·
Okunma
·
Beğeni
·
424
Gösterim
Adı:
İnsanın Yazgısı
Baskı tarihi:
Şubat 1987
Sayfa sayısı:
76
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Çeviri:
Fatih Ardıç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alan Yayıncılık
M.Şolohov'un 1957 yılında yayınladığı "insanın Yazgısı" küçük boyutuna karşın,
çağdaş dünya edebiyatının, savaşın yıkımlarını konu alan en çarpıcı, en insani,
en duyarlı ürünlerinden biri olarak kabul edildi, birçok dile çevrildi, ünlü rejisör
Bondarçuk tarafından 1959'da filme alındı. ·Olağanüstü özellikleri olmayan Andrey
Sokolov, savaşın tüm insanlara getirdiği acıyı yaşamış, ailesini yitirmiş, ama bu
yıkımlar karşısında asla eğilmemiş bir insan.Şolohov, Sokolov tipinde, tüm "yakınlarını
savaşta yitiren bir çocukla karşılaştığında, en insani duyguları yeniden uyanan ve
çocukla sıcak bir birlikteliği üstlenen bir insanı çızmekte. "İnsanın" savaşa, işgale ve
zulüme karşı direnirken kendi değerlerini de yitirmeyişinin, onlara sahip çıkışının
öyküsüdür "İnsanın Yazgısı"
76 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Olağanüstü özellikleri olmayan Andrey Sokolov, savaşın tüm insanlara getirdiği acıyı yaşamış, ailesini yitirmiş, ama bu yıkımlar karşısında asla eğilmemiş bir insan.
Şolohov, Sokolov tipinde, tüm "yakınlarını savaşta yitiren bir çocukla karşılaştığında, en insani duyguları yeniden uyanan ve çocukla sıcak bir birlikteliği üstlenen bir
insanı çızmekte. "İnsanın" savaşa, işgale ve zulüme karşı direnirken kendi değerlerini de yitirmeyişinin, onlara sahip çıkışının öyküsüdür "İnsanın Yazgısı". (Arka kapak yazısı)

Bir günde okunacak, bitene kadar elden düşüremeyeceğiniz bir eser.
İyi bir kıza rastlamıştım. Sessiz, neşeli, iş bilir ve akıllı. Bana fazlaydı doğrusu. Yaşamı daha çocukluğunda anladığı karakterinden belliydi. Dışardan birisi için gösterişli sayılmazdı, ama ben ona yakındım ve gözünün içine bakıyordum. Bana göre dünyada ondan daha güzel, daha hoş birisi yoktu ve olamaz da.

İşten yorgun argın dönerdim bazen, şeytan gibi çarpardım herkesi. Kaba kaba konuşurdum, tek bir yanıt bile vermezdi. Anlayışla, sessizce, nasıl sakinleşti­receğini bilemeden, yetersiz kazancımızla güzelim yemeğini hazırlardı. Bu hali beni yatıştırırdı, sonra onu kucaklar ve:

- Affet, sevgili İrinkam, küstahlık ettim, fabrikada işler canımı sıktı bugün, anlıyorsun değil mi? derdim. Huzurumuz sağlanmış olurdu yine, ruhum sakinleşirdi. Çalışan insan yaşamında bu huzur ne anlama gelir, bilir misin, kardeşim? Sabahleyin fişek gibi kalkar, fabrikaya giderdim, gözümü kırpmadan çalışıp her işi becerirdim! İnsanın akıllı bir karısı, hayat arkadaşı olması işte bu demektir.
Uzun süre konuşmadan sert sigaralarımızı içtik. Çocukla nereye gittiğini, yolların çamurla kaplı olduğu bu mevsimde yolculuğa çıkmasının nedenlerini sormak istedim, ama o benden önce davrandı:

- Savaş boyunca hep direksiyon mu salladın?
- Hemen hemen.
- Cephede miydin?
- Evet.
- Cephede benim de anamdan emdiğim süt burnumdan geldi, kardeşim.

İri, siyah ellerini dizine koydu, sırtı kamburlaştı. Adama bir göz attım, içim burkuldu. Siz, üzerine kül serpilmiş duygusu veren, durgun, öldürücü bir acıyla dolu olduğundan bakmaya cesaret edemeyeceğiniz gözler gördünüz mü hiç? Bir rastlantı sonucu karşılaştığım adamın gözleri işte bu cinstendi.

Çitten kuru, eğri bir dal koparıp bir süre dalgın dalgın kum üzerinde gezdirdi, birtakım karışık şekiller çizdi, sonra yeniden konuşmaya başladı.

-Bazen, gece uyku tutmadığında, boş gözlerle karanlığa bakıp düşünür insan! "Yaşam beni böyle niye yıktı? Niye bu kadar perişan etti?". Bu soruya ne karanlık yanıt verir, ne de açık, pırıl pırıl bir güneş ... Yanıt beklemek de boşuna!
Çocukların belleğinde anı bazen bir şimşek gibi çakar. Bir an içinde yanar, söner. İşte, onun belleği de, şimşek gibi, ara sıra çakarak işliyor.
Ailemden sık sık mektup alıyordum, ben de ara sıra birşeyler yazıyordum. Geri çekilmemize rağmen, zaman zaman savaştığımızı, bir süre sonra bütün gücümüzle toplanıp saldırıya geçeceğimizi ve o zaman düşmanları ezeceğimizi falan yazıyordum. İnsan daha ne yazabilir? Mide bulandırıcı bir devirdi, mektup yazmak insanın içinden gelmiyordu. Ben, dokunaklı şarkılar çalıp insanların duygularını sömürenlerden değilim ve salyası akan, her gün olup biteni karılarına, sevgililerine yazan, ağlarken akan sümüklerini mektup kağıdına bulaştıran­lara katlanamam. Bir de savaşta, günün birinde öldürüleceklerini, bunun dayanılmaz, zor bir şey olduğunu yazarlar. Geride kalan kadınlarımız ve çocuklarımızın da savaşın içinde olduğunu anlamak istemediğinden salyaları akan, herkesin, kendilerine acımasını isteyen, sızlananlara elbise giymiş kancık köpek denir. Bu karakterdeki insanlara her yerde rastlanır. Kadınlarımızın ve çocuklarımızın bu ağır yük altında ezilmemeleri için onlara güç vermemiz gerekmez miydi? İşte ezilmediler, ayaktalar! Ama bu alçak, gözü yaşlı adiler acıklı mektuplar yazarak emekçi kadınlarımı­zı ayakları altında kütük ezer gibi eziyorlardı. Böyle acıklı bir mektuptan sonra o zavallı kadın perişan oluyor, çalışamaz hale geliyor. Hayır! Eğer sonuna kadar sabretmek, her şeye katlanmak gerekiyorsa, katlanacak­sın, yoksa, erkekliğin askerliğin ne işe yarar. Ama, mayanda kancıklık varsa erkek elbisesi giyeceğine büzgülü etek giy ki cılız bacakların görünsün, sonra, cephe gerisinde karıya benzemek için pancar tarlasında zararlı otları ayıkla, ya da inek sağ, cephe zaten pislik dolu, böyle kancığa hiç gerek yok orada.
“Siz, üzerine kül serpilmiş duygusu veren, durgun, öldürücü bir acıyla dolu olduğundan bakmaya cesaret edemeyeceğiniz gözler gördünüz mü hiç?”
“Yaşam beni böyle niye yıktı? Niye bu kadar perişan etti? Bu soruya ne karanlık yanıt verir, ne de açık, pırıl pırıl bir güneş...”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanın Yazgısı
Baskı tarihi:
Şubat 1987
Sayfa sayısı:
76
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Çeviri:
Fatih Ardıç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alan Yayıncılık
M.Şolohov'un 1957 yılında yayınladığı "insanın Yazgısı" küçük boyutuna karşın,
çağdaş dünya edebiyatının, savaşın yıkımlarını konu alan en çarpıcı, en insani,
en duyarlı ürünlerinden biri olarak kabul edildi, birçok dile çevrildi, ünlü rejisör
Bondarçuk tarafından 1959'da filme alındı. ·Olağanüstü özellikleri olmayan Andrey
Sokolov, savaşın tüm insanlara getirdiği acıyı yaşamış, ailesini yitirmiş, ama bu
yıkımlar karşısında asla eğilmemiş bir insan.Şolohov, Sokolov tipinde, tüm "yakınlarını
savaşta yitiren bir çocukla karşılaştığında, en insani duyguları yeniden uyanan ve
çocukla sıcak bir birlikteliği üstlenen bir insanı çızmekte. "İnsanın" savaşa, işgale ve
zulüme karşı direnirken kendi değerlerini de yitirmeyişinin, onlara sahip çıkışının
öyküsüdür "İnsanın Yazgısı"

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • Yagmurdakisessizbulut
  • Zafer
  • Kyrios & Maldoror
  • Ezren Yeliz Başaran
  • Ceren
  • SihirliFlut
  • Adil Adem
  • NecmettiN
  • Erol Muzaffer
  • Ali Uğur Erşahin

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (1)
9
%33.3 (2)
8
%33.3 (2)
7
%16.7 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0