Istrancalı Abdülharis Paşa

·
Okunma
·
Beğeni
·
759
Gösterim
Adı:
Istrancalı Abdülharis Paşa
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
488
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053759522
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
İlk romanı Yedikuleli Mansur’la hatırı sayılır bir okur kitlesine ulaşan Mehmet Berk Yaltırık’tan 17. yüzyılda başlayıp günümüze dek ulaşan, tarihi kurguyla korkuyu harmanlayan yeni bir kitap.

“… Öğleye doğru günlük güneşlik rutin bir bahar havasında iki tarafında meşe ve kayın ağaçlarının yükseldiği asude bir yolda ilerliyordu Asil. Altında araba olmasa, asfalt üzerinde hızla yol alıyor olmasa kendisini hoş bir rüyanın içinde zannedebilirdi. Buralardaki tabiatın harikaları, el değmemişliği insanı mest ediyordu. Dereköy Sınır Kapısı yolunda olduğundan gidiş sebebini anımsayınca canı sıkıldı. Böyle yeryüzündeki cennet köşesi bir yerin mazisinde nasıl kanlı ve ürkünç hikâyeler olabilirdi?”

Bir ailenin ve bir ismin peşine düşen genç bir araştırmacı, kendini bir anda asilerin, eşkıyaların, haramilerin, haydukların, ayanların ve komitacıların arasında, zaferlerin ve bozgunların hengâmesinde, soygun masallarının ve kocakarı hikâyelerinin ortasında buluverir. Tarihle başlayan yolculuğu, ruhunun ve Istrancaların kuytularına sapmışken korkulu Balkan rivayetleriyle giriştiği amansız boğuşma nasıl nihayete erecektir?

Hırsının kölesi derebeylerinin, geceleri dolaşıp kapıyı pencereyi tırmalayan şeylerin, insan suretli canavarların, efsaneyle hakikatin birbirine karışıp tarihin sislerinin ardına gömülen bu roman, kâh kanlı baskınlara tutulan kâh geleneklerin kamçısı altında inleyen Balkan tarihine uzanan karanlık bir araştırmanın serüveni.

Istrancalı Abdülharis Paşa, zamanın yavaş aktığı bir coğrafyada ürpertili bir arayışın romanı…
488 syf.
·9 günde·Beğendi·Puan vermedi
Daha önce "Gölgeli Öyküler" kitabını okuduğumda önyargılarımı kıran yazar Mehmet Berk Yaltırık'ın okuduğum bu kitabı da çok iyi bir kurgu cidden. Bana Elizabeth Kostova'nın "Tarihçi" -ki yazarın kendisi de bu romandan esinlendiğini söylemekte- ve Bram Stoker'ın "Dracula" sını hatırlattı. Aynı tadı ve kaliteyi hissettim açıkçası. Zaten oldum olası vampir konulu filmleri pek severim.

Bu arada "Tarihçi" adlı kitabımı yıllar önce kim alıp da geri getirmediyse beni çok üzdüğünü belirteyim. Enteresan olan Nisan sonu Tekirdağ'da idim. Bir günlüğüne de Edirne'ye geçmiştik. Bir sahafta "Tarihçi" kitabını yine görmüş olmam ve "Istrancalı Abdülharis Paşa" nın konusunun da Edirne ve Kırklareli taraflarında geçmesi hoş bir tesadüf değilse nedir?

Bu güzel ve akıcı kitabı türü sevenlere tavsiye ederim.
488 syf.
·7 günde·7/10 puan
Istrancalı Abdülharis Paşa-Mehmet Berk Yaltırık

Çağdaş yerli yazardan okumaya devam ediyorum. Hem Türk Edebiyatının içinde bulunduğumuz dönemini analiz etmek hem de farklı türlere(korku) göz atmak istedim. Yazarın bu ikinci romanı İthaki Yayınları’nın Pangea Kitaplığının ilk eseridir. Herhalde Pangea Kitaplığı: Bilim Kurgu, Fantastik, Korku, Polisiye türlerinin birleştiği bir seçki... Kitaba geri dönersek roman iki ayrı koldan ilerleyen ve sona doğru birleşen bir olay örgüsüne sahip. Birinci kol 17. yüzyılda başlayan Abdülharis Paşanın bir hayli ilginç yaşamıyla sürüp gidiyor. Diğer kol ise günümüzde geçen; Asil adındaki bir akademisyenin Abdulharis ‘i araştırması üzerine kurgulanmış. Arka planda korku ve karanlık bir atmosfer var. Yer olarak tabii Balkan coğrafyası ve Trakya ağırlıklı... Özellikle kurgu ve konuyu beğendiğimi söyleyebilirim, diyaloglar bana biraz akademisyen havası verdi o da yazarın gerçek dünyasının yansıması olabilir. Tavsiye olunur.
488 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Türk vampir hikayesi olur mu? Olursa da osmanlı döneminde geçtiğini hayal edin. Bir yandan 17.yy geçen Abdülharis paşa’nın ilginç hikayesini öğrenirken, diğer yandan günümüzde geçen bir akademisyenin hikayesiyle parelellik gösteren bir kurguya sahip. Yer olarak yazarımızın hakim olduğu balkan coğrafyasına ve trakya bölgesinde geçen hikaye arka planında karanlık bir atmosfere sahip. Yazar; İşlediği motifleri çok bilindik vampir mitiyle birleştirip aynı zamanda tarihi bilgiler ve dönemle harmanlayıp ortaya keyifli bir roman çıkarmış
488 syf.
·7 günde·10/10 puan
Öhööm öhööm!
Sizi ezber bozan bir yazarla tanıştırayım. Kitabı o kadar gerçekçi ki soluğu birdenbire geceleri dolaşıp kapıyı pencereyi tırmalayan şeylerin yanında alıyorsunuz :) Biraz fantastik biraz kocakarı masalları çokça tarihi kurgu elinizden düşüremeyeceksiniz,tempolu, nefes nefese okudukça yazarın diğer kitaplarını da okumalıyım dedirten cinsten :) Size nefes almayı unutturacak romanı GİO 2019 en iyi roman ödülünü kazandı.Heybenize ekleyin derim.
488 syf.
·6 günde·Beğendi
Istrancalı Abdülharis Paşa isimli, konusundan da anlaşılacağı üzerine oldukça farklı, benzerine pek rastlanmayan bu romanla bir arayış sonucunda karşılaştım. Yazarın da kitabında bahsettiği Elizabeth Kosova'nın 'Tarihçi' kitabını okumuş, çok beğenmiş ve derhal benzerlerini aramaya koyulmuşken Kayıp Rıhtım'da 'Türk Edebiyatında Vampirler Dizini' başlığı altında sıralanmış bir eser listesi buldum ve bu listede yer alan Istrancalı Abdülharis Paşa'yı hemen aldım, okumaya başladım.

Konu itibariyle Istrancalı Abdülharis Paşa'nın namı yayılan karanlık kimliğine nasıl ulaştığı anlatılıyor. Geçmişle günümüzün birleştirildiği akış içerisinde Asil isimli gencimizin tarihi araştırmaları yoluyla Paşa'nın hayatını öğrenmeye başlıyoruz.

Son zamanlarda Türk Edebiyatı'nda ki korku romanlarıyla daha ilgili olduğum için beklentim tamamen bizim kültürümüzü yansıtan, özgün bir eser okumaktı ve bu konuda tamamen aradığımı buldum diyebilirim. Cinler, periler, ayakları ters varlıklar... Her birimizin içine ilmek ilmek işlenmiş tüm korku temaları bu kitapta fazlasıyla var (: Bu yüzden daha inandırıcı ve bana kalırsa okuması da daha zevkli. Ancak yalnızca bir korku romanı demek doğru olmaz çünkü olay akışının yarısından fazlası tarihi bir roman gibi ilerliyor. Mehmet Berk Yaltırık'ın Tarih konusunda epey bilgili olduğu geçmiş kısımlarındaki detaylı ve gerçekçi anlatımından belli oluyor. Hatta bu kısımları okurken epey zorlandığımı bile söyleyebilirim.

Romanla ilgili daha farklı olmasını dilediğim şeyler de mevcut.
Dediğim gibi, aslında tarihi yönü korku yönünden daha ağır basan bir roman ve bu yüzden kitabın neredeyse son yüz sayfasına kadar bir dönüm noktası yaşanmasını ve kitabı alma nedenim olan vampir mitinin kurguya dahil olmasını bekledim. Bu yüzden beklediğim etkiyi hissedemediğimden ötürü bir miktar hayal kırıklığına uğradım. Eğer kitabın sonlarına doğru değil de ortalarında vampir temasına giriş yapılsaydı ve Istrancalı'nın bu dönüm noktasından sonraki yaşamını daha ayrıntılı okuyabilseydik enfes bir şey olurdu. Bunun yanı sıra Asil isimli kahramanımızın kız arkadaşıyla arasındaki ilişki bazı yönleriyle beni rahatsız etti. Sürekli tartışmaları sonucunda Asil'in her zaman ki davranışlarının aksine daha sert tepkiler vermeye başlaması, araştırmasının etkisinde fazla kaldığından olsa gerek, bu farklı tepkisinin ise kız arkadaşının hoşuna gitmesi sonucuna bağlanması gereksizdi, her ne kadar insan psikolojisiyle desteklenmeye çalışılsa da.

Sanırım en çok hoşuma giden, korku kültürümüzün temelini oluşturan cinlerle vampir mitinin bağlanmasıydı. Romanda da bahsi geçtiği gibi Balkan taraflarında yaşanmış ve kayda geçmiş vampirlik benzeri açıklanamayan vakalar mevcut olduğu için Türk kültüründeki korku unsurlarıyla kan içiciliğin harmanlanması oldukça uygun bir varış noktası olmuş.

Her ne kadar beklediğimden daha farklı bir kurguyla karşılaşmış olsam da sevdiğim bir roman oldu (: Merak ediyorsanız kesinlikle okuyun, zira edebiyatımızda türünün nadir örneklerinden (:
488 syf.
·Puan vermedi
Başlamadan belirtelim: Bu uzun mu uzun inceleme yazısı, Mehmet Berk Yaltırık‘ın son romanı Istrancalı Abdülharis Paşa kitabı hakkında spoiler’lar içerir.

Yerli spekülatif kurguları takip edenler için Mehmet Berk Yaltırık ismi yabancı gelmeyecektir. O, iyi saatte olsunların, nam peşinde koşarken hayırsız işlere bulaşanların ve aklına gelmeyenin başına geldiği kimselerin hikâyelerini anlatıvermekten keyif duyan Son Gulyabani. Hani, kendisini -ve doğal olarak bizleri de- ürküterek büyüleyen hikâyelerden bahsetme fırsatını kaçırmayan o Son Gulyabani’miz. Çıkmış olduğu korku anlatıcılığı yolculuğunu kendi blogunda, farklı internet sitelerinde, dergilerde ve öykü derlemelerinde sürdürmeye devam etti. Yetmedi, ilham aldığı varlıkların kökenlerini anlattı. İthaki Yayınları’ndan çıkan ilk romanı Yedikuleli Mansur‘laysa kendisi için nasıldır bilinmez ama takipçileri için yeni bir sayfa açtı.

Cemalettin Sipahioğlu

İncelemenin tamamı: https://kayiprihtim.com/...ehmet-berk-yaltirik/
488 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Öncelikle bir itirafım olacak. Son zamanlarda edebî eser (ya da kurgu dalında eser diyelim) okumuyorum. Akademik kitapların yanı sıra kafa dağıtmak için başladığım oldu. Ancak bitiremediğim birkaç kitaptan sonra kurgudan iyice soğudum. Çok seçici davranarak okuma zevkine güvendiklerimin tavsiyelerine göre hareket eder oldum. Ancak bu kitabı kimse tavsiye etmedi. Bu kitabın referansı yazarın Türk Kültüründe Vampirler Oburlar, Yalmavuzlar ve Diğerleri adlı akademik eseri oldu. Bu eseri de daha önce tanıtmıştır. Aşağıda yine biraz bahsedeceğim.

Vampirin hası Türk’tür!

Kitap kısaca bir vampir hikâyesi. Ancak Türk vampiri. Her şeyiyle Türk’e has bir vampir. Vampirin Türk’ü olur mu, demeyin! Vampirin hası Türk’tür. Yamalı bohça Amerikan toplumu bunu da kendine mâl etmiş. Sonra bize satmış. Kitabın yerlilik kısmı burada işte. Okuyacağınız bizden bir vampir. Allı pullu vampir Edward tipiyle uzaktan yakından alâkası yok. Romanın bu özelliği sizi şaşırtacak yönlerinden bir tanesi.

Bu kitabın arkasında çok kıymetli akademik bir çalışma var

Roman elbette ki bir kurgudan ibaret. Ancak bu kurgunun arkasında harika bir edebî eser var. Yukarıda bahsedeceğimi yazmıştım. Bu eser yazarımız ile Seçkin Sarpkaya’ya ait Türk Kültüründe Vampirler Oburlar, Yalmavuzlar ve Diğerleri adlı hayli kıymetli akademik bir çalışma. Yazarımız roman boyunca zaten okuyucuya Türk vampirini tanıtıyor. Bununla birlikte akademik çalışmasını okuduğunuz takdirde romanın kıymetini daha derinden kavrayacağınızdan emin olabilirsiniz. Şöyle bir deyim vardır: “Künhüne varmak” ya da “künhüne vâkıf olmak”. İşte bu kurgunun anahtarı yukarıdaki akademik çalışmadır. Edebî eser okurken empati kurmamak olmaz. Kitapta işlenen Türk kültürünün korkutucu varlıklarını tanırsanız, kitabın kahramanları ile daha iyi empati kurabilirsiniz. Akademik çalışmadır, dili ağırdır, kendisi sıkıcıdır, diye çekinmeyin zîra öyle akademik çalışmalar vardır ki değme edebî eserlerdeki üslûba sahiptir. Türk Kültüründe Vampirler Oburlar, Yalmavuzlar ve Diğerleri de bu türden akademik bir çalışmadır.

Aynı noktada kesişen iki hikâye

Romanda iki ayrı zaman diliminde geçen iki hikâye mevcut. Bir tanesi tarihî bir kahramanın hikâyesi kabaca 400 yıllık, diğeri yine kabaca 4 aylık bir hikâye. Tabii her iki kahramanda hayal ürünü. Yeri gelmişken kitabın bu özelliğini de belirtelim. Roman hem korku türünde hem de tarih. Viyana bozgunundan itibaren Balkanlardaki değişime Türk vampirimizle birlikte şahit oluyorsunuz. Balkanlarda (eskisi Rumeli) geçen bölümler, eşkıya hikâyeleri sizi büyüleyecektir.  Kitabın başından sonuna kadar her iki hikâyeye de dönüş yapılıyor. Sonunda aynı tarihte kahramanların yolları kesişiyor. Tahminimce kitabın bu özelliği yazarı yormuş olmalı zîra yazarken devamlı suretle geriye dönüp yazdığı kısımları okuması gerekir.

Bitmemiş bir hikâye

Romanda esrar perdesi aralanmamış kısımlar mevcut. Bu kısımlar kahramanımız Abdülharis’in hikâyesinin devam edeceğini gösteriyor. Belki bir üçleme ya da beşleme gelecektir. Zaten yazarın kendisinin de bu kitabın devamının geleceğine dair beyanı var. Romanımızın baş kahramanının Türklüğü, Türk devletine bağlılığı vurgulanıyor. Devamı olacak kitaplarda sanki Türk vampirler ile başka milletlerden olanlar çarpışacak gibi.

Hem edebî hem de akademik yazabilen azdır

Yukarıda biraz bahsettim, yazarımız hem akademik çalışmaları hem de edebî çalışmaları olan ödüllü bir yazar. Eserlerinin bir kısmı; Türk Kültüründe Vampirler Oburlar, Yalmavuzlar ve Diğerleri, Anadolu Korku Öyküleri -2, Yedikuleli Mansur, Gölgeli Öyküler Korku Öyküleri Derlemesi, Güçoburlar, Seyfettin Efendi ve Esrarengiz Hikâyeleri-1.

Hem edebî hem de akademik yazabilen olması hasebiyle yazarımız pek sık rastlanan şahsiyetlerden biri değil. Bu kısmı da vurgulayalım. Zîra iki türde de yazabilmesi eserlerinin kıymetini arttırıyor.

Eh! Artık benden tanıtması, sizden okuması…


https://millidusunce.com/...ali-abdulharis-pasa/
485 syf.
·8 günde·2/10 puan
Başlangıçta güzelken kitabın ortasında heycanlı maceralarla giderken daha sonra vampirlerle cinleri birleştiren klasik korku karakterlerinin özelliklerinin anlatıldığı noktaya geliyorsunuz ve tamamen (en azından benim açımdan) kurgusu bozuk ilerleyen olaylar örgüsü başlıyor ve saçma bir kitap haline dönüşüyor.Keşke korkutucu vampir/cin amacıyla kurgulanmış bir kitap değil de macera peşinde olan bir Abdülharis paşayı kitapta görseydik...
488 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10 puan
Istrancalı Abdülharis Paşa,
İki farklı zaman eğrisi içinde geçiyor.
Araştırma görevlisi Asil bir ismin - Abdülharis - peşinden nedenini bilmediği bir tutkuyla çalışmaya başlar. Asil, Güldemle nişanlıdır. Kimi zaman araştırması ile nişanlısı arasında sınavlara tutulur...
İkinci zaman da Abdülharis'in köklerine ve Rumeli'ye yerleşmesiyle başlayan yaşantısına tanıklık ederiz.
Sonra, bir gün Asil ve Abdülharis karşılaşır.
Bu karşılaşmanın sonu ne olacaktır? Okuyunca göreceksiniz. ;)
Kitapta Asil'in araştırması sırasında edindiği bilgiler, "nerelerde, ne kadar döküman bulmuş? " gibi bilgilerden biraz sıkıldım.
Kitabın yüz, yüz elli sayfası bu bilgiler yer alıyordu. Bu bilgileri nasıl elde ettiğini de etraflıca yazmış.
Abdülharis'in hayatını anlattığı bölümler "yerel - Trakya- ağzı kullanmış. Bu da kitaba bağımlılık nedeni...
Her şeyden önce, Balkan kültürünü bize aktarması çok güzel.
Balkanlar da bizimde bulunduğumuz coğrafya da" vampir kültü" enterasandı.
Bir Kont Dracula bilirdim.
Şimdi bizim Paşa da var. :) Istrancalı Abdülharis Paşa kitabı bir seri olabilir. Tıpkı; Harry Potter serisi gibi...
Bu arada, ben Mehmet Berk Yaltırık Hoca'yı " Kocakarı Masalları" YouTube kanalından biliyorum. O yüzden kitap içindeki korku ögelerinin ileriki bölümlerinde farklı ve aksiyonel tarzda yerleştirmesini bekliyorum.
488 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Geçen aylarda 3 günde yarısını tamamladığım kitaba aylar sonra devam edince diğer yarısını yine 3 günde okudum. Çok sürükleyici bir roman oldu benim için. Bram Stoker’in Dracula’sını anımsattı. Kim bilir ileride o kitap gibi efsaneler arasında yer alır. İmla konusunda ufak tefek aksilikler ve kitabın ilk baskısındaki matbaa kaynaklı sorun hariç genel olarak beğendim.

Konusuna gelecek olursak; Karçarlu Obasının beyi İshak Beg’in Tımar olup Istranca’ya yerleşmesi ile başlayan macera İshak Beg’in oğlu Abdülharis’in doğmasıyla altüst oluyor. Bu arada bu konuları araştıran ve günümüz kısmını (2003 yılı) temsil eden Asil ve nişanlısı kısmı bulunuyor. Bazen bu kısımlar gereksiz gibi geliyordu ama müthiş final olduğu için fazla puan kırmayacağım. Abdülharis konusunda fazla bilgi verip kitabın zevkini azaltmayayım. Vampirli, hortlaklı, eşkıyalı ve folk hikayeleri ile birlikte müthiş sürükleyici bir eser. Hele finali ağzımı açık bıraktı. Bu karakterler ile bir devam kitabı daha gelmesini isterim. Okunmasını tavsiye ederim. Puanım 9.5/10.
488 syf.
·344 günde·Beğendi·7/10 puan
Korku tarzının iyilerinden olan yazar kitapta bize tarihle birlikte harmanlanmış bir romanı tattırıyor. Benim gibi tarihi seviyorsanız üstüne birde bu tarz korku hikayeleri hayranıysanız çok güzel. Zaten Gölgeli öyküler kitabından Şerruh Paşa biliyordum, onun bu kitapta bize yarı cin yarı vampir olarak tüm geçmişiyle sunulması güzel. Yine dönemler arasındaki geçişlerde güzel bana okuduğum Nar Ağacı romanını hatırlattı. Olayların anlatılış ve tarih sıralaması da güzel amma gelgelim sonu öyle bir sonla biteceğini daha baştan anlatmış yazar, yazarın kendisi spoiler verirse hiç güzel olmuyor. Yani ters köşe yapabilir, Asil kahramanca bir davranışla Güldem i kurtarabilir ve bir şekilde Abdülharis inde acısına son verilebilirdi. Yada Asil in geçmişide zaten Abdülharis Paşaya bağlayan bir olaya sahip bir nokta varken Asil de araştırmasında onun nasıl yok edilebileceğine ulaşabilir ve rüyasında gördüğü sonla karşılaşmaz yazarın spoileri gerçekleşmeyen kötü bir düş olarak kalabilirdi.
Bir de yine hem bu romanda hem Gölgeli Öykülerde geçen Hunaşamlıgil lere çok fazla güç atfetmiş yazar her yaratığın bir zayıf yanı olması gerek yoksa denge sağlanmaz hep bu şekilde biten batı tarzı romanlar çıkar.
488 syf.
·Beğendi·8/10 puan
YERLİ ve MİLLİ vampirlerimizi mutlaka okuyunuz.
Bugüne kadar vampirle ilgili izlediğim, okuduğum hikayelerin hepsinden daha gerçekçi daha keyifli ve daha sürükleyici.
Elleri göğsünü parçalamak istiyor, boğazını sıkıp kendini bu dünyadan koparmak istiyordu ama parmakları mecal bulamıyordu.
“Balkanlardan kopuş, kırsal kültürün şehir kültürüne yerini terk etmesi ve tek tip dinî-laik eğitim nedeniyle sizler artık sadece cinlerden korkuyorsunuz. Balkanlar ise kendi kültür yapısı ve kırsal kültürden sıyrılamayan bölgelerden ötürü hala vampir inanışlarına kapılabiliyor.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Istrancalı Abdülharis Paşa
Baskı tarihi:
Mayıs 2019
Sayfa sayısı:
488
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053759522
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
İlk romanı Yedikuleli Mansur’la hatırı sayılır bir okur kitlesine ulaşan Mehmet Berk Yaltırık’tan 17. yüzyılda başlayıp günümüze dek ulaşan, tarihi kurguyla korkuyu harmanlayan yeni bir kitap.

“… Öğleye doğru günlük güneşlik rutin bir bahar havasında iki tarafında meşe ve kayın ağaçlarının yükseldiği asude bir yolda ilerliyordu Asil. Altında araba olmasa, asfalt üzerinde hızla yol alıyor olmasa kendisini hoş bir rüyanın içinde zannedebilirdi. Buralardaki tabiatın harikaları, el değmemişliği insanı mest ediyordu. Dereköy Sınır Kapısı yolunda olduğundan gidiş sebebini anımsayınca canı sıkıldı. Böyle yeryüzündeki cennet köşesi bir yerin mazisinde nasıl kanlı ve ürkünç hikâyeler olabilirdi?”

Bir ailenin ve bir ismin peşine düşen genç bir araştırmacı, kendini bir anda asilerin, eşkıyaların, haramilerin, haydukların, ayanların ve komitacıların arasında, zaferlerin ve bozgunların hengâmesinde, soygun masallarının ve kocakarı hikâyelerinin ortasında buluverir. Tarihle başlayan yolculuğu, ruhunun ve Istrancaların kuytularına sapmışken korkulu Balkan rivayetleriyle giriştiği amansız boğuşma nasıl nihayete erecektir?

Hırsının kölesi derebeylerinin, geceleri dolaşıp kapıyı pencereyi tırmalayan şeylerin, insan suretli canavarların, efsaneyle hakikatin birbirine karışıp tarihin sislerinin ardına gömülen bu roman, kâh kanlı baskınlara tutulan kâh geleneklerin kamçısı altında inleyen Balkan tarihine uzanan karanlık bir araştırmanın serüveni.

Istrancalı Abdülharis Paşa, zamanın yavaş aktığı bir coğrafyada ürpertili bir arayışın romanı…

Kitabı okuyanlar 100 okur

  • Emre Gün
  • İsmail Cancan
  • Kübra
  • Barış➶
  • Can
  • Grkmynm
  • Serkan Köken
  • Ümit Kapancı
  • Hasan Özyamanlı
  • Çağla

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.8 (13)
9
%26.3 (15)
8
%24.6 (14)
7
%14 (8)
6
%8.8 (5)
5
%0
4
%1.8 (1)
3
%0
2
%1.8 (1)
1
%0