Adı:
İnsanlık Durumu
Baskı tarihi:
Nisan 2003
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750500299
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Condition Humaine
Çeviri:
Ali Berktay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
İnsanlık Durumu, Şanghay kentinin 1927 yılında milliyetçi Kuomintang ordularınca ele geçirilmesi sonrasında, şehirde yaşanan komünist direnişin hikâyesini anlatır. Başkent Pekin'in ve bütün ülkenin geleceğini belirleyen birkaç günlük süreç komünist liderleri ölüme götürürken, işçi kalabalıklarını da teslimiyet dolu bir acze sürükler. Yaşanan kitlesel trajedi, aynı zamanda bireyin çıkmazını da yansıtır: Anlamdan yoksun felaketler çağında yaşayan insanın en büyük uğraşı, hayatını anlamlı kılma çabasıdır. Ortak bir ülkü etrafında kenetlenseler de, insan olmanın mutlak yalnızlığından kaçamayan roman kahramanlarının her biri, erdemleriyle olduğu kadar zaaflarıyla da hayat karşısında bir tavrı temsil eder. Yirminci yüzyılın en önemli yazarları arasında sayılan André Malraux, Goncourt Ödülü kazanan ve kendisini dünya çapında üne kavuşturan romanını yazarken esas amacının, insanların kendilerinde fark edemedikleri asaleti tasvir etmek olduğunu söylemiştir.
(Tanıtım Bülteninden)
Çen,suikastçi.Kitaba müthiş bir aksiyon filmi izler gibi başlarız.Çen elinde bıçak bir odanın eşiğinden az sonra öldüreceği adama bakıyor...
Bu satırları okurken kimi zaman suikastçi gibi heyecana kapılıyoruz kimi zamanda kurbanın yerine geçiyoruz,o kadar canlı bir anlatım,bıçağın soğukluğunu ,odanın karanlığını,adamın gırtlak seslerini,odanın bir yerinde bir balkon olduğunu ve bu balkondan çıkıp olay mahalini bir an önce terketme duygusunu ve daha önce hissetmediğim başka başka duygularla dolu bir girişle kitaba giriyorum.Müthiş bir şey okuyacağım bilinciyle okumamı kısa kesiyorum,bazı kitaplar hiç bitmemeli,hemencecik tüketilmemeli sindire sindire okunmalı.

Kyo,Çen,Kyo'nun babası ve May,kitaptaki ana karakterler.Birde Rus Kotov var,odaya girince havayı soğutan.Ama Kotov kitabın sonunda öyle bir hareket yaparki okuru perperişan bırakır sayfaların ortasında.
May,Kyo ile evli,ilişkileri sevgiden çok işbirliği barındırıyor,birbirinin günahlarını bilen anlatılmaz bir bağ,onları bir arada tutan sevgi ya da mutluluk değil,günah bağı ,sevgi ve mutluluk bağından kat ve kat daha sağlamdır.
Baba,Kyo'nun babası,Baba Gisors,bizim çocukların akıl hocaları katiller ve elebaşilar,örgütçülerin değil,durumun,insanlığın durumunun akıl hocası,kitaptaki tüm parlak sözlerin neredeyse tek sahibi.

Devrimin başarısız olacağı onun bir direnişe dönüşmesinden anlaşılır.Bizim çocuklar neden başarısız oldular.Bunun önemli iki nedeni var.1.yeteri kadar inanmamak 2.silah kullanmayi bilmemek.Tabiki bunlar degil,bunlar görünen nedenler asil nedenleri Çen ve Kyo üzerinden açıklamaya çalışacagım. Kyo işin fikir tarafındaki Çen ise dehşet tarafındaki isim biri fikir inşasından diğeri yıkım ekibinden. Asıl nedenlerden birincisi Kyolardan yada kendini Kyo gibi görenlerden çok olmasi Çenlerden ise yeteri kadar olmamasi. Devrimde fazla düşünce korkaklığa götürür. Devrimin karşısındaki diktatörde tüm diktatörlerin olduğu gibi korkaktır. Düşünerek korkan devrim, diktatöre yaklaşır, ikiside aynı hammaddeden oluşmaya başlar yani korkudan. Ben en çok korkaklardan korkarım devrimde öyle.Bir diktatör korkaklığı nedeniyle en acımasız ,en canice kararları hiç zorlanmadan alır,diktatörün canı kıymetlidir,o yüzden kimselere güvenmez.Kyo ya dönersek kararlarını alır ama üstundeki kyocuklara etki edemez,devrimde saatler önemliyken harekete geçmek günler alırsa geçmiş olsun.Çen ise eylemi temsil eder,bu tip adamlar olmazsa olmazdır ama bu başarısızlikta sayılarının az olmasi talihsizliktir. Diğer neden ise satrançtaki Rok hareketine benzer,bir şah vardir,onu koruyarak oyunu kazanmalıyızdır,şah devrim ise köşeye sıkıştığında Rok hareketiyle saf değiştirmek,kale ile işbirliğine girmek işi bitirir,devrim kaçarak,gizlenerek yapılamaz.Kyo vezirdir ama tek vezir olması gerekirken bir sürü vezir peydahlanır ve Kyo yu piyonluğa sürerler,Çen ise attır ,sayısı ikidir,satranç ustalarına sorsanız iki vezir mi üç at mı diye üç atı tercih edeceklerdir,satrançtaki en atılgan, en olmadık hamleler attan gelir,ata önlem almak zor bir iştir. Mat çoğu zaman atların karşı tarafı hareketsiz bırakmasıyla vezir veyahut filin son darbeyi indirmesiyle gerçekleşir.Kale satrançtaki en tarafsız taştır,kaleye güvenirsen kuşatılman an meselesidir.Rok devrim için sanatsal bir harekettir sadece,başarısız bir devrimin şiiri.

İşin teknik tarafı bu şekilde,işin ruhsuz tarafı.Diğer taraf ise can pazarı,anlatması zor,ruhsuz tarafıyla bıraknak isterdim ama kitaba haksızlık olurdu bu.
Sağ kalan devrimcilerin sıralarını beklemeleri,en iyi ölüm şekli kurşuna dizilmek,adam başı oniki kurşun,şartlara göre iyi bir ölüm şekli.Diri diri yakılmak,gözler yanıncaya kadar hemde,trenin altına atılmak yada o an subayların aklına ne geliyorsa ,öldürme şekillerinde yaratıcılık konusunda hiçde yabana atılır değil bu subaylar. Şu üçünü kurşuna dizelim önce ikisi gelsin,ikili gidenler şanslıdır ölürken yalnız olmayacaklardır,tek kalan ise 2 dakika sonra öleceği için değil bir başına kaldığı için kendinden geçer.Kotov'un efsanevi davranışıda tamda bu ölüm sırasındayken gerçekleşir...
Yağmur mu bu yağan,son kez ıslanan insanlar,bu onların son yağmuru.Devriminde son yağmuru,devrim şanslı olan tarafta oda ölür ama dirilme özelliği vardır,insanların durumuysa hangi devir olursa olsun herzaman olduğu gibi içler acısı...

İnsanlik durumunu Baba Giors'dan dinleyin ben anlatamam onu, tıpkı Çen ve Kyo'yu anlatamadığım gibi.
Özgürlük bazen başkalarını öldürebilmek hakkını yada cesaretini elde etmekti,şartlar özgürlüğü bu hale getirebilirdi,insan elini kolunu bağlayan şeyleri yitirince bu özgürlüğü gerçekleştirebilirdi.Korkunç ama böyle bir gerçek maalesef ki var.
Malraux,yazmaya giriştiğinde kendi varlığını yarıp açar,açılan bu yaranın özeğinden:kendi yok oluşlarını seçerek
varoluşlarının kontrolünü ellerine alan kahramanlar peydah olur.Bu kahramanlar "ölüm kaygısıyla" saçmanın yörüngesinde
savrulmaktansa ,ölümü göze alarak (insan doğasından kaynaklanan)özsaygılarını korumaya çalışır .Malraux'da yarattığı kahramanlar gibi yazgıya meydan okur.
Bunu da kahramanlarının tekilliklerinin deneyimlerine dayanan trajik eylemlerini kurgulayıp kağıt yaprağının iki boyutlu uzamına aktarmak suretiyle -bizim için bilişsel düzeyde deneyimlenebilecek bir şey haline getirerek yapar.Böylece sadece kahraman için yaşanabilir ve yinelenemez olan bizim tarafımızdan ders çıkarılabilecek bir şeye dönüşür.
  • Yabancı
    8.3/10 (4.169 Oy)3.681 beğeni12.200 okunma1.108 alıntı49.973 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.149 Oy)8.449 beğeni27.089 okunma744 alıntı132.054 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.575 Oy)18.089 beğeni40.992 okunma2.590 alıntı172.245 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.227 Oy)7.553 beğeni20.417 okunma3.635 alıntı121.801 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.718 Oy)6.022 beğeni15.852 okunma2.574 alıntı81.881 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.418 Oy)5.527 beğeni18.727 okunma766 alıntı95.747 gösterim
  • Dava
    7.9/10 (1.837 Oy)1.792 beğeni6.558 okunma1.140 alıntı43.817 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.071 Oy)7.632 beğeni21.440 okunma741 alıntı83.622 gösterim
  • Babalar ve Oğullar
    8.1/10 (1.268 Oy)1.117 beğeni4.637 okunma1.195 alıntı31.008 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.286 Oy)12.833 beğeni32.828 okunma3.087 alıntı137.759 gösterim
Niye çalıştığını bilmeden günde on iki saat çalışan bir insan için, ne saygınlık, ne de gerçek bir yaşam mümkün değildir.
«Yakında öldürecekler beni.»
«Bunu özellikle istemiyor mu zaten?» diye düşündü Gisors. «Şan, şöhret aramıyor, mutlulukta da gözü yok. Yenebilecek gücü var, ama bu zaferi yaşayacak durumda değil; bu durumda, ölümden başka neyin özlemini duyabilir? Başkalarının yaşam için düşündüklerini, o ölüm için düşünüyor: olabildiğince en onurlu, en yüksek biçimde ölebilmek. Ulaşılmaz amaçlara yönelik
bir ruhu var, yeterince aydınlanmış kafası açık fikirler taşıyor. İnsanlardan oldukça uzak. Ve amaçladığı tüm nesneleri ve hatta amaçlamayı bile küçümseyecek kadar hasta.»

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanlık Durumu
Baskı tarihi:
Nisan 2003
Sayfa sayısı:
320
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750500299
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Condition Humaine
Çeviri:
Ali Berktay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
İnsanlık Durumu, Şanghay kentinin 1927 yılında milliyetçi Kuomintang ordularınca ele geçirilmesi sonrasında, şehirde yaşanan komünist direnişin hikâyesini anlatır. Başkent Pekin'in ve bütün ülkenin geleceğini belirleyen birkaç günlük süreç komünist liderleri ölüme götürürken, işçi kalabalıklarını da teslimiyet dolu bir acze sürükler. Yaşanan kitlesel trajedi, aynı zamanda bireyin çıkmazını da yansıtır: Anlamdan yoksun felaketler çağında yaşayan insanın en büyük uğraşı, hayatını anlamlı kılma çabasıdır. Ortak bir ülkü etrafında kenetlenseler de, insan olmanın mutlak yalnızlığından kaçamayan roman kahramanlarının her biri, erdemleriyle olduğu kadar zaaflarıyla da hayat karşısında bir tavrı temsil eder. Yirminci yüzyılın en önemli yazarları arasında sayılan André Malraux, Goncourt Ödülü kazanan ve kendisini dünya çapında üne kavuşturan romanını yazarken esas amacının, insanların kendilerinde fark edemedikleri asaleti tasvir etmek olduğunu söylemiştir.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 29 okur

  • Hakan
  • akkaya tansu
  • Fırat Özbey
  • Duygu
  • Yusuf Turgut
  • ozlem  buyuk
  • Cenk Kaldı
  • gurkan
  • Dünyasız Bir Kafa
  • Ali K.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (2)
9
%25 (2)
8
%12.5 (1)
7
%25 (2)
6
%12.5 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0