İslam Sekülerizm ve Geleceğin Felsefesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
125
Gösterim
Adı:
İslam Sekülerizm ve Geleceğin Felsefesi
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
210
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755748115
Kitabın türü:
Çeviri:
Mahmud Erol Kılıç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Yayınları
Bu kitapta, İslâm’da tasavvur olunduğu şekliyle hayatın en temel esaslarıyla ilgili tanımlamalar ve açıklamalar açık bir şekilde izah edilmektedir. Bu izahlar Din ile, İnsan ile, Bilgi, Hikmet, Adalet, Doğru Amel (edep), Akıl ve Akletme ile (nutk); dilin, düşüncenin, anlamın (mana), bilginin ve eğitimin İslâmîleştirilmesiyle; Kur’anî yorumlamalar (tefsir ve te’vil) paralelinde tabiatın incelenmesi ve bilimsel olarak araştırılmasının yöntemiyle; Arapça dahil tüm Müslüman hakların dillerinin İslâmîleştirilmesinde Kur’an’ın rolüyle; İslâmî anlamda eğitimin ve eğitme sürecinin aslında terbiye kavramıyla değil de daha çok te’dib kavramıyla karşılanabileceğiyle alakalıdır.

Kitapta İslâmî eğitim felsefesi ve bu felsefenin oturtulacağı zemin konusunda bir çerçeve çizilmekte; bilgi edinmenin ve İslâmî eğitimin gayesinin temel esprisinin “iyi bir vatandaş” değil, “iyi bir insan” yetiştirmek olduğu belirtilmektedir. Seküler (dünyevî) kavramıyla sekülerizasyonun (dünyevîleştirme) anlamı ve bunun kapsamı kitapta anlatıldığı biçimiyle belki ilk defa ele alınmaktadır.

Bu kitap kendi çapında, muhteva olarak yoğun, fakat düşüncelerin ifade ediliş biçiminde muhtasar bir çalışmadır.

(Tanıtım Bülteninden)
210 syf.
·18 günde·Beğendi·7/10
Malezyalı akademisyen yazarın çeşitli mecralarda yayınlanmış makaleleri.... Yalnız çeviren olarak üstat hocamız Mahmud Erol Kılıç.... Makaleler İslam dünyasının son durumunu, nasıl bu hale geldiğini, nasıl tekrar zirveye çıkabileceğini anlatıyor. Biraz da sebebi sonuç ilişkisinden dolayı Hıristiyanlıktan başlıyor. İslam Felsefesi konusunda çalışmaları olan okumalı
Şüphe, hakikate varmak için gerekli bir epistomolojik metot düzeyine yukseltilmiştir artık çağımızda. Ama ister dinî, ister felsefî ve isterse de bilimsel olsun hakikate varış şüphenin değil, gerçekte hidayet buluşun sonucudur.
Tasavvuf tarihinde tarikatlerin ortaya çıkışı İslâm tarihinde, birçok çalkantılı dönemin ardından 13. yüzyılda meydana geldi. Fakât 15. yüzyılın ardından ehl-i tarikât İçinde de dejenarasyon başladı. Bu dejenarasyonun bizatihi kendisi sebep olarak yorumlanamaz. Zaten daha önceki yüzyıllarda edeb'in kaybolması yüzünden başlamış olan çöküş ve dejenarasyonun bir sonucuydu bu.

Tasavvuf, zulüm ve karmaşa yıllarında Müslümanların inancını ve imanını kuvvetlendirmiş, onlara edeb'i aşılamış, medeniyetimizi ve ruhlarımızı kıyas kabul etmez zenginlikte ve yücelikte manevî bir edebiyatla donatmıştır.

Biz, Müslüman bireyin eğitimi için ana esasları bu edebiyattan aldık. Onların suçladıkları tasavvuf, ehl-i tasavvufun bildiği tasavvuf değildir. Bu yüzden suçlama tasavvufa değil, onun yerine, büyük yorumcular tarafından açıklanmış ve İslâm prensiplerine dayalı sistematik bir eğitim programının ihmaline yöneltilmelidir.

Akıl ve ruhta kemâle ermiş insanların fikrî ve ruhî öngörülerinden geliştirilecek koordineli ve bütüncül bir eğitim sistemi ihmal edilerek, bunun yerine sürekli hukukî ve siyasî konuları öne çıkaran tartışmalar yapıldı bu çağda.

Bunlar, İslâm öğretilerini içten yıkmaya çalışan yabancı doktrinlerin yayılışıyla ve ayrıca İslâm bilgisindeki karışıklık ve dejenerasyonun yardımıyla çöküşün sebebi olan edeb'in kaybolmasını hızlandırdılar.

Günümüzde söz konusu bu sebebin oluşmasına, İlhamlarını kısmen Batı'dan, kısmen de otoritesiz (selâhiyetsiz) ulemâ 'dan alan modernist reformcularla, ilhamlarını kısmen bu modernistlerden ve kısmen de aynı seviyesiz ulemâ'dan alan nasçı reformcular meydan verdiler.

İslâm dünyasında bu tiplerin değişik takipçileri yanında şimdi de Müslümanlar arasında seküler bilim adamı ve entelektüeller diye adlandırılan bir üçüncü grup daha oluşmuştur. Müslümanların içindeki bu seküler bilim adamı ve entelektüeller, İlhamlarım genellikle Batı'dan alırlar.

İdeolojik olarak, modernist reformcular ve bunların takipçileriyle aynı tarihsel çizgiye aittirler. Çok azı da nasçı reformcuların ve onların takipçilerinin görüşlerine tutunurlar. Bunların çoğu, İslâm'a özgü bilgilerin ve bu bilgilerin doğduğu epistemolojinin fikrî, manevî ve edebî ön gereklerinden yoksundurlar.

Bu yüzden de İslâmî öğrenimin esas kaynaklarına ilmî ve metodolojik yaklaşımlardan bîhaberdirler ve İslâm hakkındaki bilgileri en asgari düzeydedir. Ümmet içinde, bunlar stratejik bir  konuma sahip oldukları sürece ve de bu düşünme ve inanma biçimlerini değiştirmedikçe, İslam'ın geleceği adına  ciddi bir tehlike oluşturacaklardır.

Edeb'i kaybedenler, bu halleriyle en küstah ve arsız tipi çizmektedirler. 
Aslında "eğitim"in tam karşılığı terbiyeden ziyade te'dîb'dir. Fevkalâde önemli olan bu konuyu çok iyi değerlendirmek gerekir. Kanımca nisbeten çok daha yakın zamanlarda eğitim karşılığında kullanılmaya başlanılan bir kelime, ama semantik olarak eğitim kavramını karşılamada pek de uygun ve yeterli gözükmemektedir. Aslında "besleyip-büyütmek", "ortaya çıkarmak", "beslemek", "yetiştirmek", "geliştirmek", "olgunlaştırmak", "olgun ürün vermek", "ehlileştirmek” v.b. anlamlarına gelir. Dildeki kullanımı yalnızca insanla sınırlı değildir; onun semantik alanı diğer türleri de -madenler, bitkiler ve hayvanlar- kuşatır. Büyükbaş, tavuk ve kümes hayvanları yetiştiriciliği, balık üreticiliği, ekicilik, tarımcılık vs. hep birer terbiye şekilleridir. Eğitim ise yalnızca insana mahsus olan bir şeydir. Eğitimin gerektirdiği faaliyet ve içerdiği niteliksel unsurlar ile terbiyenin gerektirdikleri ve içerdikleri aynı değildir. Terbiye ile ayrıca mülkiyet arasında bir bağlantı vardır. Malik, terbiye objesi üzerine terbiye işlemini uygulayandır. Bunu; Allah, İhsan Sahibi, Rızıklandıran, Gözeten, İlah, her şeyin Hakimi ve Rabbi hâkimiyetinin hükmü altındaki her şeye uygulamaktadır. Öyleyse terbiye genellikle, ebeveynin çocukları üzerinde uyguladığı şekliyle anlaşılmaktadır. Fakat terbiye, devlet bazına çıkarıldığında tehlike çanları çalar. Pratikte de gördüğümüz gibi eğitim, seküler egzersizler haline gelir. Üstelik bu uygulamada terbiyenin nihai hedefi yalnızca fizikî ve maddî yapı üzerinde olacak ve yalnızca fizikî, maddî gelişme ve olgunluk ile ilgilenecektir. Bildiğimiz gibi eğitimin özü akla (İntellect) yönelik bir süreçtir ki o da yalnız insanda vardır. Öyleyse, gayesi erdemli insan yaratmak olan eğitimin tam ve uygun karşılığını dikkatlice bulmamız gerekmektedir. Buna tek uygun kelime TE'DİB gözükmektedir bence. Kültürel, dinî ve manevî kavramlar için kullanılan terimlerin seçiminde yapılan hatalar aynı şekilde bilgide, teoride ve pratikte de kagaşaya yol açmaktadır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İslam Sekülerizm ve Geleceğin Felsefesi
Baskı tarihi:
2017
Sayfa sayısı:
210
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755748115
Kitabın türü:
Çeviri:
Mahmud Erol Kılıç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnsan Yayınları
Bu kitapta, İslâm’da tasavvur olunduğu şekliyle hayatın en temel esaslarıyla ilgili tanımlamalar ve açıklamalar açık bir şekilde izah edilmektedir. Bu izahlar Din ile, İnsan ile, Bilgi, Hikmet, Adalet, Doğru Amel (edep), Akıl ve Akletme ile (nutk); dilin, düşüncenin, anlamın (mana), bilginin ve eğitimin İslâmîleştirilmesiyle; Kur’anî yorumlamalar (tefsir ve te’vil) paralelinde tabiatın incelenmesi ve bilimsel olarak araştırılmasının yöntemiyle; Arapça dahil tüm Müslüman hakların dillerinin İslâmîleştirilmesinde Kur’an’ın rolüyle; İslâmî anlamda eğitimin ve eğitme sürecinin aslında terbiye kavramıyla değil de daha çok te’dib kavramıyla karşılanabileceğiyle alakalıdır.

Kitapta İslâmî eğitim felsefesi ve bu felsefenin oturtulacağı zemin konusunda bir çerçeve çizilmekte; bilgi edinmenin ve İslâmî eğitimin gayesinin temel esprisinin “iyi bir vatandaş” değil, “iyi bir insan” yetiştirmek olduğu belirtilmektedir. Seküler (dünyevî) kavramıyla sekülerizasyonun (dünyevîleştirme) anlamı ve bunun kapsamı kitapta anlatıldığı biçimiyle belki ilk defa ele alınmaktadır.

Bu kitap kendi çapında, muhteva olarak yoğun, fakat düşüncelerin ifade ediliş biçiminde muhtasar bir çalışmadır.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Yakuphan Güleç
  • Sümeyye
  • Aynı Adam
  • Faruk Tokat
  • Esra Kovancılar
  • Ahvalifarazi
  • Omer Tohumcu
  • Cezmi Ş.
  • lazcuk

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (1)
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%33.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0