İnsanlar Uyanıyor

·
Okunma
·
Beğeni
·
774
Gösterim
Adı:
İnsanlar Uyanıyor
Baskı tarihi:
Şubat 1993
Sayfa sayısı:
221
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754180770
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
İnsanlar Uyanıyor
İnsanlar Uyanıyor
...
İsterse ona aylık bile bağlayacaklardı.
- Sağolun ama, benim öyle büyük hizmetlerim yok, dedi, hem elim ayağım tutarken çalışmalıyım... Ben ne yaptım ki size, burdan ayrılmamı istemiyorsunuz?
Manav,
- Daha ne yapacaksınız, dedi, sizin iyiliğinizi unutamayız. Siz bu gecekonduya taşınınca, sizi dikizleyip gözaltında tutmak için, çöpçü kılığında, boyacı kılığında polisler geldi. O polisleri kontrol için de daha başka polisler geldi. Buraları ana baba günü oldu.
Bakkal,
- İlkin bizden sorup öğrenirlerdi sizin neler yaptığınızı... dedi.
Manav,
- Bunlar hep bizden alışverişe başladılar... Sonra eskici geldi, kundura tamircisi, şekerci, turşucu, simitçi filan geldi.
Kahveci,
- Ben de, dedi, bir kahve açıp sayende geçinmeye başladım beyim. Akşama kadar kahvemde oturuyor, tavla, iskambil oynuyorlar, enazından üçer dörder kahve içseler, tamam.
...

Bu kitapta Aziz Nesin'in, "İnsanlar Uyanıyor", "Karısı Haklı", "Estağfurullah Üstadım!", "Nokta Nokta Nokta", "Trong Cinsi Köpek", "Dingirdemeyen Bişey", "Ne Hale Gelmişiz", "Eşeğin Çulu N'oldu?", "Zâtıdevletleri'nin İbiş'i", "Adını Söylemem", "Şeker Olduktan Sonra", "Parle Vu Fransızca", "Şiirden Anlayan Kadın", "Bir Çin Hikâyesi", "Kurtulsun Beşeriyet!..", "Bir Mikrop Eksilir", "Elden Gelen Bu", "Ne Büyük Adam", "Aşk Oyunu", "Onbeş Numara", "Yirmi Yıl Sonra", "Bulgaristan'dan Gelen Telgraf" ve "Başkalarının Aklına Uyduk" adlı öyküleriyle, "Ünlüler Geçidi" başlığı altında toplanan gülmeceli yaşamöyküleri yer alıyor.
248 syf.
Aziz Nesin, kitaplarını okumadan önce hayatını öğrendiğim, çoğu zaman da kötü öğrendiğim biridir. Hakkında duyduklarım ateizmden sosyalizmden ve madımaktan ibaretti. Bu kitaptaki kısa öykülerini okuduktan sonra, beni çok kez güldüren bu adama ciddi saygı duydum ve hakkında yorum yazmaktan utandım. Kısa öykülerinin bir kısmını içeren bu kitapta, sizin de benzer duyguları yaşayacağınızı sanıyorum. Öykülerin büyük kısmının gerçek olaylar olduğunu söylüyor aynı zamanda yazar. Okumanızı tavsiye ederim.
- Bre kadın, yabancı memlekete geliyorsun, iki üç türkçe kelime öğren be… Değil mi ama…
- Çok doğru. Yani biz olsak, kaşla gözle, işaret mişaretle gene derdimizi anlatırız. Bu yabancılarda hiç iş yok
-Ben öldürmedim kızımı. İntihar etmiş kendisi sabahın seherinde. Ne duyduk, ne de gördük. Anası uyandırayım diye odasına girdiğinde asılı bulmuş öyle. Bizler fakiriz; ama hiç bir şeyini de eksik etmedim. Her gün aş pişer bu hanede. Bayramda seyranda giyim kuşam da alırdık. Okumak istedi, ona da yok demedik. İstesem, okutmazdım mesela. Hevesini kırmadım bir baba olarak. Liseyi bitirmesine izin verdim. E daha ne? Nasihatlarım olurdu tabi arada. İyiliği için dövmüşlüğüm de vardır. Severdim kızımı ben. Pek konuşmazdık. Zaten anası vardır, ablası vardır; bir derdi oldu mu onlara söylüyordur. Ben muhafazakarımdır. Namazımda niyazımda bir adamım. Bize uymaz arkadaşlığı olsun, çevresi olsun. Ha gençtir, özentisi olur; ama gereğini yapmak baba olarak bana düşer. Gereği neyse yapmışızdır. Çalışmaya yeltendi bir ara; zaman belli, ne işinde çalışacakmış ki,? Korudum kolladım kızımı ben. Kollamak ne zamandır baskı oluyormuş? Yazısı buymuş nihayetinde, Allah rahmet eylesin…

-Anayım, içim yanıyor….Niye böyle bir şey yaptı bilmiyorum. Ev işi sevmezdi kızım; yemekti, ütüydü gelmezdi elinden. Gözü dışarıda demeyeyim de, olmaz işleri düşünürdü hep. “Okuyayım” dedi, “çalışayım” dedi. Nerede okuyacak da nerede çalışacak? Bir ara tuhafiyeye girdi; laf atan olmuş buna. Tamam, ben de dövdüm; ama iyiliği için. İşsizliği mi, düzeni mi ne, protestoya gitmişti bir kere. Babasının da, abisinin de kan beynine sıçradı. Kapanmıştım kızımın üstüne; yine yara bere olmuştu her tarafı. Baskı yapmadım değil, yaptım. Odasından çıkartmadım. Ama niye? Evlensin diye, evini açsın, yuvasını kursun diye. İster miydim sonu böyle olsun? Kaderi böyleymiş, toprağı bol olsun

-Ben abisiyim. Sonuçta bacımızdır, hayırla anmak gerekir. İçi temizdi, sonra saygılıydı bana. Ama bilirdim ki fikirleri zıttı. Belli etmezdi,ama asiydi. Mahallede, adamın biri bir kediyi tekmeledi diye üstüne yürümüştü adamın bu kız başına. Dövmezdim diyemem, ama iyiliği için yani. Bir kere sinemaya gittiğini haber almıştım. Böyle sanat filmi mi ne, bir hafta dedikodusunu yaptılar buralarda. Namusumuz beş paralık oldu. Ha gereken cezayı vermedim mi abisi olarak, verdim. Hanım olsun istedim, çoluk çocuğa karışsın istedim. Beğenmedi kimseleri. Kız kurusu çıktı başımıza. Ama iyi kızdı bence. İyi yapmadı intihar etmekle; büyük günaha girdi yani. Neyse, Allah günahlarını affetsin…

-Ben onu daha iyi anlardım ablası olarak. İçini bana açardı. Konuşmaları falan tuhaf olurdu bazen. “Kendi ayaklarımın üzerinde duracağım ben, beni kimse ezemeyecek” der dururdu. Dayanamadım, bir kere de ben dövdüm. Başına kötü bir şey gelmesin diye, iyiliği için. Evlenmeyecekmiş de, tek başına yaşayacakmış da, anca seveceği, kendisine saygı duyan bir adam bulursa, o zaman belki fikri değişirmiş de… Saçma sapan şeyler işte. Eve gizliden kitap getirirdi. Şöyle bir bakardım da anlamazdım. Şimdi düşünüyorum da, aslında iyi bir insandı; aslında belki iyi şeylerdi yapmak istediği. Ne bileyim ben, bizim namusumuzda olmaz öyle şeyler. Ama namussuzdu da diyemem. Öldü gitti işte,…Bütün elbiselerini, eşyalarını attı bizimkiler. Yaktılar kitaplarını sobada. Yanmış kitap kokusu serpiliverdi sokağa… O kokunun içinde kardeşimin kokusunu hissettim… Kardeşim gibi koktu kitaplar, kitaplar gibi koktu kardeşim… İkisini ayırmıştım kitaplarının. Cengiz Aytmayov diye bir yazar, ”İlköğretmenim”; biri de Aziz Nesin, gerçi şeytan derler o adama ama kardeşim şeytana tapmazdı. Kardeşim okumuşsa vardır bir bildiği, “İnsanlar Uyanıyor”kitabın adı da. Özlüyorum kardeşimi aslında, çok özlüyorum aslında…Feminist miydi komünist miydi bilmiyorum ama çok günahkar da olsa cesurdu, saftı aslında… Bağrıma basamadım ölüsünü bile; bu iki kitabı bağrıma basıyorum geceleri… Neyse işte, mekanı cennet olsun…

-Ergür Altan
- ibn-i Haldun ne kadar da haklıymış diye düşündüm. “Coğrafya kederdir.” Derken ne kadar da haklıymış.
Aziz Nesin
Alıntı değildir!
"Yabancı Türkologlar, Türkçede sövgünün her dildekinden daha çok olduğunu söylerler. Bunun gerçek olduğunu ille de yabancılardan öğrenmemiz gerekmez. Çok sövüp sayarak, kalaylayarak konuştuğumuzu kendimiz de biliriz. Dahası, bununla övünürüz bile...

Şişine şişine, 'Dilimiz lastikli efendim,
ne yana çeksen o yana gider!..' deriz.
Çok zengin bir sözlüğümüz ve çok eski bir sövgü geleneğimiz vardır; bütün ortaoyunu ve Karagöz oyunlarının yüzde yetmiş bölümü, bu lastikli sövgülerden yutturmacalarla doludur.

Öyle söveriz, öyle söveriz ki,
bütün bir gün, bütün bir hafta ağzımızdan sövgüden başka hiçbir kelime çıkmadan konuşabilir, tartışabilir, sevişebilir,
her dilediğimizi anlatabilir,
yani doğal yaşamımızı sürdürebiliriz.

Alın, şu yazıya “şeyoğluşey” diye geçirdiğimiz sövgüyü...
Kızdıklarımıza, – Şeyoğluşey!.. diye bağırırız. Hoşumuza gidenleri,
– Vay şeyoğluşey!.. diye severiz. Beğendiklerimizi, – Hay şeyoğluşey!..
diye överiz.

Ya değer verdiklerimize?..
Yazısını beğendiğimiz bir yazar mı,
resmini beğendiğimiz bir ressam mı, politikasına değer verdiğimiz bir politikacı mı, hemen değer yargımızı açıklarız:
– Vay şeyoğluşey, amma da yazmış yani... Ne resim be, vay şeyoğluşey...
Ulan amma şeyoğluşey,
ne konuşmuş yahu!..
Bitek “şeyoğluşey” kırk elli değişik duygumuzu anlatmaya yeter."
Aziz Nesin
"Nokta Nokta Nokta" öyküsünden...
Vay şeyoğluşey, amma da yazmış yani...Ne resim be, vay şeyoğluşey...Ulan amma şeyoğluşey, ne konuşmuş yahu!.. Bitek "şeyoğluşey", kırkelli değişik duygumuzu anlatmaya yeter.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanlar Uyanıyor
Baskı tarihi:
Şubat 1993
Sayfa sayısı:
221
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754180770
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Adam Yayınları
Baskılar:
İnsanlar Uyanıyor
İnsanlar Uyanıyor
...
İsterse ona aylık bile bağlayacaklardı.
- Sağolun ama, benim öyle büyük hizmetlerim yok, dedi, hem elim ayağım tutarken çalışmalıyım... Ben ne yaptım ki size, burdan ayrılmamı istemiyorsunuz?
Manav,
- Daha ne yapacaksınız, dedi, sizin iyiliğinizi unutamayız. Siz bu gecekonduya taşınınca, sizi dikizleyip gözaltında tutmak için, çöpçü kılığında, boyacı kılığında polisler geldi. O polisleri kontrol için de daha başka polisler geldi. Buraları ana baba günü oldu.
Bakkal,
- İlkin bizden sorup öğrenirlerdi sizin neler yaptığınızı... dedi.
Manav,
- Bunlar hep bizden alışverişe başladılar... Sonra eskici geldi, kundura tamircisi, şekerci, turşucu, simitçi filan geldi.
Kahveci,
- Ben de, dedi, bir kahve açıp sayende geçinmeye başladım beyim. Akşama kadar kahvemde oturuyor, tavla, iskambil oynuyorlar, enazından üçer dörder kahve içseler, tamam.
...

Bu kitapta Aziz Nesin'in, "İnsanlar Uyanıyor", "Karısı Haklı", "Estağfurullah Üstadım!", "Nokta Nokta Nokta", "Trong Cinsi Köpek", "Dingirdemeyen Bişey", "Ne Hale Gelmişiz", "Eşeğin Çulu N'oldu?", "Zâtıdevletleri'nin İbiş'i", "Adını Söylemem", "Şeker Olduktan Sonra", "Parle Vu Fransızca", "Şiirden Anlayan Kadın", "Bir Çin Hikâyesi", "Kurtulsun Beşeriyet!..", "Bir Mikrop Eksilir", "Elden Gelen Bu", "Ne Büyük Adam", "Aşk Oyunu", "Onbeş Numara", "Yirmi Yıl Sonra", "Bulgaristan'dan Gelen Telgraf" ve "Başkalarının Aklına Uyduk" adlı öyküleriyle, "Ünlüler Geçidi" başlığı altında toplanan gülmeceli yaşamöyküleri yer alıyor.

Kitabı okuyanlar 61 okur

  • Emre Murat Kaya

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0