Kitap
İslamın Dirilişi

İslamın Dirilişi

OKUYACAKLARIMA EKLE
9.2
1.127 Kişi
4.269
Okunma
1.578
Beğeni
23,4bin
Gösterim
68 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 1 sa. 56 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Diriliş Yayınları · Şubat 2021 · Karton kapak · 9789123504985
Diğer baskılar
İslamın Dirilişi
İslamın Dirilişi
İslam’ın Dirilişi
Bu kitap, Nisan 1966'dan Mart 1967'ye kadar, Diriliş dergisinde DİRİLİŞ imzasıyla yayınlanan başyazılardan oluşmuştur. 7 İslâmın Dirilişinde Avrupanın Durumu 11 İslâmın Dirilişinde Asya ve Afrikanın Durumu 18 İslâmın Dirilişinde İslâm Dünyasının Durumu 24 Düşüncede Diriliş 33 İnanışta Diriliş 40 Edebiyat ve Sanatta Diriliş 47 Aksiyonda Diriliş İSLÂMIN ÇAĞRISI 55 İnsana Çağrı 57 Müslümana Çağrı 61 Yahudiye Çağrı 63 Hıristiyana Çağrı 66 Doğululara ve Afrikalılara Çağrı 67 Din ve Tanrıtanımazlara Çağrı
4 mağazanın 12 ürününün ortalama fiyatı: ₺17
9.2
10 üzerinden
1.127 Puan · 201 İnceleme
Nihal
İslamın Dirilişi'yi inceledi.
68 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
İsminden de anlaşılacağı üzere, Sezai Karakoç 'İslam'ın Dirilişi'ni anlatıyor eserde. Önce genel olarak Afrika, Avrupa gibi kıtalardaki İslam'ın durumundan bahsetmiş sonrasında düşüncede, inanışta, edebiyat ve sanatta, aksiyonda dirilişi detaylandırarak anlatmış. İkinci kısım olarak adlandırabileceğimiz İslam'ın çağrısı ve alt bölümleri benim daha çok ilgimi çekti. Eserin genel çerçevesini, var-olanın doğruya dönmesi gerektiğinden bahsedip doğrunun ne olduğunu ve nasıl olacağını anlatmak olarak özetleyebiliriz. İşte tam burada ikinci kısım bu anlatımdan kopuyor. İslam'ın çağrısını yankılandırıyor Sezai Karakoç ve okudukça bir Müslümanın asıl amacını anlıyorsunuz. İçinizde çarpan o kuvvetli 'bir şeyler yapma' isteği daha da belirginleşiyor. Müslümansanız amacınızı hatırlatmak, değilseniz de İslam'ın muntazam düzenini öğrenebilmek adına sizleri bu eseri okumaya davet ediyorum..
İslamın Dirilişi
9.2/10
· 4.269 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
19
Ömer Delibaş
İslamın Dirilişi'yi inceledi.
68 syf.
·
10/10 puan
Yazarın vurguları kulağımıza küpe olmalı. Biz, bizden olmayanı aktarmayı iftihar vesilesi zannettikçe köreldik. Tutulduk. Başkalaştık. Kendi köklerimizden beslenmeyi, kendi medeniyetimizle bağdaşan kaynakları değerlendirmeyi ıskaladıkça bir yok oluşun eşiğine geldik. Bugün yeni bir varoluş, bir diriliş mevsimi. Evet batı, pozitif ilimlerde, fikirde, sanatta ilerlemiş ve bizi solda sıfır bırakmış olabilir. Ama bu bir atalet vesilesi değil, ibret vesilesi olmalıdır. Ecdad yadigarı fikir yükünü yine sırtlanıp, daha üst seviyelere taşımak için neyi bekliyoruz? Bu kalıpçılık nereye kadar? Sözün özü, İslam’ın dirilişi için ne ruhu ve fikri ötelemek, ne de kendimiz olmayanı gücün zemini olarak görmek doğrudur. Kendi ruh köküne bağlı bir fikir ve inanç birlikteliği ile yeniden dirilişin önünü açmak üzere bize düşen gayreti kuşanmak gerekir. “Diriliş” Kavramı ile alakalı olarak artı bir parantez açmak istiyorum. Ne yazık ki Bu kavram Türkiye’nin günlük siyasi-politik ikliminde yahut dizi sektöründe dillere pelesenk edilerek klişeleştirilmiş bir kelimedir. Ancak güncelden sıyrılarak, Sezai Karakoç özelinde düşünmeye önem gösterelim… Ertuğrul Gazi Kefinsiz
İslamın Dirilişi
9.2/10
· 4.269 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
4
spties
İslamın Dirilişi'yi inceledi.
68 syf.
·
10/10 puan
İsrafil'in surundan daha keskin bir sesle İslam çağırıyor ama Allah'ın sağ ağırlaştırdı kulağa kim sesini işitilebilir..? insansa kutlu rüyalardan bile uzakta uyumaktadır. Şafak gelmiş kapıya dayanmış bıçak boğazda Güneş ırmakta kuzu annesinin memesine yaklaşmakta yine de insan uyumaktadır insansa kurtarıcı çağrıyı duymamak ta direniyor.
İslamın Dirilişi
9.2/10
· 4.269 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
9
Burak Bilen
İslamın Dirilişi'yi inceledi.
69 syf.
·
6 günde
·
4/10 puan
İslam’ın Dirilişi, Sezai Karakoç’un 1967 yılında yayınlanan kitabıdır. İslam’a kendini adayan yazar, tüm insanlığı da İslam’a çağırır ve kurtuluşun da İslam’da olduğunu söyler. Ancak gidiş yolu ve tarzını sevmedim. Çünkü burada bir tarafları kötülerken bir tarafı yukarılara çıkarmış. İlk başlarda Avrupa’ya çatıyor. Hatta Avrupalı bazı yazarları yeriyor. Avrupa’nın İslam’ı inkar ettiğini savunuyor. Benim çıkarımım şu; yazar bu kitabı Avrupa ve Avrupa insanı üzerinde sosyolojik bir ırkçılık düşünerek yazmıştır. Karakoç, “Eğer bir Avrupa birliği olacak ya da kurulacaksa ilk ve temel şartlardan birinin bütünleştirici olan İslam’a da destek olmasıdır.” diyor. Ancak İslam’ın böyle bir ihtiyacı olup olmadığı tartışmaya açıktır. Ayrıca sadece İslam özelinde değil, diğer dinlere de baktığımızda herhangi bir dine inanmayanların sayısı git gide artmaktadır. Bu da Sezai Karakoç’un “İslam’ın Uyanışı” şeklinde lanse ettiği kendi gerçeğini yerle bir etmektedir. Diğer bir bölümde de Asya’nın ve Afrika’nın Avrupa ile savaşını mukayese etmiş. Örnek olarak da Japonya’ya atılan nükleer bombanın Asya için büyük bir yıkım olduğunu söylemiş ve “Acaba toparlanabilecek mi?” sorusunu sormuş olması, günümüzde Asya’nın (Japonya’nın) nerelere geldiğini görmemizle birlikte “asıl yıkımı” bizim yaşadığımızı görüyoruz. İslam, tek başına yeterli bir uzlaştırıcı değildir. Doğu ve Batı’yı birleştirecek, uzlaştıracak şeyin Müslümanlar ya da İslam olduğunu söylemesi biraz tuhaf. Çünkü ne günümüzde ne de o zamanlar Müslümanların bu çeşit bir rol üstlendiği söylenemez. Genel ahlak sisteminin çökmesi, maddiyata dayalı çıkar ilişkileri, tekil ve bencil yaşamlara sahip bireylerin varlığı, bu tür bir misyonu üstlenecek seviyelerde olunamayışının kanıtıdır. Bu kurtarıcının Müslümanlar ya da İslam olması ve hatta başka bir din olması bile düşünülemez. Zira ileri ülkelerde kullanılan bu “uzlaştırıcı” araç bilimdir. Ayrıca İslam’ı dünya siyasetine taşımaya kalkmış. Bu tür politikalar ne İslam’a ne de İslam’a inananlara katkı sağlamış ne de İslamiyet’in yükselebilmesini sağlamıştır. Bunun da işe yaramadığını günümüzde açıkça görüyoruz. Türkiye’nin Latin diline geçmesini eleştirmesini gerçekten yersiz buldum. Çünkü her dil değişiyor, gelişiyor; başka dillerden etkileniyor. Karakoç’un bizlerden istediği şey tam olarak nedir, anlaşılır değil. Şimdi ne yapalım, ilk Türkleri bulup onların konuştuğu dili mi konuşalım? Yazarın, kurtuluşu tamamen İslam’a bağlaması ne kitabı çıkardığı dönem olan 1960’lar ne de günümüzde düşünüldüğünde gerçeği yansıtmıyor. Hatta bunu da bir tarafa bırakalım; önüne gelen herkesi ve her şeyi karalayarak bunu yapması çok itici. Ayrıca hiçbir tahmininin de gerçekleşmemesi onun adına üzücü.
İslamın Dirilişi
9.2/10
· 4.269 okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
4