İrfan Mektebi Dergisi - Sayı 143

·
Okunma
·
Beğeni
·
6
Gösterim
Adı:
İrfan Mektebi Dergisi - Sayı 143
Baskı tarihi:
Ekim 2018
Format:
Karton kapak
ISBN:
9781307-265X
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Müslümanlarla alakalı olarak son iki yüz yılda, özellikle son yüzyılda -hakkı da olan- bazı değerlendirmeler yapıldı, yapılıyor. Üzerimize aldıklarımız var, almadıklarımız var, olabilir. Fakat Müslümanları değerlendirerek İslamiyet hakkında söz sarf edenlerin söz söyleme hakkı yok. Onu saded dışı tutarak bize bakan tarafına dikkat etmek önemli olacaktır diye düşünüyorum.

Bediüzzaman Hazretlerinin bir sözü var, oradan başlayalım iterseniz. “Şeytanın mühim bir desisesi, insana kusurunu itiraf ettirmemektir-tâ ki istiğfar ve istiâze yolunu kapasın-. Hem nefs-i insaniyenin enâniyetini tahrik edip, tâ ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin, adeta taksirattan takdis etsin. Evet, şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez. Görse de yüz tevil ile tevil ettirir.”

Buradan dosyaya taşıdığımız iktisat meselesine gelmek istiyorum. Son dönemde kur farkına dayalı olduğu söylenen ekonomiye dayalı sıkıntılı haller yaşıyoruz, memleket olarak. Farklı tepkiler var. Dolar alan satan, kur farkından dolayı zarar eden, istikbale ait endişe duyan vs. vs.

Bunlar elbette normal ve insani davranışlar. Tam bu noktada iki cümlenin altını çizmek gerekiyor kanaatimce. Birincisi, “Yeryüzünde kımıldanan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın!” ayeti mucibince Allah’ın rızkımıza kefil olduğuna imanımızdır. Bu hakikat her zaman aklımızda ve kalbimizde olmalı.

İkincisi ise, “Kanaat eden izzet bulur, tama’ ve hırs gösteren zillete düşer” hadis-i şerifidir. Kanaat sahibi olmanın verdiği neticeleri de görüp sonuca doğru gidelim.

-      İktisat ve kanaati kazanan bir insan hayatından lezzet alır.

-      Her şeye rıza gözüyle bakar.

-      Rabbinin kendisine taksim ettiği nimetlerden dolayı Rabbinden razı olur ve Rabbine şükreden bir kul olur.

-      Hem çalıştığının karşılığına razı olduğu için, daha fazla çalışmaya şevk kazanır.

-      Hırslı insan gibi, çalıştığının karşılığından fazlasına göz dikip gayri meşru yollara düşmez.

-      “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” sırrıyla daha fazla çalışır ve neticede elde ettiğinden memnuniyet duyar.

-      Çalıştığı meşgalesinden lezzet alır.

Siz de takdir edersiniz ki küreselleşen dünyada herkes tüketici oldu. Üretim yapanlar ise gayet azaldı. Çoğu mahsul batılılar elinde tekelleşti. Bir gün elektrik gidince afallayan bizler de en küçük sıkıntıda feryat eder, şikâyet eder hale geldik maalesef.

İnsanı sıkıntıya sokan şey azlık çokluk, varlık yokluk meselesi değil. Ya nedir? İtiyattır. Alışkanlıklardır. İktisat ve kanaate alışmadığımız için de sıkıntıyı ve problemleri suni de olsa derin acılarla yaşar hale geldik. Eklenecek çıkarılacak yerler elbette olacaktır sözlerimin üzerinden, fakat şu vakıa ki, İslamiyet’in ortaya koyduğu hayat düsturlarını tez elden ve yeniden dikkate alıp hayata geçiremezsek acılarımız daha da derinleşecektir.

Ayrıca üreten toplum ve fert olma yolunda hemen şimdiden adımlar atmalıyız. Yukarıda Bediüzzaman Hazretlerinden iktibas ettiğim cümlenin devamıyla noktayı koyalım:

“Nefsini itham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiâze eder. İstiâze eden, şeytanın şerrinden kurtulur.”

 
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İrfan Mektebi Dergisi - Sayı 143
Baskı tarihi:
Ekim 2018
Format:
Karton kapak
ISBN:
9781307-265X
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Müslümanlarla alakalı olarak son iki yüz yılda, özellikle son yüzyılda -hakkı da olan- bazı değerlendirmeler yapıldı, yapılıyor. Üzerimize aldıklarımız var, almadıklarımız var, olabilir. Fakat Müslümanları değerlendirerek İslamiyet hakkında söz sarf edenlerin söz söyleme hakkı yok. Onu saded dışı tutarak bize bakan tarafına dikkat etmek önemli olacaktır diye düşünüyorum.

Bediüzzaman Hazretlerinin bir sözü var, oradan başlayalım iterseniz. “Şeytanın mühim bir desisesi, insana kusurunu itiraf ettirmemektir-tâ ki istiğfar ve istiâze yolunu kapasın-. Hem nefs-i insaniyenin enâniyetini tahrik edip, tâ ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin, adeta taksirattan takdis etsin. Evet, şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez. Görse de yüz tevil ile tevil ettirir.”

Buradan dosyaya taşıdığımız iktisat meselesine gelmek istiyorum. Son dönemde kur farkına dayalı olduğu söylenen ekonomiye dayalı sıkıntılı haller yaşıyoruz, memleket olarak. Farklı tepkiler var. Dolar alan satan, kur farkından dolayı zarar eden, istikbale ait endişe duyan vs. vs.

Bunlar elbette normal ve insani davranışlar. Tam bu noktada iki cümlenin altını çizmek gerekiyor kanaatimce. Birincisi, “Yeryüzünde kımıldanan hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın!” ayeti mucibince Allah’ın rızkımıza kefil olduğuna imanımızdır. Bu hakikat her zaman aklımızda ve kalbimizde olmalı.

İkincisi ise, “Kanaat eden izzet bulur, tama’ ve hırs gösteren zillete düşer” hadis-i şerifidir. Kanaat sahibi olmanın verdiği neticeleri de görüp sonuca doğru gidelim.

-      İktisat ve kanaati kazanan bir insan hayatından lezzet alır.

-      Her şeye rıza gözüyle bakar.

-      Rabbinin kendisine taksim ettiği nimetlerden dolayı Rabbinden razı olur ve Rabbine şükreden bir kul olur.

-      Hem çalıştığının karşılığına razı olduğu için, daha fazla çalışmaya şevk kazanır.

-      Hırslı insan gibi, çalıştığının karşılığından fazlasına göz dikip gayri meşru yollara düşmez.

-      “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” sırrıyla daha fazla çalışır ve neticede elde ettiğinden memnuniyet duyar.

-      Çalıştığı meşgalesinden lezzet alır.

Siz de takdir edersiniz ki küreselleşen dünyada herkes tüketici oldu. Üretim yapanlar ise gayet azaldı. Çoğu mahsul batılılar elinde tekelleşti. Bir gün elektrik gidince afallayan bizler de en küçük sıkıntıda feryat eder, şikâyet eder hale geldik maalesef.

İnsanı sıkıntıya sokan şey azlık çokluk, varlık yokluk meselesi değil. Ya nedir? İtiyattır. Alışkanlıklardır. İktisat ve kanaate alışmadığımız için de sıkıntıyı ve problemleri suni de olsa derin acılarla yaşar hale geldik. Eklenecek çıkarılacak yerler elbette olacaktır sözlerimin üzerinden, fakat şu vakıa ki, İslamiyet’in ortaya koyduğu hayat düsturlarını tez elden ve yeniden dikkate alıp hayata geçiremezsek acılarımız daha da derinleşecektir.

Ayrıca üreten toplum ve fert olma yolunda hemen şimdiden adımlar atmalıyız. Yukarıda Bediüzzaman Hazretlerinden iktibas ettiğim cümlenin devamıyla noktayı koyalım:

“Nefsini itham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiâze eder. İstiâze eden, şeytanın şerrinden kurtulur.”

 

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Alper Koç

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0