İspanya, Yaşasın Ölüm

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.076
Gösterim
Adı:
İspanya, Yaşasın Ölüm
Baskı tarihi:
23 Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750740992
Orijinal adı:
Ταξιδεύοντας: Ισπανία
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
İspanya, Yaşasın Ölüm
İspanya Yaşasın Ölüm
İspanya Yaşasın Ölüm
İspanya, ulusların Don Quijote’sidir. Dünyayı kurtarmaya çalışır, güvenliğe ve refaha sırtını döner, ele geçmez binlerce hayali kovalar. Bu mantık ötesi donkişotça seferlerde kendini tüketir. Şehirleri harap olur. Tarlaları çoraklaşır. Araplardan kalma kanalları tıkanır, bahçeleri kurur. Kendi efsanesini yaratır İspanya. Mutluluk ve refahı, ılımlılık ve barışı ne yapsın?
1920’lerin sonunda Eleftheros Logos gazetesinin dış haber muhabiri olarak gittiği İspanya’da Nikos Kazancakis yıkılmış bir imparatorluğun kalıntılarında yaşayan küçük insanları, gezgin şövalyelerin at sürdüğü günlerden beri değişmemiş uçsuz bucaksız bir taşrayı, İspanya’dan yolu geçen tüm kültürlerin bıraktığı rengârenk mirası bulmuştu. O günlerde İspanya, “karanlık ve korkunç” bir yüzyıla izini bırakacak varoluş krizinin tam ortasındaydı. İçsavaş felaketinden önce, bulutların toplanmasını olacakları bilmeden izleyen Kazancakis, savaş sırasında tekrar İspanya’ya dönmüş ve ülkeyi saran vahşete, Madrid’in düşüşüne bizzat tanıklık etmişti.
İspanya, Yaşasın Ölüm, Kazancakis’in deyimiyle bir yüzü mahzun ve hayalperest Don Quijote, bir yüzü pragmatist ve şen Sancho Panza olan bu esrarengiz ülkenin özünü tüm tezatlarıyla, şiddetiyle, güzelliğiyle ve onuruyla anlatan bir yapıt.
“İspanya’nın Yunan edebiyatçılar tarafından geç de olsa keşfedilmesini sağlayan kitap.”

Emmanuel Hatzantonis
248 syf.
·9/10 puan
Nikos Kazancakis’i Zorba adlı eseriyle tanıdım ve gerek üslubu gerek hayata bakış açısı bana çok keyif verdi. Bu kez anı türünde yazılmış bir kitabını okudum ama daha çok gezi yazısı diyebilirim. İspanya seyahatinde vardığı her bir durağı, şehri; kültürü, tarihi, insanlarıyla hem çok canlı bir şekilde anlatmış hem de “gidip gezsem bu kadar bilgi edinemezdim” dedirtiyor. Orda yaşamış tarihi karakterlerden bahsetmesi, mitolojiden, şiirlerden hatta kutsal kitaplardan alıntılarla beni bir rüya aleminin içine sokması harikaydı. Son derece edebî ve sürükleyici bir anlatımı var ayrıca. Tam tatil kitabı...
248 syf.
·10 günde·8/10 puan
İlham veren, İspanya'yı destansı bir dille anlatan, her sokağını gezmek için sizi adeta çağıran bir kitap.
Yazar, bir şehri anlatırken aynı zamanda İspanya halkının, sokaklarının nabzını inanılmaz bir gözlem gücüyle aktarmakla kalmıyor ve satır aralarından okuyucuya kendini gösteren sosyolojik ve felsefik saptamalarda bulunuyor.
248 syf.
·Puan vermedi
Şimdiki bloguma da ismini veren, İspanyaya gitmeden önce muhakkak okunması gereken yarı kurgu bir hatırat kitabı. ''Ben çok gezdim..Şimdi ruhumun üstünü örten mantık kabuğunu kırarak hatırlamaya çalışacağım her birini. Dilerim bu itiraf iyilik yerine geçsin, daha büyük bir temennim de yoktur. Zira sanat değil bu yaptığım , yalnızca yüreğimin haykırmasına izin veriyorum '' diyor Kazancakis.Memleketinin denizini, havasını, suyunu derinden hissettiren giritli delikanlı.Okudukça kalemindeki coşkuya ve bilgeliğe şaşırdığım adam.Kitapları dinler üstü hakikati arayan bir dervişin portresi olarak da okunabilir.

''İspanya, Yaşasın Ölüm'' kitabında Endülüs topraklarını gördükten sonra içinde uyanan Arap Uygarlığının izlerini sürmek de mümkün.Bir rivayete göre yüzyıllar önce Kurtuba'ya girişi şöyle olmuştur: ''İlk palmiye ağaçları göründü. Masmavi gökte ince,mağrur süsler. Meyveler arttı, bahçeler koktu, orman gülleri ışıldadı. Saatler arzuyla ağırlaştı sanki. Ateşli genç şair Lorca'nın mısralarını mırıldandım.''

Bir medeniyet kurarsam hikaye anlatıcısı olarak Kazancakisi tayin edeceğim. O anlattıkça uygarlığımın sınırlarının genişlediğini hissederim,eminim bundan.
248 syf.
·12 günde·Beğendi·8/10 puan
Yazarın okuduğum ilk kitabı olarak beni bir diğer kitabı Zorba'yı okuma şevkine daldırdı. Kitap için şunu söylemek istiyorum, bilmiyorum bana mı öyle ama, ağır geldi. İspanya'nın yaşadığı iç savaşı anlatıyor. İspanya'yı gerçekten çok merak ettim,kesinlikle gitmek isteği uyandırdı içimde;özellikle iç savaş öncesi dönemlerini, yazar çok güzel tasvir etmiş; ama çok da tasvir etmiş aynı zamanda. Yani demem o ki bazı kelime kalıpları ya da paragraflar gereksiz uzun. Belki amacı farklı tellerden çalarak okuruna aktarabilmek duyguyu, vakıf olamadım. İç savaş sonrası kısmı bana daha okunaklı geldi yani olay örgüsü daha bi' kuvvetli ve yere basan cinsten.
240 syf.
Kazancakis bir gazetenin dış haber muhabiri olarak gidiyor İspanya’ya, denk geldiği yıl ise tam da İspanya iç savaşının başladığı 1930’lar...
Bakın ne diyor ilk izlenimleri için;
“İspanya kargaşa, deneysellik ve ıstırapla dolu kritik bir tarihsel andan geçmektedir. 1898’de İspanyol donanmasının Küba’da yok olduğu günden beri İspanya kabuğuna çekilmiş, yenilmiş, bitkin düşmüş, sömürgelerini yitirmişti. Namusu dışında her şeyini kaybetmiş bir halde İber Yarımadası’na çekilmişti; hatırlarsınız Don Quijote’nin kemikleri kırılmış, ölmeye hazır bir halde kulesine çekildiği gibi.”

Kitap çok zengin, birçok ünlü şair, siyasetçi, ressam vs. yer bulmuş kendine. Bir örnek aşağıda;

”Hafif akşam rüzgarı, Prado’daki bahçelerin ve kadınların saçtığı kokularla doluydu. Bahar gelmişti artık. Birden, bir bülbülün sesi duyuldu çiçek açmış kestane ağaçları arasından. Gongora’nın harikulade mısraları yüreğimi deldi:
Öyle zenginlik, o kadar çok hazla
ağlıyor ki şu bülbül,
göğsünün içinde yüz bin tane
başka bülbül var sanıyorum,
birbiri ardına şakıyor bu bülbüller
acılarını, kendi gırtlaklarının içinde.”

Dediğim gibi ilk bölüm İspanya gözlemleri üzerine kurulu yazarın. Misal Elhamra için bir Spinoza teoreminden bahseder ki şöyledir;

“Ruh kendi kendisine baktığı ve kendi işleme gücünü göz önüne aldığı zaman sevinçlidir; ve kendi kendisini ne kadar hayal ederse, işleme gücünü ne kadar seçik olarak hayal ederse, bu sevinç bu kadar büyük olur.”

Birinci kısım nasıl bu kadar güzel ve umutlu ise İkinci kısım olan savaş bölümü bir o kadar üzücü ve umutsuz...
Ben ilk defa Kazancakis okudum, hele bazı enfes cümleler vardı ki kitapta on kere okudum. Mesela...
“Ölümün kaplılarında, hareketsiz oturup düşünenler için anlamsız olan sevinçleri deneyimlerler. Yazmaya oturduğum şu anda, tanık olduğum olayların tüm sorumluluğunu duyuyorum. Gördüğümü en açık biçimde, tarafsızca, mertçe söyleyeceğim. Çünkü ister bilinçli ister bilinçsiz olsun amacım şu ya da bu ideolojiyi savunmak şu ya da bu tarafın kahramanlıklarını açıklamak ya da gizlemek değildir. Amacım başkadır benim: Ne gördüm, ne duydumsa, tümünü anlatmak, bugün İspanya adını taşıyan şu insanlık yarasını size göstermektir. Yarın bunun adı belki Fransa, belki de bütün dünya olacaktır...”

Birazdan duyacaklarınızı hassas olanlar okumasın demeyeceğim, onlar iki defa okusunlar.. Bu insanlık suçu hepimizin, olmuş ve olacak savaşların suçu hepimizin çünkü.

İspanyol iç savaşı hakkında bilgi vereyim biraz önce dilim döndüğünce. ‘Kızıl’lar (komünist de diyebiliriz - Sovyet destekli) ve Franco (milliyetçiler - Almanya ve katolik kilise destekli) arasındaki bir savaş bu. Elbette ben de yazar gibi taraf tutmayacağım ama okuduğum kadarı ile işçi sınıfı isyan ediyor ilkin. -komünist, sosyalist ve anarşistler topluca- Ve daha sonra İspanya’nın doğası gereği (biliyorsunuz İspanyollar savaşçı bir millet, en bariz örnek ise boğa güreşleri) Anarşistler diğer iki elebaş kardeşlerinden de üstün gelince Franco(milliyetçi subay) başlatıyor isyanı. Söyleyeceklerim bu konuda bu kadar. Şimdi de fazla acıklı alıntılar okuyacaksınız, benden de bu kadar.

“Burnunuzu tıkayın! diye bağırdı asker. Dayanılmaz, feci bir koku vardı.
‘Önceleri onları dışarı gömüyorduk. Ama çember daralınca buraya gömmeye mecbur kaldık. Toprak az olduğu için onları sığ mezarlara gömdük... Koku öyle başladı...’ Solgun benizli asker konuşurken içini çekti. ‘Sonra suya da bulaştı. Hepimiz ishal olduk.’...

”Uçaklardan biri aniden garip bir ses çıkarmaya başladı. Sağ kanadı bozuldu ve hızla, kuyrukluyıldız gibi toprağa yöneldi. Madrid’deki tepelerden birinin arkasında yok oldu. Aynı anda yakınımızda acı bir çığlık duyuldu. Bir bombardıman uçağı korkunç biri uğultuyla, döne döne düştü ve 200 metre ileride tarlalara çakıldı.

Hepimiz heyecanla o tarafa koştuk. Bütün tarlaya alüminyum parçaları, motor parçaları ve mermiler saçılmıştı. Baş aşağı yere gömülen uçak, şekilsiz bir yığın halindeydi.

Subay dudaklarını ısırarak mırıldandı. “Nuestro! Bizim!”

Çok daha fazlası var kitapta ancak bu kadar yeter, okuyunuz...

Bu arada Kazancakis sıkça ressam El Greco’nun tablolarından betimlemeler yapmış. İncelemek isterseniz eserlerini link bıraktım buraya;
https://www.metmuseum.org/toah/hd/grec/hd_grec.htm
248 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Nikos Kazancakis'in özgürlükçü ve ruhunu serbest bırakan tarzını daha önce okuyanlar bilir. Bu kitabında; İspanya gezintisindeki duygularını, düşüncelerini ve İspanya'daki sosyolojik, kültürel ve felsefe açısından bir yolculuğa çıkışını okuruna yansıtıyor.
Endülüs kültürünü, dini mâbedlerin ruhundakini yansımalarını, Don Kişot'un İspanya halkı üzerindeki etkisini ve biçimlendirmesini yakinen hissedeceksiniz.
Fikir, bu kadar birbirine benzemeyen ruhlara hükmettiği zaman, o fikrin, kendisini ortaya çıkaran akıldan üstün olduğu kesindir. İstek bireyin üzerinde olmalıdır, kitlelerin ve devrin ihtiyaçlarına örülü olmalıdır.
Dünya, Tanrı'nın elinden haksızlık ve hatalarla dolu bir halde çıkmıştır. İdealin şövalyesiyse bu dünyayı düzeltmeyi kendine borç bilir. Çünkü Don Quijote'nin işi, Tanrı'nın bıraktığı yerden başlar.
Parlak bir elmas gibi çıkarıyorum
umudumu, yuvası olan yüreğimden.
Onu güllerin arasında dolaştırıyor,
kızım gibi, kız kardeşim, nişanlım gibi
oynatıyorum. Doymadan bakıyorum ona,
ve tekrar yalnız başına kilitliyorum onu.

Juan Ramón Jiménez
Ruh böylelikle ister istemez korkunun öldürücü bir zaaf olduğunu, yalnız bir kişiden, kendinden yardım bekleyebileceğini öğrenir.
Gülüşümüz gözyaşımızdan daha acıdır; tam ıstırap içindeki büyük Ruh'a güldüğümüz anda, yalnız küçük hesap düşkünlerini yücelten, bonkör maceraperestlerin yolda kaldığı bu hayatın ne kadar çekilmez olduğunu derinden anlarız.
Hayatın beyhude görünüşü, her şeyin bir rüya olduğu şüphesi, kendisine kahramanca bir direnç, sakin bir gülümseyiş, mağrur ve sessiz bir sebat kazandırır.
Gelgelelim güçlü bir ruh, hiçlik duygusunun ne kadar farkındaysa, her geçici ve boş anı da o kadar kuvvetle yaşar. Güçlü ruhlar için Ecel her zaman daha acı bir uyarıcıdır.
Havayı kaplayan metafizik sorunlar -nerden geldik, nereye gidiyoruz gibi- çözümlenmedi. (...) İnsanın hem asaletini hem de işkencesini teşkil eden beyhude hezeyan geçti gitti.
Sanatçı, evrenin baş silahşorudur ve Ecel'le savaşmaya cesaret eden tek kişidir. Hiçbir zaman yenmez, hiçbir zaman da yenilmez.
Hayatın beyhude görünüşü, her şeyin bir rüya olduğu şüphesi, kendisine kahramanca bir direnç, sakin bir gülümseyiş, mağrur ve sessiz bir sebat kazandırır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İspanya, Yaşasın Ölüm
Baskı tarihi:
23 Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
248
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750740992
Orijinal adı:
Ταξιδεύοντας: Ισπανία
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
İspanya, Yaşasın Ölüm
İspanya Yaşasın Ölüm
İspanya Yaşasın Ölüm
İspanya, ulusların Don Quijote’sidir. Dünyayı kurtarmaya çalışır, güvenliğe ve refaha sırtını döner, ele geçmez binlerce hayali kovalar. Bu mantık ötesi donkişotça seferlerde kendini tüketir. Şehirleri harap olur. Tarlaları çoraklaşır. Araplardan kalma kanalları tıkanır, bahçeleri kurur. Kendi efsanesini yaratır İspanya. Mutluluk ve refahı, ılımlılık ve barışı ne yapsın?
1920’lerin sonunda Eleftheros Logos gazetesinin dış haber muhabiri olarak gittiği İspanya’da Nikos Kazancakis yıkılmış bir imparatorluğun kalıntılarında yaşayan küçük insanları, gezgin şövalyelerin at sürdüğü günlerden beri değişmemiş uçsuz bucaksız bir taşrayı, İspanya’dan yolu geçen tüm kültürlerin bıraktığı rengârenk mirası bulmuştu. O günlerde İspanya, “karanlık ve korkunç” bir yüzyıla izini bırakacak varoluş krizinin tam ortasındaydı. İçsavaş felaketinden önce, bulutların toplanmasını olacakları bilmeden izleyen Kazancakis, savaş sırasında tekrar İspanya’ya dönmüş ve ülkeyi saran vahşete, Madrid’in düşüşüne bizzat tanıklık etmişti.
İspanya, Yaşasın Ölüm, Kazancakis’in deyimiyle bir yüzü mahzun ve hayalperest Don Quijote, bir yüzü pragmatist ve şen Sancho Panza olan bu esrarengiz ülkenin özünü tüm tezatlarıyla, şiddetiyle, güzelliğiyle ve onuruyla anlatan bir yapıt.
“İspanya’nın Yunan edebiyatçılar tarafından geç de olsa keşfedilmesini sağlayan kitap.”

Emmanuel Hatzantonis

Kitabı okuyanlar 62 okur

  • yusuf er
  • Mercan
  • Roni
  • Mert uysal
  • Ulaş
  • Eylül Can Akdağ
  • Kübra özdemir
  • Adem ve 40 haramiler
  • hct
  • Nuh Bilir

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (5)
9
%20 (5)
8
%28 (7)
7
%8 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%4 (1)
2
%0
1
%0