Irkımızın Kahramanları

·
Okunma
·
Beğeni
·
1217
Gösterim
Adı:
Irkımızın Kahramanları
Baskı tarihi:
1943
Sayfa sayısı:
102
Format:
Karton kapak
ISBN:
Yok
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylı Kurt Yayınları
Kahramanlığın ve fedakârlığın millet için çok gerekli olduğu bir çağda yaşıyoruz. Kanını hiç çekinmeden dökmesini bilmeyen, ölüme karşı korkusuzca yürümekten çekinen milletler için yaşama hakkının kalmadığı bir dünyada bulunuyoruz. Dün, yeryüzüne kahramanlar hâkimdi. Bugün, kahramanlık yarışları içindeyiz. Dünya, yarın da kahramanların olacaktır. Kahraman yaratılışlı olmayan ve kahramanlığını kaybetmiş milletlerin ufukları bundan böyle kapkara bulutlarla örtülecektir.
Bugüne kadar dünya tarihine en çok kahraman armağan eden bizim ırkımızdı. Tarihî bir hak olarak bundan sonra da bizim ırkımızın olması gerekir. Kahramanların soyu olan bir millet için bundan başka bir düşünce olamaz. Bugüne kadar yeryüzünün en kahraman ırkı olarak tanınan ve yaşayan Türk, bu birinci milli vasfını bundan sonra kaybetmeli midir?
Kahramanlar, daha öncekiler örnek tutularak yetişir. Bunun içindir ki hangi milletin tarihinde kahraman çoksa, o milletin gençleri arasında o kadar çok kahraman çıkabilir. Tarihi, tanınmış ve tanınmamış sayısız bahadırlarla dolu olan Türk ırkının, bundan sonra da çok sayıda yeni kahramanlar yetiştirmesi, bu bakımdan, en tabii bir şeydir. Yeter ki eski kahramanlar unutulmasın ve eski kahramanlık ruhu aramızdan silinip gitmesin.
Tarihimizin büyük kahramanlarını sık sık anmanın, onların yiğitlik vakalarını öğrenmenin, eski eşsiz kahramanlık ruhumuzu yaşatmak için yapılacak baş işlerden olduğuna inanarak, Çınaraltı dergisinde "Irkımızın Kahramanları" başlığı altında, milletimizin tanınmış ve tanınmamış bahadırlarından bazılarını zaman zaman yayınlıyordum. O yazıların Çınaraltı dergisinde çıkmakta olduğu sıralarda, arkadaşlarımdan ve talebelerimden, bunların sonra bir kitap haline getirilmesini isteyenler olurdu. Ondan sonra da birçok kereler karşılaştığım bu teklif ve isteği artık yerine getirmeye karar vermiş bulunuyor ve Çınaraltı dergisinde yayınlanmış olanlara bir iki tane daha ekleyerek bu kitabı meydana getiriyorum
Şunu da belirtmek isterim: Irkımızın kahramanları, tabiîdir ki, burada yiğitlik vakaları kısaca anlatılanlardan ibaret değildir. Bu kitapta adı bulunanlar Türk yiğitlerinden bir bölümdür. Bunların dışında adı bilinenlerle o kadar tanınmamış olan daha çok Türk kahramanı vardır. Bugün o kahramanlar alayından otuz kadarını toplu olarak ortaya koyabiliyorum. Tanrı sağlık verirse ileride sayılarını çoğaltmaya ve hattâ tamamlamaya çalışırım.
Bu kitabı, içindeki kahramanların soyundan olan Türk ırkının yiğit gençlerine ve çocuklarına sunuyor ve eseri kahramanlar ocağı Türk ordusunda vazife yapmakta olduğum bir sırada basılmaya verişimi de ayrı bir talih sayıyorum.
102 syf.
·Beğendi·10/10
Sıkça kullandığımız “Türk ırkı sağolsun!” sözünün sahibi, 3 Mayıs 1944 sonrası en ağır işkencelere maruz kalan, ağabeyi Atsız gibi Türkçülüğün fikir önderlerinden olan Nejdet Sançar'ın bugün Ad günüdür.

1 Mayıs, Nejdet Sançar'ın Ad günü kutlu olsun! (1 Mayıs 1910)
102 syf.
Ömrünü kutlu mücadele içinde geçirmiş, evladını kaybetmesinin ardından bile yolundan geri kalmamış kutlu bir insandır Nejdet Sançar. Var Olsun! Kitap, Atsız'ın Tarih, Kültür ve Kahramanlar eseriyle aynı paralellikte, çok güzel bilgiler barındırıyor.
İki tarafın başında da yenilmemiş birer Bozkurt vardı. Vuruştular. Ya yıldırım üstün gelecek, ya demir eritilecekti. Talih ikincisine güldü. Demir yıldırımı eritti. Türkistan'ın aksak padişahı, Türkiye'nin mağrur sultanını tutsak kıldı.
Kür Şad tarihin sayfaları içinde gizli kalmış bir kahramanın adıdır. Fakat bu ad, yalnız bu yiğit Gök Türk
çocuğuna ait sayılmaz. Kür Şad adında, namları belirsiz diğer Türk fedainin maneviyatı da gizlidir.
Türk göklerinde, yüzyıllar içerisinde sayısız güneşler görülmüştür. Kür Şad, bunların en parlaklarından
biridir. O, kanlı bir ufkun ardından kaybolalı bin üç yüz yıl oluyor. Kür Şad, o günden beri yok; fakat
Kür Şad'lık ruhu Türk göklerinin ebedî bekçisidir.
KÜL TİGİN
Gök Türk istiklalinin kurtarıcısı İlteriş Kutluk Kağan öldüğü vakit biri sekiz, diğeri yedi yaşında iki çocuk
bırakmıştı. Bunlardan birincisi sonradan Bilge adıyla Türk kağanı olan Mergen, öteki ırkımızın sayılı ve
örnek kahramanlarından Kül Tigin'dir.
Babalarının Tanrı'ya ve Türkistan topraklarına kavuştuğu sıralarda bu iki çocuk pek küçük
olduklarından tahta, amcaları Kapağan Kağan geçmişti. Kapağan çağı, Gök Türklerin en parlak
zamanlarından oldu. Kapağan birçok seferler yapmış, İlteriş'in gidemediği yerlerdeki Türkleri bile
birliğe sokmuş ve Çin'i, Türk akınlarından baş kaldıramaz hale getirmişti. İlteriş'in yiğit oğulları bu
seferlerin çoğunda bulunup milletlerine ve amcalarına büyük hizmetler yaptılar.
Türklüğe şanlı zaferler kazandıran Kapağan, son zamanlarında bazı kararsız ve lüzumsuz hareketlere
başlamış, milletine zulüm eder olmuştu. Bu yüzden bazı boylar gücenmişler, birliğin dağılma tehlikesi
baş göstermişti. Kapağan, bu kötü hareketinin karşılığını pek acı ödedi, pusuya düşürülerek öldürüldü.
Bu ölüm, millet işlerindeki haksızlığın haklı cezası idi. İşte bu karışık ve tehlikeli zamanda İlteriş
oğullarının Türkistan tahtını elde etmeleri Türk milleti için büyük bir kazanç oldu. Fakat İlteriş'in
çocuklarının tahtı elde etmeleri ortaya bir mesele koymuştu: Acaba bir yaş aralı iki kardeşten hangisi
kağan olacaktı? Bu sorunun karşılığında bu iki Türk yiğitinin örnek meziyetlerinden birini buluyoruz.
Çünkü Türk tahtı Mergen'e göre kahraman kardeşine layık, Kül Tigin içinse ağasına ait sayılıyordu.
İlteriş çocuklarının kağanlıkta gözleri yoktu. Onların ülküleri ırklarına hizmet etmek, dağılmakta olan
birliği yeniden kurmaktı. Bilhassa Kül Tigin bu ateşle yanıyordu. Kağan olmak değil, kağan
buyruğundaki orduları yürütmek, düşmanları tepelemek, dağılmış boyları bir bayrak altında toplamak
istiyordu.
İki yiğit kağanlığı birbirlerine kabul ettirmek için çok uğraştılar. Sonunda Kül Tigin, kendinden bir yaş
büyük olan ağasını razı etti. Mergen, Türklerin kağanı oldu. Kül Tigin de ağasının buyruğunda ordu
kumandanı...
Kül Tigin, Mergen'i kağan olmaya razı ettiği zaman millet hiç de iyi durumda değildi. İki kardeş,
babalarının ve amcalarının kurtarıp yücelttiği milletin adı sanı yok olmasın diye gündüz oturmadan,
gece uyumadan çalışmaya başladılar. Ölesiye, bitesiye çalıştılar. Son yıllar içinde bütünlüğünü
kaybetmiş olan Türklüğü eski haline getirinceye kadar uğraştılar.
Kül Tigin, daha amcası zamanında seferlerde bulunmaya başlamıştı. O vakit on altı yaşlarında idi.
Yaşça küçük, fakat ruhça çok büyüktü. Bu yaştan sonra bir daha hemen hiç oturmadı. Otuz bir yıl
durmadan çarpıştı. Kül Tigin'in düşmanlarla ve birliğe girmek istemeyen Türk boyları ile yaptığı
savaşlar birer destandır. Daha yirmi yaşlarında bir gençken 50.000 kişilik bir kuvvetle ilerleyen bir Çin
generaline karşı erlerinin başında ve yaya olarak saldırıp düşmanı darmadağın etmiştir.
Kül Tigin, pek şanlı savaşlarından birini yirmi bir yaşında iken yaptı. Vuruşmada o kadar yiğitçe
saldırışlar yaptı, o derece korkusuz çarpıştı ki, Türk beğleri bu savaştaki kahramanlığını hiç
unutamadılar. Kül Tigin, bu çarpışmada üç defa at kaybetti. Vurulan her attan sonra bir yenisine
biniyor, yine saldırıyordu. En son bindiği doru atın üzerinde çarpışırken yüzden çok ok, pusatlarını ve
atının zırhlarına rastladı. Lakin Tanrı yiğidini koruduğu için hiç birisi yüzüne ve başına gelmedi.
Sonunda o ordu savaş yerinde yok edildi.
Kül Tigin yirmi altı yaşında iken kahraman Kırgızlarla çarpıştı. Onları basmak için ordusuyla karları
sökerek Kögmen dağını aştı. Ser ırkdaşları ile bir yaman vuruştu. Bir ak aygır üzerinde olarak saldıran
Kül Tigin, Kırgız erlerinden birini okla vurdu, ikisini arka arkaya mızrakladı. Yiğit Kırgızlar, kahraman Kül
Tigin önünde boyun eğdiler.
Aynı yıl güçlü Türgişler'le vuruştu. Bu savaş için ordusunun başında Altay dağını aşarak, İrtiş ırmağını
geçerek yürüdü. Bora gibi saldıran ırkdaşı Türgişler'e karşı, kasırga gibi karşılık verdi. Ercesine
vuruştular. Türgişler yiğit kişilerdi. Fakat Kül Tigin'e karşı durmak mümkün mü? Onlar da boyun
eğdiler.
Otuz bir yaşında Karluklarla karşılaştı. Alp Salçı adlı ak atının üzerinde savaşan Gök Türk çocuğu onlara
da diz çöktürdü.
Hep savaşan ve hep yenen Gök Türk kahramanının savaşları birbirine benzer: Hepsinde büyük
kahramanlıklar ve hepsinde zafer... Kül Tigin, bunlar arasında en büyük savaşını Dokuz Oğuz boyu ile
yapmıştır. O yıllarda Dokuz Oğuzlar çok güçlenmişlerdi. Bilge Kağan'ın eşsiz kardeşi onları da alt
etmek için bir yılda beş vuruşma yapmak zorunda kaldı. İlk karşılaşmada Kül Tigin, Azman adlı ak
atıyla vuruştu. Erlerinin yanında, önünde vuruştu. Arka arkaya altı tane Dokuz Oğuz erini kargıdan
geçirdi. Ordular göğüs göğüse geldiği zaman yedincisini kılıçladı. Dokuz Oğuzlar usta askerlerdi. Ama
Gök Türk yiğitlerinin önünde onlar da diz çöktüler.
Beş savaşın en kanlısı sonuncusu oldu. Dokuz Oğuzlar bu vuruşmada çok korkunç saldırılarla Gök Türk
karargâhını ele geçirmek istediler. Eğer karşılarında Kül Tigin olmasaydı geçirebilirlerdi de... Fakat Kül
Tigin'in elinden karargâhı zapt etmek kolay mı idi? Gök Türk prensi bu savaşta görülmemiş şekilde
çarpıştı. Ögsüz adlı atının üstünde olan Kül Tigin, Dokuz Oğuzların bütün akınlarını önledi, dağıttı.
Karargâha saldıranlar Türk yiğitleri idi. Fakat Kül Tigin yiğitler yiğidi idi. Bu vuruşmada yalnız o dokuz
er sançtı. Ve karargâh Gök Türklerde kaldı.
Bu çarpışma Kül Tigin'in son savaşı oldu. Onun bütün hayatınca Türk birliği için çarpan ve çırpınan
kalbi bu savaşta durdu.
Gök Türklerin yiğit çocuğu Türk birliği uğrunda şehit düştüğü zaman kırk yedi yaşında idi. Otuz yıldan
beri çok savaş alanlarında bir kahramanlık abidesi gibi dolaşan gövdesini Türkistan toprakları bu yaşta
aldılar.
Beş yiğidini kaybeden Türkeli yaslara büründü. Bilge Kağan büyük yuğ töreni yaptırdı. Başta Çin olmak
üzere her yerden heyetler geldi. Fakat bütün bunlardan ne çıkardı?
Toprak ana milyonlarca oğlunun yanına bu oğlunu da almıştı. Kağanın yası sonsuzdu. Böyle bir kardeş
için sonsuz yas denizlerine dalınmaz mı idi?
Kül Tigin, millet yolunda toprağa düşeli bugün bin iki yüz yıldan çok oluyor. Acaba Doğu Türkeli yeni
bir Kül Tigin'i veya Kül Tigin'leri ne zaman yetiştirecek?
ÇİÇİ YABGU
Irkımızın kahramanlarından bazıları bütün Türklerin ve hattâ bütün dünyanın tanıdığı ünlü
kimselerdir. Diğer bazıları ise, adları ve hayatları tarihin tozlu sayfalarında gizli kalmış bulunduğundan
bilinmeyen kahramanlardır. Çiçi Yabgu, ikincilerden ulu bir Türk'tür ki milattan önceki tarihimizin
sayılı büyüklerinden biri olarak Türkistan topraklarında yüzyıllardan beri yatmaktadır.
Çiçi, Kun Türkleri'ndendir. Kun tarihinin karışıklıklar çağı olan milattan önceki birinci yüzyılın son
yarısında yaşamıştır. Hayatı savaşlar içinde geçen bu kahraman Yabgu hakkında bildiklerimiz
şunlardır:
Milattan önce 58'de bir iç savaşından sonra Kun tahtına oturan Huhanşa, yanlış bir hareketle işe
başlamıştı. Bu hareket, kendinden önceki Yabgunun küçük kardeşi olan Batı Beğler Beğini öldürtmek
istemesidir. Huhanşa'nın bu yanlış hareketi Kun ülkesini kargaşalıklar çağında birçok Yabgular çıkıp
birbirleri ile savaştılar. Bunlardan çoğu çabuk bastırıldı. Fakat Hunhaşa'nın büyük kardeşi olan ve
törece tahta oturması gereken Doğu Beğler Beğinin kendisinin Çiçi adı ile hükümdar ilan etmesi,
ülkeyi uzun zaman için ikiye bölmüş oldu.
Çiçi, Yabguluğunu ileri sürerek ortaya atıldıktan sonra, ölümüne kadar birçok savaşlar yaptı. Büyük bir
kahraman olduğu kadar iyi bir asker olan yabgu, savaşlarda hep üstün geliyordu. İlk önce 54'te bir
başka Yabgu ile vuruştu. Bu yabguyu Çiçi üzerine, Türk birliğini büsbütün bozmak düşüncesi ile,
Çinliler göndermişlerdi. Çiçi, savaşı kazanarak kendisini alt ermek isteyen yabguyu öldürdü, tebaasını
aldı. Bundan sonra kardeşi Huhanşa'nın üzerine yürüdü. İki Türk ordusu çok sert çarpıştılar. Çiçi
kazandı, kardeşi kaçtı. Çiçi, bu zaferi ile yabguluk şehrini de ele geçirerek bütün Kun ülkesinin başı
olmuştu.
Tomris, Türk kızları için ne güzel bir örnektir. Damarlarında onun kanını taşıyan Türk kızları beyaz perdelerin hokkabaz kılıklı yaratıklarına değil, tarihin karanlıkları arasında bir yıldız gibi parlayan demir yürekli Tomris'e benzemeye uğraşmalıdırlar.
Bu,bir vazife ve bir şereftir.
Nejdet Sançar
Sayfa 17 - Kamer Yayınları
Firdevsî, Türk saraylarında Türklerden lütuflar gördüğü halde
Türk düşmanlığı yapan bu acem, eserinin birçok yerinde de Türklerin ve Türk Başbuğu Alp Er
Tunga'nın kahramanlığını söylemek zorunda kalmıştır
Alp Er Tunga büyük bir kahramandır. Karahanlıların kendilerini onun soyundan saymaları da bu
kahramanlıktan bir şeyler elde etmek içindir. Tarih ışığı, geçip geldiğimiz şanlı yolun sonlarında
Türklük nöbeti beklemekte olan bu en eski atayı bize tam olarak gösteremiyorsa da bu o kadar
ehemmiyetli değildir. Alp Er Tunga; Kür Şad'ların, Çingiz'lerin, Yavuz'ların, Topal Osman'ların ve kısaca
bütün Türklerin eski ulu atasıdır. Ve bugünkü bilgimize göre de ilk Türk kahramanıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Irkımızın Kahramanları
Baskı tarihi:
1943
Sayfa sayısı:
102
Format:
Karton kapak
ISBN:
Yok
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aylı Kurt Yayınları
Kahramanlığın ve fedakârlığın millet için çok gerekli olduğu bir çağda yaşıyoruz. Kanını hiç çekinmeden dökmesini bilmeyen, ölüme karşı korkusuzca yürümekten çekinen milletler için yaşama hakkının kalmadığı bir dünyada bulunuyoruz. Dün, yeryüzüne kahramanlar hâkimdi. Bugün, kahramanlık yarışları içindeyiz. Dünya, yarın da kahramanların olacaktır. Kahraman yaratılışlı olmayan ve kahramanlığını kaybetmiş milletlerin ufukları bundan böyle kapkara bulutlarla örtülecektir.
Bugüne kadar dünya tarihine en çok kahraman armağan eden bizim ırkımızdı. Tarihî bir hak olarak bundan sonra da bizim ırkımızın olması gerekir. Kahramanların soyu olan bir millet için bundan başka bir düşünce olamaz. Bugüne kadar yeryüzünün en kahraman ırkı olarak tanınan ve yaşayan Türk, bu birinci milli vasfını bundan sonra kaybetmeli midir?
Kahramanlar, daha öncekiler örnek tutularak yetişir. Bunun içindir ki hangi milletin tarihinde kahraman çoksa, o milletin gençleri arasında o kadar çok kahraman çıkabilir. Tarihi, tanınmış ve tanınmamış sayısız bahadırlarla dolu olan Türk ırkının, bundan sonra da çok sayıda yeni kahramanlar yetiştirmesi, bu bakımdan, en tabii bir şeydir. Yeter ki eski kahramanlar unutulmasın ve eski kahramanlık ruhu aramızdan silinip gitmesin.
Tarihimizin büyük kahramanlarını sık sık anmanın, onların yiğitlik vakalarını öğrenmenin, eski eşsiz kahramanlık ruhumuzu yaşatmak için yapılacak baş işlerden olduğuna inanarak, Çınaraltı dergisinde "Irkımızın Kahramanları" başlığı altında, milletimizin tanınmış ve tanınmamış bahadırlarından bazılarını zaman zaman yayınlıyordum. O yazıların Çınaraltı dergisinde çıkmakta olduğu sıralarda, arkadaşlarımdan ve talebelerimden, bunların sonra bir kitap haline getirilmesini isteyenler olurdu. Ondan sonra da birçok kereler karşılaştığım bu teklif ve isteği artık yerine getirmeye karar vermiş bulunuyor ve Çınaraltı dergisinde yayınlanmış olanlara bir iki tane daha ekleyerek bu kitabı meydana getiriyorum
Şunu da belirtmek isterim: Irkımızın kahramanları, tabiîdir ki, burada yiğitlik vakaları kısaca anlatılanlardan ibaret değildir. Bu kitapta adı bulunanlar Türk yiğitlerinden bir bölümdür. Bunların dışında adı bilinenlerle o kadar tanınmamış olan daha çok Türk kahramanı vardır. Bugün o kahramanlar alayından otuz kadarını toplu olarak ortaya koyabiliyorum. Tanrı sağlık verirse ileride sayılarını çoğaltmaya ve hattâ tamamlamaya çalışırım.
Bu kitabı, içindeki kahramanların soyundan olan Türk ırkının yiğit gençlerine ve çocuklarına sunuyor ve eseri kahramanlar ocağı Türk ordusunda vazife yapmakta olduğum bir sırada basılmaya verişimi de ayrı bir talih sayıyorum.

Kitabı okuyanlar 23 okur

  • "Dede"
  • Selim Pusat
  • Zeynep Kara
  • Hasan Yaman
  • Beyza Sayılganoğlu
  • Mert Can Kıyak
  • Umut Ök
  • Âgah Mehmet Çelebi
  • Şükran
  • Kamber Kızılkuyu

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%75 (6)
9
%12.5 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%12.5 (1)