İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar (On Dört Tarihsel Minyatür)

·
Okunma
·
Beğeni
·
16824
Gösterim
Adı:
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar
Alt başlık:
On Dört Tarihsel Minyatür
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059691871
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Zeplin Kitaplar
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, tarihteki belirleyici anlar üstüne kısa denemelerden oluşuyor. Stefan Zweig, çevrelerindeki geçici koşulların dayattığı sınırları aşabilen Fatih Sultan Mehmet, Händel, Dostoyevski, Tolstoy, Lenin gibi “yaratıcı bireyler”in o benzersiz anlarını anlatıyor. En iyisi, kendisinden dinleyelim:

Çağları aşan bir kararın bir tek takvime, bir tek saate, çoğu kez de yalnızca bir tek dakikaya sıkıştırıldığı trajik ve yazgıyı belirleyici anlara, bireylerin yaşamında ve tarihin akışı içinde çok ender rastlanır. Ben böyle anları İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar diye adlandırdım; çünkü onlar, tıpkı yıldızlar gibi, hiç değişmeden geçmişin karanlığına ışık tutmaktadırlar... Olayları anlatırken, gerçekleri değiştirmedim, kendi katkılarımla renklendirip zenginleştirmedim. Çünkü tarih, kusursuzluğa ulaştığı böylesine eşsiz anlarda, kendisine yardım için uzatılan ellere gereksinim duymaz.
288 syf.
·1 günde·8/10
Stefan Amcanın birbirinden güzel hikayelerinin olduğu İş Bankası kültür yayınlarının modern klasiklerine Ekim 2019'da girmiş eseridir. Neden bu kadar geç girdiğini hala anlamış değilim. Gayet akıcı bir lokmada yutulacak bir kitap. İçinde Fatih Sultan Mehmet, Tolystoy gibi 12 önemli insanı barındıran ufuk açan eğitici bir eser.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
319 syf.
·27 günde·9/10
Spoiler...
Yaklaşık 14 kısa denemeden oluşan bir eser
Bunlardan 4 tanesini sizlerle paylaşmak istedim. Biraz uzun ama bu da böyle olsun istedik. #37530419


Kerkaporta kapısı, bu kapı, bir çağın kapısını açan bir kapı. Dünya tarihinin akışını kesin biçimde değiştiren bir kapı.
Defalarca fethedilmeye çalışılıp ama alınamayan bir yerin kapısı.

"Bazen çok büyük başarılar çok gizli ayrıntılardan elde edilir."
#53244450
"Bazen de pek büyük savaşlar umursanmayan noktalardan kaybedilir."

Evet İstanbulun fetihinden bahsediyorum
Bizansın çöküşüne sebep olan bir kapıdan. Hayatları boyuncra unutamayacakları bir kapı. Bizans'ın Düşüşü sadece bu kapıdan bahseden koca bir eser. Olayı birazda kitabın diliyle görelim:
#54729809
______________________________________
Georg Friedrich Handel:
İçindeki yaşama isteği ölüme meydan okudu.
Syf. 76
Öbür dünyadan geri dönen adam.
#53308386
Hastalığın üstesinden gelip yaşama geri dönen bu adam, hiç vakit kaybetmeden müthiş bir çalışma temposu ve istekle yaşama ve müziğine sarıldı.
İlk başlarda çalışmalarının hakkını alamayan sanatçı her şeye rağmen devam etti kimi zaman isyan etti gelen her teklifi kabul etmedi ama müzık ve içindeki sanatçılık aşkı onu bitmişlikten zirveye taşıdı. Yaptığı The Messiah eseri konserinde elde ettiği tüm gelirleri hastalara ve mahkumlara bağışlar ve derki: çünkü bende bir zamanlar hasta ve mahkümdum.
Daha sonra tekrar hastalanan Handle bütün bedebsel işlevini kaybeder artik ne işitir nede görür...
Dirilişi sonsuz yaşama dönüşeceğinden emin olmak için dirildiği günde ölmek istiyordu. Ve öyle olur...
https://youtu.be/usfiAsWR4qU
(Bunu kessin dinleyin)
___________________________
Goethe:
Size yetmiş dört yaşında olan bu adamın on dokuz yaşında bir kıza aşık olup evlenmek istediğini söylesem şaşırır mısınız? Evet Gothe, Ulrik von Levetzow kızı Ulrik'e aşık olur.
Peki dünya, bu davranışı nedeniyle kendisiyle alay etmeyecek miydi?
En güzel şiirlerini bu dönemde yazan Goethe pek çok şiirini Ulrike'ye olan aşkını dile getirmekle yazar.
Bir şiirini okuyayım sizlere:

"Kalbimin saflığında bir özlem çırpınıyor,
Daha yükseğe, daha güzele ve bilinmeyene
Şükran duygusuyla ve isteyerek kendini vermek için,
Ebedî adsız sırlarında çözülüyor;
Bizler bunu dindarlık deriz! Ve ben şu anda
İşte böyle bir yüksekliğe ulaşmış, o yüksekligin önünde durmaktayım."
Syf.139
Sonunda bütün acılarının üstesinden gelir ve bu ondokuz yaşındaki "kızcağızla" evlenip ortak bir yaşam kurma düşü sona erer. Ve kendini yalnızca eserlerine verir
Ve bütün dünyadan özenle sakladiğı Faust'a başlar...
_________________________________
Eldorado'nun keşfi,
Suter:
Eskiden kaliforniya adını fransisken misyonundan alan bakımsız bir balıkçı kasabası, hatta yeni kıtanın tarıma açılmamış bereketli toprakları ortasında uzayıp giden meksika ilinin başkenti bile değildi bir şey oldu ki burası böyle değerlendi ama neee?
"Şansız ve tahlisiz Surte"
Surte kaliforniyanın bu kurak topraklarına bir şekilde gider ve koca bir çiftlik değil bir cumhuriyet kurmak ister ve on yıllığına anlaşıp bir "Yeni Helvetia" kurmak ister ve yapar, akla hayale sığmayacak kadar imar işlemleri yapar. Bentler, köprüler ağaçalar kanallar ve o kadar ilerler ki Surte, birkaç yıl içersinde dünyanın en zengin adamı olur. Taa ki uğursuz kazma vuruşu gelene kadar. Surterin doğramacısı James W. Marshall heycan içinde Surte'ye yaptığı kazıda altın bulduğunu söyler ve birlikte çiftliğe gider altın olduğu doğrulanır.
Bu söylenti bütün bir şehri kuşatır. Herkes işini gücünü bırakıp altın arama hastalığına kapılır. Bütün şehrin dengesi bozulur hayvanlar ilgisizlikten ölür çoğu şey talan olur. Bu söylenti avrupaya kadar gider ve alıntın meraklıların eşkiyaların ilgisini çeker, akınlar kaliforniyay doğru olur. Altın arama koşulu o jadar aşırı gitmişki artık talan etme yağmalama seviyesine kadar gelir Surtenin malına evine eşyalarına saldırı olur ve o koca dünya zengini Surte çok kısa zamanda fakirleşir. Surte o şehirden kaçar ve kendi ailesi ve çocuklarıyla bir yere giderler. Oğluna hukuk okutup haklarını alması için yardım eder yaptığı haklı şikayetler hukuk üstüğünlüğü ve yardimiyla her meksikalı insandan yüklü miktarda para alınir. Buna dayanamayan halk mahkemeyi basar ve Surtenin ailesini öldürür.
Surte tekrar vazgeçmeyip artık hak aramaktan çok öc almaya çalışır
Ama ne yapsa fayda olmaz çok yaşlanıp bitkin düşen Surte, Senato merdivenlerinde bir dilenci gibi ölür.

"San Francisco, bu kocaman memleket parçası, hâlâ başkasının toprakları üzerinde yükselmektedir. Haklının hakkı hala verilmiş değil."
Syf. 155
360 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar kitabı 12 bölümden oluşmaktadır eser biraz hikaye birazda biyografi tarzında yazılmış Kitapta İstanbul’un Fethi,Fransa milli marşının ortaya çıkışı, Avrupalıların ilk kez Büyük Okyanus'u görmesi vb olaylara yer vermiş.Kitapta tek rahatsız oldum yer İstanbul’un Fethi idi çünkü çok farklı bir bakış açısıyla anlatmış ama olsun bu sayede Avrupa’nın bakış açısını da görmüş olacaksınız İyi Okumalar Dilerim
360 syf.
Stefan zweig'in daha önce de kitaplarını okumuştum. Anlatım tarzı diğerleri ile benzer lakin bu kitapta birbirinden bağımsız farklı ve önemli olaylar anlatılmış. Tasvirler bence muazzamdı.
Waterloo savaşında kendi iradesini kullanamayan general beni değil ülkesinin geleceğini de çok etkilemiş. Tolstoy'un yaşamının son anları bence etkileyici idi. Tren istasyonunda öldüğünü biliyorduk lakin bunun kendi dileği olduğunu bilmiyorduk.
Bazı bölümlerde insanı sıkılabiliyor. Bu bölüm ne zaman bitecek dediği anlar tabiki oluyor. Çoğu yerde coşku tırmanıyor.
Sanırım çeviriden kaynaklı, utku kelimesi çokça yinelenmiş.
İstanbul'un Fethini de anlatmış Stefan zweig. Bir çok kişinin bu bölüm hoşuna gitmemiş olabilir. Ben bu kitapta ki yaklaşımı daha objektif buldum. Yani kendimiz kendi tarihimize objektif olacak halimiz malesef yok.
Birbirinden farklı ve önemli olayları okumuş oldum.
Çılgınca işleri kendinde o cesareti bulabilen insanlar gerçekleştiriyor sanırım.
Herkes okumalı bence.
319 syf.
·25 günde·Beğendi·9/10
Şu ana kadar beğenmediğim tek bir kitabı bile olmadı yazarın, hayranlığım her kitapta 3-5 kat daha artıyor.Bu kitapta da İnsanlık tarihindeki o kritik anlara hani o olmasaydı bu olmazdı denilen olaylara ışık tutmuş Zweig.Her öyküyü bitirdikten sonra o konu ile alakalı araştırma yapmanızı öneririm daha akılda kalıcı oluyor ve kitabın tadı asıl böyle çıkıyor,daha şaşırtıcı sonuçlar elde ediyorsunuz tam anlamıyla araştırma-inceleme kitabı.Beğenmeyenlerin bunu normal bir roman beklentisi içerisinde olup okudukları için beğenmediklerini düşünüyorum.Herkesin bu içinde olan belli başlı olayları bilmesi gerektiğini düşünüyorum, genel kültür açısından.

!!!!!SPOİLER!!!!

İçersinde 14 tane tarihi olay var. İçlerinde beni sarmayan olaylar da var elbette ama beğendiklerimi şöyle sıralayabilirim;

*ÖLÜMSÜZLÜĞE SIĞINIŞ-BÜYÜK OKYANUSUN KEŞFİ
Aslında bütün kargaşa altına olan düşkünlükten doğuyor.Kolomb adaya gider, yanında eşyalarla geri gelir, tam anlamıyla bir Hülya adamı olan, inanmak istediği şeye mutlaka inanan ve Hindistan’a deniz yoluyla gitme iddiasında da yine haklı çıkan Kolomb, gösterdiklerinin yalnızca küçük birer örnek olduğunu böbürlenerek ve ustaca uydurur. Güvenilir kaynaklardan öğrendiğine göre, bu yeni adalarda sonsuz altın madeni bulunmaktadır. Bütün olay böyle başlar.Aslında gittiği yer Amerika adaları ama kendisi Hindistanın devamı olarak biliyor.(gerçeği hiç bir zaman öğrenemeden ölüyor) Daha sonra Amerigo Vespucci oranın Hindistanın devamı olmadığını başka bir kıta olduğunu söylemesi üzerine tezi kanıtlanıyor. Sonra kıtaya Amerika adı veriliyor. (Kıtaya adı verildiğinden haberi olmamıştır hiç bir zaman)

*BİZANS’IN FETHİ- FATİH SULTAN MEHMET

*BİR GECELİK DÂHİ- MARSEILLASE

*WATERLOO:DÜNYANIN YAZGISINI BELİRLEYEN AN-NAPOLEON:
Bu hikaye beni çok üzdü aslında başkasına verdiği çok önemli ve basit bir iş... ama o kişinin bu işi yapmaması, son anda cayması... Napoleonun sonu oldu.

*ELDORADONUN KEŞFİ-J.A SUTER:
Johann August Suter’in öyküsü çok üzdü ve çok düşündürdü beni. “Hak-dava” diye diye bütün herşeyini kaybetti.

*BİR YİĞİTLİK ÂNI- DOSTOYEVSKİ, PETERSBURG, SEMENOVSK ALANI:
O muhteşem sahne! Ölüm sessizliğinde idam edilmesine saniyeler kala bir fermanla cezası değişiyor ve hafifliyor...
“Ve ölüm...
Donmuş eklemlerinden duraksayarak uzaklaşıyor,
Hâlâ karanlığa bakmakta olan gözleri
Sonsuz ışığın selamını seziyor.”

*OKYANUSU AŞAN İLK SÖZ- CYRUS W.FİELD:
Ancak 3. Denemede başarılı sonuç elde edilir ama o da kısa sürelidir. 4. Deneme de Avrupa ile Amerika arası telgraf ve sinyaller bakır kablolar aracılığı ile kusursuz bir şekilde sağlanır.

*TANRI’YA SIĞINIŞ- LEV TOLSTOY
Tamamlanamadığı (Karanlıkta bir ışıktır) dramı için Zweigden sondeyiş.Bir tren garında sefil bir halde öldüğü biliniyor ama medya öyle bir yanıltmış ki insanları, ölümüne yaklaştığını hissettiği zaman(82 yaşında ) zengin hayatını, karısını,kızını, malını, mülkünü geride bırakıp kaçmıştır Tolstoy içindeki inanç uğruna.Kitapları da ticari olarak kullanılmasın diye bağışlamıştır.
https://i.hizliresim.com/morQMZ.jpg


Herkese keyifli okumalar.
319 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
***Ekle Ekle Ekle***

İşe gidiş gelişlerde ve uyamaya yarım saat kala okudum eseri. İş yerindeyken bütün gün aklımda olan bir kitaptır.

Her insanın hayatında bir dönüm noktası vardır. Bu dönüm noktası başarıya giden yoldaki en önemli kavşak da olabilir başarısızlığa giden yoldaki kavşak da. Zweig 12 önemli insanın (Fatih Mehmet-İstanbul' un Fethi de var) hayatlarındaki bu önemli kavşakları, parlayan yıldızlara benzetir.

12 muazzam olay, 12 başarı öyküsü, antoloji sofrasında birbirinden güzel 12 farklı meze...

Özellikle okyanus altına kablo döşeme fikri beni derinden etkiledi. Zira ülkemizde günümüzde bile böylesi idealist fikirleri destekleyecek insanları bulmak bana o kadar imkansız geliyor ki. Ama 1800 lü yılların Avrupasında okyanus altından kablo geçirme fikri defalarca başarısızlığa uğramasına rağmen yine de kaynak yaratılabilmesi (: güldürdü de ağlattı da anlayacağınız...

Zweig' ın en farklı, en eğlenceli ve en öğretici kitabıdır kanımca (:

~~Keyifli okumalar~~
~~Kitapla kalın~~
360 syf.
İnceleme yapmayı çok istediğim bir eserdi.
Çok emek vererek bir inceleme yazdım fakat bir geri tuşuna basmakla tüm emeğim yok oldu.
Çok üzgünüm ve kitap hakkında içim dolu dolu kaldım.

Kısaca şunları söylecek olursam ;

Edebî ve tarihsel şölen...

Zweig kesinlikle sadece kısa öykü kitaplarıyla kalmamalı zihinlerde ve yüreklerde.

Bu unutulmaz ve çok özel kitabı yorumlarda okumayarak efsunlu iklimini yudum yudum içerek ruhunuza katın.
360 syf.
·Beğendi·8/10
Stefan Zweig,
Okuduğum üçüncü eseri şimdiye kadar neden okumadığımı düşünüp duruyorum, Psikolojik olarak insan evrelerini bu kadar iyi betimlemesi, karakter yaratma ve karakterlerin ruhsal gerilimlerini tasviri beni fazlasıyla etkiledi. Fırsat buldukça bütün eserlerini okumayı planlıyorum. Her zaman tarihte önemli şahsiyetlerin hayatlarına dair ufak da olsa bilgi öğrenmek istemiş ama bir türlü fırsat bulamamıştım, bu eser benim eksiklerimi azda olsa kapatmış bulunmaktadır. Dünya tarihinde önemli anların gerçekleşmesine sebeb olan bir çok değerli şahsiyetin hayatına dair, ufak bir gezintiye çıkmış bulundum. Ama Fatih Sultan Mehmet Hanı anlatırken benim kuruntum mu bilemedim objektif olduğunu düşünmedim, daha çok hırslı bir diktatörlükten bahşediyormuş hissine kapıldım. Tabi bu benim kuruntum da olabilir. :)
İnsanlığın yıldızının patladığı anlar Stefan Zweig'in söylemi ile Çağları aşan bir kararın bir tek takvime, bir tek saate ve çoğu kez de yalnızca bir tek dakikaya sıkıştırıldığı böylesine trajik ve yazgıyı belirleyici anlara, bireylerin yaşamında ve tarihin akışı içinde çok ender rastlanır. Ben böyle anları, ‘’insanlığın yıldızının parladığı anlar’’ diye adlandırdım; çünkü onlar, tıpkı yıldızlar gibi hiç değişmeden geçmişin karanlığına ışık tutmaktadır.
Her insanın yıldızının parladığı anlar vardır ve o anların farkına varıp mücadele ederse hayatında önemli anlara sebeb olacağını, tarihin değişimini bu anlara bağlandığını insanlık tarihi olmasa bile kendi tarihine büyük etki edeceğini belirtmiş. Okurken mücadele etmeyi, dayanmayı, vazgeçmememiz gerektiğini bir kez daha anladım. Her insan hayatında kaçırdığı birçok fırsat için hayıflanır durur. Kaçırılan fırsat küçük bir imkân da olabilir, birçok insanı etkileyecek çap tada olabilir. İşte bu hayıflanma insanın cesaretsizliği, anı değerlendirememesi, hızlı ve doğru karar verememesinin itirafıdır. Bu fırsatı değerlendirecek cesareti gösterdiğimizde geleceğin anahtarı elimize geçmiş olabilir. O anı okuyamayan insanın hayıflanmaya hakkı yoktur zira anahtarı alacak yürekliliği gösteremediği için kendi kaderini başkasına vermiş olacaktır.
Hepinize keyifli okumalar dilerim.
319 syf.
·5 günde·Puan vermedi
İncelememin tamamını okumak isterseniz;
https://adastraperaspera2.wixsite.com/...-stefan-zweig

Kitabın Alt Başlıkları

· Ölümsüzlüğe Kaçış (Pasifik Okyanusu’nun Keşfi, 25 Eylül 1513)
· Bizans’ın Fethi (29 Mayıs 1453)
· Georg Friedrich Handel’in Yeniden Hayata Dönüşü (21 Ağustos 1741)
· Bir Gecelik Dahi (Marseillaise, 25 Nisan 1792)
· Waterloo’da Dünyayı Değiştiren An (Napolyon, 18 Haziran 1815)
· Marienbad Ağıdı (Goethe, Karlsbad’la Weimar Arasında, 5 Eylül 1823)
· Eldorado’nun Keşfi (J.A Suter Kaliforniya, Ocak 1848)
· Kahramanlık Anı (Dostoyevski, Petersburg, Semyonovski Meydanı 22 Aralık 1849)
· Okyanus’u Aşan İlk Söz (Cyrus W. Field, 28 Temmuz 1858)
· Tanrı’ya Sığınış ( Lev Tolstoy’un Tamamlanmamış Dramı, ‘’Ve Karanlıkta Bir Işık Parlıyor’’ İçin Bir Sonsöz 1910 Ekim Sonu)
· Güney Kutbu İçin Mücadele (Kaptan Scott, 90. Enlem, 1912)
· Mühürlü Tren (Lenin, 9 Nisan 1917)
· Wilson Başaramıyor


Zweig, trajik hayatıyla oldukça bilinen roman, öykü, tiyatro, deneme, şiir, seyahat, anı türlerinde birçok eser vermiş gitgide daha da popülerleşen yazarlardan birisi. Genellikle öyküleri popülerdir, ki ben de bugüne kadar toplamda on öyküsünü okudum. Kendisini sadece öykü yazarı olarak bilen bu yüzden bu kitabını alıp okuyanların bu kitabı seveceğini düşünmüyorum zira bu kitap öykülerinden oldukça farklı olarak deneme inceleme türünde yazılmış.

....



Ölümsüzlüğe Kaçış, Vasco Nunez de Balboa’nın Pasifik Okyanusu keşfinde yaşadıklarını, Bir Gecelik Dahi, Fransız Ulusal Marşı Marseillaise’in nasıl yazıldığını, Waterloo’da Dünyayı Değiştiren An, Napolyon’un savaşı nasıl kaybettiğini, Okyanusu Aşan İlk Söz, okyanusun altına telgraf hattının döşenmesi sırasında yaşanılan zorlukları, nasıl başardıklarını ve nasıl başaramadıklarını, Tanrı’ya Sığınış, Tolstoy’un tamamlanmamış dramı Karanlıkta Bir Işık Parlıyor için Zweig’in son sözü, Tolstoy’un ölümünün ardındaki gerçekleri anlatıyor, ‘sefalet’ içinde tren garında öldüğünü biliyoruz ama malından, mülkünden ve ailesinden nasıl vazgeçtiğini, olayların nasıl geliştiğini anlatıyor. Ve benim en sevdiğim ama keşke daha uzun, daha ayrıntılı olsa diye yakındığım Mühürlü Tren, Lenin’in İsviçre’den Rusya Çarlığı’na Ekim Devrimini başlatmak için gidişini anlatıyor.


....
Bekir İstanbul
Bekir İstanbul İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar'ı inceledi.
360 syf.
·16 günde·10/10
İşte on dört tarihsel minyatürün küçük bir aynası. Umarım dikkatinizi celbeder ve sizi kitabı alıp okumaya teşvik eder zira ben çok beğenerek okudum ve çok şey öğrendim. Okurken sürekli telefonumdan haritalara bakıyor, detaylı bilgiler öğrenmeye çalışıyordum bu yüzden okuma sürem uzadı ama olsun bu kitap sayesinde bilgi dağarcığım çok genişledi diyebilirim.

Nunez de Balboa maceracı ruhuyla büyük okyanusu nasıl keşfetti?

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmekteki üstün arzu ve dehası.

Ünlü Alman bestekar Handel’in inişlerle ve çıkışlarla dolu hayatı.

Fransız milli marşı bir gecede nasıl yazıldı?

Napolyon’a savaşı kaybettiren bir saniyelik karar ve sonucunda Avrupa tarihinin değişimi.

Yaşamdan kaçıp şiire sığınan, yüzyıllarca nice şairleri ve yazarları etkileyen büyük şair Goethe ve 18 yaşında yazmaya başladığı, ancak ölümünden kısa bir süre önce, 83 yaşında tamamladığı en önemli dünya klasiklerinden olan muazzam eseri Faust.

Johann August Suter’in serüvenleri, trajedisi ve altına hücum.

Dostoyevski’nin hayatından bir kesit. Dostoyevski’nin hayatındaki en zor kesit...

Amerika ile kurulan ilk hızlı iletişim ağı nasıl, ne zaman, hangi şartlarda ve hangi mücadeleci insan sayesinde başarıldı? Eski kıta Avrupa ile yeni kıta Amerika nasıl bağlandı?

Tolstoy’un ölünce yarım kalan son eseri; “Karanlıkta Bir Işık.” (Bu kısım kitabın genel havasına pek uymadığını düşünüyorum. Yazar insanlık tarihi için daha önemli başka bir olay seçebilirdi)

Güney kutbu için savaşım. Kaptan Scott, 90. enlem derecesi, 16 Ocak 1912. İnsanoğlunun bilinmeyeni keşfetmek için gösterdiği, haşin doğa şartlarına karşı verdiği müthiş mücadele.

Lenin, işçi sınıfının ayaklanması, ilk sosyalist devlet Sovyet Rusya’sının kuruluşu, kısa ama etkili bir özet...

Bu sefer milattan önceki yıllara gidiyor, Roma İmparatorluğu topraklarına uzanıyor, Marcus Tullius Cicero’nun hayatına, felsefesine ve Roma tarihine bakıyoruz.

Woodrow Wilson Avrupa’ya barış getirebilecek midir?
248 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bugünkü 2. Incelemem oldu paylaşacağım. Incelemeye baslarken guzel etkinlik ile okumama sebep olan @Kucukcivcivim'e teşekkür ederek başlayım. Kitapta birbirinden farklı 12 tarihi figürün denemeden oluşuyor. Denemeler açık ve anlaşılır dil kullanmış. Diğer yandan kaynak belirtmemiş bu da kitabın eksikliği. Bu yuzden bilimsel olarak başka bir kaynak veren eserden okumadıysanız kesin bilgi olarak kabul etmeyin.

Denemelere gelince

ÖLÜMSÜZLÜĞE SIĞINIŞ
Büyük Okyanus'un keşfi ve Avrupa'da uyandırdığı etkiyi anlatıyor.

BİZANS'IN FETHİ
Istanbul'un fethi, fetih öncesi, sonrası olan tepki ve Fatih Sultan Mehmet Üzerinde durmuş
GEORG FRIEDRICH HÂNDEL'İN YAŞAMA DÖNÜŞÜ
Handel'in ölümcül hastalığı ile savaşı konusu
BİR GECELİK DÂHİ
Fransa ordu marşı ve etkisi anlatiyor.
WATERLOO: DÜNYANIN YAZGISINI BELİRLEYEN AN

MARIENBAD ŞİİRLERİ
Goethe ve sevdiği genç kadınin hikayesini anlatiyor.

ELDORADO'NUN KEŞFİ
........

BİR YİĞİTLİK ÂNI
Dostoyevski

OKYANUSU AŞAN İLK SÖZ
Cyrus W. Field telgrafın keşfi ve haberlesme
TANRİ'YA SIĞINIŞ
Leo Tolstoy 1890 evini terk etmesinin uzerinde duruyor. Aslında çok guzel ve uzun bir hikaye ama 12 hikayeyi incelediğim bu hikayeyi de kısa kesiyorum.

GÜNEY KUTBU İÇİN SAVAŞIM
Kaptan Scott ...

MÜHÜRLÜ TREN
Lenin .....


Iyi okumalar güzel bir kitap.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar
Alt başlık:
On Dört Tarihsel Minyatür
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059691871
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Zeplin Kitaplar
İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, tarihteki belirleyici anlar üstüne kısa denemelerden oluşuyor. Stefan Zweig, çevrelerindeki geçici koşulların dayattığı sınırları aşabilen Fatih Sultan Mehmet, Händel, Dostoyevski, Tolstoy, Lenin gibi “yaratıcı bireyler”in o benzersiz anlarını anlatıyor. En iyisi, kendisinden dinleyelim:

Çağları aşan bir kararın bir tek takvime, bir tek saate, çoğu kez de yalnızca bir tek dakikaya sıkıştırıldığı trajik ve yazgıyı belirleyici anlara, bireylerin yaşamında ve tarihin akışı içinde çok ender rastlanır. Ben böyle anları İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar diye adlandırdım; çünkü onlar, tıpkı yıldızlar gibi, hiç değişmeden geçmişin karanlığına ışık tutmaktadırlar... Olayları anlatırken, gerçekleri değiştirmedim, kendi katkılarımla renklendirip zenginleştirmedim. Çünkü tarih, kusursuzluğa ulaştığı böylesine eşsiz anlarda, kendisine yardım için uzatılan ellere gereksinim duymaz.

Kitabı okuyanlar 1.817 okur

  • Onur aydın
  • Qfwfq
  • Cumhur karahan
  • Özlem Ataünal
  • Samet musul
  • Asizm
  • Dalga Dalga
  • Erdi HIRAMAN
  • Uehalfhauefh
  • Burak DEMİR

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.1
14-17 Yaş
%1.2
18-24 Yaş
%18.2
25-34 Yaş
%34.7
35-44 Yaş
%29.4
45-54 Yaş
%7.6
55-64 Yaş
%2.4
65+ Yaş
%2.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47.4
Erkek
%52.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.4 (70)
9
%11.9 (73)
8
%7.7 (47)
7
%5.9 (36)
6
%2.3 (14)
5
%1 (6)
4
%0.7 (4)
3
%0.3 (2)
2
%0
1
%0.3 (2)

Kitabın sıralamaları