İşte Senin HayatınDemir Özlü

·
Okunma
·
Beğeni
·
672
Gösterim
Adı:
İşte Senin Hayatın
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750830952
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Demir Özlü'den yepyeni bir anlatı…

Devam eden sadece çürümeydi. Burada insan neye tutunabilirdi? Aşka mı? Gülünçtü. Tutunmak istediğin her şey acı bir kahkahaya dönüşüyordu. Uzunca bir süredir YKY'de peş peşe kitapları yayımlanmakta olan Demir Özlü'den yepyeni bir novella: İşte Senin Hayatın. Öykü ve romanları kadar anlatılarıyla da edebiyatımızın yaşayan ustalarından biri Demir Özlü. 50 Kuşağı öykücüleri arasında ilk akla gelenlerden. Öykülerinin yanı sıra romanları ve geniş bir edebiyat düşüncesi taşıyan denemeleriyle de günümüz edebiyatında söz sahibi bir kalem. Geçen yıl otobiyografik anlatılarına bir yenisini ekledi: İstanbul, İzmir, Paris ve Stockholm günlerinden silinmemiş imgeler, tanıklıklar, anı kesitlerinden oluşan İşte Senin Hayatın'ı yazdı. Bu kitapta, bir yanda şiddet ve baskı toplumundaki politik sorunların tortusu, öte yanda özünde "sadece bir nostalji" olan yalnız bir yaşamın hiçliğe giden izleri var. Hepsi de somut bir kent dokusu üstünde, duyumsamaların rengârenk ipliğiyle işleniyor.

Demir Özlü, zamanla içinde düğümlenenleri filozofça bir müsamahayla, engin bir duyarlıkla çözüyor ve yaşamın dolambaçlı yollarını usulca gösteriyor.
(Tanıtım Bülteninden)
İşte Senin Hayatın, ismini hakkıyla yaşatan kitapların başında gelebilir bana kalırsa. Zira kitap boyunca o hayat size anlatılıyor; farklı bir anlatım tarzı. İlkokulda okuduğum macera kitaplarından sonra böyle anlatıma sahip başka kitap okuduğumu hatırlayamıyorum. Rastgele açtığım bir sayfadan örnek vereyim; "En güzellerini okudun. Yazarlarının çoğu erkek olduğu için, onların en estetik çizgilerle çizdikleri sevilen kadın figürlerine hayran oldun." (Sayfa 52) gibi. Otobiyografik bir anlatı olduğunu da düşünürsek sayın Demir Özlü sanki bize anlatıyor gibi değil de kendi hayatını kendine hatırlatmaya çalışıyor gibi bir hava oluşmuş doğrusu. Bana farklı geldi fakat sevmedim de diyemem. Güzel bir deneyim oldu benim için. Yalnız şunu söylemeliyim; sürekli kiraladıkları ve kaldıkları evlerden bahsediliyor. Bence yazar için ev konusu büyük önem teşkil ediyor. Bunu da çok güzel yansıtmış gerçekten.

Kitap otobiyografik olmasına rağmen belirli bir zaman çizelgesi yok. Olaylar belirli bir sıraya göre anlatılmıyor. Anlatıcının zihninde olduğumuz ve çağrışımlar yoluyla hareket ettiğimiz düşünülürse (yanılmıyorsam buna bilinç akışı tekniği diyorlar, yanlışsam düzeltin lütfen) bazen anlatıcının 13-15 yaşlarındaki haline bazen gençlik zamanlarına bazen yaşlılığına gidiyoruz. Zaman geçişleri biraz kafa karıştırıcı olmuş yer yer. Bir de Istanbul-Izmir-Paris-Stockholm arasında mekik dokuyoruz ve zaman çizelgesi olmadığı gibi mekanlar arası geçişler de bir parça kafa karıştırıcı.

Ayrıca çok yavaş bir kitap olduğunu belirtmek isterim. Her kitabın kendi dili vardır elbet, kimisini okurken kendinizi kaptırırsınız bir bakmışsınız 20 sayfayı geçmişsiniz bile, kimisini ise okursunuz okursunuz daha sadece 5 sayfa ilerlemişsiniz. Öyle bir kitap. Bu da benim açımdan kitaba yoğunlaşmamı engelledi. Kitapta zaman zaman savaşın ve baskıcı rejimin yazarda oluşturduğu yaraların izlerini görmek de mümkün.

Bir de ilgimi çeken bir şeyi daha paylaşmak istiyorum. Toplamda 3 ya da 4 kez yapmış yanılmıyorsam ama benim oldukça hoşuma gitti. Anlatım esnasında bir savaştan bahsederken sayfanın sonuna not olarak o olayın ona hatırlattığı şiiri yazmış. Daha çok yapsa da güzel olabilirmiş bence.
Toplumu küflenmiş geriliklere çeken bir zebaniydi. Belki şöyle düşünmek gerekirdi: "Bu adamlar bir adım ötelerini bile göremiyorlar, sadece kendileri var, sadece küçük çıkarları. Ne bir toplumun parçası olduğunu algılayabiliyor ne de bir düşünme ulamı var kafalarında; ruh da vicdan da oluşmamış onların içinde. Din de onlara bir ruh vermiyor. Çünkü edinilemez bir din, içsellikten uzak. Doğrusu budalanın budalası bunlar Bir sualtı canavarı bile değiller."
Boş peronlardan güneş altındaki raylara bakıldığında, insan yolculukların insanı özgürleştiren çağrısını duyar gibi oluyordu. Her şeyi bırakıp gitmek! Sonsuz bir yolculuğa. Olabilir miydi bu? Elbette olabilirdi. Ruh yatkındı bu çağrıya uymaya.
Demir Özlü
Sayfa 10 - YKY/ 2. BASKI
Uçup giden yaşamda yakalanamaz bir şey vardı. Oydu kıvrandıran, yazmaya zorlayan yazarı.
Demir Özlü
Sayfa 16 - YKY/ 2. BASKI
Baban bazen "ülkenin sorunları" tartışılırken:
"İyi ama Doğu'ya hiçbir yatırım yapılmıyor" derdi.
"Müdür Bey, Doğu'ya yatırım yapılırsa, bir gün oralar elden gidebilir yatırımlarla beraber."
"Tersine değil mi gerçek. Oralar olduğu gibi bırakılırsa asıl o zaman elden gitmez mi?"
Demir Özlü
Sayfa 19 - YKY/2. BASKI
Elbette nostalji bu. Bu duygu sadece yaşanmış bitmiş şeylere, yerlere karşı duyulmuyor. Hiç yaşanmamış şeylere de... İşte yaşam bu kadarcık bir şey. Sadece bir nostalji.
Demir Özlü
Sayfa 60 - YKY/2. BASKI
Bu sana yabancılaşmaya başlamış kent, bütün bütüne, eski varlığını yitirirse, artık oraya gelemezdin.
Bütün bütüne “yaralı bir toplumdu bu”. Askeri diktatörlükler, ardından gelen hesaplı cıvık sivil rejimler bütün toplumu yaralı bir toplum yapmıştı. Sadece salgın gibi yayılan, sokaklarda sürünen ölüm değil, cinayetler, işkenceler, cezaevlerine tıkılmalar, yaralamalar, sakat bırakmalar... Hemen hemen her aile yaralıydı. Hepsinin verdiği bir kurban vardı. Bu ortamda yaşamak bile yaralı olmaya yeterdi. Ağızından “dejenere edilmiş toplum” sözleri dökülecekti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İşte Senin Hayatın
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750830952
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Demir Özlü'den yepyeni bir anlatı…

Devam eden sadece çürümeydi. Burada insan neye tutunabilirdi? Aşka mı? Gülünçtü. Tutunmak istediğin her şey acı bir kahkahaya dönüşüyordu. Uzunca bir süredir YKY'de peş peşe kitapları yayımlanmakta olan Demir Özlü'den yepyeni bir novella: İşte Senin Hayatın. Öykü ve romanları kadar anlatılarıyla da edebiyatımızın yaşayan ustalarından biri Demir Özlü. 50 Kuşağı öykücüleri arasında ilk akla gelenlerden. Öykülerinin yanı sıra romanları ve geniş bir edebiyat düşüncesi taşıyan denemeleriyle de günümüz edebiyatında söz sahibi bir kalem. Geçen yıl otobiyografik anlatılarına bir yenisini ekledi: İstanbul, İzmir, Paris ve Stockholm günlerinden silinmemiş imgeler, tanıklıklar, anı kesitlerinden oluşan İşte Senin Hayatın'ı yazdı. Bu kitapta, bir yanda şiddet ve baskı toplumundaki politik sorunların tortusu, öte yanda özünde "sadece bir nostalji" olan yalnız bir yaşamın hiçliğe giden izleri var. Hepsi de somut bir kent dokusu üstünde, duyumsamaların rengârenk ipliğiyle işleniyor.

Demir Özlü, zamanla içinde düğümlenenleri filozofça bir müsamahayla, engin bir duyarlıkla çözüyor ve yaşamın dolambaçlı yollarını usulca gösteriyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Gülşah Şahin
  • Ezgi
  • Meltek
  • selinay tuzun
  • volkan şentürk
  • Ayşe Can S.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%50 (1)
7
%50 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0