Adı:
Isabelle
Baskı tarihi:
Eylül 2011
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750713682
Çeviri:
Aysel Bora
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
XIX. yüzyılın sonlarına doğru, Gérard Lacase, Francis Jammes ile André Gide'i yakında yıkıntılarından başka bir şey kalmayacak olan Quartfourche Şatosu'nu ziyarete götürür. Orada, onlara başından geçen kısa ve yoğun aşk hikâyesini anlatmaya koyulur.

Gérard, kütüphanesinde Bossuet üzerine araştırmalar yapmak üzere davet edildiği Quartfourche'ta, Casimir adlı küçük bir çocukla tanışmıştır. Çocuk; kalın bir sır perdesiyle örtülü geçmişe açılan kapının anahtarıdır. Gérard, çocuğun sadece resmini gördüğü annesine, önleyemediği bir tutkuyla bağlanır. Ne var ki, Isabelle gerçekte tam bir "femme fatale"dir. En azından Gérard öyle olduğunu düşünür. 

André Gide, büyük bir ailenin parçalanmasını, ahlaki bir yıkılışı, bir şatonun çöküşünde simgeleştirirken, estetiğin sunduğu görünüm ile gerçeklik arasındaki uçuruma işaret ederek bu alçakgönüllü öyküye büyük bir derinlik kazandırıyor. Isabelle, büyük bir ailenin çöküşünü, bir şatonun çöküşüyle simgeleştiriyor
(Tanıtım Bülteninden)
Bir seneden uzun bir süredir, kısa yazılar, makaleler, dergiler dışında bir eser okumadım. Sanırım bu süreçte beynimin bazı bölgelerini kullanamamamın bir sebebi de bu olsa gerek. Bunca zaman sonra boşta kalınca yaptığım ilk iş kitaplarıma sarılmak oldu. İsabelle ise tesadüfi bir şekilde ikinci kitap sırasına girdi zira Pastoral Senfoni ve Dar Kapı'yı da tesadüfi bir şekilde üniversitede okumuştum. Gide'in betimlemelerini varoluşsal yazılarını özlediğimi fark ettim bu kitapta. Gide Fransız edebiyatının en önemli isimlerinden biri olmakla birlikte bir taraftan kitabında hem dönemin yaşayış tarzı bilgisini verirken diğer taraftan dönemin düşünüş biçimini yansıtır. Ayrıca Fransız edebiyatının varoluşçu yazarlarından biridir kendisi. Fakat beni asıl etkileyense kitapta aniden kendinizi bulabilmenizdir. Herhangi bir sayfada mutlaka sizi ve size dair bir şeyler anlatır Gide. Mutlaka okunması gerekir.
Gerard araştırma yapmak için bir malikaneye davet edilir. Gittiği yerde saklanan şeyler ilgisini çeker ve onları öğrenmeye çalışır. Öğrendikçe Isabelle adlı bir kadına ulaşır. Bu kadın asla yalnız kalmak istemeyen kendi çıkarları için herşeyi yapan biri.

Yazar malikanenin çöküşünü bir ailenin çöküşüyle özdeşleştirerek kurguladığı bu kitap bir çırpıda okunacak türden.

Keyifli okumalar.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.333 Oy)19.091 beğeni43.479 okunma3.028 alıntı183.320 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.568 Oy)8.847 beğeni28.772 okunma848 alıntı139.940 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.307 Oy)9.268 beğeni25.695 okunma1.836 alıntı119.018 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.739 Oy)13.445 beğeni34.607 okunma3.422 alıntı146.385 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.674 Oy)5.780 beğeni19.720 okunma845 alıntı101.462 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.915 Oy)8.868 beğeni26.383 okunma2.668 alıntı115.038 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.586 Oy)9.093 beğeni25.400 okunma1.545 alıntı126.963 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.426 Oy)3.926 beğeni13.002 okunma1.226 alıntı53.107 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.474 Oy)8.054 beğeni22.840 okunma845 alıntı90.022 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.032 Oy)6.382 beğeni16.859 okunma2.929 alıntı86.239 gösterim
Karakterlerin enerjisinin okuyucuya sunuluş,aktarılış şekli biraz şey geldi,yaban.
Kendine has ama zihnime bir o kadar da tanıdık gelen bir eser okudum az önce.Kaotik bir altyapısı var,olay örgüsünün,bahsi geçen dönemin,genel itibariyle kurgunun da.Fakat bir konuda açıklayıcı olmak icap ederse,bir okuyucu olarak kendimi her sınırın ötesinde,oyun dışı ve okurun sahneye sonradan dahil olduğunun,her şeye bir yabancı,bir izleyici gözüyle baktığının bilincine varılıpta buna rağmen gözetilmemiş gibi hissettim.
Hoş bir deneyim olduğunu iddia etmek çokta doğru bir yargı olmayacaktır benim için.Hikayedeki samimiyet ve tatlı öz'e erişemememin verdiği hayal kırıklığını incelemenin kalanına yansıtmamaya çalışarak devam etmek istiyorum ki fikirleri odağında toplamak istediğim bir husus daha var hikaye ile ilgili.
Kendisi de şöyledir:
Hikayenin tanıtım yazısına aldanıp entrika dolu bir serüven beklemeyiniz,çünki mevzusu geçen öykü sizi bu konuda kesinlikle tatmin etmeyecektir.Tamamiyle tahmin edilebilir ve etkisiz bir sonu olup karışık ve anlamlandıramadığım bir cümle ile de bitmekle beraber,kurgu da birkaç cümle ile geçiştirilmiş,okura sunulacak mutlu son ile gelen tarifi imkansız tatminkarlıkta bu vesileyle yazar tarafından engellenmiştir.

Bu bilgilendirmeyi göz önünde bulundurak hareket etmeniz önem ve rica ile tavsiye edilir,iyi okumalar.
Isabelle gibi bi orospu görmedim ben abi , okumayın ya kitabı bırakın sinirleriniz bozulmasın bari. Biraz döneminin kadını ol kadını, olmaz ki böyle canım! Gérard Lacase , bırak anacım bırak delikanli adamsın sen sana karı mı yok.
Romanımızın kahramalarından Lazarın merakı sayesinde Kartfurş şatosunda İzabelin geçmiçine dair sırları öğrene öğrene ilerliyoruz... Ben sonlara geldim sayılır. 90. Sayfadayım. Açıkçası Lazarın tezi için yaptığı araştırma tamamen havada kaldı. Yazar bu İzabelin öyküsünü gizemli bir kurguyla okura verebilmek için Lazarı tez araştırması bahanesiyle Floşların yaşadığı şatoya yönlendirmiş... Çok süper bir eser diyemesemde, merak unsuru ve Andre Gidenin usralığı sayesinde okunur diyorum. Bakalım son sayfalarda sıradışı bir şeyler olacakmı? Onuda yarın okumak ümidiyle herkese keyifli okumalar...
Etkileyici dokunaklı kalemden güzel bir eser..Bir çırpıda ya yakın bir zamanda yani bir günde okuyarak sevdiğim bir yazar olan Andre Gide bu kitabında da olağanüstü yazmış..
Gérard Lacase, 1800'lü yıllarda eğitimini tamamlamak adına hazırlaması gereken tez için öğretmeninin aracılığıyla Floche ailesinin malikanesine konuk olur.
Burada ailenin konukseverliği ile kapılarını açtığı kütüphanelerinde araştırmalarını yaparken çok daha farklı birşey ilgisini çeker.
Ailenin gizemli sırrını Isabelle'in çizilmiş resmini görmesiyle çözmeye karar verir.

İnsan hiç tanımadığı birine sevgi, ilgi, merak besleyebilir mi? Sesini duymadan, hakkında hiç bir bilgiye sahip olmadan gecelerini onu düşünerek geçirebilir mi? Ve böyle bir yolun sonu sizce nereye varır.

Gérard'ın kısa öyküsünü yazar ancak bu denli güzel ve ilgi çekici anlatabilirdi. Anlatımı akıcı ve sade.
Okunmasını tavsiye ederim.
Andre Gide'nin okuduğum üçüncü kitabı.bunu da büyük beğeniyle okudum.kitapta,gençlik yıllarında bir tez hazırlamak için bir süre misafir olduğu bir şato da yaşadıklarını anlatan bir kişinin hikayesini okuyoruz.bu kişi şato da gördüğü bir resimden etkilenerek,bu resimdeki kişinin gizemini çözmeye çalışıyor.İlk sayfasından son sayfasına kadar akıcılığından ve gizeminden hiçbir şey kaybetmeyen , yazarın büyük ustalığı sayesinde merak içinde ve kolay bir şekilde okunan harika bir kitap.okumanızı tavsiye ederim.
İzabel oldukça farklı bir o kadar da çekici bir roman olarak gördüm. Bununla beraber kitabın adı İzabel olmasına rağmen kim bu İzabel neyin nesi diye kendime onlarca soru sorarken en sonunda İzabelle karşılaştım ve Gérard Lacas'ın ona olan tutkusunu görmeye başladım. Bu gizemli kadına tutulan Gerard Lacas'ın anlatıları yer yer gizemli, bazen bunalımlı, bazen de heyecan verici olarak sürdü gitti. Küçük Kasimir kitapta en çok sevdiğim karakter oldu. Bazı karakterler ise olabildiğince nefretlikti. Buna papaz karakteri de dahil. Andre Gide'İn okuduğum ilk eseri olması nedeniyle ilk başlarda tutukluk yaşasam da sayfalar aktıkça bırakamadım ve bir solukta bitirdim. Andre Gide başlamak için iyi bir seçim olabileceğini düşünüyorum.
"Neden bunları düşünüp duruyorsunuz? Olayların, bize ibret olması gereken kısmından fazlasını bilmek zorunda değiliz."
"Ama verdikleri ibret dersi, ne kadarını bildiğimize bağlı olarak farklılık gösterir."
"Ne demek istiyorsunuz?"
"Olaylar hakkındaki yüzeysel bilgilerin daha sonra edinebileceğimiz derinlemesine bilgilerle her zaman, hatta çoğu zaman çakışmadığını, bu yüzden çıkartılacak dersin aynı olmadığını; bir yargıya varmadan önce incelemenin doğru olacağını..."
André Gide
Sayfa 67 - Can Yayınları
Her zaman kapıldığım bu dayanılmaz kederi ifade etmekte "sıkıntı" kelimesi elbette çok zayıf kalıyor; o keder birdenbire çöker üstümüze; içinde bulunduğunuz ana bağlıdır; bir an her şey yüzünüze gülerken, siz her şeye gülerken birden ruhun derinliğinde kapkara bir duman yükselir ve arzuyla ölüm arasına girer; soluk kurşuni bir perde oluşturur, bizi dünyanın geri kalanından ayırır, artık o dünyanın sıcaklığı, aşkı, rengi, ahengi bize ancak soyut bir aktarım halinde kırılarak ulaşır: Sadece bakarsınız, artık heyecan duymazsınız; ve ruhu yalıtan o perdeyi yırtmak için gösterilen nafile çaba insanı her türlü suça, cinayete ya da intihara, deliliğe sürükleyebilir...
André Gide
Sayfa 59 - Can Yayınları
ikide bir içimi kaplayan o dayanılmaz karanlığı anlatmak için sıkıntı sözü doğrusu çok zayıf kalır. insanı birden bire sarıverir o karanlık; onu, yaşanan çağın niteliği açığa vurur. az önce her şey yüzünüze, siz de her şeye gülerken, birdenbire, içinizin derinliklerinde sisli bir buğu yükselir; yaşamayla isteklerin arasına girer; insanı dünyadan ayıran boz bir perde olur. Yeryüzünün sıcaklığı, sevgisi, rengi, uyumu artık soyut bir göçümde kırılmış olarak gelir; hiç heyecan duymadığınızı görürsünüz. İçi örten bu perdeyi yırtmak için harcanan çaba, insanı bütün kötülüklere, başkalarını ya da kendini öldürmeye, çılgınlığa dek götürebilir.
André Gide
Sayfa 43 - VARLIK YAYINLARI
"Çabuk olalım, çabuk!" diyordu, "düşünceler çiçeklere benzer, bozulmadan en çok dayananlar sabah derilenlerdir...
İnsanın dünyadan ayrılması bu kadar yakınken, kendini yeni bir yaşama adayan her şeye pek kolay gülümsüyor."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Isabelle
Baskı tarihi:
Eylül 2011
Sayfa sayısı:
112
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750713682
Çeviri:
Aysel Bora
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
XIX. yüzyılın sonlarına doğru, Gérard Lacase, Francis Jammes ile André Gide'i yakında yıkıntılarından başka bir şey kalmayacak olan Quartfourche Şatosu'nu ziyarete götürür. Orada, onlara başından geçen kısa ve yoğun aşk hikâyesini anlatmaya koyulur.

Gérard, kütüphanesinde Bossuet üzerine araştırmalar yapmak üzere davet edildiği Quartfourche'ta, Casimir adlı küçük bir çocukla tanışmıştır. Çocuk; kalın bir sır perdesiyle örtülü geçmişe açılan kapının anahtarıdır. Gérard, çocuğun sadece resmini gördüğü annesine, önleyemediği bir tutkuyla bağlanır. Ne var ki, Isabelle gerçekte tam bir "femme fatale"dir. En azından Gérard öyle olduğunu düşünür. 

André Gide, büyük bir ailenin parçalanmasını, ahlaki bir yıkılışı, bir şatonun çöküşünde simgeleştirirken, estetiğin sunduğu görünüm ile gerçeklik arasındaki uçuruma işaret ederek bu alçakgönüllü öyküye büyük bir derinlik kazandırıyor. Isabelle, büyük bir ailenin çöküşünü, bir şatonun çöküşüyle simgeleştiriyor
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 109 okur

  • Su
  • Gizem
  • Bahar Karakaş
  • Şakir Soydan
  • Baran
  • Esra Ün
  • Buzullar Eriyor
  • ayvalı ıhlamur
  • Selin Çalışkan
  • Richard Wagner

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.8
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%15.8
25-34 Yaş
%45.6
35-44 Yaş
%26.3
45-54 Yaş
%7
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%60
Erkek
%40

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.5 (3)
9
%5 (2)
8
%25 (10)
7
%25 (10)
6
%27.5 (11)
5
%5 (2)
4
%5 (2)
3
%0
2
%0
1
%0