Irkımızın KahramanlarıNejdet Sançar

·
Okunma
·
Beğeni
·
813
Gösterim
Adı:
Irkımızın Kahramanları
Baskı tarihi:
1943
Sayfa sayısı:
102
ISBN:
Yok
Kitabın türü:
Yayınevi:
Aylı Kurt Yayınları
Kahramanlığın ve fedakârlığın millet için çok gerekli olduğu bir çağda yaşıyoruz. Kanını hiç çekinmeden dökmesini bilmeyen, ölüme karşı korkusuzca yürümekten çekinen milletler için yaşama hakkının kalmadığı bir dünyada bulunuyoruz. Dün, yeryüzüne kahramanlar hâkimdi. Bugün, kahramanlık yarışları içindeyiz. Dünya, yarın da kahramanların olacaktır. Kahraman yaratılışlı olmayan ve kahramanlığını kaybetmiş milletlerin ufukları bundan böyle kapkara bulutlarla örtülecektir.
Bugüne kadar dünya tarihine en çok kahraman armağan eden bizim ırkımızdı. Tarihî bir hak olarak bundan sonra da bizim ırkımızın olması gerekir. Kahramanların soyu olan bir millet için bundan başka bir düşünce olamaz. Bugüne kadar yeryüzünün en kahraman ırkı olarak tanınan ve yaşayan Türk, bu birinci milli vasfını bundan sonra kaybetmeli midir?
Kahramanlar, daha öncekiler örnek tutularak yetişir. Bunun içindir ki hangi milletin tarihinde kahraman çoksa, o milletin gençleri arasında o kadar çok kahraman çıkabilir. Tarihi, tanınmış ve tanınmamış sayısız bahadırlarla dolu olan Türk ırkının, bundan sonra da çok sayıda yeni kahramanlar yetiştirmesi, bu bakımdan, en tabii bir şeydir. Yeter ki eski kahramanlar unutulmasın ve eski kahramanlık ruhu aramızdan silinip gitmesin.
Tarihimizin büyük kahramanlarını sık sık anmanın, onların yiğitlik vakalarını öğrenmenin, eski eşsiz kahramanlık ruhumuzu yaşatmak için yapılacak baş işlerden olduğuna inanarak, Çınaraltı dergisinde "Irkımızın Kahramanları" başlığı altında, milletimizin tanınmış ve tanınmamış bahadırlarından bazılarını zaman zaman yayınlıyordum. O yazıların Çınaraltı dergisinde çıkmakta olduğu sıralarda, arkadaşlarımdan ve talebelerimden, bunların sonra bir kitap haline getirilmesini isteyenler olurdu. Ondan sonra da birçok kereler karşılaştığım bu teklif ve isteği artık yerine getirmeye karar vermiş bulunuyor ve Çınaraltı dergisinde yayınlanmış olanlara bir iki tane daha ekleyerek bu kitabı meydana getiriyorum
Şunu da belirtmek isterim: Irkımızın kahramanları, tabiîdir ki, burada yiğitlik vakaları kısaca anlatılanlardan ibaret değildir. Bu kitapta adı bulunanlar Türk yiğitlerinden bir bölümdür. Bunların dışında adı bilinenlerle o kadar tanınmamış olan daha çok Türk kahramanı vardır. Bugün o kahramanlar alayından otuz kadarını toplu olarak ortaya koyabiliyorum. Tanrı sağlık verirse ileride sayılarını çoğaltmaya ve hattâ tamamlamaya çalışırım.
Bu kitabı, içindeki kahramanların soyundan olan Türk ırkının yiğit gençlerine ve çocuklarına sunuyor ve eseri kahramanlar ocağı Türk ordusunda vazife yapmakta olduğum bir sırada basılmaya verişimi de ayrı bir talih sayıyorum.
Ömrünü kutlu mücadele içinde geçirmiş, evladını kaybetmesinin ardından bile yolundan geri kalmamış kutlu bir insandır Nejdet Sançar. Var Olsun! Kitap, Atsız'ın Tarih, Kültür ve Kahramanlar eseriyle aynı paralellikte, çok güzel bilgiler barındırıyor.
Sıkça kullandığımız “Türk ırkı sağolsun!” sözünün sahibi, 3 Mayıs 1944 sonrası en ağır işkencelere maruz kalan, ağabeyi Atsız gibi Türkçülüğün fikir önderlerinden olan Nejdet Sançar'ın bugün Ad günüdür.

1 Mayıs, Nejdet Sançar'ın Ad günü kutlu olsun! (1 Mayıs 1910)
İki tarafın başında da yenilmemiş birer Bozkurt vardı. Vuruştular. Ya yıldırım üstün gelecek, ya demir eritilecekti. Talih ikincisine güldü. Demir yıldırımı eritti. Türkistan'ın aksak padişahı, Türkiye'nin mağrur sultanını tutsak kıldı.
Bir kadının başbuğluk yaptığı bir ordunun kazandığı zaferde o kadına düşecek şan payı imrenilecek kadar büyük sayılmaya değer. Ayrıca ordusu ile düşmanı tepeleyen bu kahraman kadının, savaşı, düşman hükümdarı ile evlenmemek yani temiz Türk kanını bozmamak için yapması ayrı bir değer taşımaktadır. Damarlarındaki kanı bozulmuş olarak devam ettirmemek için o kanın hepsini akıtmayı göze alan ve bunun için de savaş alanına yürüyen Tomris, Türk kızları için güzel bir örnektir. Damarlarında onun kanını taşıyan Türk kızları beyaz perdelerin hokkabaz kılıklı yaratıklarına değil, tarihin karanlıkları arasında bir yıldız gibi parlayan demir yürekli Tomris'e benzemeye uğraşmalıdırlar. Bu, bir vazife ve bir şereftir.
Şehname'de Turan ‐ İran savaşlarını acemler lehine büyük bir mübalağa ile anlatmış olan Firdevsî, Türk saraylarında Türklerden lütuflar gördüğü halde Türk düşmanlığı yapan bu acem, eserinin birçok yerinde de Türklerin ve Türk Başbuğu Alp Er Tunga'nın kahramanlığını söylemek zorunda kalmıştır. Alp Er Tunga'nın büyük kahramanlığını Şehname'nin mısraları arasından bulup çıkarmak hiç de güç değildir. Milletini yükseltmek için akla gelmez mübalağaları eserine geçiren Firdevsî, Alp Er Tunga'nın İranı dize getiren zaferlerini gizleyememiştir. Şehname'nin yazdığı bu Türk zaferlerini gerçeğin tamı değil, bir parçası saymak yanlış olmayacağına göre yiğit ve kumandan Alp Er Tunga'nın büyüklüğü hayallerimizde canlanabilir.
Kahramanlık yerleri olan savaş alanlarında düşmanlarla erler gibi vuruşan, milletleri ve şerefleri için kanlarını akıtmayı göze alabilen bu kahramanların en büyüklerinden birisi, günümüzden yirmi beş yüzyıl önce yaşamış olan Tomris'tir.
Çin ordusu üstün geldiği zaman, ortada vuruşa bilecek bir tek Türk kalmamıştı. Kunlardan 1518 kişi ölmüş, 145 bahtsız tutsak edilmişti. Bu kahramanlar alayının başı Çiçi de şehitler arasında idi. Buyruğundaki kadınlar, çocuklar ve erkeklerle birlikte o da toprağa düşmüştü. Lakin, Türklüğün şanı bir yol daha yüceldikten, Türk'ün baş eğmezliği ve kahramanlığı en parlak bir örnek kazandıktan ve Türk tarihine bir kahramanlık destanı daha eklendikten sonra...
Atilla, Kun Türklerindendir. Soyumuzun bütün uruklarını tarihte ilk olarak bir bayrak altında toplayan Kunlar, Ulu Motun (= Mete)'den sonra Atilla ile Türk dünyasına ikinci büyük bir kahraman daha vermişlerdir. Türk birliğini kuran birinci büyük kahramandan yedi yüzyıl sonra gelen bu ikincisi, Paris'e kadar bütün Avrupa'yı Türk ordularına çiğneterek tarihimize yeni şanlı sayfalar eklemiştir.
Türk'ü Birinci teşrin'in son günlerinde beklenmeyen bir hadise oldu, Osman Paşa'ya Moskof kumandanından bir elçi geldi. Elçi, Pilevne'den çıkmak ve kurtulmak mümkün olmadığı düşüncesinde bulunan kumandanından teslim teklifini getirmişti. Paşa, düşmana, Türklüğe ve kendisine yakışır şekilde mertçe bir karşılık verdi. Bu karşılıkta şöyle diyordu: "Bu ana kadar yapılan çarpışmaları askerlerimizin kahramanlığı ile hep biz kazandık. Ortada teslim olmamız için hiçbir sebep yoktur. Ayrıca askeri namusun gerekli kıldığı hareket de henüz yapılmamıştır. Onun için düşmana teslim olmaktansa, vatan, din, devlet ve millet uğrunda kanlarımızı seve seve akıtmaya hazırız". bulunduğu her savaşta yiğitlik de bulunur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Irkımızın Kahramanları
Baskı tarihi:
1943
Sayfa sayısı:
102
ISBN:
Yok
Kitabın türü:
Yayınevi:
Aylı Kurt Yayınları
Kahramanlığın ve fedakârlığın millet için çok gerekli olduğu bir çağda yaşıyoruz. Kanını hiç çekinmeden dökmesini bilmeyen, ölüme karşı korkusuzca yürümekten çekinen milletler için yaşama hakkının kalmadığı bir dünyada bulunuyoruz. Dün, yeryüzüne kahramanlar hâkimdi. Bugün, kahramanlık yarışları içindeyiz. Dünya, yarın da kahramanların olacaktır. Kahraman yaratılışlı olmayan ve kahramanlığını kaybetmiş milletlerin ufukları bundan böyle kapkara bulutlarla örtülecektir.
Bugüne kadar dünya tarihine en çok kahraman armağan eden bizim ırkımızdı. Tarihî bir hak olarak bundan sonra da bizim ırkımızın olması gerekir. Kahramanların soyu olan bir millet için bundan başka bir düşünce olamaz. Bugüne kadar yeryüzünün en kahraman ırkı olarak tanınan ve yaşayan Türk, bu birinci milli vasfını bundan sonra kaybetmeli midir?
Kahramanlar, daha öncekiler örnek tutularak yetişir. Bunun içindir ki hangi milletin tarihinde kahraman çoksa, o milletin gençleri arasında o kadar çok kahraman çıkabilir. Tarihi, tanınmış ve tanınmamış sayısız bahadırlarla dolu olan Türk ırkının, bundan sonra da çok sayıda yeni kahramanlar yetiştirmesi, bu bakımdan, en tabii bir şeydir. Yeter ki eski kahramanlar unutulmasın ve eski kahramanlık ruhu aramızdan silinip gitmesin.
Tarihimizin büyük kahramanlarını sık sık anmanın, onların yiğitlik vakalarını öğrenmenin, eski eşsiz kahramanlık ruhumuzu yaşatmak için yapılacak baş işlerden olduğuna inanarak, Çınaraltı dergisinde "Irkımızın Kahramanları" başlığı altında, milletimizin tanınmış ve tanınmamış bahadırlarından bazılarını zaman zaman yayınlıyordum. O yazıların Çınaraltı dergisinde çıkmakta olduğu sıralarda, arkadaşlarımdan ve talebelerimden, bunların sonra bir kitap haline getirilmesini isteyenler olurdu. Ondan sonra da birçok kereler karşılaştığım bu teklif ve isteği artık yerine getirmeye karar vermiş bulunuyor ve Çınaraltı dergisinde yayınlanmış olanlara bir iki tane daha ekleyerek bu kitabı meydana getiriyorum
Şunu da belirtmek isterim: Irkımızın kahramanları, tabiîdir ki, burada yiğitlik vakaları kısaca anlatılanlardan ibaret değildir. Bu kitapta adı bulunanlar Türk yiğitlerinden bir bölümdür. Bunların dışında adı bilinenlerle o kadar tanınmamış olan daha çok Türk kahramanı vardır. Bugün o kahramanlar alayından otuz kadarını toplu olarak ortaya koyabiliyorum. Tanrı sağlık verirse ileride sayılarını çoğaltmaya ve hattâ tamamlamaya çalışırım.
Bu kitabı, içindeki kahramanların soyundan olan Türk ırkının yiğit gençlerine ve çocuklarına sunuyor ve eseri kahramanlar ocağı Türk ordusunda vazife yapmakta olduğum bir sırada basılmaya verişimi de ayrı bir talih sayıyorum.

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Enes Özel
  • Ali Göktuğ
  • recep çirci
  • Aşina
  • Abdullah Seçer
  • Atsız
  • Uğur İlhan
  • Mustafa Kekilli
  • Shamanic Hazeri
  • Sezgi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%33.3 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0