İnsanlığın Dirilişi

9,0/10  (24 Oy) · 
135 okunma  · 
34 beğeni  · 
2.012 gösterim
Bu kitabı oluşturan yazılar, Edebiyat başlıklı yazıya kadar 1974-1975 yıllarında Aylık Diriliş Dergisi`nde başyazı olarak, ondan sonrakiler ise 1976`da Diriliş Pazartesi-Perşembe Günlüğü`nde yayınlanmıştır.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2000
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    3002567100059
  • Yayınevi:
    Diriliş Yayınları
  • Kitabın Türü:
°Yağmur M° 
 03 Şub 17:05 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 9/10 puan

Bir şairin hiçbir şiir kitabını okumadan fikir kitaplarını okumak neden ilgimi çekti bilmiyorum.
Başlık "İnsanlığın dirilişi" olunca duygusal betimlemelerle ifade edilmiş, sevgi, saygı, hoşgörü , merhamet gibi yaralanmış duygularımıza narince dokunacak, arada şiirlerinden en güzel dizeler serpiştirip süsleyecek ,tamamen kalbe dokunacak bir kitap bekliyordum.
Ama kalbe dokunmak bir yana, tekrar tekrar cümleleri okuyup anlamaya çalıştığım ,genel kültürüyle bilgimin sınırlarını aşan sandığımdan oldukça farklı bir kitap çıktı karşıma.

Sezai Karakoç meseleyi dünya çapında ele almış.Rönesans öncesi ve sonrası dönemi değerlendirerek özellikle batının, akabinde gözünü ona dikmiş milletlerin yaşadığı buhranlara, bir çözüm arayışına girmiş, bunu yaparken edebiyat, müzik, resim alanında ortaya konulan eserlerden insanlığın ruh halini tahlil etmiş, son bölümle de çözüm planını sunmuş kendisi.

Bunu yaparken "Sizi rahatsız etmeye geldim" değil de;
"Sevgili insanlık, seni acımasızca eleştirmiyorum,nasıl bir varoluş sancısı ,bir anlam arayışı içerisinde olduğunun farkındayım, seni anlıyorum, bu yüzden gel bir de benim çözümüme kulak ver. Beğenmezsen yoluna devam edersin, saygı duyarım." demiş adeta.

Bilginin marifete dönüşmesi konusunda çok sevdiğim bir kuş ve koyun örneği var.
"Kuş yiyeceği kursağında taşır ve yavrusunun ağzına aynı olarak kusar. Koyun ise ot yer,yavrusuna süt verir.
Önemli olan insanın kuş gibi değil, koyun gibi ,ezber kusmayan, bilgileri işleyip, sindirip değer katarak vermesidir."

Işte bu kitapta böyle bir yorumlama mevcut. Devrimleri, Eski Yunan ve Hint mitolojilerini, Nietzsche'yi , Karl Marks'ı vs inceleyip ,zamanla dinin felsefeye, felsefenin de politikaya dönüşerek -izm lerin kucağındaki insanlığa, İslam'in ışığında bir "Diriliş İnsani" olmanın tarifi yapılıyor.

Zaman zaman bizim kendimize ne hayrımız oldu ki bir de sahip oldugumuz ışığı(!) dünyaya taşıyalım diyerek söylediklerine inanmakta zorlansam da; dini bilgisi olduğu kadar bilime ve diğer sanat alanlarına hakim, donanımlı; bunun yanında Ruhunun Yaratıcısı'na da sadık ve sorumlu olarak çizdiği Diriliş İnsanı portresi çok cezbedici ve mantıklı geldi.

Bu kitap dine bakışımız ne olursa olsun sakin bir kafayla, önyargılar bir kenara bırakılarak üzerinde düşünülerek yorumlanması gereken ,okunmaya değer bir kitap.

Umarım rahatsız etmemişizdir:)İyi okumalar dilerim..

salih 
14 Ara 2017 · Kitabı okudu · 5 günde

Bu kitabın okuduğum çoğu incelemesinde okurken çok zorlanıldığı, biraz ağır ve yoğun olduğundan bahsediliyordu. Gerçekten öyleymiş. Ben de okurken zorlandım. Çok teknik ve yoğun bir kitap, özellikle bilim, edebiyat, sanat, felsefe gibi bölümlerinde neredeyse her cümlenin üzerinde durulup düşünülmesi gerekiyor. Sezai Karakoç'a neden mütefekkir, fikir adamı dendiği bu kitabında daha net anlaşılıyor. Hayatın her alanına dair bilgi sahibi birisi, hatta bazen öyle kelimeler, cümleler kuruyor ki anla anlayabilirsen. Ama anladıktan sonra da mesele halloluyor. Bir de değinmek istediğim yer, kitabın son kısmı; Sezai Karakoç burada diriliş insanından bahsediyor, diriliş insanının özelliklerinden, burası bana Ali Fuat Başgil'in Gençlerle Başbaşa kitabını hatırlattı.

İnsanlığın Dirilişi benzeri kitaplar

İnsanlığın içinde bulunduğu durumu görüpte, bu durumdan kurtulmanın yolu, insanlığın bir gücün, yeni bir ruhun şırınga edilmesinde görüyor.
Karakoç , kitabında diriliş insanları kendi içinde değişmesi gerekiyor. Diriliş değişimin dışa yansımasıdır. Böylece asıl diriliş gerçekleşiyor. Manevi temellerimizin çökertildiği çağımızda, insanlığına diriliş çağrısı yapmamız gerekiyor. Manevi temelleri yeniden kurmak ve güçlendirmek gerekiyor...
Ölümle dirilişi bir bütün olarak alıyor, birbirinden ayrı birer kavram olarak değilde birbirlerini tamamlayan iki kavram gibi...
"Ölmeden önce ölmenin yolunu araştırmak ve bunu binbir dallı bir ağaç gibi ruhta ve toplumda sistemleştirmek" derken bu düşüncesini açık bir şekilde görüyoruz.
Her konuda muazzam bir bilgi birikimi mevcut yazarımızın...
Diğer okuduğum kitaplara nazaran biraz dikkatli ve sindire sindire okunması gerekir..

Salih TURHAL 
 05 Eki 2017 · 9/10 puan

Fikir ve düşünce kitabı deyince ilk aklıma gelen Sezai Karakoçtur.Öncelikle bunu vurgulamak istiyorum.Kitaba gelince diğer okuduğum kitaplarına göre daha yavaş ve dikkatli okunması gereken bir eser.Ama okudukça da Sezai KARAKOÇ'un nasıl bir bilgi birikimine sahip olduğunu hayranlıkla hissedebiliyorsunuz.Kısaca yeniden dirilmek isteyen,anlamların izinden koşmak isteyen Sezai KARAKOÇ un eserlerini hiç tereddütsüz okusun.

Nzk Tpc 
09 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 7 günde · 10/10 puan

Yazar gönlümü bilgileri ile fethetti. Bir bilgi birikimi olmaksızın böyle bir kitap yazılamaz ve yazılmaya kalkılsa dahi adına delilikten başka bir şey denilemezdi. Bilgi yoğunluğunda ötürü sindire sindire okunulması gereken bir kitap olduğu halde kitap acemiliğine denk gelip hızlı hızlı okudum. Okurken duraklamalar yaşadım. Bu kitap yavaş yavaş sindire sindire okunulmalı. Benim gibi yanlış bir hataya düşmeyin.

Yogumiyeci 
25 Oca 00:35 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Okuduğum 11. Sezai Karakoç kitabı ama üzülerek belirtmem gerekiyor ki diğerlerinde aldığım tadı alamadım. Rönesans sonrası Batı merkezli sistemin edebiyat, bilim, sanat vb. alanlarda geçirdiği dönüşüm ve değişimin, daha açık bir ifadeyle çöküşün kronolojisini anlatıyor.

''Ay bu kitap sana ağır mı geldi?'' diye tepki gösteren arkadaşlara cevaben:
Kitapta beni yoran dili veya içeriği değil üstadın engin bilgisinin zekatını veriyormuşcasına tek bir paragrafta birden çok konuya değinmesiydi. İstifade ettiğim ve zihnime kazınan cümleler de oldu elbette. Neyse okuyunuz...

Not: Sezai Karakoç okumadıysanız bundan başlamayın :) Diriliş Neslinin Amentüsü'nü okuyun.

Gökçe 
 15 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 4 günde

Sezai Karakoç okumayalı çok zaman olmuştu beni biraz yordu açıkçası ama hala güncelliğini koruyan cümleleri okumak hiç kötü değildi. Bazı sayfaları bütünüyle buraya yazmak istedim yeri geldi ama sizin kitabı direk okumanız daha iyi olacaktır.

Bu kitabı oluşturan yazılar Karakoç'un 1974 ile 1976 yılları arasında yazdığı yazılardan oluşmaktadır. En beğendiğim kısımları da Bunalımın Kaynağı, Edebiyat ve Felsefe oldu. Edebiyat ve Felsefe bölümlerinde verilen bilgiler ufuk açıcıydı. Tek kelimeyle filozofların düşüncelerini anlatmaya çalışan akademisyenlerin yanında Sezai Karakoç bir harikaydı.

Son olarak Diriliş insanı diye söze başlıyor ve aslında bize gerçek kişiliğimizi ki okuyunca anlaşılacak gerçek Müslümanlığımızı anlatmaya çalışıyordu. Bu cümleleri okurken de Necip Fazıl'ı andığımı söylemeden geçemeyeceğim. Ne diyordu: "kim var! " diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert "ben varım! " cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur! " duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik... Evet bir gençlik istiyoruz bir insan istiyoruz ki "zaman bendedir ve mekân bana emanettir! " diyebilsin..

erkam 
21 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Vâ esefâ ki Sezai KARAKOÇ'un derli toplu okuduğum ilk kitabıydı. 143 sayfalık bir eserin içerisinde, böylesine derin ve de can alıcı mevzuların enfes bir üslupla bize sunulmuş olması, ne büyük bir bahtiyarlık. Her bir başlıkta, korkunç bir birikimin olduğunu fark ettikçe hayretler içerisinde kaldığımı itiraf etmeliyim.
Böylesi bir yapıttan tüm ihtişamıyla; tarihe, edebiyata, felsefeye, müziğe, hatta sanatın tüm dallarına dair, özgün hakikatleri okumuş olmanın keyfi tarifsizdi. Ayrıca bütün bu hakikatlerin, haritanın sınırlarını aşarak Doğu-Batı gibi geniş bir perspektiften sunulmuş olması ise, bende; yok ihtisas alanım, şey...branşım, benim uzmanlık saham... gibi keskin hatların, muhakemelerimizi esir aldığı kanaatine daha da sevk etmiş oldu.
Velhasıl; biraz sarp, biraz çakıllı ama pes ettirmeyen kıymetli bir yolculuk.
Özellikle "Ölüm dikkati", "Propaganda", "Put", "Edebiyat" ve son derece istifade edilebilecek özet bir felsefe tarihi mahiyetinde "Felsefe" başlıkları beni en çok etkileyenler arasındaydı.
"Tak tak tak. Tekrar kapısını vurmalı kalbin ve ruhun. Yoksa yapma besinlerle beslene beslene vücudun aldığı hale benzer bir durumu almaya doğru hızla gitmekte ruh. Dıştan bakıldığında her şey yerli yerinde, ama bir üfürmeye görün! Püf diye uçacaktır. Ve darmadağınık tüylerin havada oraya buraya koşuşması."(Kitaptan)

Şeyma Demirhan 
 08 Şub 20:26 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Sezai Karakoç; övgülerimin yeterli olabileceğini düşünmüyorum. Gelecek nesillere rehber niteliğinde. İzlenimleri değindiği konuları muazzam bir şekilde aktarmış. Bir babanın evladına öğütü gibi sıcak ve samimi. Batı'nın özellikle Rönesansla birlikte yükselişe geçen medeniyetini oluşturan değerleri bir bir ele alarak temel dayanaklarını tahlile tabi tutup, Batı medeniyetinin çöküşten kurtulamayacağını, bunun kaçınılmaz bir son olarak önünde durduğunu ve vaktin yaklaştığını 40 yıl öncesinden günümüze aktarıyor. Rönesans, kapitalizm, komünizm, liberalizm, kentleşme, küreselleşme, batılaşma (taklidi), politika, din, felsefe... her alanda Ufkunuzu genişletecek Bilgi birikimi bu eserde mevcut.

Büşra Seçkin 
 27 Oca 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bu ilk Sezai Karakoç okuyuşumdu, yazar devrik cümle kurmayı seviyor bu sebeple söylediklerinin anlanması profesyonel algılara kalıyor. Lâkin içinde bolca bilgi barındırması sebebiyle üslüp ve tavrını beğendim.

Kitaptan 124 Alıntı

salih 
11 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Tabiatın tükenişi bizim tükenişimizdir.

İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç (Sayfa 41 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç (Sayfa 41 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)
salih 
12 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Gelen diriliş erleri, çağın alnına, "Devrim yok, Diriliş var" sloganını yazacaktır. Ya da "Gerçek Devrim Diriliştir" sloganını. Ya da, devrimi bugünkü anlamıyla kullanan bir deyiş içinde: "Devrimin ötesi var: Diriliş" sloganı.
Batı, hep devrim ihraç etti. Şimdi de diriliş ithal etsin.

İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç (Sayfa 80 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç (Sayfa 80 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)
Neslihan. 
19 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

İnsan ve hakikat.İnsanlık tarihi bu iki kelimenin içinde yatıyor.İnsanoğlu durmadan hakikati arıyor.Buluyor, adeta bulduğuna inanamıyor ve yine arıyor.Kaybediyor, yine arıyor.Kimi zaman da hakikat gelip kendisini buluyor, ama insanoğlu bunu küçümsüyor, önemsemiyor ve hala gerçeği başka yerlerde arıyor.

İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç (Sayfa 36)İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç (Sayfa 36)
salih 
12 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Gerçek uygarlık ateşse, kül olan bir uygarlığı yaşıyoruz.

İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç (Sayfa 43 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç (Sayfa 43 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)
salih 
12 Ara 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

İnsanların kalbinde, zihin ve ruhlarında, doğruyu, gerçeği, iyiyi ve güzeli birden bilme, yakalama ve anlama, kısaca bulma özelliği vardır.

İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç (Sayfa 67 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç (Sayfa 67 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017)
Gökçe 
14 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Put
İnsan çağımızda gönül tarlasına durmadan put dikiyor. Kendi türettiği eşyaya, kendi kurduğu sisteme veya kendinin yücelttiği insana tapmak yoluyla kendine tapmaya çalışmakta belki de.

İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç (Sayfa 97 - Diriliş Yayınları, 10. Baskı, 2013)İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç (Sayfa 97 - Diriliş Yayınları, 10. Baskı, 2013)
Salih TURHAL 
27 Eyl 2017 · İnceledi · 9/10 puan

İnsanlık,tekrar bu medeniyet muhasebesini yapmak ve peygamberlerin yolu olan hakikat medeniyetine dönerek yenilenmek,tazelenmek,yeni bir ruh ve hayat kazanmak,dirilmek zorundadır;
insanlığın ruhu bu yeniden doğuşa gebedir.

İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç (Sayfa 11 - DİRİLİŞ YAYINLARI)İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç (Sayfa 11 - DİRİLİŞ YAYINLARI)
Salih TURHAL 
 03 Eki 2017 · İnceledi · 9/10 puan

İnsanoğlunu en yüce duygulara,yaşantıya götüren dindir.
İnanç ve tapınmadır.
İnsan,tapınırken en samimi duygusunu yaşamaktadır.
Sonsuz kudret önünde;
''hiç'' liğini anlamıştır..

İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç (Sayfa 96 - DİRİLİŞ YAYINLARI)İnsanlığın Dirilişi, Sezai Karakoç (Sayfa 96 - DİRİLİŞ YAYINLARI)