İnsanları SeveceksinErich Maria Remarque

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.034
Gösterim
Adı:
İnsanları Seveceksin
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
454
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799756525806
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Liebe Deinen Nächsten
Çeviri:
Burhan Arpad
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Evrensel Basım Yayın
Baskılar:
İnsanları Seveceksin
İnsanları Seveceksin
Erich Maria Remarque romanlarında savaşı gerçek yüzüyle anlatır. Yalın, süslemesiz bir anlatımla. Okul sıralarından koparılıp cepheye, ölümlere itilmiş gencecik insanlar, ilk anların sersemliğinden kısa sürede kurtulunca, acı gerçekleri görürler. Yurt sevgisi, milliyetçilik sözlerinin abartmasıyla kısa sürede toparlanırlar, nasıl da aldatılmış olduklarını kavrarlar. Cepheden canını kurtarmış genç askerlerin savaş sonrası durumları daha da acıdır. Remarque'nin İnsanları Seveceksin romanı, Alman faşizminden kaçan ve yabancı ülkelere sığınan on binlerce insanın sınırlar arasında kovalanmasını gözler önüne serer...
(Tanıtım Bülteninden)
Müzik merdivenlerden aşağıya pırıltılı bir derenin suları gibi saldırıyor,
koridoru kapladıktan sonrada bir çağlayan gibi geniş çıkış kapılarından dışarı fişkırıyordu.

Müzik fişkırarak akıyor ve merdivenlerin en alt basamağına gelip;

siyah bir topak olmuş, karanlık, renksiz, küçük bir vücudun, çaresiz, şaşırmış gözlerle bakan bir engelin üstünden aşıyordu.

Ve müzik renk renk ışıltılı çaglayanlar halinde,
hayatın kendisi gibi güç dolu
hayatın kendisi gibi aldırmaksızın
ve durmaksızın onun üstünden sıçrayıp oynaşarak yoluna devam ediyordu.

betimlemeleri çok iyi tek cümleyle her şeyi anlatıyor.
rüyalara girecek kadar etkili ve sürükleyici her sayfada birbirini takip eden ayrı bir olay...

Vatansız bir erkekle bir kızın ülkeler arasındaki kaçışlarını ve birbirlerine olan bağlılıklarını anlatıyor.
Bir kitap ne kadar sevilebilirse o kadar sevdim bu kitabı. Kendinizi bir göçmen gibi hissediyorsunuz kitapta o derece içinize işliyor. Kahraman ne yapacağını bilmediginde siz de bilmiyorsunuz. Her karakterin başından geçen sizin başınızdan geçiyor sanki. Hepsini seviyorsunuz , kiminden nefret ediyorsunuz. Sevmediğiniz insanlara onun adını veriyorsunuz hatta. Çok ama çok kaliteli bir kitap. Nasıl bittiğini anlamıyorsunuz. Bitmesin diye az okuyorsunuz. Ölmeden önce mutlaka okunmalı. Mutlaka!
Farzedelim ki biraz daha erken, 1914'de, bu taşı toprağı altın memlekette değil de, Berlin'de yeni doğmuş bir canım bebeğiz. Yine varsayalım ki bu kez Allah'ın sevgili kulu olmamışız da, "kutsal imtihan" gereği annemiz Katolik, babamız Yahudi olmuş. Ne olduğumuzun ya da neye inandığımızın tüm anlamını ve tüm gerçekliğini yitirdiği bir gelecek, açmış kollarını bizi bekliyor. Ama tuttuğunda ne yapacak bilmiyorum. Yıl olmuş 1935! Ariyenler öpecek adam arıyor sokaklarda. Fikir ayrılığı kalmamış, ne âlâ, tüm mundarlığın sebebi bu Yahudi köpekler! Bunda hiç şüphe yok. Vatansızlar yol alıyor bir zamanki vatanlarından seçeneksiz. Ve mülteci ruhlar aramızda, hoş geldiniz. Avusturya, Çekoslovakya, İsviçre, Fransa... Kaçınız dayanabilecek gözleri olmayan ve kulakları duymayan insansılara... Mültecilere Yardım Komitesi yardım edememekle, Birleşmiş Milletler birleşememekle ve bir türlü çıkartamadıkları kanunlarla meşguller! Beş medeniyet ülkesi, kapıları kapalı. Bize ait değilsiniz, ülkenize gidin! Ama biz vatansızız, kovulduk? Orası bizi ilgilendirmez. Suçlusunuz, dört hafta hapis. Bir daha dönerseniz altı ay! Avusturya sınırına bırakın bunları. Sınırda azgın namlular bekliyor. Ne işiniz var burada. İsviçre polisi buraya gönderdi. Öyle mi? Suçlusunuz, iki hafta hapis. Bir daha ki sefere, üç ay! Alın atın bunları, yallah Fransa sınırına. Sınırda horozlar düdükleyecek, bekliyor. Ne işiniz var burada? Avusturya polisi tarafından ... Öyle mi? Atın bunları. Vesselam mülteciler tükenene kadar gidiyor bu açlık, ikiyüzlülük, sefillik, rezillik, tutuklamalar ve kovalamaca... Öyle ki Baba Moritz artık ölecek, ne hikmetse cennete gidecek, cennet kapısında bir bekçi görüyor, o kadar işlemiştir ki benliğine bu kapı dışarılık, gümrük memuru sanıyor, kaçıp saklanmaya çalışıyor, ama nafile! Tutup getiriyor melekler! Ama benim pasaportum yok diyor Moritz. Ne seyahat iznim, ne de ikamet tezkerem. Üstelik bir Yahudi'yim. Alman vatandaşlığından çıkarıldım ve senelerden beri vatansız olarak gizli yaşıyorum. Öyle mi? Ey vatansızların meleği gel! Çok ıstırap çekmişlerin meleği, sen de gel! Atın bunu cennete! Sırtında gözyaşları ile dolmuş küfe taşıyan Moritz ve yüzü dünyanın bütün analarının yüzüne benzeyen melekler kapıdan içeri girerler ilk defa. "Steiner etrafındaki yüzlere, kader rüzgarıyla buralara atılmış bu bir sürü küçük varlıklara baktı ve bardağını kaldırarak, "Baba Moritz" dedi "ey durmadan yol alan kral, ey Ahasverin son halefi ve ey ebedi mülteci, hoş geldin! Bu yılın bizlere neler getireceğini şeytan bilir ancak. Yaşasın yeraltı bölüğü. İnsan yaşadığı sürece hiçbir şey kaybolmamıştır." Remarque, 1939'da kitabını yayımladığında henüz savaş başlamamıştır. Nazi taşları yerine oturduğunda, hayal ettiğinden çok daha fazlası gerçek olmuştur. Zamanında o kadar şiddetli öfke ve kıyıma maruz kalan vatansızların, şimdi bir vatana kavuştuklarında benzer bir kutsanmış idealle, Gazze'de bir nevi dünyanın en büyük toplama kampı oluşturmaları hayret vericidir. Demem o ki insan her yerde, aynı soyka galiba, beş para etmez! Prosit!
Merhamet bir acı değil, başkasının felaketi karşında duyduğumuz gizli bir sevinçtir. Kendi başımıza veya bir sevdiğimizin başına gelmediği için sevincimizden aldığımız rahat bir soluktur.
Doğumun şerefine.!
doğum neden bir sırdır bilirmisin?
arkasından yine ölünürde ondan

zaten insanlar ölmek için doğar...
Bir şeye sahip olmaktansa hiçbir şeyi bulunmamak çok daha iyidir.Böyle bir insan hemen her şeyin sahibidir.
Yarım metre ötede bir başkası için dünya mahvolmaktadır. Hem de işkence ve iniltiler içinde . Bunu ruhun bile duymaz. İşte dünyanın sefil tarafı bunda. Buna mim koy, küçüğüm. İşte bu yüzden değil midir ki, ilerleyiş pek ağır ve gerilemeler hızla geçmektedir.
Yaşam vahşi fakat hoştur ve uzaklardaki ormanların, bilinmeyen ufukların ve bilinmeyen gecelerin üzerindeki bir melodi, bir ses ve feryattır.
– Almanları sever misiniz?
– Hayır!
– Amerikalıları?
– Hayır!
– İtalyanları, Fransızları, İngilizleri, Rusları?
– Hayır!
– Peki, kimi seversiniz?
– Dostlarımı severim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanları Seveceksin
Baskı tarihi:
2000
Sayfa sayısı:
454
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799756525806
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Liebe Deinen Nächsten
Çeviri:
Burhan Arpad
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Evrensel Basım Yayın
Baskılar:
İnsanları Seveceksin
İnsanları Seveceksin
Erich Maria Remarque romanlarında savaşı gerçek yüzüyle anlatır. Yalın, süslemesiz bir anlatımla. Okul sıralarından koparılıp cepheye, ölümlere itilmiş gencecik insanlar, ilk anların sersemliğinden kısa sürede kurtulunca, acı gerçekleri görürler. Yurt sevgisi, milliyetçilik sözlerinin abartmasıyla kısa sürede toparlanırlar, nasıl da aldatılmış olduklarını kavrarlar. Cepheden canını kurtarmış genç askerlerin savaş sonrası durumları daha da acıdır. Remarque'nin İnsanları Seveceksin romanı, Alman faşizminden kaçan ve yabancı ülkelere sığınan on binlerce insanın sınırlar arasında kovalanmasını gözler önüne serer...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 34 okur

  • Oguz Guneysu
  • Minerva'nın Baykuşu
  • Mert Özdemir
  • Odessa
  • Hande Azcan
  • M.
  • bahar algün
  • *《ElifLİVÂ》*
  • aussteiger
  • Limitsiz Yaşam

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.6
14-17 Yaş
%11.1
18-24 Yaş
%11.1
25-34 Yaş
%27.8
35-44 Yaş
%33.3
45-54 Yaş
%5.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%5.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60.7
Erkek
%39.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%47.4 (9)
9
%10.5 (2)
8
%15.8 (3)
7
%10.5 (2)
6
%10.5 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0