İstanbul Bir Masaldı

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.553
Gösterim
Adı:
İstanbul Bir Masaldı
Baskı tarihi:
Ocak 1999
Sayfa sayısı:
741
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751406989
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
İstanbul Bir Masaldı
İstanbul Bir Masaldı
İstanbul`un batı`ya en yakın
yarımadasında, bir `yabancı` olarak
doğmak benim suçum değildi...
İstanbul`u bir masal gibi yaşamak da
benim suçum değildi, başka kitaplardaki
insanlara ya da hayatımın bana yön
veren hikaye ve oyun kahramanlıklarına
zaman zaman benzemeyi istemek de...
Benim İstanbul` um bir masaldı sonuçta...
741 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
kelimeler serisi : )
evet bu kitabı anlatmak için ilk söylenecek şey bu sanırım.
noktasız cümleler , yoğun bir anlatım , akıcı olmayan hatta yorucu ve boğucu bir dil.
İstanbul bu kadar zor anlatılabilirdi heralde.
ben bitirmek için çok çaba sarfettim ve bittiğinde "noldu ?" diye etrafıma bakındım : )
yazarın okuduğum ilk kitabı oldu ve açıkçası başka hangi kitapları var onlarada şans vereyim diye düşünmedim.
uzun cümlelerden ,uzun anlatımlardam hoşlananlar kesinlikle okumalı. ama benim gibi noktasız cümleler sizi yoruyorsa uzaktan bakın : )
eğlenceli okumalar: )
920 syf.
Eğer bu yazarı seviyorsanız bu kitabı mutlaka okuyun. Benim en sevdiğim kitaplardan biri oldu. Yalnız Levi' nin dili ağır, üslubu edebidir. Bu kitapta da olaylar çok yavaş ilerliyor. Sıkıcı gelebilir. Ancak kesinlikle çok iyi bir roman. İstanbul ancak bu kadar güzel anlatılır. İnsanların hayatlarındaki hüzün kitap boyunca sürüyor. Ve hüznü de çok iyi anlatıyor. Hiç ajite etmeden, abartmadan çok güçlü veriyor mesajını. Romantik bir hava estiriyor ama çok gerçekçi bir şekilde.
920 syf.
·Puan vermedi
Masal 1920'li yılların İstanbulu’nda başlayıp, 60'lı yılların İstanbulu'nda bitiyor. Mario Levi bir Yahudi ailesinin, 1920-1980 yılları arasında İstanbul’da yaşadıklarını kaleme alıyor. Ailede yaşanan göçler, aileye başka ülkelerden katılanlar, başka ülkelere göç edenler… "İstanbul Bir Masaldı" göçlerle birlikte başka bir ülkeyi, daha da önemlisi kendi ülkesini arama çabasındaki insanların öyküsü. Tam da bu sebeple kitabın asıl kahramanı İSTANBUL, barındırdığı ve yok ettiği “umutlar”la İstanbul. 2000 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü’nü alan "İstanbul Bir Masaldı", 1999 yılında ilk yayımlandığında büyük ilgi görmüştür.
741 syf.
·10/10 puan
Kitabı anlatmam çok zor,ne söylesem eksik veya yarım kalır.Tıpkı kitabın içindeki yarım kalmış cümleler gibi.Bağlanamazsınız bir türlü,işte tam da önemi bu noktada büyük.Hissetmeyi,ayrıntıları anımsayarak yaşamayı ummalısınız.Dili edebi,anlatımı güçlü cümlelerle aktarıldığı için duygulara basıyor.Bu sebeple yaşanılası diyorum...
Okumak için sırada yüzlerce kitap varken bu kitaba ara vermek istedim .Bitirmediğim bir esere yorum yapmak hadsizlik olur.Okuduğum ve altını çizdiğim satırları sizlerle paylaştım.Bu vesileyle kitap dostlarına selam olsun...
920 syf.
·32 günde·7/10 puan
Uzun bir masaldı okuduğum ve bitti.

Kitabın son sayfasını okuyup kapağını kapattığım anda elimde kitap uzun bir süre düşündüm. 'Ne demeliyim, kitabı nasıl anlatmalıyım?' ki düşüncelerimin hepsi yazıya dökülmüş olsun. Sonra aklıma kitabın sonlarında yer alan bir cümle geldi, "bazı buluşmalar anlatılamaz, güvendiğimiz, sığındığınız tüm sözcüklere karşın anlatılamaz." diyordu. Gerçekten de öyle hissediyorum şu an, beni yansıtacak tüm sözcüklerime rağmen bu kitabı tam anlamıyla anlatamam, ne söylersem söyleyeyim aynı kitaptaki bir sürü üç noktalı yarım kalmış cümle hissini yaşatacak hem de o yarım kalmışlığa rağmen içinde barındırdığı duygu yoğunluğunun ağırlığıyla nefes aldırmayacak.

Kitapta, yazar azınlıkların hayatından bahsediyor, İstanbullu bir yahudi ailesinin yaşadıklarını, çektiği sıkıntıları anlatıyor. Neredeyse elliye varan karakter var, hatta başında her birini yazar kısaca tanıtmış, kiminin hayalinden kiminin görüntüsünden, kiminin alışkanlıklarından, bazılarının pişmanlıklarından, kısacası onlara dair onlar için önemli olan konulardan kısacık bahsetmiş. Tabi kitaba başladığınızda karakter sayısı çok olduğundan dönüşler yapıp kim, kimdi diye bakmanız gerekebiliyor, en azından ben bunu sık yaşadım. :)

Bu karakterlerin hayatlarına konu oluyorsunuz, yaşanılan dönem hakkında bilgi ediniyor, onların gezdiği yerlerle İstanbul'da geziniyorsunuz. Bazı yerlerde hüzünleniyorsunuz, mahallenizden gibi hissettiğiniz o karaktere bu da geçecek, üzülme diye sarılmak istiyorsunuz, kimi anlarda onların mutluluğunu siz de neşeyle kutluyorsunuz. Onların hissettiği her duyguya ortak oluyorsunuz.

Kitaptaki karakterler arasında geçişler, tanışıklıklar ve aralarındaki ilişkilerin yakınlığı bana sanki anlatıcıyla yan yana oturmuşum da bir fotoğraf albümüne bakıyormuşum hissini yaşattı. Hani bir fotoğrafa bakarsınız, o anı anlatır sahibi, sonra yanındaki kişiyi sorarsınız ve başka bir anıya geçersiniz. Aynı öyleydi bazı sayfalardaki karakterlere geçişler. Bir albümdeki bir sürü insanın hikayesini dinlemiş ve aralarındaki ilişkiyi öğrenmiş gibi hissettim.

Kitabın geneli uzun cümlelerden oluşuyordu, devrik cümlelere, yarım ifadelere çok sık rastlıyorsunuz. Hatta bazen aynı ifade yineleniyordu birkaç defa, hani masal anlatırken okuduğumuz cümleyi tekrar tekrar söyleriz ya, o anki durumun heyecanının yansıtırız, işte öyleydi. O duyguyu sanki iyice size geçirmek istermiş gibi yazar ve cümleleri tekrarlamış tekrarlamış. :) Bazı sayfalarda açıkçası kendimi cümlelere öyle bir kaptırmışım ki konudan kopup kimden bahsediyorduk diye geriye dönüşler yaşadım. :)

Tavsiye etmekten çekineceğim kitaplar arasında yer alıyor kendisi, çünkü ya seviliyor ya da beğenilmiyor, hatta yarım bırakanlar da çok oldu çevremde, ortası olmayan bir kitap. Uzun betimlemeli ve durağan ilerleyen kitaplardan hoşlanmıyorsanız, okumak zor gelebilir. Elinize alıp bir solukta okuyacağınız bir kitap değil, hatta bazen 10-15 sayfa okuyup sanki daha fazlasını okumuş gibi yorgun hissediyorsunuz.
Bu tarz kitaplar sevmeme rağmen uzun soluklu bir okuma süreci oldu benim için de ama ben yine de iyi ki okumuşum diyenlerdenim. :)
920 syf.
·Puan vermedi
Hayatta okuduğum en uzun süreli kitaptı... Çok sıkıyor, sürekli tekrar edilen cümleler konudan tamamen uzaklaştırıyor... Sürekliliği olmadı tarafımca....
Kitabın giriş paragrafına vuruldum ama devamı gelmedi, iyi bir kitaptır belki ancak sayfalarca süren monoton tanımlamaların ard arda dizildiği bol virgüllü mutsuz cümleleri okuma konusunda başarısızım.
804 syf.
·478 günde
Aylardır masamda sürünüp duruyordu. Bu ay zorlayıp bitirdim sonunda. Tekrar tekrar tekrarlanan kelimeler, cümleler o kadar yorucuydu ki. Her tekrarlamada kitabı bırakmak istedim. Her 20-30 sayfada olsa o kadar rahatsız etmezdi sanırım.
920 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Kitap, bir kısmı daha ayrıntılı olmak üzere elliye yakın insanın hayatlarından kesitlerden ve birbirleri ile olan ilişkilerden oluşuyor.
Uzun anlatımlı kitaplar okumakta herhangi bir sıkıntım yok ama bu kitap bu ilişkiler yumağında gereğinden çok yoğun geldi bana. Takribi yarısına kadar kim kimdir anlamakta çok zorlandım. Ancak yarısından sonra ilişkiler yumağını çözebildim. Bu gecikme dolayısı ile de başta anlatılan hikayelerin önemini kaçırdım.
Çok yerde yazarın anlatımından kaynaklı olarak çok sıkıldım diyebilirim. Bunda en önemli etken, bir cümlenin duygusal vurgusunu yapmak için aynı cümleyi peşi sıra bire bir tekrarlamalardı. Arada sırada yapıldığında etkili olabilecek bu yöntem hemen her bölümde defalarca tekrarlanınca hem etkisini yitiriyor hem de kitap doğal akışını kaybediyor, edebi olma gayretini hissettirtiyor. Bu doğallıktan çıkış ise itici bir etki yaratıyor maalesef.
Bu kitaba başlarken pozitif bir ayrımcılıkla yöneldim. Yazar, tanımak ve beğenmek istediğim biri olmasına rağmen bu kitap beni yordu maalesef. Başka kitaplarını okumak ister miyim emin değilim.
Yavaş yavaş, sindire sindire okurum, sorun yok diyorsanız, bir yahudi aile ve çevresinin geçen yüz yılda yaşadıkları hakkında bir fikir sahibi olabilir ve yakın tarihimize bakışınıza bir katkı sağlayabilirsiniz.
Ama hayatta en farklı yerlere gelmeyi başaranlar, en ağır bedelleri ödeyenler, ödemeyi seçenler ya da ödemeye mecbur kalanlar değil miydi?
O oyun, başka bir sahneye, başka sözcüklerle taşınmıştı sanki. Başka sözcükler başka bakışlar, başka bakışlar başka anılar, başka anılar başka yalnızlıklar demekti elbet. Başka denizler, başka ölmeler bile olabilirdi. Onlar, o masada belki de bu nedenle gereğinden fazla suskundular. Ya da onlar sadece suskundular.
Suskunluk zorunlu bir seçimdir, bir anlaşılma isteğidir, küçük bir isyandır...
Suskunluk, başkalarına, başka türlü bakmayı öğrenme çabasıdır, almanız gereken yolda, kendinizi daha iyi dinleme olasılığıdır.
Bu yolculuğun sonunda Clavikel'e ulaştık. Bir 'yok etme' kampıydı bu. Havada kesif bir yanık et kokusu vardı...Bize orada, bu kampın daha önce gördüklerimize benzemediğini, buradan hiç kimsenin sağ çıkamadığını, çıkamayacağını söylediler. Yolculuğun sonuna mı gelmiştik?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İstanbul Bir Masaldı
Baskı tarihi:
Ocak 1999
Sayfa sayısı:
741
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751406989
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Remzi Kitabevi
Baskılar:
İstanbul Bir Masaldı
İstanbul Bir Masaldı
İstanbul`un batı`ya en yakın
yarımadasında, bir `yabancı` olarak
doğmak benim suçum değildi...
İstanbul`u bir masal gibi yaşamak da
benim suçum değildi, başka kitaplardaki
insanlara ya da hayatımın bana yön
veren hikaye ve oyun kahramanlıklarına
zaman zaman benzemeyi istemek de...
Benim İstanbul` um bir masaldı sonuçta...

Kitabı okuyanlar 83 okur

  • Güzide alp
  • Pınar Ömer
  • Hermonie
  • Tunç
  • Günfer cankaya gürses
  • ik06
  • Hatice
  • Ömer Akbaş
  • Elif Öztürk
  • didem

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12 (3)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%4 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0