İstanbul'da Bir Zürafa

7,9/10  (42 Oy) · 
142 okunma  · 
29 beğeni  · 
1.005 gösterim
II. Mahmut'un tahtta oturduğu 1823 yılında, İstanbul Limanı'na yanaşan bir gemiden indirilen yükler arasında, bir de zürafa vardır. Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa'nın padişaha armağan olarak gönderdiği zürafa, kendisini ilk kez gören İstanbullular'ın şaşkın bakışları arasında Çinili Köşk Meydanı'na getirilir.

Zürafa, padişahın 27 Kasım günü buyurduğu fermanla görücüye çıkar. Hayvanın ağaçların yapraklarını yiyişi hayranlıkla izlenirken, Habeş Ahmet Ağa hazırladığı senaryoyu başlatmak üzere bağırır: "Zürafa müteyemmen ve mübarek bir hayvan olup onu eliyle tutarak bir kere gezdiren Müslüman yeryüzünde hiçbir zarar ve ziyan görmez." Sonra da, hayvandan çok korkan Abdi Bey'e doğru bakarak şunları söyler: "Haydi, Müslüman olan gelsin, zürafayı şöyle bir gezdirelim. Kim bu hayvanı gezdirirse cennete gidecektir."

Padişahın "memuldür" sözü üzerine kendini eller üstünde bulan Padişahın Küpeli Çavuşu Abdi Bey, zürafanın üstüne oturtulur. Abdi Bey'in yalvarmalarından, yakarmalarından korkan zavallı hayvan huysuzlanarak İshakiye Köşkü'ne doğru koşmaya başlar. Bu sırada Abdi Bey'in padişaha seslenişi duyulur: "Ahret hakkını helal eyle efendimiz. İlk menzilimiz ecel beşiğidir. İşte bindim gidiyorum. Elveda."
Büyük olasılıkla "Bindim bir alamete, gidiyorum kıyamete" sözü zürafa sırtındaki Abdi Bey tarafından söylenmiştir
sueda reyyan 
25 Mar 02:17 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Sunay Akın’ın ilk okuduğum kitabı:)…
Birkaç ay önce haberlerde İstanbul Oyuncak Müzesinin tanıtımını izlerken Sunay Akın’ın ‘’Oyuncakları çocuklarının hayalleri çoğalsın diye değil de oyalansın diye alan anne babalara..’’ diye başlayan cümlesi ile ilk defa tanıdım yazarı. Açıkçası bir şair tarafınca açılan bir oyuncak müzesi fazlasıyla ilgimi çekti. Tabii kitaplarını okumadan gitmek istemedim müzeye.

Çocukların küçücük dünyalarına bu kadar değer veren birinin elbette hayvansever olması kaçınılmazdı ki kitabı okurken hiç de şaşırmadım. İstanbul’da Bir Zürafa kitabında her kısmı ayrı bir hayvan ekseninde birleştirilmiş farklı hikaye ve denemelerden oluşuyor. Zürafa, geyik, denizatı, fok, aslan, leylek, deve, pelikan, papağan…Bu hayvanlarla ilgili bazı biyolojık bilgiler dışında tarihi, coğrafi, edebi bir çok bilgİ. Şiirler, şairler....Yazarlar, ressamlar…İdeolojık tenkitler…. Hüzün...İsyan.. Vefa…Aşk…Özlem…Her şey.. Ve hepsi de kendine has elit bir tarzla işlenmiş.

Kitap öylesine bilgi dolu ki bilgi katmayan tek paragraf yok diyebilirim. Hatta kitabı okurken ilk baktığım ve merak ettiğim yazarın yaşı oldu, çünkü bu kadar bilgi için ne kadar dolu yaşansa da –araştırmacı yazar da olsa- seneler gerekli diye düşünürken yaşını görünce gerçekten çok şaşırdım.

Konuların farklılığı da okuyucuyu sıkmıyor. Bilmediğim o kadar çok şey okudum ki. Mesela; bir zamanlar Kız Kulesi'ni Sunay AKIN’ın Şiir Cumhuriyeti ilan ettiğini ve şiir akşamları düzenlediğini, Che Guevara’nın bir zamanlar tıp öğrencisi olduğunu, Sezai Karakoç’un aynı zamanda yarışlara katılan bir at jokeyi olduğunu , Orhan Veli’nin şüpheli görünen ölümü üzerine yapılan otopsi öncesi elbisesinden çıkan şiiri, Cemal Süreya’nın hastanede yatan eşine her ayrı gün için gönderdiği mektupları… gibi.

Eleştirmek değil belki de ama kitabın zorlandığım kısmı şu ki; paragraftan paragrafa, farklı konulara geçişi çok ani olduğu için muhtemel anlayamadığımdan aynı cümleleri tekrar tekrar okudum. Yani kalabalık ortamda yoğun vakitlerde okunmamalı bence. Gerçi sakin ve sessiz ortam ve zamanda da denedim. Ancak sayfaları tekrar okumadan tam oturtamadım çünkü çok yoğun bilgi paylaşımı var ne kadar edebi bilgilerle süslense de.

Son olarak dikkatimi çeken ise, kendi siması ve kalemi gibi yumuşacık huzurlu kelimelerle ilerlerken, ideolojik eleştirilerine geldiğinde beklenmedik şekilde kelimelerin sertleşmesi ve görünmez bir kapının aniden kapandığı hissini vermesi …..
Veee.. AY HIRSIZI kitabına başlıyorum:)...

Mujurey 
19 Tem 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 5/10 puan

Sunay Akın'dan okuduğum ilk kitap. Genel olarak okuduğum tarz kitapların dışında ve bu kitabı okuma sebebim de lakabı zürafa olan bir dostum. Buralarda dolanırken ismini görüp hoşuma gidince hediye olarak edinmeye karar verdim.

Kitap, yoğun bir araştırmanın ürünü. Verdiği bilgiler tarihi, coğrafi, edebi, felsefi... Yani her bakımdan doyurucu ve dolu dolu. Sunay Akın'ın bunu okuyucuya anlatış biçimi biraz yorucu ama asla sıkıcı değil. Kitabın paylaştığı bilgiler tek bir konuyla alakalı değil ama genel olarak hayvanlar hakkında ilginç anekdotlar ekseninde ilerliyor. Bazen kafa karıştırıcı biçimde aşırı bilgi yüklemesi yaşadım ben. Bazı bazı tarihler ve bağlantıları anlayabilmek için cümleyi tekrar okumam gerekti.

Bu tarz bir kitap, okurken çok eğlenceli ancak kitabın kapağını kapatınca unutulan bilgilerle -hafızamın yeteri kadar güçlü olmaması kaynaklı- tatminsizlik hissi yaratıyor. Gene de Sunay Akın'ın iyi bir araştırmacı olduğu inkar edilemez.

Burak Denizli 
22 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Çok ilginç bir kitaptı. farklı bir deneyim oldu. Kitap sunay akının küçük denemelerinden oluşmuş bir eser. İlginç geldi bana. Daha önce hiç bunun gibi bir eser okumamıştım. İçerisinde biebirinden bağımsız hikayeler var ve bu hikayelerde de konuyla alakalı ufak hikayecikler var. Farklı hoş bir kitaptı. Okuduktan sonra ağzınızda hoş bir tat bırakacağına inanıyorum

Karakoykoprusu 
 07 Nis 19:01 · Kitabı okudu · 36 günde · Puan vermedi

Didaktik yapısı sayesinden midir? yoksa dilindeki akıcı lezzetinden midir? bilemiyorum ama her bölümü sindire sindire okuma isteği uyandıran bu kitabı okurken keyif alacaksınız.Herkese iyi okumalar (:

malefizz 
17 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Kitabin sayfalarinda gezerken harbiden bende bunu hep merak ederdim diyeceginiz seylere rastlamak .adi gecen cesmeden su icmis olmak .birbirine bagli hic bilmediginiz aydinlik bir olaylar ormaninda gezmek gibi onu okumak ... iyiki var ...........................

Kitaptan 7 Alıntı

sueda reyyan 
23 Mar 19:15 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Hayvanat bahçesinden bir aslanın kaçtığı haberi korkutur herkesi. Tıpkı, ormanda kulaktan kulağa yayılan "bir avcı görüldü" haberinin tüm hayvanları telaşlandırması gibi!... Ama unutulmamalıdır ki, aslanın kaygısı yaşamak, avcının ise öldürmektir. Monteigne ne de güzel söylemiş : " İnsanın bu dünyada korkması gereken tek hayvan insandır."

İstanbul'da Bir Zürafa, Sunay Akınİstanbul'da Bir Zürafa, Sunay Akın
sueda reyyan 
25 Mar 01:48 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Ali Ozan 5 yaşındayken resim kursuna gönderilir annesi ve babası tarafından. Gözyaşları içinde eve dönen çocuk, kursa bir daha gitmeyeceğini söyleyerek, nedenini şöyle açıklar: '' Öğretmen köpek resmi yapın diyor...'' Elinden tuttuğu ve üstünde yalnızca kahverengi bir çizginin olduğu kağıdı gösteren Ali Ozan sürdürür konuşmasını: '' Ben ipini yapıyorum, köpeğini yapamıyorum!....''
Çocuğun şair babasının, gülmesini zor da olsa engellemeyi başararak verdiği karşılık, tam da bu yazının finaline layıktır: '' Oğlum, bir köpeğin resmini eli fırça tutan herkes yapabilir. Ressam, köpeğin özgürlüğünü engelleyen tasmayı görebilendir!''

İstanbul'da Bir Zürafa, Sunay Akınİstanbul'da Bir Zürafa, Sunay Akın
sueda reyyan 
25 Mar 01:40 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

O güne kadar ayı oynatıcıları korkusuz birer kahramandır Akgün Akova'nın gözünde. Ama karşılaştığı bu korkunç görüntü belleğindeki tazeliğini korur yıllarca. Çadırların arasında meraklı çocuk gözleriyle gezinirken, altında ateş yanan bir sacın üstüne koyulan yavru bir ayı görür. Ayakları yandığı için kızgın sacın üstünden inmeye çalışan bir ayıya bir ''eğitici'' elindeki kürekle vururken, diğeri de elindeki tefi çalarak bağırmaktadır: ''Oyna bakalım Şerafettin!.. Oyna bakalım Şerafettin!..''

İstanbul'da Bir Zürafa, Sunay Akınİstanbul'da Bir Zürafa, Sunay Akın
sueda reyyan 
23 Mar 19:09 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Mouse'tan elini alamayanlar için bilgisayar bir fare kapanından farksızdır.

İstanbul'da Bir Zürafa, Sunay Akınİstanbul'da Bir Zürafa, Sunay Akın
sueda reyyan 
25 Mar 01:03 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Zincirlenmiş köpekler mülkün en keskin koruyucularıdır,İlk ısırdıkları da onları zincirlerinden kurtaranlardır...Bernard Shaw

İstanbul'da Bir Zürafa, Sunay Akınİstanbul'da Bir Zürafa, Sunay Akın
sueda reyyan 
25 Mar 01:53 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Yeni açılan bir kahvehaneye armağan olarak kanarya getirmek yeniçeriler arasında gelenektir. Bu yüzden her kahvehanede 40'a yakın kanarya vardır. Bu demek oluyor ki, bir zamanlar, ''Ne olacak bu memleketin hali?'' tartışmaları kanarya sesleri arasında yapılmaktaydı!...

İstanbul'da Bir Zürafa, Sunay Akınİstanbul'da Bir Zürafa, Sunay Akın
sueda reyyan 
25 Mar 01:34 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Ah! Kendisinden önce ölmeyi dilediğim şair kardeşim Akgün Akova; seni selamlamak için, senin dizelerinden daha güzel birşey bulamıyorum:
Çocuklar biriktirir dokuz ay on gün
Ömür boyu harcanmak için

İstanbul'da Bir Zürafa, Sunay Akınİstanbul'da Bir Zürafa, Sunay Akın