İslam Korkusu (Kökenlerin ve Türklerin Rolü)

·
Okunma
·
Beğeni
·
579
Gösterim
Adı:
İslam Korkusu
Alt başlık:
Kökenlerin ve Türklerin Rolü
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
528
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050911565
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
“Avrupa Müslümanlar’dan neden korkuyor?”

Özlem Kumrular’ın İslam Korkusu adlı kitabı, bugün de gündemde yer alan
bir olguyu tarihsel bir perspektifle irdeliyor

İslam korkusu neden ve nasıl başladı?
Korkunun zaman içinde bugünkü noktaya gelmesinde hangi etkenler rol oynadı?
Tarih boyunca yavaş yavaş gelişen bir propaganda süreci içinde İslam korkusu nasıl çığ gibi büyüdü?
Bu korkunun ve sürtüşmelerin kökenleri Ortaçağ ve Yeniçağ’da nasıl şekillendi?

Edebiyatçı ve tarihçi Özlem Kumrular’ın uzun araştırmalar sonucunda kaleme aldığı İslam Korkusu, tüm bu sorulara başta İspanyolca, İtalyanca ve İngilizce olmak üzere Almanca, Katalanca, Fransızca, Portekizce ve Yunanca kaynaklarla cevap veriyor. Daha önce Türk Korkusu adlı kitabıyla büyük ilgi çeken Kumrular, yeni çalışmasında, dönemin Hıristiyan hacıları, elçileri, diplomatları, yazarları, şairleri, esirleri ve hükümdarlarının kaleme aldıkları, birinci dereceden ve bugüne kadar hiç kullanılmayan kaynaklardan yararlanarak İslam korkusunun gerçekçi bir portresini çiziyor.

-Endülüs’te Müslüman kadınların peçe kullanmasının gerçek nedeni neydi?
-Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunun geldiğini “müjdelediğine” inanılan kuyrukluyıldızlar nerelerde belirmişti?
-İspanya’da zorla Hıristiyan yapılan Müslümanlara nasıl domuz yediriliyordu?
-Hz. Muhammed’in tabutunu çalma planları kimden çıkmıştı?
-Hıristiyanlar İslam’ın cennette “şarap akan ırmaklar” vaat etmesini hangi propaganda için kullanacaklardır?
-1770 yılında Wolfgang von Kempelen’in İmparatoriçe Theresa’yı etkilemek için gerçek mekanik bir satranç makinesi için neden gerçek boyutlarda bir Türk figürü seçmişti?
-Hıristiyan erkeklerle yakalanan Müslüman kadınların cezası ne olurdu?
-Osmanlı toplumunda gerçek şarap tüketimi ne boyuttaydı?
Tüm bu merak uyandıran soruların cevabı İslam Korkusu’nda!

Kitaptan...

Hıristiyanlıktan Müslümanlığa geçiş töreni, farklı seyyahlar, dönmeler ve diğer görgü tanıkları tarafından çok farklı şekilde anlatılmıştır. Safevi topraklarında İslam’a geçen Hıristiyanlar için yapılan gösterilere şahit olan Arthur Edwards hiç de hoş anılar kaydetmeyecektir defterine. William Davies ise bize bu küçük törenlerin detaylarını sunar. Yeni dönme, babasına ve annesine küfretmeye zorlanır. Bir at üzerine, “yüzü kuyruğa gelecek şekilde” yani ters olarak bindirilir ve sokak sokak dolaştırılır. Eline bir yay bir de ok verilir, bu okla bir Müslüman’ın elinde baş aşağı duran bir Hz. İsa figürünü vurur. Ana babasına, akrabalarına, vatandaşlarına küfrederek sünnet olacağı yere doğru ilerler. Mısır’da buna şahit olan Arnold von Harff da, bir Hıristiyan’ın din değiştirip Müslüman olunca Hz. İsa’yı ve annesini inkâr etmesi, haça tükürmesi, ayakları altında haçın parçalanmasına katlanması ve son olarak da onun üzerinde yürümesi gerektiğini kaydeder.
528 syf.
·27 günde·9/10
orta çağ öncesi ve sonrası müslümanlık ve hristiyan topluluukların arasındaki beşeri ilişkilerin ; seyyah ve tacirlerin aldığı not ve derlemelerden yazılan bir kitap. ozamanda mevcut toplulukların kişilik kimliklerini ve ilişkilerini çok iyi değerlendiriyor. biraz dağınık bir anlatım tarzı fakat yinede zevk veriyor.özellikle en çok ilgimi çeken konu; oçağda osmanlının avrupadaki yarattığı baskı ile yeni dünyaya topluca göç etmeyi bile düşünebildiler.şimdi bu gün neden bizden hırslarını alamadıklarını çok iyi tanımlıyor.
528 syf.
·Beğendi·6/10
kitabı çıktığı zamanlarda almıştım.tahmin ettiğim gibi pek de mantıklı olmayan sebeplerden hem müslümanlar hem gayri müslümanlar birbirlerini öldürmüşler.kitapta geçmiş zamandan olaylar anlatılıyor.batılılar daha karizmatik olduğu için onların yaptığı katliamlar göz ardı ediliyor,kitap için söylemedim bunu yanlış anlaşılmasın.
Ruh temizliği: Din sapkınlarının ruhları kirli olduğundan kendilerine ceza verilmeden önce ruhları kaynar suyla temizlenir, yani suçluya kaynak demir, kömür ya da sabun içirilirdi.

Garrucha: Kurbanın elleri arkadan bağlanır, vücudu L şeklinde kıvrılır ve bağlı ellerinden yukarı asılırdı. Belirli bir yüksekliğe çıkınca aniden yere bırakılırdı. Kurban, ilk seferde herhangi bir itirafta bulunmazsa, işlem kurbanın ayağına bir ağırlık bağlanarak tekrarlanırdı.

Potro: Kişi aletin üzerine yatırılır ve kol çevrilerek bedeni gerilirdi. Bedenin on iki parmak esnetildiği olmuştur. Kurbanın vücudu gerilirken, engizitör buna ek olarak başka işkence aletleri de kullanabilirdi. Ete saplanan kızgın kıskaçlar, göğüs ucu, dil, kulak, burun ve cinsel organları koparmayı amaçlardı. Aşırı durumlarda kurbanın bağırsakları çıkarılabilirdi
İspanya'da daha 1391 yılında Yahudiler kâbus yaşamaya başlamışlardı. Ülkedeki Yahudi karşıtı halk toplanıp Yahudilerin toplu halde yaşadıkları mahalle ve köylere saldırmış, pek çoğu Hıristiyanlığa geçmeye zorlanmıştı. Antisemitizm, İspanya'dan Portekiz'e de sıçramış, 1506'da Lizbon'da Hıristiyanlar Yahudilere karşı ayaklanıp yüzlerce can almışlardı.
Sonuçta İstanbul fethedilmişti. Avrupa'da gerçek bir korku fırtınası esmeye başlamış, din adamları, hükümdarlar, yerel yöneticiler ve diğer bireyler arasında gidip gelen "felaket haberleri" bu dalganın da büyümesine yol açmıştı. Şehirden kaçmayı başaranlar kaleme kâğıda sarılıyor ve haberleri daha da uzaklara iletiyorlardı. Sadece "meşum" haberlerle değil, dramatize edilmiş sahnelerle dolu bu mektupların İstanbul'un fethinin geniş kitlelere ulaşırken yarattığı psikolojik etkiyi de hesaba katmayı unutmayalım. Ruteno Kardinali Isidoro şehirden kaçabilmesini "balinanın karnından kurtulan Yunus gibi Tanrı da beni dinsizlerin elinden kurtardı" şeklinde dramatik bir hale getiriyordu.[5] Son imparator Konstantin'in ruhunun göğe uçması da yeterince teatral bir sahne şeklinde tasvir ediliyordu. Isidoro "Hatta Tanrı bile yüz çevirdi" diyor ve "bu şehre bir zamanlar dinsizler ve gaddar kâfirler tarafından Konstantinopolis denilirken şimdi ise berbat kaderden dolayı Turkopolis (Türk şehri) deniliyor ve ben bunun hatırası için sürekli nehirler dolusu gözyaşı akıtıyorum" diye trajik anlatısına devam ediyordu. "Konstantinopolis şehri öldü" deniyordu. Artık hiçbir hayat belirtisi yoktu. Bu arada Pera adındaki şehir de çıplak gibiydi.
peki ya islam olmasaydı ? graham e fuller -islamsız dünya- adlı eserinde islamsız bır dünyada yine de aynı sekilde hizipleşme ve bölünme olacağını iddia eder.tarihçiye göre islam doğduğu coğrafyada can bulmuş olmasaydı islam yerini doğu kilisesi alacak ve bu sefer de esas savaş doğu ve batı kiliseleri arasında olacaktı.
Engizisyon, suçluları takip edebilmek için familiar adı verilen memurlarını işbaşına getirdi. 20.000 familiar'ın İspanya'nın dört bir yanında kurban avına çıktığı bu karanlık zamanlarda durumun dramatikliği artık doğrudan cennete gittikleri iddia edilen familiar'ların da birbirini gammazlamasıyla tavan yapmıştı.
Granada'nın düşmesinin ardından, 1499'da ayaklanan Müslümanlar yatıştırılamaz. Kardinal Cisneros'un sert metotları kısa zamanda tepki görür. Granadalılar da bu baskı sistemine aynı sertlikle cevap verirler. Albaicín'de bir ayaklanma çıkarıp Cisneros'un vekillerinden birini öldürürler. Ayaklanma ancak 1501 yılında bastırılabilir ve bu da Isabel ve Fernando'ya Müslümanlar için yeni bir düzenleme getirmek için bahane yaratır. 1501'de Granada'da, 1502'de ise Kastilya'da Müslümanlar için bir kanun çıkartılır. İki seçenekleri vardır: Sürgün ya da din değiştirme. İkisinden birini kabul etmemeleri halinde üçüncü seçenekleri her daim bakidir: Ölüm!
osmanlı ordusunun disiplinin yanı sıra hayranlık uyandıran düzenleri içindeki sessizlik her daim övgüye layık bulunmuştur.korku unsuru olarak kullanılan müzik enstrümanlarısavaş naralarının söz konusu olmadığı zamanlarda neredeyse uhrevi bir sessizlik çöker bu düzen ve birlik üzerine.blound şahit olduğu bu manzarayı şöyle anlatır
''rütbe sırasına göre mükemmel bir sessizlik içinde yürüyor lardı,böylece emirler kolaylıkla duyulabiliyordu ''
cenaye de yıllar önce Busbubecq in kullandığı kelimeleri andıran romantik nir üslüpla tasvir ediyordu gördüklerini
''bunca sarığın hep birlikte eğildiğini görünce,hafif bir meltem esintisiyle eğilen olgun başakların bulunduğu genç bir tarlayı izliyormuşum izlenimi uyandı bende ''

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İslam Korkusu
Alt başlık:
Kökenlerin ve Türklerin Rolü
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
528
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050911565
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Doğan Kitap
“Avrupa Müslümanlar’dan neden korkuyor?”

Özlem Kumrular’ın İslam Korkusu adlı kitabı, bugün de gündemde yer alan
bir olguyu tarihsel bir perspektifle irdeliyor

İslam korkusu neden ve nasıl başladı?
Korkunun zaman içinde bugünkü noktaya gelmesinde hangi etkenler rol oynadı?
Tarih boyunca yavaş yavaş gelişen bir propaganda süreci içinde İslam korkusu nasıl çığ gibi büyüdü?
Bu korkunun ve sürtüşmelerin kökenleri Ortaçağ ve Yeniçağ’da nasıl şekillendi?

Edebiyatçı ve tarihçi Özlem Kumrular’ın uzun araştırmalar sonucunda kaleme aldığı İslam Korkusu, tüm bu sorulara başta İspanyolca, İtalyanca ve İngilizce olmak üzere Almanca, Katalanca, Fransızca, Portekizce ve Yunanca kaynaklarla cevap veriyor. Daha önce Türk Korkusu adlı kitabıyla büyük ilgi çeken Kumrular, yeni çalışmasında, dönemin Hıristiyan hacıları, elçileri, diplomatları, yazarları, şairleri, esirleri ve hükümdarlarının kaleme aldıkları, birinci dereceden ve bugüne kadar hiç kullanılmayan kaynaklardan yararlanarak İslam korkusunun gerçekçi bir portresini çiziyor.

-Endülüs’te Müslüman kadınların peçe kullanmasının gerçek nedeni neydi?
-Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunun geldiğini “müjdelediğine” inanılan kuyrukluyıldızlar nerelerde belirmişti?
-İspanya’da zorla Hıristiyan yapılan Müslümanlara nasıl domuz yediriliyordu?
-Hz. Muhammed’in tabutunu çalma planları kimden çıkmıştı?
-Hıristiyanlar İslam’ın cennette “şarap akan ırmaklar” vaat etmesini hangi propaganda için kullanacaklardır?
-1770 yılında Wolfgang von Kempelen’in İmparatoriçe Theresa’yı etkilemek için gerçek mekanik bir satranç makinesi için neden gerçek boyutlarda bir Türk figürü seçmişti?
-Hıristiyan erkeklerle yakalanan Müslüman kadınların cezası ne olurdu?
-Osmanlı toplumunda gerçek şarap tüketimi ne boyuttaydı?
Tüm bu merak uyandıran soruların cevabı İslam Korkusu’nda!

Kitaptan...

Hıristiyanlıktan Müslümanlığa geçiş töreni, farklı seyyahlar, dönmeler ve diğer görgü tanıkları tarafından çok farklı şekilde anlatılmıştır. Safevi topraklarında İslam’a geçen Hıristiyanlar için yapılan gösterilere şahit olan Arthur Edwards hiç de hoş anılar kaydetmeyecektir defterine. William Davies ise bize bu küçük törenlerin detaylarını sunar. Yeni dönme, babasına ve annesine küfretmeye zorlanır. Bir at üzerine, “yüzü kuyruğa gelecek şekilde” yani ters olarak bindirilir ve sokak sokak dolaştırılır. Eline bir yay bir de ok verilir, bu okla bir Müslüman’ın elinde baş aşağı duran bir Hz. İsa figürünü vurur. Ana babasına, akrabalarına, vatandaşlarına küfrederek sünnet olacağı yere doğru ilerler. Mısır’da buna şahit olan Arnold von Harff da, bir Hıristiyan’ın din değiştirip Müslüman olunca Hz. İsa’yı ve annesini inkâr etmesi, haça tükürmesi, ayakları altında haçın parçalanmasına katlanması ve son olarak da onun üzerinde yürümesi gerektiğini kaydeder.

Kitabı okuyanlar 13 okur

  • BURHAN KEBABCI
  • Mir'ât-ı Cünûn
  • Paribo
  • Hakan Komut
  • Mehmet f
  • Tuba Korkmaz
  • Lord Vader
  • enkî...
  • Devrim Buhar
  • Orhan Nadir Yamuk

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%42.9 (3)
8
%14.3 (1)
7
%14.3 (1)
6
%28.6 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0