Adı:
İslami Direniş Ve Islahat
Baskı tarihi:
Mart 1997
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
Çeviri:
Prof. Dr. İbrahim Sarmış
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ekin Yayınları
Müslümanlar, 19. Yüzyılın sonlarında gerek düşünsel, gerekse pratik hayatta, tarihi süreç içinde başlayan ve batı kültürü karşısında gittikçe artan ciddi bir çözülüşü yaşıyorlardı. Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh'la güç kazanan İslam'ın özgün değerlerini yeniden ortaya koyma çabası, müslümanların çözülüşüne ve emperyalist yayılmacılığa karşı önemli bir direniş ve ıslah hareketi oluşturdu.
Islahat çabaları, müslümanları muharref gelenekten arındırmaya çalıştığı kadar, İslam'ı yabancı bir düşünce biçimine uydurarak müslümanların emperyalistlerle birlikte yaşamalarını normalleştirme gayreti içindeki "reformist" sapmalara karşı da bir direnişi ifade etti. Kendi şartları içinde değerlendirmemiz gereken bu çabalar, İslami hareketlere, istikbara karşı direniş ve sahih ilkeler etrafında yeniden yapılanma azmi aşıladı. Muhammed el-Behiy bu kitabında, İslam coğrafyasının sömürgeleşme döneminde İslami direnişi canlandıran ve dini kültürü ıslah etmeye çalışan gayretlerin iki öncü ismi Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh'u inceleyerek, bu çizgi ile Muhammed İkbal'in ne kadar irtibatlı olduğunu da irdeliyor.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Muhammed Abduh bu alanda vatan kavramı, vatan duygusuna sahip olmanın zarureti ve vatan-vatandaş ilişkileri üzerinde durmuştur. Kendisi bu konuda şöyle demektedir:
“Sözün kısası, vatan için sevgiyi, titizliği ve gayreti gerektiren üç husus vardır. Bu hususlar adeta sınırlara benzemektedir: Birincisi; vatan, gıdanın, vefanın ve aile bireylerinin üzerinde bulunduğu bir meskendir. İkincisi; vatan, siyasal hayatın üzerinde dönüp dolaştığı hak ve görevlerin yeridir. Özellikle bu ikisi gayet açık ve görülür bir durumdadır. Üçüncüsü; vatan, insanın yücelip izzet bulduğu veya sömürülüp ezildiği bir yerdir. Bu da tamamen manevidir.”
Bilindiği gibi , İslam, ilk başlarda bütün çabasını kendi çağrısını daha geniş alanlara yayma noktasında yoğunlaştırmıştır. Bilahare bu çağrı evrensel düzeyde yankısını bulduktan ve güçlü bir şekilde geniş alanlara yayıldıktan sonra(Emeviler döneminde) kimlik değiştirdi. Çünkü bu kez içte yabancı tesirler sebebiyle yeni ve aykırı fikirler ortaya atılmıştı. Dolayısıyla bütün çabalar, aslı muhafaza adına, bid’atlere, yabancı fikirlere ve zındıklığa karşı yönelmiştir. Yani mücadele dıştan içe dönmüştür. Bu hengamede kelami Mutezile ekoller doğmuş, ardı sıra başka başka eğilimler de zuhur etmiştir.
İslam, halkın üzerinde mutlak egemen ve efendi, onlara söz hakkı tanımayan bir yönetim biçimini reddetmektedir. İslam’da aslolan meşverettir.
O dönemde İslam dünyasında Şii ve Sünni kampı temsil eden iki güçlü otorite vardı: İran ve İstanbul hükümeti. Afgâni, bu iki hükümet arasında bir yakınlık sağlamak için Şia ve Ehl-i Sünnet e dayalı düşmanlıkların bırakılması gerektiğini söylemektedir. Burada da Afgâni’yi siyasal ve düşünsel platformda önemli bir aracı olarak görüyoruz. Oysa onun çağrısı, bizâtihi İslam’ın çağrısıdır.
Bağdat’ın Moğollar tarafından işgal edilmesi ve yıkılmasından sonra çabalar bu kez açık bir biçimde yabancı saldırganlara karşı direnişe dönüşmüştür. Aynı hareket Haçlı seferleri esnasında da olmuştur. Ancak bu dönemde de yine içteki aşırılıklara ve yanlışlıklara karşı mücadele sürmüştür. Özellikle İbnü’l Arabi ve Hallac-ı Mansur’da görülen insanın Allah’la ilişkisini hulul şeklinde tasvir eden tasavvufi anlayışın yanlışlıklarına ve aşırılıklarına karşı fikri bir direniş hareketi gözlenmiştir. Sözünü ettiğimiz bu dönemde, yani miladi 14. asırda dışa ve içe dönük bu çabaların yürütücüsü/lideri İmam İbn Teymiyye idi. Yine bu asırda da mücadele, çokluk İslam’ın özgün temellerini/nasslarını dış müdahalelerden korumak için yapılmıştır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İslami Direniş Ve Islahat
Baskı tarihi:
Mart 1997
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
Çeviri:
Prof. Dr. İbrahim Sarmış
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ekin Yayınları
Müslümanlar, 19. Yüzyılın sonlarında gerek düşünsel, gerekse pratik hayatta, tarihi süreç içinde başlayan ve batı kültürü karşısında gittikçe artan ciddi bir çözülüşü yaşıyorlardı. Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh'la güç kazanan İslam'ın özgün değerlerini yeniden ortaya koyma çabası, müslümanların çözülüşüne ve emperyalist yayılmacılığa karşı önemli bir direniş ve ıslah hareketi oluşturdu.
Islahat çabaları, müslümanları muharref gelenekten arındırmaya çalıştığı kadar, İslam'ı yabancı bir düşünce biçimine uydurarak müslümanların emperyalistlerle birlikte yaşamalarını normalleştirme gayreti içindeki "reformist" sapmalara karşı da bir direnişi ifade etti. Kendi şartları içinde değerlendirmemiz gereken bu çabalar, İslami hareketlere, istikbara karşı direniş ve sahih ilkeler etrafında yeniden yapılanma azmi aşıladı. Muhammed el-Behiy bu kitabında, İslam coğrafyasının sömürgeleşme döneminde İslami direnişi canlandıran ve dini kültürü ıslah etmeye çalışan gayretlerin iki öncü ismi Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh'u inceleyerek, bu çizgi ile Muhammed İkbal'in ne kadar irtibatlı olduğunu da irdeliyor.

Kitap istatistikleri