İnsanlığın DirilişiSezai Karakoç

·
Okunma
·
Beğeni
·
3.112
Gösterim
Adı:
İnsanlığın Dirilişi
Baskı tarihi:
Ocak 2000
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
3002567100059
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Diriliş Yayınları
Bu kitabı oluşturan yazılar, Edebiyat başlıklı yazıya kadar 1974-1975 yıllarında Aylık Diriliş Dergisi`nde başyazı olarak, ondan sonrakiler ise 1976`da Diriliş Pazartesi-Perşembe Günlüğü`nde yayınlanmıştır.
Bir şairin hiçbir şiir kitabını okumadan fikir kitaplarını okumak neden ilgimi çekti bilmiyorum.
Başlık "İnsanlığın dirilişi" olunca duygusal betimlemelerle ifade edilmiş, sevgi, saygı, hoşgörü , merhamet gibi yaralanmış duygularımıza narince dokunacak, arada şiirlerinden en güzel dizeler serpiştirip süsleyecek ,tamamen kalbe dokunacak bir kitap bekliyordum.
Ama kalbe dokunmak bir yana, tekrar tekrar cümleleri okuyup anlamaya çalıştığım ,genel kültürüyle bilgimin sınırlarını aşan sandığımdan oldukça farklı bir kitap çıktı karşıma.

Sezai Karakoç meseleyi dünya çapında ele almış.Rönesans öncesi ve sonrası dönemi değerlendirerek özellikle batının, akabinde gözünü ona dikmiş milletlerin yaşadığı buhranlara, bir çözüm arayışına girmiş, bunu yaparken edebiyat, müzik, resim alanında ortaya konulan eserlerden insanlığın ruh halini tahlil etmiş, son bölümle de çözüm planını sunmuş kendisi.

Bunu yaparken "Sizi rahatsız etmeye geldim" değil de;
"Sevgili insanlık, seni acımasızca eleştirmiyorum,nasıl bir varoluş sancısı ,bir anlam arayışı içerisinde olduğunun farkındayım, seni anlıyorum, bu yüzden gel bir de benim çözümüme kulak ver. Beğenmezsen yoluna devam edersin, saygı duyarım." demiş adeta.

Bilginin marifete dönüşmesi konusunda çok sevdiğim bir kuş ve koyun örneği var.
"Kuş yiyeceği kursağında taşır ve yavrusunun ağzına aynı olarak kusar. Koyun ise ot yer,yavrusuna süt verir.
Önemli olan insanın kuş gibi değil, koyun gibi ,ezber kusmayan, bilgileri işleyip, sindirip değer katarak vermesidir."

Işte bu kitapta böyle bir yorumlama mevcut. Devrimleri, Eski Yunan ve Hint mitolojilerini, Nietzsche'yi , Karl Marks'ı vs inceleyip ,zamanla dinin felsefeye, felsefenin de politikaya dönüşerek -izm lerin kucağındaki insanlığa, İslam'in ışığında bir "Diriliş İnsani" olmanın tarifi yapılıyor.

Zaman zaman bizim kendimize ne hayrımız oldu ki bir de sahip oldugumuz ışığı(!) dünyaya taşıyalım diyerek söylediklerine inanmakta zorlansam da; dini bilgisi olduğu kadar bilime ve diğer sanat alanlarına hakim, donanımlı; bunun yanında Ruhunun Yaratıcısı'na da sadık ve sorumlu olarak çizdiği Diriliş İnsanı portresi çok cezbedici ve mantıklı geldi.

Bu kitap dine bakışımız ne olursa olsun sakin bir kafayla, önyargılar bir kenara bırakılarak üzerinde düşünülerek yorumlanması gereken ,okunmaya değer bir kitap.

Umarım rahatsız etmemişizdir:)İyi okumalar dilerim..
Sezai Karakoç'un okuduğum ikinci kitabı İnsanlığın Dirilişi oldu. Karakoç'un kendine has üslubuyla, kitabı insanın bünyesinde hissettirecek nitelikte olduğu için özümseyerek okudum diyebilirim. Kitabın ana konusu; insanın dirilişinin ruhuna yönelmesi ile ama yönelmesinin yanında maddi hayata da önem vermesi ile gerçekleşebileceğidir. Yani teraziyi eşit şekilde kullanmak dirilişin kaynağıdır diyor. Kitapta yenilikten ve daha çok batıdaki yeniliklerin üzerinde duran Sezai Krakoç'a "ne kadar çok batı üstünde durmuş" diyerek yorum yapıyorken kitabın içinde bana verilen cevaba rast gelmek oldukça ilginç oldu. Diyor ki " İnsanlığın genel durumunu, ana çizgiler halinde tespbit etmeğe çalıştık buraya kadar. Bu tahlilde ağırlığı bilhassa Batı Uygarlığına vermişsek, bunun sebebi, bilhassa üç dirt yüzyıl içinde, dünyadaki oluşta, en büyük değişim etkenliğini bu uygarlığın yapmış olmasıdır."
İlk önce ağır gelen diline daha sonradan alışmak ve akıcı şekilde okuyabilmek kitabı özümsemeye bağlıdır bu yüzden ik başta zorlananlar pes etmesin diyorum :) Herkese tavsiye ediyorum :)
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.064 Oy)17.450 beğeni39.398 okunma2.104 alıntı164.965 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.989 Oy)12.449 beğeni31.672 okunma2.773 alıntı132.202 gösterim
  • Bu Ülke
    9.0/10 (814 Oy)925 beğeni2.403 okunma1.577 alıntı23.653 gösterim
  • Çile
    9.1/10 (948 Oy)994 beğeni3.074 okunma1.358 alıntı21.700 gösterim
  • Diriliş Neslinin Amentüsü
    8.8/10 (427 Oy)464 beğeni1.368 okunma448 alıntı13.996 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.447 Oy)8.395 beğeni22.771 okunma1.437 alıntı105.253 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.209 Oy)8.126 beğeni23.919 okunma1.886 alıntı102.143 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.832 Oy)8.120 beğeni25.940 okunma618 alıntı126.362 gösterim
  • Gül Yetiştiren Adam
    8.2/10 (401 Oy)439 beğeni1.300 okunma405 alıntı13.969 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.129 Oy)10.792 beğeni26.489 okunma1.380 alıntı139.489 gösterim
Bu kitabın okuduğum çoğu incelemesinde okurken çok zorlanıldığı, biraz ağır ve yoğun olduğundan bahsediliyordu. Gerçekten öyleymiş. Ben de okurken zorlandım. Çok teknik ve yoğun bir kitap, özellikle bilim, edebiyat, sanat, felsefe gibi bölümlerinde neredeyse her cümlenin üzerinde durulup düşünülmesi gerekiyor. Sezai Karakoç'a neden mütefekkir, fikir adamı dendiği bu kitabında daha net anlaşılıyor. Hayatın her alanına dair bilgi sahibi birisi, hatta bazen öyle kelimeler, cümleler kuruyor ki anla anlayabilirsen. Ama anladıktan sonra da mesele halloluyor. Bir de değinmek istediğim yer, kitabın son kısmı; Sezai Karakoç burada diriliş insanından bahsediyor, diriliş insanının özelliklerinden, burası bana Ali Fuat Başgil'in Gençlerle Başbaşa kitabını hatırlattı.
İnsanlığın içinde bulunduğu durumu görüpte, bu durumdan kurtulmanın yolu, insanlığın bir gücün, yeni bir ruhun şırınga edilmesinde görüyor.
Karakoç , kitabında diriliş insanları kendi içinde değişmesi gerekiyor. Diriliş değişimin dışa yansımasıdır. Böylece asıl diriliş gerçekleşiyor. Manevi temellerimizin çökertildiği çağımızda, insanlığına diriliş çağrısı yapmamız gerekiyor. Manevi temelleri yeniden kurmak ve güçlendirmek gerekiyor...
Ölümle dirilişi bir bütün olarak alıyor, birbirinden ayrı birer kavram olarak değilde birbirlerini tamamlayan iki kavram gibi...
"Ölmeden önce ölmenin yolunu araştırmak ve bunu binbir dallı bir ağaç gibi ruhta ve toplumda sistemleştirmek" derken bu düşüncesini açık bir şekilde görüyoruz.
Her konuda muazzam bir bilgi birikimi mevcut yazarımızın...
Diğer okuduğum kitaplara nazaran biraz dikkatli ve sindire sindire okunması gerekir..
Öncelikle şunu söylemeliyim ki: Sezai Karakoç okumayan herkes eksiktir. Belki bu kadar kesin bir cümle kurduğum için yanlış anlaşılabilir ama okuyan herkesin ne anlatmak istediğimi anlayabileceğini düşünüyorum.
Sezai Karakoç günümüz çağının Müslüman kimliğini o kadar güzel kendi benliğinde oturtmuş ve hakikatleri ince ince nakşetmiş ki özüne, hayranlık duymamak elde değil.
Bana göre Müslüman: Her alanda ( bilim, felsefe, sanat,tarih, edebiyat, siyaset vs.) yetkinliğini ispatlayan ve bu yetkinlik için bütün fedakarlıkları göze alan ve hiçbir zaman bununla övünmeyen, bildikçe-öğrendikçe hiçliğini dile getiren ve bu hiçlik yolunda Peygamber izinden, onun sünnetinden bir lahza ayrılmayan hakikat işçisi...
Sezai Karakoç bu çizdiğim profile öylesıne oturuyor ki...
Sezai Karakoç okumak insana kendi öz benliğini, varoluşunu hatırlatıyor.Dikkatli bir şekilde okunduğunda oldukça faydalı olacağını düşünüyorum.

Kitabımıza gelirsek:

İnsanlık ve Dünya'nın içinde bulunduğu buhran ve tükenmişliğin sebeplerini ve bu tükenmişliği yeni, asil bir dirilişe çevirecek çözüm yollarını anlatıyor. İslam medeniyetinin her alanda ulaştığı yetkinliğin nasıl bir mücaedeleyle kazanıldığı sonrasında Rönesansla birlikte Batı'nın bunu kendi lehine nasıl çevirdiğini -İslam medeniyetinin sonrasında bu kaybedişe hiçbir çözüm yolu bulamayışını, insanların Batı'ya cennete koşar gibi hayranlık ve aşağılık duygusu içinde koşmasını ya da Batı'ya sadece öç ve nefret gözlükleriyle bakıp faydalanabilecekleri yönleri es geçmeleriyle kaybedilen medeniyetin içler acısı halini anlatıyor. Fakat hiçbir şey bitmiş değil Batı içini kendi elleriyle boşalttığı medeniyetin altında yıkıma uğramaya mahkum. İslamiyet ise bütün dünyaya hakim olmaya gebe... Elbette ki bu hakimiyet O'na (c.c) hakiki kul olabilmeyle O'nun (s.a.v) yolunun ışığında gitmekle, Müslümanlığı her anlamda iliklerine kadar hissetmekle mümkün..
İyi okumalar..
Fikir ve düşünce kitabı deyince ilk aklıma gelen Sezai Karakoçtur.Öncelikle bunu vurgulamak istiyorum.Kitaba gelince diğer okuduğum kitaplarına göre daha yavaş ve dikkatli okunması gereken bir eser.Ama okudukça da Sezai KARAKOÇ'un nasıl bir bilgi birikimine sahip olduğunu hayranlıkla hissedebiliyorsunuz.Kısaca yeniden dirilmek isteyen,anlamların izinden koşmak isteyen Sezai KARAKOÇ un eserlerini hiç tereddütsüz okusun.
Yazar gönlümü bilgileri ile fethetti. Bir bilgi birikimi olmaksızın böyle bir kitap yazılamaz ve yazılmaya kalkılsa dahi adına delilikten başka bir şey denilemezdi. Bilgi yoğunluğunda ötürü sindire sindire okunulması gereken bir kitap olduğu halde kitap acemiliğine denk gelip hızlı hızlı okudum. Okurken duraklamalar yaşadım. Bu kitap yavaş yavaş sindire sindire okunulmalı. Benim gibi yanlış bir hataya düşmeyin.
Sezai Karakoç okumayalı çok zaman olmuştu beni biraz yordu açıkçası ama hala güncelliğini koruyan cümleleri okumak hiç kötü değildi. Bazı sayfaları bütünüyle buraya yazmak istedim yeri geldi ama sizin kitabı direk okumanız daha iyi olacaktır.

Bu kitabı oluşturan yazılar Karakoç'un 1974 ile 1976 yılları arasında yazdığı yazılardan oluşmaktadır. En beğendiğim kısımları da Bunalımın Kaynağı, Edebiyat ve Felsefe oldu. Edebiyat ve Felsefe bölümlerinde verilen bilgiler ufuk açıcıydı. Tek kelimeyle filozofların düşüncelerini anlatmaya çalışan akademisyenlerin yanında Sezai Karakoç bir harikaydı.

Son olarak Diriliş insanı diye söze başlıyor ve aslında bize gerçek kişiliğimizi ki okuyunca anlaşılacak gerçek Müslümanlığımızı anlatmaya çalışıyordu. Bu cümleleri okurken de Necip Fazıl'ı andığımı söylemeden geçemeyeceğim. Ne diyordu: "kim var! " diye seslenilince, sağına ve soluna bakınmadan, fert fert "ben varım! " cevabını verici, her ferdi "benim olmadığım yerde kimse yoktur! " duygusuna sahip bir dava ahlâkını pırıldatıcı bir gençlik... Evet bir gençlik istiyoruz bir insan istiyoruz ki "zaman bendedir ve mekân bana emanettir! " diyebilsin..
Sezai Karakoç; övgülerimin yeterli olabileceğini düşünmüyorum. Gelecek nesillere rehber niteliğinde. İzlenimleri değindiği konuları muazzam bir şekilde aktarmış. Bir babanın evladına öğütü gibi sıcak ve samimi. Batı'nın özellikle Rönesansla birlikte yükselişe geçen medeniyetini oluşturan değerleri bir bir ele alarak temel dayanaklarını tahlile tabi tutup, Batı medeniyetinin çöküşten kurtulamayacağını, bunun kaçınılmaz bir son olarak önünde durduğunu ve vaktin yaklaştığını 40 yıl öncesinden günümüze aktarıyor. Rönesans, kapitalizm, komünizm, liberalizm, kentleşme, küreselleşme, batılaşma (taklidi), politika, din, felsefe... her alanda Ufkunuzu genişletecek Bilgi birikimi bu eserde mevcut.
Vâ esefâ ki Sezai KARAKOÇ'un derli toplu okuduğum ilk kitabıydı. 143 sayfalık bir eserin içerisinde, böylesine derin ve de can alıcı mevzuların enfes bir üslupla bize sunulmuş olması, ne büyük bir bahtiyarlık. Her bir başlıkta, korkunç bir birikimin olduğunu fark ettikçe hayretler içerisinde kaldığımı itiraf etmeliyim.
Böylesi bir yapıttan tüm ihtişamıyla; tarihe, edebiyata, felsefeye, müziğe, hatta sanatın tüm dallarına dair, özgün hakikatleri okumuş olmanın keyfi tarifsizdi. Ayrıca bütün bu hakikatlerin, haritanın sınırlarını aşarak Doğu-Batı gibi geniş bir perspektiften sunulmuş olması ise, bende; yok ihtisas alanım, şey...branşım, benim uzmanlık saham... gibi keskin hatların, muhakemelerimizi esir aldığı kanaatine daha da sevk etmiş oldu.
Velhasıl; biraz sarp, biraz çakıllı ama pes ettirmeyen kıymetli bir yolculuk.
Özellikle "Ölüm dikkati", "Propaganda", "Put", "Edebiyat" ve son derece istifade edilebilecek özet bir felsefe tarihi mahiyetinde "Felsefe" başlıkları beni en çok etkileyenler arasındaydı.
"Tak tak tak. Tekrar kapısını vurmalı kalbin ve ruhun. Yoksa yapma besinlerle beslene beslene vücudun aldığı hale benzer bir durumu almaya doğru hızla gitmekte ruh. Dıştan bakıldığında her şey yerli yerinde, ama bir üfürmeye görün! Püf diye uçacaktır. Ve darmadağınık tüylerin havada oraya buraya koşuşması."(Kitaptan)
Bu ilk Sezai Karakoç okuyuşumdu, yazar devrik cümle kurmayı seviyor bu sebeple söylediklerinin anlanması profesyonel algılara kalıyor. Lâkin içinde bolca bilgi barındırması sebebiyle üslüp ve tavrını beğendim.
Üstâdın tesbit ve değerlendirmeleri şüphesiz islam gençliğine derin bir ışık tutuyor. Gerçek dirilişin ümmetin kendine gelmesiyle olacağına inancım tam. Ümmetin kendini bulması dileğiyle... tavsiye ederim her okuyucunun okuması gereken bir kitap...
"Aksiyonu düşünceden, jesti niyetten üstün gören bir felsefe gibi sızmış insan ruhunun kanatları arasına politika."
Sezai Karakoç
Sayfa 73 - Diriliş Yayınları
"Merhametten yoksun bir insanlığın doğuşu, deccalsı ideolojilerin ve önderlerin boy gösterişi bu kaynaktan beslenmekte. İnsan davranışlarının değerce abartılmasının sonucu."
Sezai Karakoç
Sayfa 74 - Diriliş Yayınları
"Peygamber izi, bize, biz insanlığa tükenmezlik yolunu gösterdiği halde, biz, bizi insanlık neden, neden tükenme yolunu seçtik!"
Sezai Karakoç
Sayfa 41 - Diriliş Yayınları
"Uygarlık, ruhunu bu hamura maya gibi katar. Ve Uygarlık mayasının, insan-tabiat hamurunu içten metamorfoza uğratması sonunda yavaş yavaş kent doğar."
Sezai Karakoç
Sayfa 59 - Diriliş Yayınları
Gelen diriliş erleri, çağın alnına, "Devrim yok, Diriliş var" sloganını yazacaktır. Ya da "Gerçek Devrim Diriliştir" sloganını. Ya da, devrimi bugünkü anlamıyla kullanan bir deyiş içinde: "Devrimin ötesi var: Diriliş" sloganı.
Batı, hep devrim ihraç etti. Şimdi de diriliş ithal etsin.
Sezai Karakoç
Sayfa 80 - Diriliş Yayınları 20. Baskı 2017

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanlığın Dirilişi
Baskı tarihi:
Ocak 2000
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
3002567100059
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Diriliş Yayınları
Bu kitabı oluşturan yazılar, Edebiyat başlıklı yazıya kadar 1974-1975 yıllarında Aylık Diriliş Dergisi`nde başyazı olarak, ondan sonrakiler ise 1976`da Diriliş Pazartesi-Perşembe Günlüğü`nde yayınlanmıştır.

Kitabı okuyanlar 239 okur

  • Merve Keleş
  • Fatma İşler
  • Mesut Güneş
  • Rukiye Koçer
  • Ayşenur KARTAL
  • Ömer Çakmak
  • Adem Sansar
  • Nurdan Yılay
  • ŞERİFE ATİKER
  • Havva Turan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.8
14-17 Yaş
%1.3
18-24 Yaş
%27.5
25-34 Yaş
%32.5
35-44 Yaş
%21.3
45-54 Yaş
%10
55-64 Yaş
%2.5
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%52.8
Erkek
%47.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.9 (19)
9
%33.8 (23)
8
%20.6 (14)
7
%14.7 (10)
6
%2.9 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0