Bu sefer bir resme aşık olacak karakterimizin ismi Gérard. Çok kısa bir süreliğine geldiği evde tam dönecekken, Isabelle'nin fotoğrafını gördüğü anda vazgeçiyor bu düşüncesinden. Çok fazla karakter, gereksiz verilmiş. Uzun bir roman olsa, onları tanıma fırsatımız olurdu ama Gérard'in minik gözlemlerinden öteye geçemiyoruz. Belki de bilerek yapmıştır yazar; empati kurmamızı istememiştir. Sevdiğim yönü, Isabelle'yi ilk gördüğünde göksel bir güzellik olarak tanımlarken, bir diğer sahnede, annesinin mücevherleri yere attığı kısımda kadının hamlesini aç bir köpeğin kemiklere saldırdığı gibi tanımlaması. Ve nihayetinde, âşkını öldüren bir katile dönüşür. Ürkütücü olan ise Gérard'in duygularında hiçbir değişimin olmaması. Ben yazarın bu romantizmle alay ettiğini düşünüyorum; bir resme aşık olursan, kadın böyle çıkar diyor. Zaten üslubunda da romantizm kırıntısı dahi yok.