)Kendi Belirlenimi
Şimdi bu dört zindandan spoiler içerecek şekilde biraz bahsetmek isterim.

İlk zindan olan Tabiat belirleyiciliği hakkında şöyle der Şeriati: "Eğer ben çölde doğmuş, yetişmiş ve gelişmişsem veya denizin yanında doğuda, batıda ya da bir ekvator bölgesinde vs doğup yetişmişsem, suyun, havanın ve gıda ürünlerinin benim ruhsal durumlarım, düşünce tarzım, güdülerim, ilgilerim, temayüllerim ve hayatım üzerinde şiddetli etkileri olmuş demektir."
Yani tabiatın, coğrafyanın insan üzerindeki etkisi çok geniştir bu yadsınamaz. Fakat Şeriati'ye göre insan bu zindandan bilim ve teknoloji ile kurtulabilir. Tabiatı tanıyıp, bilirse ve onun kendisi üzerinde ne gibi etkilere sahip olduğunu da çözer. Böylece buna göre bir teknoloji üretir. Ki günümüz insanı da bunu oldukça iyi bir şekilde gerçekleştirmiş ve böylece bir zinciri kırıp insan olma yolunda bir adım atmıştır.

Bir diğer zincir ise Tarihin Belirleyiciliğidir. Şeriati şöyle der: "Historizm şu anlama gelir: İnsan ve bütün insani bireyler-herkes ve her 'ben'- tarih tarafından meydana getirilmiş şeylerden ibarettir."
Yani daha anne karnındayken hangi tarihin mirasçısı olacağımız bu cebr ile belirlenmiştir. İran, İslam ve Şiilik tarihini mi? yoksa Hristiyan, Ortodoks veya Türkiye, İslam Sünni tarihini mi miras alacağımızı belirleyen faktör Tarihdir. Şeriati'ye göre özgür irade sahibi ve seçme gücünü kullanabilen insanın bu zindandan çıkması da yine bilim ile mümkündür. Tarih bilimi ve Tarih felsefesini bilir ise kendisine hangi ideolojilerin dayatıldığını kavrayarak zincirini kırabilir.

Bir diğer zindan Toplum Belirleyiciliğidir. Toplumun bireyin üzerindeki cebri de yadsınamaz. Toplum bireye; dil, din, tarih, kültür, ahlâk vs. çok geniş alanlara ulaşan miras yüklemiştir. Bu egemen güç(toplum) karşısında birey, yine bilim sayesinde zincirini kırabilir. Sosyoloji bilmi ile içinde bulunduğu toplumu ve kendisine dayattığı ideolojileri tanıyan insan, bu zincirini de kırabilir.

Dördüncü ve son zindan en kötü zindandır. "Bu zindan, 'kendimdir'." Şeriati şöyle der: "Bende bir güdü, bir dürtü veya şiddetli bir eğilim olduğu ve beni sahip olduğum kuvvetli arzu ve zevk sebebiyle ister istemez kendine doğru sürüklediği zaman-bencillik, cinsel güdü, güç hırsı, paracılık vs. gibi- burada ben dördüncü zindan veya belirleyiciliğin yani kendi belirlenimimin esiriyim demektir."
Şeriati'ye göre bu dördüncü zindandan kurtulmak en zorudur. Çünkü bu bilim vasıtasıyla bilip, tanıyıp kırabileceğimiz bir zincir değildir. Bundan kurtulmanın formülü şudur: 'İsâr'(bireyin, insanın başkasını kendisine tercih ettiği bir aşamadır.) ile 'aşk' ile yani 'din' iledir.

Bu dört zindandan kendini kurtarıp beşer'den; bilinçli, seçen ve yaratan bir İnsan'a dönüşebilmemiz temennisiyle..
Kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.
Keyifli Okumalar.
77 syf.
·4 günde·Puan vermedi·
İnsanın Dört Zindanı:
1-Toplum
2-Tarih
3-Doğa
4- Kendim

Fıtrata uygun anlatımıyla harika bir insan tarifi... İçinde bulunduğumuz zindanları daha iyi tanımak, bilmek için okumalısınız...
77 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Ben kimim?
Insanlığın yıllardır cevabını aradığı o meşhur soru.
-Sahi ben kimim???
Insanlar hep bu soruyu merak etmiştir ve yıllarca tartışılmış ve binlerce farklı cevap vermistir. Hatta bu uğurda canlar bile verilmiştir. Hallac-ı Mansur gibi.
Ha birde insan ile beşeri de aynı keseye koyardık ya hatta eşanlamlısı olarak öğrendik yıllarca ve öğretmeye devam ediyoruz ne yazık ki.
Şimdi , Ali Şeriati'nin kaleminden Insanın Dört Zindani'na bir bakalim:
Okurken insan tekrar takrar düşünüyor gerçekten ben kimim? Ben yaratıcı mıyım , yaratan mıyım?
Ve aslına bakıldığında hem yaratıldık hem yaratıyoruz.
Insan ile beşerin de farklı terimler olduğunu çok net bir şekilde görüyoruz. Kitaba göre ne olduğunu ben şimdi söylemeyeceğim kitabi okumak isteyenler daha net bir şekilde görsün. Ben kendi yorumumla insan ve beşeri şöyle ayıra bilirim:
Bedenin ruh bulmuş hali beşer, ruhun beden bulmuş hali ise insandır bana göre.
Bu cümlenin içinden çıkmakta zor görünse de kitap sizi aydınlatacaktır.
Tek telime ile muhteşem bir kitap. Okuduğun her sözcük seni bir sarsıyor, düşündürüyor.
Beni üzen nokta yine kitabta F. Nietzsche'nin güzel ahlakı sonucu ölümüne sebep olan o olayın hüznünü tekrar hissetmek oldu. Iyi okumalar
77 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Bu kitabın ana konusu insanın girdiği dört zindandan ve ondan kurtuluşunu anlatıyor. İlk üç zindan olan: Tabiat,Tarih ve Toplum zindanından beşer kurtulmuştur ama kendi kendinin zindanından kurtulamamıştır. Bundan kurtulmanın tek yolu “isâr” dır. Yani kendini başkaları için feda etmek.

En zoru da bu değil mi?
77 syf.
·8 günde·10/10
Doğduğumuz zaman Türk mü, Kürt mü, Alevi mi, Sünni mi, beyaz mı siyah mi olacağimizı biz seçmiyoruz. Tüm bunlar önceden belirlenmiş ve bizde içine doğmuş oluyoruz.
Benim seçici özgür irademi kendi içinde baskı altında tutan, sınırlayan ve kayıt altına alan ve benim yerime seçim yapan bu dört illet zindan, şunlardan oluşmaktadır: 1. Tabiatın belileyiciliği, 2. Tarihin belirleyiciliği, 3. Toplumun belirleyiciliği, 4.Kendi belirleyiciliği.
Bu zindandan ancak ilimle, bilimle ve sosyolojiyle kurtulabileceğimizi anlatan muazzam bir kitap. Sosyal düzeni ve kalıplaşmış sistemin çarklarını, bireyi birey olarak değilde toplumun bir ürünü olarak görmenin kalıplaşmış sabit fikirler olduğunu bunu sosyolojiyle aşabileceğimizi muhteşem bir dille anlatmış. Sosyolojiye olan ilgim Ali Şeriatiyle dahada arttı.. Okumak, sorgulamak, düşünmek isteyen herkesin okumasini şiddetle tavsiye ederim...
77 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kendime soruyorum:

-Nasıl bir kitap?
-Kitap çok zengin bir içerik taşıyor. Edebi bir ağırlığı var. Felsefi bir ağırlığı var.
-Yani diğer aylarda okuduğum kitaplar gibi miydi?
-Hayır. Onlardan çok ama çok öte de. Tolstoy'dan 'İtiraflarım'ı okuyormuşsun gibi yahut Platon'un 'Sokrates'in Savunması'
-Peki, ne anlatıyordu?
- ''İnsan nedir?'' sorusu ile başlayıp insanın nasıl özgürleşebileceği meselesini ele alıyor. Vs. vs.
-Bu kadar mı?
-Filozoflardan referanslarla ama evet Nietzche'yi böyle tartışan bir yazarı ben daha önce okumamıştım, şöyle ki okurken gülümsüyor, dâhiyane buluyorsunuz fikrini ortaya sürüşünü.
-Evet, ben genelde böyle yazarlar okurum ama.
-Biraz daha farklı bir kitap bu hani ‘Küçük Prens' kitabı şöyle diyor: ''İnsan ancak yüreğiyle bakarsa bir şeyi iyi görür'' bunun gibi yalnızca bilinciyle ikna etmiyor yazar, kalbinizle de gerçeğe erişmenizi sağlamak istiyor.
77 syf.
·Beğendi·9/10
'İnsanın dört zindanı' Ali Şeriati'nin okuduğum ilk kitabıydı ve bundan sonra da diğer kitaplarını okumam için bir vesile olmasını umuyorum.Kitap gayet açık, anlaşılır bir dille yazılmış ve anlatılanlar biraz ilginizi çekiyorsa kitaba hemen adapte oluyorsunuz.Öyle ki bazı yerleri aklımda yer edinmesi için birkaç defa okudum zira muazzam tespitler bulunuyordu.
Kitaptaki dört zindan ; tabiat ,tarih, toplum ve kendi belirleyiciliği.
Bunlardan ilgimi en çok tabi ki şahsın kendi belirleyiciliği çekti.Yazara göre 'kendi'mizin sınırlarını aşmak en zoru çünkü belirli kalıplar içinde değildir ve kendini aşmak ancak kendinden yüce,aşkın olana yolculukla vuku bulur.Bu; 'fedakarlık', 'isar' ile açıklanıyor yani kendinden vazgeçerek başkalarının iyiliği için çabalama.İsar mantıkla açıklanamayacak kadar ulvi bir kavram dolayısıyla rasyonel akılla dünyaya bakan ve yalnızca kendini düşünmeyi öğütleyen bu sistemde anlaşılamıyor. Ancak karşılıklı bir beklentiye girmeden yapılan eylemler 'isar' oluyor. Burada Cemil Meriç'i de anmak gerekir:"İyilik eden mükâfat beklediği an tefecidir."

Kanımca insan tüm sınırları aşsa da kendinde takılıp kalıyor ve yalnız kendisi için yaşıyorsa bu hiç aşılamayacak bir duvar oluyor ve diğer zindanlardan kurtulması pek bir anlam ifade etmiyor.Çünkü ne kadar ilerlese de kendilik zindanında hapsoluyor. Burada konuyla alakalı hatrıma gelen birkaç alıntı paylaşmak istiyorum:
"Başkalarına hizmet götüren ve bunu bir şükür vesilesi sayan sonsuza açılmanın yolunu bulmuş demektir. Ne zaman ki nefsimize öncelik veririz, o zaman daralma başlar. Daralma başlayınca kendi kendimize bırakılırız. Kendi kendine bırakılan daha ne kadar daraltılabilir ki?"
Mehmet Lütfi Arslan

"Başımıza gelenler ve içine doğdumuz çevre seçimlerimizi sınırlar , karakterimizle o sınırları aşmaya gayret ederiz.Ama bazen kendi karakterimize meydan okumamız gereken zamanlar vardır.Galiba asıl değişim böyle zamanlarda gerçekleşiyor." Kemal Sayar

Ve son olarak da kitaptan bir alıntıyla bitirmek istiyorum:
"Aşk ise her şeyi bir amaç uğruna elden çıkarmak ve karşılığında hiçbir şey hiçbir ödül istememektir Bu büyük bir seçimdir seçimdir.Ne seçimi ? Başka biri yaşasın, bir ideali gerçekleştirsin diye kendine ölümü seçmesi."
Kendilik zindanımızdan kurtulup , hayra vesile olacak işler yapmak ve aşkla yaşayabilmek umuduyla...iyi okumalar
Hayatın sırrını mı arıyorsun? Onu ancak didinip çabalamakla bulursun. Irmağın suyunu denizde aramak ayıptır.
Ali Şeriati
Sayfa 75 - İşaret Yayınları
Bir öğretmen öğrencisine: "Tembel adam, iki yıldır aynı sınıfta kalmaya utanmıyor musun?" der. Öğrenci şöyle cevap verir: "Asıl sen utan; sen yirmi beş yıldır aynı sınıfta kalmışsın."
Descartes'in şu cümlesi oldukça meşhurdur: "Düşünüyorum, o halde varım". Bu, Descartes'in şüphesidir. Descartes, önce her şeyden şüphe etmiş, sonra böyle demiştir. Fakat şüphe etmekte olduğum hususunda şüphe edemem. Öyleyse ben varım ki şüphe ediyorum, şu halde ben varım. Sonra da "düşünüyorum, o halde varım." cümlesiyle tanındı, ünlendi ve bütün öğreti veya doktrinini bu cümlesine dayalı olarak ispatlayıp geliştirdi.
İkinci söz Gide'in sözüdür: "Hissediyorum, o halde varım".
Üçüncü söz de Albert Camus'nun şu sözüdür: "Başkaldırıyorum, o halde varım". Bu daha doğrudur. Aslında "var" olmanın bu üç ölçütünden her biri doğrudur. O, düşünüyor; vardır ki düşünüyor. Duyumsayan, hisseden kimse vardır ki hissediyor. Başkaldıran kişi vardır ki başkaldırıyor, isyan ediyor. Fakat burada üç tane "imek" (var bulunmak) vardır. İnsana özgü olan en üstün var oluş, "başkaldırıyorum, o halde varım" dır.
...her şeyden önce insan olma ve insanlaşma sorunu çözülmelidir.
Her sorunun temeli budur, ister sonra dine bağlı kalmak istemiş olalım, ister din dışı, ister sosyalist, ister onun karşıtı, ister ilerici, ister gerici;
sonradan izlemeyi ve ulaşılmayı dilediğimiz biçim ne olursa olsun, önce, bu sorun hepimiz için çözülmelidir...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanın Dört Zindanı
Baskı tarihi:
Kasım 2013
Sayfa sayısı:
77
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055482596
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Çehar Zindan-ı İnsan: Die Vier Gefanengnisse
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Fecr Yayınları
Baskılar:
İnsanın Dört Zindanı
İnsanın Dört Zindanı
Bu dört zindan hangisidir? Belirleyicilik/zorlayıcılık ne demektir? Bende var olan, ama benim tarafımdan seçilmiş olmayan her durum, her irade, her istek ve her eğilim, bir belirleyiciliğin/cebrin ürünüdür. Belirlenmişlikle yapılan özgürlük savaşı, insanın tabiatta kendisi olmak için, maddi bir olgudan Tanrı'ya doğru gitmek için verdiği savaştır. Benim seçici özgür irademi kendi içinde baskı altında tutan, sınırlayan ve kayıt altına alan ve benim yerime seçim yapan bu dört illet zindan, şunlardan oluşmaktadır:
1. Tabiatın belirleyiciliği, 
2. Tarihin belirleyiciliği, 
3. Toplumun belirleyiciliği, 
4. Kendi belirleyiciliği.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 2.226 okur

  • Muhammed Süs
  • Beyz
  • Rumeys’at
  • Turkmaestro
  • Rumeysa
  • Kamile fırat
  • Berna Karaca
  • Mehmet Arslan
  • bilgütay
  • Saliha Hızlıok

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.3
14-17 Yaş
%1.6
18-24 Yaş
%25
25-34 Yaş
%37.2
35-44 Yaş
%20.7
45-54 Yaş
%4.3
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%5.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%46.6
Erkek
%53.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%39.4 (220)
9
%23.4 (131)
8
%16.3 (91)
7
%7 (39)
6
%2.9 (16)
5
%0.9 (5)
4
%0.7 (4)
3
%0
2
%0
1
%1.1 (6)

Kitabın sıralamaları