İskoçyalı'nın Aşkı (Highlander Serisi 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.018
Gösterim
Adı:
İskoçyalı'nın Aşkı
Alt başlık:
Highlander Serisi 1
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
366
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055395902
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Highlander's Sword
Çeviri:
Nur Çakmakkaya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nemesis Kitap
Leydi Aila Graham, kendini kiliseye adamıştır. Ancak erkek kardeşi öldürülünce, topraklarını koruyacak bir erkeğin aileye katılmasını sağlamak için, babası tarafından evlenmeye zorlanır.

Padyn MacLaren, İngilizlere karşı giriştiği savaştan, kendisi gibi yorgun düşmüş bir grup adamıyla birlikte döndüğünde klanını ve topraklarını darmadağın bir halde bulur. Klanına yeniden güç kazandırmak için Aila'ya kalan mirasa ihtiyacı vardır.

Aila'nın babası, kızını Padyn MacLaren ile evlendirecek ve topraklarını koruması için ihtiyaç duyduğu savaşçı güçlere kavuşacaktır.

Pady MacLaren ise Aila'yla evlenerek, klanı için ihtiyaç duyduğu topraklara ve zenginliğe kavuşacaktır.

Peki ya Aila? Kendine çizdiği yoldan sapmasına neden olan evlilik, onun hayatına neler getirecektir?


"Amanda Forester, mükemmel hikâye anlatıcılığı ile Ortaçağ İskoç romanlarına yepyeni bir coşku getiriyor.
366 syf.
·3 günde·3/10 puan
Bir tarihi aşk kitabında okumaktan hiç hoşlanmadığım özellikleri olan karakterler vardır. Bu kitaptaki iki baş karakter de bu hoşlanmadığım özellikleri kendinde toplamıştı. Kadın karakterimiz Aila; saf, masum, sevdiği adam tarafından şahsına yapılan her hakareti ve aşağılamayı sineye çeken -ara ara dik duruş sergileyecek gibi oldu ama bu hâlleri çok kısa sürdü- ve buna sebep olarak aşkı gösteren, sinik biriydi. Erkek karakterimiz MacLaren ise; zamanında ihanete uğradı diye tüm kadınlardan nefret etmeye başlayan ve bu sebeple sevdiği kadını bile aşağılamaktan geri durmayan, itici ve klişe biriydi. Hatta MacLaren bu aşağılama işinde o kadar ileri gitmişti ki, Aila ile aralarında, aşağı yukarı şöyle diyaloglar dönüyordu:

MacLaren: Bana karşı her zaman dürüst olacaksın.

Aila: Tamam ama zaten sana hiçbir zaman yalan söylemedim ki.

MacLaren: Yalancı düzenbaz!

Aila: Ama ben ne dedim şimdi?

MacLaren: Sende diğer kadınlar gibisin, için çürümüş.

(Başka bir sahne.)

Maclaren: Sabahın köründe ormanda ne yapıyordun?

Aila: At biniyordum. Ama babamın haberi yok bundan.

MacLaren: Sinsi, yılan. Sen de diğer kadınlar gibisin işte!

Aila: Ata bindiğim için mi?

MacLaren: Neyse ne işte! Yalancısın o kadar!

İşin üzücü yanı, MacLaren'in, Aila dürüst davrandığında da bu tepkiyi vermesiydi. Yani, Aila'ya inanmayıp gidip dediklerini araştırıyor, doğru söylediğini öğreniyor ama yine de aşağılayıcı tavırlarından vazgeçmiyordu. Niye? Geçmişinde ihanete uğradı diye. (Bu arada, kitabın başlarında MacLaren'e ihanet eden kişi eski nişanlısıyken, ilerleyen sayfalarda bu kişi eski karısı oldu, sonra daha da ilerleyen sayfalarda yine eski nişanlı diye bahsedildi bu kadından. Bu durum yazarın unutkanlığından mı yoksa çeviriden mi kaynaklandı anlayamasam da her halükarda, bu kadar belirgin hatalar yapılmasından hoşlanmadım.)

Karakterlere dair bir sıkıntı da tutarsız olmalarıydı. Mesela Aila, gizli gizli ata binmekten hoşlanan özgür ruhlu biriyken ve uzun zamandır var olan bazı hisleri de varken, aynı zamanda manastıra kendini kapatacak kadar da sakin ve uysal biri gibi yazılmıştı ki bu pek mantıklı değildi. MacLaren'in de tutarsız davranışları vardı. Bir sayfada Aila'ya söylemediğini bırakmayıp, diğer sayfada kıza yumuşacık davranıyordu. Ay bir de bu ikisinin öyle bir iletişim sorunu vardı ki anlatamam. Kitabın başında iki cümle geçti aralarında. Sonra neredeyse 100. sayfaya kadar hiç karşılaşmadılar ama birbirleri hakkında düşünmedikleri kalmadı. Aila odasında oturuyor, MacLaren bunu hakeret olarak algılıyor. MacLaren kendi kendine triplenip gece Aila'nın yanına gitmiyor, Aila, bu beni zindanlara da atar deyip, saçma kararlar alıyor. Aila dümdüz duruyor, MacLaren sen bana ihanet ettin diyor, falan filan. Yani hiç konuşmadan, bunları düşünmeleri, bu seviyede bir iletişimsizlik içinde olmaları, hayret vericiydi.

Gerçi sadece Aila ve MacLaren değil, Aila'nın annesi ve babası arasında da benzer bir iletişim sorunu vardı. Spoi vermek istemiyorum o yüzden biraz üstü kapalı anlatacağım: Aila'nın annesi, seneler önce, bir anda bir karar alıyor. Kocası da karısını seviyor güya ama karısının neden böyle bir şey yaptığını hiç araştırmıyor. Kendi kendine bir düşünüp, karım kesin bu yüzden yapmıştır bunu deyip, konuyu kapatıyor. Yani cidden mi? Karısını seven bir adamın, bu garip karara tavrı, bu mu olur gerçekten. Saçmalık.

Kitabın konusu desem, hiç ilgi çekici değildi. Merak ederek okumadım yaşanan olayları. Ayrıca kitapta ciddi bir kopukluk vardı, bu da kitabı epey durağanlaştırıyordu. Ortalığı biraz hareketlendirme ihtimali olan ve sürekli bahsi geçen bir savaş sahnesi vardı ama onun da sonuçlanma şekli çok anlamsızdı.

Kitapta yaşanan aşklar da çok duygusuzdu. Aila ve MacLaren'in aşkı hiç aşk gibi hissettirmiyordu zaten. Fakat MacLaren'in en yakın arkadaşının aşkı ve Aila'nın anne ile babasının aşkı da çok başarısız işlenmişti.

Kısacası, sevemedim kitabı. Bu türde; tutarlı ve güçlü karakterleri, hissedilebilir aşkları, aynı zamanda heyecanlı ve sıkıcı olmayan olayları yahut savaş sahnelerini okumayı seven biri olarak, bu kitap benim için çıtanın çok altında kaldı.
366 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bir son daha etkileyici baştan çıkarıcı ve harika. Hic bitmesini istemedigim bi kitaptı ve geçici de olsa bir hüzün var içimde. Tarihle aşkın tutkunun ve savaşın birlesimiyle ortaya çıkan harika bir yapıt bence ve kesinlikle bitmesini istemediğim bir kitaptı.
366 syf.
·4/10 puan
Kitap 5 günde geçiyordu çok sevemedim açıkcası daha günlere yayarak anlatılsaymış sevebilirdim
Ve ne ara aşık oldular kardeşim anlayamadım
366 syf.
·7/10 puan
Çocukluğundan beri annesinin isteği ile kilise için yetiştirilen Aila ve birçok savaşta kendini kanıtlamış ama sevdiği kadin tarafından ihanete uğramış Padyn nin bir anda kendilerini evli bulmalarini ve kötü emellerini gerçekleştirmek isteyen düşmanlarına karşı verdikleri mücadeleleri anlatiyor. Kitap okumakta zorlanildigi ve kafa dağıtmak istendiği bir zamanda okunacak bir kitap.
366 syf.
·5/10 puan
Güzel sonlu kurgusu kaliteli bir kitap. İlk yarısında yazarın acemi olduğunu düşündüm çünkü konu çok güzelken anlatımda hızlı ve özensiz ve biraz da kafa karışıklığına sebep olacak şeyler vardı. Ama bırakmadan okuttu ve yarısından sonra anlatım da bağlayışı da çok güzelleşti. Okumanızı tavsiye ederim, şans vermek lazım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İskoçyalı'nın Aşkı
Alt başlık:
Highlander Serisi 1
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
366
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055395902
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Highlander's Sword
Çeviri:
Nur Çakmakkaya
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nemesis Kitap
Leydi Aila Graham, kendini kiliseye adamıştır. Ancak erkek kardeşi öldürülünce, topraklarını koruyacak bir erkeğin aileye katılmasını sağlamak için, babası tarafından evlenmeye zorlanır.

Padyn MacLaren, İngilizlere karşı giriştiği savaştan, kendisi gibi yorgun düşmüş bir grup adamıyla birlikte döndüğünde klanını ve topraklarını darmadağın bir halde bulur. Klanına yeniden güç kazandırmak için Aila'ya kalan mirasa ihtiyacı vardır.

Aila'nın babası, kızını Padyn MacLaren ile evlendirecek ve topraklarını koruması için ihtiyaç duyduğu savaşçı güçlere kavuşacaktır.

Pady MacLaren ise Aila'yla evlenerek, klanı için ihtiyaç duyduğu topraklara ve zenginliğe kavuşacaktır.

Peki ya Aila? Kendine çizdiği yoldan sapmasına neden olan evlilik, onun hayatına neler getirecektir?


"Amanda Forester, mükemmel hikâye anlatıcılığı ile Ortaçağ İskoç romanlarına yepyeni bir coşku getiriyor.

Kitabı okuyanlar 46 okur

  • Luna
  • büşra köymen
  • Mine Güler
  • Çiğdem Cengiz
  • Baştankara
  • M.T.Y.H
  • Rumeysa
  • Gül
  • Filiz Deniz
  • Esma Kocaağa Ay

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%9.1 (2)
9
%0
8
%18.2 (4)
7
%31.8 (7)
6
%18.2 (4)
5
%4.5 (1)
4
%4.5 (1)
3
%4.5 (1)
2
%4.5 (1)
1
%4.5 (1)