·
Okunma
·
Beğeni
·
367
Gösterim
Adı:
İslam Arşivleri
Baskı tarihi:
Mart 2015
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056431609
Kitabın türü:
Çeviri:
Sabri Gürses
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çeviri Bilim Yayınları
Bu kitabın ilk baskısında, hemen her fikri geniş tartışmalara yol açan Slavoj Žižek’in Eylül 2005'te yaşanan Karikatür Krizi üzerine yazdığı yazılardan yola çıkarak, bir yandan filozofun İslam konusundaki perspektifine bir bakış sunarken, diğer yandan yaşanan krizi bugün yorumlamak için önemli arşiv malzemelerini, o dönemde yazılmış Flemming Rose ve Amir Taheri makaleleri gibi farklı perspektifleri bir araya getirmiştik.
Ocak 2015'te yaşanan Charlie Hebdo saldırısı sonrası Karikatür Krizi'nin yeniden patlak vermesiyle birlikte bu derlemeyi zenginleştirme ihtiyacı doğdu. Bunun için Žižek'in Hebdo sonrasında yazdığı makaleyle birlikte, eleştiren düşüncenin önemli seslerinden Hamid Dabashi'nin ve Alain Badiou'nun farklı perspektiflerine de yer vermek gerekli oldu.
İfade özgürlüğünün temel bir hak ve sorun olduğu günümüzün küresel dünyasında, bu özgürlüğün sınırlarının nasıl belirleneceği ve nasıl yönlendirildiği temel bir tartışma konusu. Žižek krizin tartışmasını öncelikle küreselleşme, hoşgörü ve köktencilik ilişkisi çerçevesinde ele alıyor; bütün dinlerin birarada hoşgörülü yaşamayı vaat ettiği bir modern toplumun mümkün olup olmadığını ve bunun nasıl ortaya çıkacağını tartışıyor.
Diğer yandan, İslam’ın Batı ve Doğu açısından özel bir konuma sahip olduğu savından yola çıkan Žižek, İslam’ın gelecekte bizi beklediği kesin olan felaketler karşısında beklenmedik olanaklar içerdiğini söylüyor: “Doğuyla Batıyı kaderle özgürlük diye karşı karşıya getirmek için ne kadar uğraşırsak uğraşalım, İslam bu ikili karşıtlığı çökerten üçüncü bir konuma karşılık gelir. Ne kör kadere teslim olmak ne de canının çektiğini yapmak, bunların yerine daha derin bir özgürlük: kaderimizi değiştirmek ya da seçmek.”
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Vahyin ilk deneyimiyle yaşadığı şokun etkisiyle Hazreti Muhammed kime başvurur? Onu katlanılmaz bir belirsizlikten kurtaran kişiye, mesajına ilk inanan kişiye, ilk Müslümana: karısı Hz. Hatice’ye. (...) Yani bir kadın doğruluk hakkında Peygamberin bilgisinden bile önce gelen bir bilgiye sahiptir.
(...) Görüyoruz ki, her ne kadar İslam son zamanlarda Batıda kötü bir şekilde tanıtılıyorsa da, görünüşteki ataerkil yüzeyin altında çok farklı potansiyeller vardır.
Sorunların sadece doğru ve yanlış çözümleri yoktur, ayrıca doğru ve yanlış sorunlar da vardır. Sorunu ötekiye saygı ile bizim kendi ifade özgürlüğümüz arasındaki doğru ölçülerden biri olarak algılamak başlıbaşına bir gizemlileştirmedir.
Bazen, yaşam tarzlarının huzurla bir arada olabilmesi için belli bir dozda yabancılaşma kaçınılmazdır. Bazen, yabancılaşma bir sorun değil bir çözümdür: küreselleşme eğer birbirimizden yalıtılmış halde durursak değil, tersine, birbirimize çok yakınlaşırsak patlayıcı bir hal alır.
Kadınları peçeli kılma ihtiyacı, kadınla karşılaşmanın bile herhangi bir erkeğin karşı koyamayacağı bir kışkırtma demek olduğu, aşırı cinselleştirilmiş bir evreni ima eder. Bastırmanın çok güçlü olması gerekir çünkü seks çok güçlüdür -metal topukların tıkırtısıyla bile erkekleri şehvete boğan hangi toplumdur bu?
Yüz yıldan uzun bir zaman önce, Dostoyevski 'Karamazov Kardeşler' de tanrısız ahlaki nihilizmin tehlikeleri konusunda bizi uyardı: 'Eğer Tanrı yoksa, o zaman her şey serbesttir.' Hatta Fransız 'yeni filozofu' Andre Glucksmann Dostoyevski' nin tanrısız nihilizme yönelik eleştirisini 9/11' e uyarladı, kitabına Dostoyevski Manhattan' da adını vermesi bunu gösteriyor.
Çok yanılıyor: Günümüzde terörizm, eğer Tanrı varsa, der, o zaman her şeyi, oradan gelip geçen yüzlerce masum insan dahil her şeyi havaya uçurmak serbesttir -yani açıkça Tanrı adına, onun iradesinin araçları olarak hareket ettiklerini söyleyenler için serbesttir, çünkü, belli ki, Tanrı' ya açık bir bağlantı vermek bizim 'sadece insani' olan sınır ve kaygıları ihlal etmemizi haklı çıkarır. ''Tanrısız'' Stalinist komutanlar bunun başlıca kanıtıdır: Onlar için her şey serbestti çünkü kendilerini tanrılarının, yani komünizmin yolunda ilerlemenin Tarihsel Zorunluluğunun doğrudan araçları görüyorlardı.
Size bir seçim özgürlüğü verilir (ama doğru seçimi yapmanız koşuluyla; size bir özgürlük verilir)onu gerçekten kullanmamanız koşuluyla.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İslam Arşivleri
Baskı tarihi:
Mart 2015
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786056431609
Kitabın türü:
Çeviri:
Sabri Gürses
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çeviri Bilim Yayınları
Bu kitabın ilk baskısında, hemen her fikri geniş tartışmalara yol açan Slavoj Žižek’in Eylül 2005'te yaşanan Karikatür Krizi üzerine yazdığı yazılardan yola çıkarak, bir yandan filozofun İslam konusundaki perspektifine bir bakış sunarken, diğer yandan yaşanan krizi bugün yorumlamak için önemli arşiv malzemelerini, o dönemde yazılmış Flemming Rose ve Amir Taheri makaleleri gibi farklı perspektifleri bir araya getirmiştik.
Ocak 2015'te yaşanan Charlie Hebdo saldırısı sonrası Karikatür Krizi'nin yeniden patlak vermesiyle birlikte bu derlemeyi zenginleştirme ihtiyacı doğdu. Bunun için Žižek'in Hebdo sonrasında yazdığı makaleyle birlikte, eleştiren düşüncenin önemli seslerinden Hamid Dabashi'nin ve Alain Badiou'nun farklı perspektiflerine de yer vermek gerekli oldu.
İfade özgürlüğünün temel bir hak ve sorun olduğu günümüzün küresel dünyasında, bu özgürlüğün sınırlarının nasıl belirleneceği ve nasıl yönlendirildiği temel bir tartışma konusu. Žižek krizin tartışmasını öncelikle küreselleşme, hoşgörü ve köktencilik ilişkisi çerçevesinde ele alıyor; bütün dinlerin birarada hoşgörülü yaşamayı vaat ettiği bir modern toplumun mümkün olup olmadığını ve bunun nasıl ortaya çıkacağını tartışıyor.
Diğer yandan, İslam’ın Batı ve Doğu açısından özel bir konuma sahip olduğu savından yola çıkan Žižek, İslam’ın gelecekte bizi beklediği kesin olan felaketler karşısında beklenmedik olanaklar içerdiğini söylüyor: “Doğuyla Batıyı kaderle özgürlük diye karşı karşıya getirmek için ne kadar uğraşırsak uğraşalım, İslam bu ikili karşıtlığı çökerten üçüncü bir konuma karşılık gelir. Ne kör kadere teslim olmak ne de canının çektiğini yapmak, bunların yerine daha derin bir özgürlük: kaderimizi değiştirmek ya da seçmek.”

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Frnwh
  • Gürkan
  • ramazan k.
  • Cafer Yalın
  • DeliBilge
  • Nivîsgeh
  • BAHAR
  • Jazz

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%25 (1)
8
%0
7
%25 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0