İşgal Yıllarında Afyonkarahisar 1918-1922

·
Okunma
·
Beğeni
·
22
Gösterim
Adı:
İşgal Yıllarında Afyonkarahisar 1918-1922
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
146
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karaman Matbaası
Milli Mücadele yıllarını birinci ağızdan bize aktaran , o yılların unutulan, bilinmeyen yönlerine ışık tutan bir kitap.
Köylülerin bile unuttuğu, zamanla otların sarıp sarmaladığı, bugün halen şehitliği yapılmamış Akdeğirmen köyünü okumak içimi acıttı...
Keşke bu kitap tüm Afyon okullarına dağıtılsa ve okunması zorunlu tutulsa. Gençler sanal kahramanlara gönül vermek yerine kendi ölümsüz kahramanlarını tanısa ve o ruhu örnek alsa...
Köy ve kasabalarda genç erkek nufüsun neredeyse tamamı kalmadı. Tarlalar ekilmedi , çiftçilik yapılamadı. Tarlaları yaşlı ve çocuklarla fedakar kadınlarımız ekip biçti.
Askere, orduya yiyecek, içecek ve giysi yolladılar.
Şehirde ve çevre köylerde eşkıyalık yapan Kasap Osman ev basar, haraç alır, ırza geçer, Müslümanlara zulüm ve işkence eder. Halk bu adamdan bıkıp usanmıştır.
Konu öyle boyutlara vardı ki Ankara'daki Mustafa Kemal'e kadar ulaştı. Karahisar halkını canından bezdiren bu eşkıya için iki babayiğit subay gönderilir. Bir gece evinde uyurken gözcüleri zararsız hale getirilip, Kasap Osman'ı bayıltıp çuvala koyarak şehir dışına çıkarırlar. Ankara'da yargılanıp idam edilir.
Uzun Çarşı' dan geçmekte olan Yunan Birlikleri'ne bir Ermeni Terzi Turunç Hanı'nın kapısında şöyle haykırıyor:
"İntikam! , intikam! , intikam! Nerede kaldınız? Beş yüz yıldır sizi bekliyoruz!"
Ermeni ve Rum evleri bir anda Yunan bayraklarıyla donatılmış, bazıları içinde asırlardır saklayıp büyüttüğü canavarı ortaya çıkarmıştı.
Deperliler bir Yunan Subayını yaralar ve öldürürler. Kocatepe'den dönen Yunan birlik komutanı çok öfkelenir. Deper'de ne kadar çoluk çocuk , yaşlı, genç varsa tamamını makinalıyla tarayarak öldürürler. Bugün yüze yakın insanın öldürüldüğü o toprağa " Kanlıca " mahallesi denmektedir.
Yılanlı Çayıra doğru ilginç bir ölümle karşılaştık. Bizim asker süvari. Tam attan atlarken Yunan askeri bizim süvarinin karnına süngü sokmuş. Bizimki de dişlerini Yunanlının boynuna saplamış ve ikiside böylece ölmüşler. Cesetleri uğraşmanıza rağmen ayıramadık. Tıpkı heykel gibi donmuşlar. Başımızdaki sıhhiye" ikisini de Türk mezarına gömün ." emrini verdi. Ben de yanındakilerle arabayla götürüp aynı vaziyette geniş bir mezara gömüp üstlerini toprakla örttük.
Ömer Kaplıcalarına doğru gidiyorduk. Ömer Hamamında kimseler yoktu. Içinden "Bu işte bir gariplik var." dedim. Hamamlar kitliydi, kilitleri kırıp içeri girdik. Önce erkekler havuzuna girdim. Manzara korkunçtu. Havuz yarı çıplak, yarı giyinik insan cesetleri ile doluydu .Heyecanlandım, korktum... Ardından kadınlar havuzuna girdiğimde orası da aynı vaziyette kadın cesetleri ile doluydu. Üstelik sıcak su durmadan akıyor, havuzda yüzen cesetlerin üzerinden dışarı taşmaya devam ediyordu.
İmaret Cami işgal kuvvetleri tarafından hapisane olarak kullanılırken buraya kapatılanlardan biri de yaşlı Osman Ağadır. Osman Ağa Akarçay'a bıraktığı şişeler içindeki pusulalarla askerlerimize haber göndermektedir.
Bir gün yakalanır , günlerce döverler, pişmiş yumurtaları koltuk altlarına bastırırlar. Falakaya yatırırlar , askıya alırlar, Osman Ağa ser verip sır vermez.
Koltuk altları ile sırtındaki yaralar ölünceye kadar kalır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İşgal Yıllarında Afyonkarahisar 1918-1922
Baskı tarihi:
2010
Sayfa sayısı:
146
Format:
Karton kapak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Karaman Matbaası

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Kenz-i Mahfi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0