İstikamet Krizinden Yeniden İstikamet Bilincine

·
Okunma
·
Beğeni
·
14
Gösterim
Adı:
İstikamet Krizinden Yeniden İstikamet Bilincine
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059376334
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Maruf Yayınları
Yaşadığımız coğrafyada yaşanan sistem içi değişim süreçlerini ait olduğu düzlemde ve doğru okumayıp, yaşananlara yanlış ve aşırı anlamlar yükleyen birçok İslami çevrenin, bizlerin bu gidişata dair hakkı ve sabrı tavsiye, emri bil maruf nehyi anil münker sorumluluğumuz çerçevesindeki eleştiri,ikaz ve tevbe çağrılarımıza kulaklarını tıkadığı, görmezden geldiği veya bizleri “yerinde saymakla”, “kendimizi yenileyememekle” itham ettiği acı bir gerçektir.
Hakkın ve sabrın tavsiyesi karşısında duyarsızlık ve dahası Allah için bu sorumluluğu yerine getirmeye gayret eden insanları takdir ve onların eleştiri ve ikazlarını ciddiyetle gündeme almak yerine, istikamet yerine neticeye odaklı yaklaşımlarla onları “yerinde saymak” gibi ithamlara muhatap kılmak, aslında içerisinde bulunulan istikamet krizinin derinliğine işaret eden bir haldir.
Allah Rasulü (a.s.) ve güzide arkadaşlarının bile istikamet hatırlatma ve ikazına muhatap olduğu Kur’ani bir hakikat iken, istikamet gibi bir gündemden uzak olmak ve bu gündemi taze/diri tutmaya çalışanlar karşısında burun kıvıran, küçümseyen ve mahkûm eden bir tutum takınmak maalesef müstağniliği çağrıştıran bir duruma işaret etmektedir.
İslam’ın hakikat ve hakimiyet iddiası temelli bir hayat nizamı olduğu gerçeğini unutup ihmal ederek, mücadele çıtalarını cahiliye düzenleri bünyesinde bir mâbed dininin dindarları gibi kendileri ve Allah’ın dini için “özgürlük” temin etme düzeyine indirgeyenlerin, İslam’ı yeni baştan anlayıp öğrenmeye ihtiyaçları vardır. İstikamet krizini, yeniden istikamet bilinciyle aşmak mümkündür.
Ve tabii ki bunun için de bilincin ön şartının bilgi olduğu gerçeğinden yola çıkılarak, Rabbimizin Kitab-ı Keriminde ilk inzal olan Alak, Müzzemmil, Müddessir, Kalem gibi sûrelerden itibaren “ruczden hicret/cahiliyeden ilkesel ayrışma” temelinde ilk nesil üzerinden bize öğrettiği istikamet bilgisine sahip olmayı öncelemek gerekir.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
"İslam öylesine bir ölçü ve değerler nizamıdır ki, insanlara nasıl yürümeleri gerektiğini,[1]evlere nasıl girmeleri gerektiğini [2]vs bile ôğretmektedir.
Fıtri ve vahyi değerler bütününde lslam, insanlar için adeta dünyayı cennet kılacak bir ölçülülüğü vazetmektedir."
[1] Lokman,31/18 - 19; Nur,24/31
[2] Bakara,2/189; Nur,24/27

•Şükrü Hüseyioğlu / İstikamet Krizinden YENİDEN İstikamet Bilincine,sh,25 | Maruf Yayınları
"Kur'an "gavs, kutub, pir" gibi uydurma pâye ve şahıslardan söz etmez , fakat hidâyete yônelmek isteyenlere; Nebîleri, sâlihleri, sıddıkları, şehid/şahidleri ôrnek gösterir. Lâkin bu örnek/model şahsiyetlerde Rabbimizin kurallarıyla - ölçüleriyle bağlı birer kuldurlar. Yani Allah'ın dininde hiçbir şekilde"krallar" ve onların belirleyicliği yoktur. Kurallar ve onların geçerliliği söz konusudur."
Şükrü HÜSEYİNOĞLU \\ İstikamet Krizinden YENİDEN İstikamet Bilincine, sh,28 - Maruf Yayınları
"Ölümlü bir hayatı yaşadığımızı, öncelikle yaşadığımız günün/günlerin şahitliğinden hükümlü olduğumuzu bilmemiz gerekir. Geleceğe dair beklentiler adına bugünkü tanıdıklarımızı erteleyemeyiz, demojilere boğamayız. Ansızın gelip çataçak[1] bir kıyamet / son saat inancına sahip,ölümün yalnızca bir nefeslik uzağında yaşayan bzler,şahidliğımızı hiçbir hesaba feda edemeyiz. Zira Rabbimize, bizim için gayb olan geleceğin değil, görüp yaşadığımız şimdinin şahidliğinden hesap vereceğiz."

[1] Muhammed, 47/18, A'raf,7/187

Şükrü Hüseyinoğlu // İstikamet Krizinden YENİDEN İstikamet Bilincine sh,111 - Maruf Yayınları
"İnsanların çoğu geçmişten günümüze ne yazık ki"gôklerin ve yerin, arasındakilerin rabbî, hükümranı olan" Allah'a değil "Gók Tanrı"ya inanmış, "gôklerin,yerin ve arasındakilerin rabbî, hükümranı olan" Allah'tan değil yalnızca göklerin rabbî/hükümranı olduğu kabul edilen işbu
"GÖk Tanrı" dan râzı olmuştur."

•Şükrü HÜSEYİNOĞLU // İstikamet Krizinden YENİDEN İstikamet Bilincine, sh, 126 - Maruf Yayınları
"Hiçbir ahlaki bağlayıcılağa sahip olmaması sebebiyle netice itibariyle "helvadan bir put" olma niteliği taşıyan demokrasinin, kendisine iman edenler de ihtiyaç hallerinde bir güzel yenilivermesi şaşırtıcı değil kısacası. Şaşırtıcı olan tek şey, âlemlerin Rabbine,O'nun bildirdiği değer yargıları ve ilkelere /sabitelere hesap/sorgulama gününe iman eden Müslümanlar arasında giderek sabitesizliğin/ilkesizliğin yaygınlaşma trendi göstermesidir."

•Demokrasi ve demokratlar söz konusu olduğunda bağlayıcı bir ilkeden/sabitelerden söz etmek mümkün değildir.
Zira demokrasinin bir cennet ve cehennemi yok!
Demokrasi dün de helvadan bir puttu, bugün de öyle, yarın da öyle olacaktır.
Mısır'daki askeri darbe ardından AB ve ABD'nin tutumu bunun ne ilk örneğiydi ne de sonu olacaktır. (sh,159 - ilk paragraf dan...)

°Şükrü HÜSEYİNOĞLU // İstikamet Krizinden YENİDEN İstikamet Bilincine, sh, 159 - Maruf
Yayınları
"Mevzisini kaybeden muvazenesini kaybeder."
Şükrü Hüseyinoğlu /İstikamet Krizinden YENİDEN İstikamet Bilincine,sh 185 - Maruf Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İstikamet Krizinden Yeniden İstikamet Bilincine
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
208
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059376334
Dil:
Türkçe
Yayınevi:
Maruf Yayınları
Yaşadığımız coğrafyada yaşanan sistem içi değişim süreçlerini ait olduğu düzlemde ve doğru okumayıp, yaşananlara yanlış ve aşırı anlamlar yükleyen birçok İslami çevrenin, bizlerin bu gidişata dair hakkı ve sabrı tavsiye, emri bil maruf nehyi anil münker sorumluluğumuz çerçevesindeki eleştiri,ikaz ve tevbe çağrılarımıza kulaklarını tıkadığı, görmezden geldiği veya bizleri “yerinde saymakla”, “kendimizi yenileyememekle” itham ettiği acı bir gerçektir.
Hakkın ve sabrın tavsiyesi karşısında duyarsızlık ve dahası Allah için bu sorumluluğu yerine getirmeye gayret eden insanları takdir ve onların eleştiri ve ikazlarını ciddiyetle gündeme almak yerine, istikamet yerine neticeye odaklı yaklaşımlarla onları “yerinde saymak” gibi ithamlara muhatap kılmak, aslında içerisinde bulunulan istikamet krizinin derinliğine işaret eden bir haldir.
Allah Rasulü (a.s.) ve güzide arkadaşlarının bile istikamet hatırlatma ve ikazına muhatap olduğu Kur’ani bir hakikat iken, istikamet gibi bir gündemden uzak olmak ve bu gündemi taze/diri tutmaya çalışanlar karşısında burun kıvıran, küçümseyen ve mahkûm eden bir tutum takınmak maalesef müstağniliği çağrıştıran bir duruma işaret etmektedir.
İslam’ın hakikat ve hakimiyet iddiası temelli bir hayat nizamı olduğu gerçeğini unutup ihmal ederek, mücadele çıtalarını cahiliye düzenleri bünyesinde bir mâbed dininin dindarları gibi kendileri ve Allah’ın dini için “özgürlük” temin etme düzeyine indirgeyenlerin, İslam’ı yeni baştan anlayıp öğrenmeye ihtiyaçları vardır. İstikamet krizini, yeniden istikamet bilinciyle aşmak mümkündür.
Ve tabii ki bunun için de bilincin ön şartının bilgi olduğu gerçeğinden yola çıkılarak, Rabbimizin Kitab-ı Keriminde ilk inzal olan Alak, Müzzemmil, Müddessir, Kalem gibi sûrelerden itibaren “ruczden hicret/cahiliyeden ilkesel ayrışma” temelinde ilk nesil üzerinden bize öğrettiği istikamet bilgisine sahip olmayı öncelemek gerekir.

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • Ragıp Sefa Sarı

Kitap istatistikleri