İsa'nın Güncesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.477
Gösterim
Adı:
İsa'nın Güncesi
Baskı tarihi:
Nisan 1974
Sayfa sayısı:
197
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hürriyet Yayınları
Baskılar:
İsa
İsa
İsa
İsa
Bozuk bir toplum düzeninde, insanların nasıl yozlaştığının en ilgi çekici belgesidir bu roman. Suçunu bilmeden yargılananların destandır. İnsanlar arası ilişkilerin sadece kuşku kuralına göre yönetildiği bir düzeni sergilerken, Melih Cevdet Anday, aynı zamanda böylesine bir baskı rejiminin saçmalığını da alaya alıyor. İsa'nın Güncesi, yüzyıllardır insanoğlunun tuttuğu güncesidir, baskılara karşı, inancın zaferini simgeleyen bir güncedir. Melih Cevdet Anday, Aylaklar'dan bu yana toplumumuzun en yoz günlerini bu eserinde usta kalemiyle sergiliyor.
230 syf.
isimleri olmayan insanlar. durmadan yağan yağmur ve bitmeyen sorgu....

yıllar önce yolum düşmüştü bu kitaba. yürüyüp geçmiştim öylesine. ben bıraktım o bırakmamış anlaşılan. uğuldayıp durdu içimde. yeniden belirdi okuma isteğim. ve yeniden yürüdüm ona. isa! hem kurban hem kurtarıcı.

kafka'nın dava kitabı isa'nın güncesine çıkış olarak verilir. olabilir. bilmiyorum. dava'yı okudum. dava'nın yolarında yürüyemedim pek. ne isa vardı orda ne yağmur.
isa'yla beraber sorguya çekilirsin. onunla yürür, onunla içer onunla taş ve yapraklar toplarsın. isa okuyandır. bundandır gerçek adını bilmeyiz. her birimiz bir parça çarmıha gerileniz. buradaki isanın çarmıhı isa'nın kendisidir.
albert camus'un "korku çağı" olarak tanımladığı bir çağın insanıdır isa.
isa , biraz bela tarr'ın film karakterlerine benziyor. hem kitapta da durmadan yağan bir yağmur var. o yağmur " temizleyen- tarkovsky-" değil "çamur- bela tarr-" yapan bir yağmurdur.
isa'nın güncesi içine battığımız çamuru yazmış.

"isa" diye mırıldandım kendime " yalnız değilsin ben de varım"

iyi okumalar..
230 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Kitap bence döneminin ötesinde bir kitap ki zaten Melih Cevdet'e taparım. Bana biraz "Fahrenheit 451" biraz "Günlerin köpüğü" kitaplarından esinlenmiş gibi geldi. Melih Cevdet'in "Raziye" si ile kıyasladığımda ise daha distopik. Dili hafif rahatlıkla okunabilir.
230 syf.
·8/10 puan
18. ölüm yıldönümünde bir Melih Cevdet Anday klasiği. Su gibi akan bir Türkçe, klasiği moderni bir potada eriten dil, şiirsel ama şiirselliği romanın dışına da çıkartmayan, abartmayan nefis bir denge, gerçekçi ama biraz sürreal biraz distopiğe de kayan bir atmosferde ağır ve mutlak bir yalnızlığın resmi.
230 syf.
·5 günde·8/10 puan
Bir ruhun, bir bedenin, bir karakterin.. kısacası insan kimliğini oluşturan bütün özelliklerin birbiriyle savaşı yer buluyor kitapta. Sözü geçen kahramanların hiçbirinin ismi yok ve bununla şu mesaj veriliyor; gerçek diye bir şey yok, yaşanılan her şey bir oyun. İnsanın yalnız kalışını, kuşkunun ihtirasın soluk soluğa kapışmasını konu eden kitapta yazarın şu cümlesi her şeyi açıklıyor aslında;
"Pamuk ipliği ile bağlı gibiydik birbirimize. İlişkilerimizin düzenini sağlayan kalıplarımıza bir giriyor, bir çıkıyorduk. Hem tek başımızaydık, hem bir aradaydık. Zaman denilen şeyin beş paralık değeri kalmıyordu. Yıldızlar gibi, birbirimizden habersiz dönüyorduk. Ses duvarını aşıp saltık bir sessizliğe gömülmüştük. Artık hiçbir şeyin anlamı yoktu."
Geleceği düşünmeden, sadece içinde bulunduğumuz koşullara göre çareler düşünüyoruz, açıkçası günümüzü gün ediyoruz.
Melih Cevdet Anday
Sayfa 210 - Everest Yayınları
Diyorum, insan aklının bilinmez yetenekleri var, bizden ayrı ve sürekli olarak kendine özgü bir ödevi yerine getiriyor sanki.
Melih Cevdet Anday
Sayfa 79 - Everest Yayınları
Bütün iş, yalnızlığımızı koruyabilmektir. Doğrusu istenirse, yalnızlık denilen şeyin hiç de korunmaya ihtiyacı yoktur. Çünkü yalnızlık yalnızdır.
Melih Cevdet Anday
Sayfa 95 - Everest Yayınları
Hayvanlar insanlara benzemiyorlar mı? Her gün sokaklarda, kediye, köpeğe, danaya benzeyen insanlar görmüyor muyum? Olmayacak şeyler benzer birbirine.
Melih Cevdet Anday
Sayfa 71 - Everest Yayınları
Pamuk ipliği ile bağlı gibiydik birbirimize. İlişkilerimizin düzenini sağlayan kalıplarımıza bir giriyor, bir çıkıyorduk. Hem tek başımızaydık, hem bir aradaydık. Zaman denilen şeyin beş paralık değeri kalmıyordu. Yıldızlar gibi birbirimizden habersiz dönüyorduk. Ses duvarını aşıp saltık bir sessizliğe gömülmüştük. Artık hiçbir şeyin anlamı yoktu.
Melih Cevdet Anday
Sayfa 53 - Everest Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İsa'nın Güncesi
Baskı tarihi:
Nisan 1974
Sayfa sayısı:
197
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hürriyet Yayınları
Baskılar:
İsa
İsa
İsa
İsa
Bozuk bir toplum düzeninde, insanların nasıl yozlaştığının en ilgi çekici belgesidir bu roman. Suçunu bilmeden yargılananların destandır. İnsanlar arası ilişkilerin sadece kuşku kuralına göre yönetildiği bir düzeni sergilerken, Melih Cevdet Anday, aynı zamanda böylesine bir baskı rejiminin saçmalığını da alaya alıyor. İsa'nın Güncesi, yüzyıllardır insanoğlunun tuttuğu güncesidir, baskılara karşı, inancın zaferini simgeleyen bir güncedir. Melih Cevdet Anday, Aylaklar'dan bu yana toplumumuzun en yoz günlerini bu eserinde usta kalemiyle sergiliyor.

Kitabı okuyanlar 74 okur

  • Metin Han

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%4.2 (1)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0