İnsanlık HalleriTeoman

·
Okunma
·
Beğeni
·
444
Gösterim
Adı:
İnsanlık Halleri
Yazar:
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
178
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054609895
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bibliyon Kitap
Walter Benjamin'in, Baudelaire'den esinlenerek tasvir ettiği modern kent hayatının içine, Teoman'ın anlattığı modern aşk hikayelerini yerleştiririm hayalimde. Benjamin, büyük şehir insanını büyüleyen şeyin "son bakışta aşk" olduğunu söyler. Teoman da, sanki Benjamin'i yankılar gibi, son bakışta yaşanan aşkları anlatır. Bu aşk hikayeleri, varoluşsal yalnızlığın aşk karşısında kazandığı zaferleri, kaybetmenin büyülü melankolisini ve kendini tüketmenin hayata tahammül etmek için en iyi yol olduğunu anlatan hikayelerdir. Hem sıradan hem büyülü olan bu hikayeler, aynı zamanda hem çok acıklı hem de komiktir. Kahramanları hem çok güçlü hem de bir o kadar kırılgan; hem tutku dolu hem de bir o kadar yorgun.

Hepsinin ortak noktası yalnızlıkla damgalanmış olmalarıdır. Fakat bu, herhangi bir insanla giderilmesi imkansız, varoluşsal bir yalnızlıktır. Dünyaya fırlatılmış olmanın, seçmediği halde doğmuş olmanın, tüm seçimlerinin yükünü taşımanın, hiç kimseyle tamamlanamayacak olmanın dinmeyecek özleminin, hayatın anlamsızlığının ve dünyanın yabancılığının ifadesidir. Teoman'ın anlattığı insanları "kahraman" yapan şey, bu varoluşsal yalnızlıkla nasıl baş ettikleridir: kimi direnir, kimi yüzleşir, kimi çoktan uyuşmuş, yabancılaşmış, kimiyse umutsuzca teslim olmuştur…

Bir de, farkında olmayanlar var tabii bu hikayelerde, tümüyle yabancılaşmış ve hissizleşmiş olanlar, yaşadığının bile farkında olmayanlar hatta. Şaşıracak, esinlenecek, tutku duyulacak bir şey kalmamıştır onlar için. Teoman'ın sözleriyle, "acıkmadan yiyen/ uyumadan önce ayaküstü/ terlemeden sevişenler"dir onlar.

Ve anlatıcısına gelelim bu hikayelerin. İster bir fahişenin ya da bir zamparanın, ister bir sarhoşun ya da küçük bir çocuğun ağzından olsun, varoluşsal yalnızlığın farklı veçhelerini aktarabilecek kadar tanışıktır bu yalnızlıkla. Teoman'ın bir söyleşisinde söylediği gibi, "kafayı yemekle, aydınlanma arasında gidip gelinen, ama ikisinin de aynı olduğunun" anlaşıldığı o büyülü andır, varoluşsal yalnızlığa son bakışta aşık olunan o an. O anın gizeminde açılan hakikat şudur belki de: "Her şey yalnızlıktan..."
-Elis Şimşon-
Küçücük, mini mini bir kız iken yine bir gün okuldan kaçıp sokaklarda dolaşıyordum ki bir şarkı çalındı kulağıma. Anne ben geldim, ben oğlun hayırsızın diyen bu şarkı, bagaj dahil bütün kapılarını açmış öylece terkedilmiş bir otomobilden geliyordu. Okuldan kaçışım o an içimde bir hayırsız evlat duygusu oluşturdu şarkıyla beraber.

Muzurluk bu ya hemen geçtim oturdum arabaya. Şarkıyla kendimden geçmişken bir adam geldi. Bir koltukta o bir koltukta ben. Sessizce önüme bakmaya devam ediyordum. Allah'tan sürücü koltuğuna oturmamıştım. Bendeki bu deli cesareti otomobili bile çalıştırırdı ancak o gün nedense sakinliğim üzerimdeymiş.
Hiç bozuntuya vermedi. Sanırım arabaya binerken görmüştü beni ve görmemezlikten geliyordu. Ama ben çok korkmuştum. "Şey şarkıyı dinliyordum arabayı çalmayacağım." dedim. Güldü komik halime. Bacak kadar boyumla araba çalmak. Hatırladıkça hala gülüyorum ama o an dokunsalar ağlayacaktım. Ya beni polise verirse, ya beni döverse diye düşünüyordum. Tabi ben küçükken, insanlarımız daha temiz ve ahlaklı olduklarından şu günlerde küçücük kız çocuklarının başına gelen o korkunç olanların başıma gelebileceğini hiç düşünmedim.

Bu arada şarkı bitmisti ve şarkıyı tekrar açtı. Beraber dinlemeye başladık ama ikinci dinleyişimde bir şey anlamadım hala korkuyordum.

"Kim bu biliyor musun?" diye sordu. Kafamı yok der gibi salladım. "Teomandır o ben çok severim sen de sevdiysen sana kasetini vereyim dinleyebilecek misin? diye sordu. Dinleyebilirim babam kuponla müzik seti aldı diye cevap verdim. O zamanlar modaydı gazetenin verdiği dev müzik setleri.

Elimde Teoman'ın 1998 çıkışlı "O" kasetiyle evime döndüm. Artık kasetim vardı. Gece gün ve yıllarca bıkmadan oğul şarkısını dinleyip durdum. Bu "oğul" şarkısının neden beni bu kadar etkilediğini anlamam yıllar sürdü. Çünkü sözleri sevdiğim şair Ahmet Erhan'a aitti. Bunu çok geç ögrendim. Ahmet Erhan yüzünden mi Teoman'ı çok sevdim Teoman yüzünden mi Ahmet Erhan'ı çok sevdim hala bilemiyorum. Tek bildiğim "Oğul" şarkısının sözleri bu kitapta yok. Beni Teomanla tanıştıran o abiye, çok sevdiğim bir şarkının sözlerini yazan Ahmet Erhan'a ve o güzel şiiri şarkı yapan Teoman'a sonsuz sevgilerimi sunuyorum.

https://youtu.be/aacxb82WXoM
https://youtu.be/QL11wtkG3d4
Sağır, kör, dilsiz görünür kalbim
Ama bil, ben aslında iyi biriyim
Teoman
Sayfa 151 - Mavi kuş ve küçük kız şarkısı
Herkes sorar merak içinde
Ölümden sonra hayat var mı diye
Boşuna düşünürler
Sanki hayat varmış gibi ölümden önce
Sorulunca yanıtı
içimizde olan
kanımı donduran, ısıtan
durduran
bir kalemsen
bir boş kağıt
mutlu aşk varsa da
mutlu son yoktur.
benim de zaten hiç gücüm yok
yüzüm yok
hiç umudum yok
ama bil ki farklı bir hayaldi
işkenceydi bazen
bazen çok güzeldi
ama anlıyorum sesinden
kurtulmuşsun sen
nokta konmuş
bitmiş
“en güzel hikayem”
Bugün seni düşündüm bir şarkı çalınca
Her an aklımdasın bak bunca yıldan bile sonra
İnsan koşuşturmacayla hayata dalınca
Her fırsatta hatırlar küçük bir anıyla
...
Bugün parkta oturdum seyrettim çocukları
Yağmur başlayınca hiçbiri kaçışmadı
Bende kitap okudum sanki senden bahseden
Gözlerimi kapattım sayfaları geçerken

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanlık Halleri
Yazar:
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
178
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054609895
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bibliyon Kitap
Walter Benjamin'in, Baudelaire'den esinlenerek tasvir ettiği modern kent hayatının içine, Teoman'ın anlattığı modern aşk hikayelerini yerleştiririm hayalimde. Benjamin, büyük şehir insanını büyüleyen şeyin "son bakışta aşk" olduğunu söyler. Teoman da, sanki Benjamin'i yankılar gibi, son bakışta yaşanan aşkları anlatır. Bu aşk hikayeleri, varoluşsal yalnızlığın aşk karşısında kazandığı zaferleri, kaybetmenin büyülü melankolisini ve kendini tüketmenin hayata tahammül etmek için en iyi yol olduğunu anlatan hikayelerdir. Hem sıradan hem büyülü olan bu hikayeler, aynı zamanda hem çok acıklı hem de komiktir. Kahramanları hem çok güçlü hem de bir o kadar kırılgan; hem tutku dolu hem de bir o kadar yorgun.

Hepsinin ortak noktası yalnızlıkla damgalanmış olmalarıdır. Fakat bu, herhangi bir insanla giderilmesi imkansız, varoluşsal bir yalnızlıktır. Dünyaya fırlatılmış olmanın, seçmediği halde doğmuş olmanın, tüm seçimlerinin yükünü taşımanın, hiç kimseyle tamamlanamayacak olmanın dinmeyecek özleminin, hayatın anlamsızlığının ve dünyanın yabancılığının ifadesidir. Teoman'ın anlattığı insanları "kahraman" yapan şey, bu varoluşsal yalnızlıkla nasıl baş ettikleridir: kimi direnir, kimi yüzleşir, kimi çoktan uyuşmuş, yabancılaşmış, kimiyse umutsuzca teslim olmuştur…

Bir de, farkında olmayanlar var tabii bu hikayelerde, tümüyle yabancılaşmış ve hissizleşmiş olanlar, yaşadığının bile farkında olmayanlar hatta. Şaşıracak, esinlenecek, tutku duyulacak bir şey kalmamıştır onlar için. Teoman'ın sözleriyle, "acıkmadan yiyen/ uyumadan önce ayaküstü/ terlemeden sevişenler"dir onlar.

Ve anlatıcısına gelelim bu hikayelerin. İster bir fahişenin ya da bir zamparanın, ister bir sarhoşun ya da küçük bir çocuğun ağzından olsun, varoluşsal yalnızlığın farklı veçhelerini aktarabilecek kadar tanışıktır bu yalnızlıkla. Teoman'ın bir söyleşisinde söylediği gibi, "kafayı yemekle, aydınlanma arasında gidip gelinen, ama ikisinin de aynı olduğunun" anlaşıldığı o büyülü andır, varoluşsal yalnızlığa son bakışta aşık olunan o an. O anın gizeminde açılan hakikat şudur belki de: "Her şey yalnızlıktan..."
-Elis Şimşon-

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • DAMLA ÇOLAK
  • Evin Sude Çelik
  • Halit Çağatay KARAİBRAHİM
  • Sema Türkan Azaz
  • Beste...
  • DUA
  • Bora Harut
  • Şayen Aysima ateşeduran
  • Nur E.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%87.5 (7)
9
%0
8
%12.5 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0