İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.285
Gösterim
Adı:
İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754680263
Kitabın türü:
Çeviri:
İsmet Zeki Eyüboğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı
İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı
İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Temeli ve Kökenleri
İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Hakkında Nutuk
Cenevre’de saatçi ustası olan babasının yanından ayrılan; mesleksiz, işsiz, parasız ve hiçbir toplumsal statü ile bağlantısı olmayan Jean-Jacques Rousseau, yeni bir çağın oluşumunun öncesinde, çağımızın birçok sorununu yaşayacak ve bunları düşünüp değerlendirmeye çalışacak olan yeni bir insan tipinin ilk örneğidir.



Onun yalnızlığı, 1756 Lizbon Depremi’nde yayımladığı bildirisiyle olayı hâlâ Tanrısal iradeye bağlayan Papa’nın yalanını da; Papa’nın deklerasyonundaki yalanı vurgulayan ama bunu yalnızca jeolojik bir olay olarak sunan Voltaire’in yalanını da fark eden ve yaşanan depremin toplumsal sistemin ürünü olduğunu, yıkımın ve ölümün gelip yoksul mahallelerin başına çöktüğünü gören bir düşünürün yalnızlığıdır. Bu nedenle, günümüzdeki “depremleri”, “çöküntüleri” yalansız dolansız anlamak isteyen herkesin yeniden ve yeniden okuması gereken bir düşünürdür Rousseau.

Ünsal Oskay
224 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
J.J.Rousseau temel felsefesindeki düşüncelerini bu kitapta tüm açıklığıyla ortaya koymuştur. İnsanların doğuştan günahsız ve iyi olduğunu savunan Rousseau, çevresel faktörler, yaşam zorluğu, toplumsal baskılar sebebiyle giderek gerçek benliğinden uzaklaşarak iyilik ve erdem gibi değerlere karşı yabancılaştığı, bencilleştiği savındadır. İlkçağlarda yaşayan vahşi insanların doğal ve bağımsız olduğunu, günümüzde ise kişisel çıkarlar, üstünlük, hakimiyet kurma hırsları sebebiyle dışa daha bağımlı hale geldiklerini, bütün bunların da insanlar arasındaki eşitsizlikleri arttırdığını ifade etmektedir. Eşitlik, adalet, bağımsızlık, erdem gibi değerlerin sıkı savunucusu olan filozofun, her ne kadar subjektif bir değerlendirme olarak görülecek olsa da; felsefeyle ilgilenmeyenler dahil okuyan herkesin perspektifine pozitif katkı sağlayacağı kanaatindeyim.
224 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Neden deprem hep yoksul mahalleleri vurur neden hep açlık sefaleti gece kondularda yasayanlar görüyor bu tanrının bir imtihanimı yoksa toplumsal cozülmelerin bir pratiğimi bunun çözümlenmesinin yapıldığı bir eser ve okunması üzerine düşünülmesi gereken bir eser
224 syf.
·28 günde·Beğendi·10/10
Rousseau, iktidarla, görünüşte bile uzlaşmaya benzeyen her türlü anlaşmayı reddetmiştir. Sınıf kavramından önce, Fransa’da toplum üç toplumsal tabakaya ayrılırdı.
1. Asiller
2. Din adamları
3. Diğerleri (burjuvalar, zanaatkarlar, Köylüler, İşçiler )
Bu dönem başlıca ideolojik kaynağı Katolik kilisesi olan derebeylik rejiminin ve mutlak krallığın temellerini yıkmaya çalışılan ve bütün düşünce alanlarında yeni bir dünya görüşünü işleyip ortaya çıkarılan büyük eserlerin yaratıldığı dönemdir.
Üçüncü toplumsal tabaka mutlak krallığa, derebeylik aristokrasine ve her yeni düşünceye direnmenin başlıca merkezi olan kiliseye karşı birleşmiştir. Bu cephe, Fransa devrimine kadar savaşımı sürdürecek, yönetecektir.
Rousseau küçük burjuva ve büyük burjuva ayrımına iner. Küçük burjuva halktandır. Büyük burjuva ise halka baskı kurmaya çalışır.
Rousseau boyunduruğun hiçbir türüne dayanamaz. Her şeyden fazla , baskıdan acı çeker ve özgürlüğüne sataşıldığı zaman bırakır gider. Yoksulluğu ve serüveni yaldızlı bir köleliğe her zaman üstün tutacaktır. Onda hiçbir şey özgürlük aşkından daha derin değildir . kendi kendisi olmak hayatında , duygularında ve fikirlerinde hep özgür olmak ister.
224 syf.
·6/10
Açıkça yargılamak gerekirse, hayal kırıklığına uğradım; Rousseau'dan daha fazlasını beklerdim, ancak karşılaştığım yalnızca çelişkili bir kitap oldu. İçeriğin güzel düşüncelerle çevrili olması, bir kitabı yetkin, totalde açığa çıkacak fikri de kabul edilebilir yapmaz. İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı, bu noktada ne demek istediğimin net bir örneği olmuş diyebilirim. Anlatmak istediklerini pek etkili bir şekilde, kendi kafasındakileri de mantık çerçevesi içinde bir potada eritemeden yazmaya giriştiğini tahmin ediyorum Rousseau'nun. Zira Toplum Sözleşmesi'ni okursanız bu kitaptan önce veya sonra, tam olarak ne demek istediğim iki metnin örneğiyle kolayca anlaşılabilir. Oradaki oturmuş fikirleri, buradaki olgunlaşmamış cümlelerle kıyasladığınızda açıkça tatmin olmayacağınız bir kitapla karşı karşıya olduğunuz kanaatine varabilirsiniz böylece. Çevirmenin notları da dikkatinizi uyandıracak, çelişkileri fark etmenize yardımcı olacak nitelikte. Ayrıca, girişte uzun bir biyografi ve metnin incelemesi de bulunuyor; kitabın başka bir artısı da bu.

Neticede söyleyebileceğim, Rousseau'yu bu kitapla tanımanızı istemeyeceğimdir.
Dikkatli okumalar.
224 syf.
·10/10
İnsanlar arasındaki 1. Eşitsizlik Doğal yada fiziksel eşitsizlik 2. İse manevi ve politik eşitsizlik aslında sorun bu ikinci eşitsizlik sanırım sömürü düzeni...
224 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Not: Eserin bitiminde uygarlığa ket vurup vahşi(ilkel) insana dönme arzunuzun şiddetlenmesi kuvvvetle muhtemel!

Dijon Akademisi " İnsanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağı"  ile ilgili program hazırlar. Bu hususta J.J  konu hakkında derin düşünebilmek için 6-7 günlük bir seyahata çıkar, sonucunda  mevzubahis eser o döneme dem vurur.

J.J. o dönemdeki yaygın görüşün aksine uygarlığın toplumdaki örf ve âdetleri çöküntüye uğrattığını dillendirir ve bu görüşü büyük bir ses getirir. Gerekçesini ise özel mülkiyete hamleder. J.J.ye göre her şeyin başı özel mülkiyet...

Tarım, ailenin sosyal başlangıcı ve farklı yönetim biçimlerinin oluşmasını dahi özel mülkiyete bağlar. Ve der ki;  insanlar doğa durumundayken özgür bir mâhluktular. Uygarlıkla beraber insanlar öz doğasından uzaklaşıp bambaşka bir insana evrildiler. Öyle ki bireyler özel mülkiyetten dolayı aşırı bir hırsa, ihtirasa ve tutkuya kapıldılar. Dolayısıyla doğa durumunda iyi olan insan toplumsal hayata geçişiyle beraber kötü bir varlık haline gelmiştir, yani kötülük toplumun kurumsallaşmasının sonucudur.

Toplumun kurumsallaşmasıyla insanlar, kişisel çıkarları için, aklı duyulardan daha fazla önemsemeye başladı. Bu da insanın yozlaşmasına neden oldu. Artık insanlar bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın havasına girmişlerdi bile!

İşte, hırs ve tutkunun yozlaştırdığı insan köleliğe saik oldu: zenginler özel mülkiyetine, para, köle olurken; fakirler hizmete köle olmuşlardı.

J.J.ye göre; Birey doğa durumundayken sahip olduğu erdemleri toplumsallaşmayla beraber yok etmişti, çünkü insan doğadan uygarlığa geçişle özgürlüğünden ödün vermiştir. Bu değerlerden iki tanesi şudur:
1) Acıma duygusu
2) Merhamet

Uygar topluma geçişle bireyler duyarlı varlık olmaktan öte yalnızca ihtirasları için hareket ettiğinden akıl önem kazanmıştı; bu da iki değerin yok olmasına neden olmuştur.

Uygarlığın gelişmesine paralel olarak mülkiyet anlayışının değiştigini söyler. Bu da insanları doğal ortamından kopmasına neden olup eşitsizliğin başlamasına sebebiyet vermiştir.

Eşitsizlik iki şekilde vuku bulmuştur:
1) Fiziki eşitsizlik
Bu eşitsizlik insanın iradesi dışında olduğu için üzerinde pek söz söylemez

2) Politik eşitsizlik
Zengin olma, toplumsal statü, itibârlı kişi olma vs bu eşitsizliği de gene özel mülkiyete bağlar.

Rousseau,  özel mülkiyete karşıdır, çünkü ona göre özel mülkiyetin hiç olmadığı yerde haksızlık da olmayacaktır. Özel mülkiyet oluşmasaydı, insanlık nice suçlardan, nice savaşlardan, nice cinayetlerden, nice yoksulluklardan ve nice korkunç olaylardan esirgenmiş olurdu.

Özetleyecek olursam
Rousseau’ya göre insanlar uygarlaşınca aralarında eşitsizlik baş göstermiştir. Vahşi( ilkel) insan sadece zaruri gereksinmelerini karşılarken, medeni insan ise toplumsal statü, zenginlik gibi oluşturulan yapay değerleri önemsemiştir.

" Şairlere göre insanı uygarlaştıran altın ve gümüş; filozoflara göre ise demir ve buğdaydır. Amerika yerlileri bunların hiçbirini bilmedikleri için temiz kalmışlardır. "

" İlkel insan özgür ve bağımsızdı. Uygar insan ise pek çok yeni gereksinimler sonucu doğaya ve diğer insanlara boyun eğip köle olmuşlardır, der."  Başka insanlar üzerinde egemenlik kurmak isteyenler, buna karşı çıkanlar ve kulluk etmeye hazır olanlar arasında eşitsizliğin kolayca yayıldığını dile getirir.

Rousseau' ya göre; her şeyin başı özel mülkiyetdir.
224 syf.
·4 günde·8/10
Bu kitap ile tanışmam İlber Ortaylı’nın Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabı sayesinde oldu. Atatürk’ün bu kitabı özgün diliyle okuduğunu ve başucu kitaplarından birisi olduğunu öğrendikten sonra hemen okuma listeme ekledim. Kitabı okumadan önce Atatürk’ün meclis konuşmalarında J.J.Rousseau’dan birçok defa alıntı yaptığını da öğrendim.

Kitabın konusuna gelecek olursak, kitabın ismi bize her şeyi anlatıyor. Rousseau eşitsizliğin kaynağını okuyucularına aktarırken bunu ilk insandan itibaren ele alıyor ve kitabın yazıldığı güne kadar ilerliyor. Kitabı okurken felsefik bir “Sapiens” kitabını okuyorum gibi hissettim.

Kitapta eşitlik ve özgürlük düşüncesi ön planda. Kadınlara ilk defa seçme ve seçilme hakkı 1900’lü yılların başında verilmesine rağmen Rousseau 1750’li yıllarda bu konuyu kitaplarında ve konuşmalarında açıkça savunmuş.

Kitabı okurken açıkcası zorlandım. Sık sık okumamda kopmalar oldu. Kitaptaki çoğu cümlelerin çok uzun olması cümleyi hatta paragrafı tekrar baştan okumama sebep oldu. Kitap genel olarak zor ama yazıldığı döneme göre etkileyiciydi.
" Kodamanlar, zenginler, yüzyılın mutluları, Tanrı yok olduğunda rahatlayacaktır ; fakat ne var ki bir öte dünyayı beklemek, halkı ve yoksulları teselli etmektedir. " sözlerini içinde barındıran müthiş bir eser.
224 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İnsanı ilk doğduğu günden itibaren ele alan yazar, zamanla insanlar arasındaki doğal olan ,fiziksel eşitsizlik haricinde, eşitliğin insanın müdahaleleri sonucu bozulmasını anlatıyor.Daha doğrusu "özel mülkiyet" sebebi ile eşitliğin bozulma sürecini anlatıyor . Fakat yazar insanı ilk sayfalarda oldukça doğal anlatırken "özel mülkiyet'in" nereden ,nasıl ortaya çıktığını açıklayamıyor. Baştan ayrıntılı olarak anlattığı eşitliği birden kendisinin bile açıklayamadığı şekilde bozuyor.
224 syf.
Jean-Jacques Rousseau hayatı boyunca yalnız bırakılmış, yalnız gezerin düşlemlerini okudğumda hayatına çok üzüldüm bazen bu yaşantıları değiştirmek için elimizden bir şey gelmiyor yaşantısı toplum içindeki konumları adlandırmasında etkili olmadığı için kitap başında da ilettiği Voltaire mektubunda güzel ifade etmiş :
kitabı kendisine gönderdiği için Rousseau'ya tesekkür eden Voltaire'in 30 ağustos 1755 tarihli, ünlü mektubu yayınlanır:
«Bizi yeniden hayvan yapmayı istemek için bunca zekâ simdiye kadar hiç kullanılmamıstı; eserinizi
okuyup bitirince insanın içinden dört ayak üzerinde yürümek isteği geliyor.»
Rousseau, insanı vahset haline yeniden götürmeyi hiçbir zaman istemis olmadığını bildirip itiraz ederek, buna cevap verir»
224 syf.
Kitabın birinci bölümü 93.sayfada başlıyor,şunu bir vurdurup 224 yapalım demiş olabilirler. Onun dışında sevgili çevirmenin bahsettiği gibi kitaptaki notlar saçma sapan. Madem saçma sapan neden ekledin ya da neden böyle alakasız olduğunu bildiğin halde düzeltmedin diye sormak lazım,tabi bir yerlerde "kitaba notlarım alakasız yazdım bunun için teşekkür ediyorlardır herhalde" falan demiyorsa.
kitap alacaklara bu genel bilgiyi verdikten sonra içeriğinden bahsedelim:
insanın doğadaki ilk halinden başlayarak gelişimi ve bu gelişimlerin yarattığı olumsuzluklar incelenir. rousseau'ya göre gelişmeler eşitsizliği de beraberinde getirir. eşitsizlik üç aşama sonrası oluşmuştur:
1-mülkiyet hakkının oluşması
2-görev makamlarının kuruluşu
3-kanunlara uygun erkin keyfi erke dönüşmesi
zengin ve fakirin oluşması birinci dönem tarafından,güçlü ile zayıfın oluşması ikinci dönem tarafından,efendi ile kölenin durumu da üçüncü dönem tarafından haklı kılınmıştır ona göre.
224 syf.
·18 günde·7/10
Kitap hakkında tek bir şey söyleyeceğim.Ne kadar zeki ne kadar entellektüel olursanız olun bazı kitapları anlamak için çok yavaş okumak lazım.Bu da öyle kitaplardandı.
Sonunda kanıtlardım ki büyük yığınlar karanlık ve sefalet içinde sürünürken bir avuç erkli ve zengin insan büyüklüğün ve servetin doruklarında bulunuyorsa erkliler ve zenginler ellerindeki nimetlerin değerini ancak yoksul yığınlar bunlardan yoksun oldukları ölçüde bilirler zenginlerin ve erklilerin durumlari değişmeden bile halk yoksulluktan kurtulursa onlar artık mutlu olmayacaklardır.
İnsanlar arasındaki ilişkilerde bir insanın başına gelebilecek en kötü olay, kendini başka birinin keyfine ve insafına bağlı bırakmaktır.
Bir köle kadının çocuğunun da köle olarak doğacağını ciddi ciddi söyleyen hukukçular, bir insanın insan olarak doğmayacağına, başka terimler kullanarak karar vermişlerdir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı
Baskı tarihi:
Şubat 2013
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754680263
Kitabın türü:
Çeviri:
İsmet Zeki Eyüboğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı
İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı
İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Temeli ve Kökenleri
İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Temelleri Hakkında Nutuk
Cenevre’de saatçi ustası olan babasının yanından ayrılan; mesleksiz, işsiz, parasız ve hiçbir toplumsal statü ile bağlantısı olmayan Jean-Jacques Rousseau, yeni bir çağın oluşumunun öncesinde, çağımızın birçok sorununu yaşayacak ve bunları düşünüp değerlendirmeye çalışacak olan yeni bir insan tipinin ilk örneğidir.



Onun yalnızlığı, 1756 Lizbon Depremi’nde yayımladığı bildirisiyle olayı hâlâ Tanrısal iradeye bağlayan Papa’nın yalanını da; Papa’nın deklerasyonundaki yalanı vurgulayan ama bunu yalnızca jeolojik bir olay olarak sunan Voltaire’in yalanını da fark eden ve yaşanan depremin toplumsal sistemin ürünü olduğunu, yıkımın ve ölümün gelip yoksul mahallelerin başına çöktüğünü gören bir düşünürün yalnızlığıdır. Bu nedenle, günümüzdeki “depremleri”, “çöküntüleri” yalansız dolansız anlamak isteyen herkesin yeniden ve yeniden okuması gereken bir düşünürdür Rousseau.

Ünsal Oskay

Kitabı okuyanlar 188 okur

  • klon
  • Mehmet
  • Loma
  • Murad Czr
  • Alaca Cafer
  • Murat YAYA
  • fatoş
  • SihirliFlut
  • Songül Esmer
  • Engin Bulut

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%30
25-34 Yaş
%27.5
35-44 Yaş
%32.5
45-54 Yaş
%7.5
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%30.1
Erkek
%69.9

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.4 (15)
9
%8.5 (5)
8
%27.1 (16)
7
%6.8 (4)
6
%3.4 (2)
5
%3.4 (2)
4
%3.4 (2)
3
%0
2
%0
1
%0