İtirafçıların İtirafları

8,0/10  (1 Oy) · 
4 okunma  · 
1 beğeni  · 
548 gösterim
Böyle bir kitabı çalıştığım için sevinçliyim. Bu kitap, Türkiye’de itirafçılık olgusunun önemsizleştiğini gösteriyor. İnsanımıza, kendisini kusması için uygulanan zorun sınısız olarak artırılmasına karşın, itirafçı, örgütüne ve toplumuna önemli zarar veremiyor. Ayrıca, her kentte birkaç büyük acı fabrikası kurulmasına karşın, bu fabrikalardan geçirilen insancıklarımızın sayısı yüzbinlere yaklaşırken ve ayrıca bütün hoparlörler ve bütün ekranlar acı fabrikalarında çarmıha gerilen insancıklarımızın beynini bombardıman ederken, elde edilen itirafçı sayısı, ihmal edilecek kadar küçük bir düzeyde kalıyor; buna sonsuz seviniyorum. ( Önsözden )
  • Baskı Tarihi:
    1987
  • Sayfa Sayısı:
    228
  • ISBN:
    9789754780048
  • Yayınevi:
    Haziran Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Peter Bornemann 
 05 Mar 18:03 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 8/10 puan

İtirafçılık olgusunu 1927 TKP Tevkifatı'ndan 12 Eylül'e örneklerle işliyor. Özellikle Türkiye Solu üzerinde yoğunlaşsa da MHP ve yurt dışından örnekler de mevcut. Nazım'ın, 1927'de partinin bütün bilgilerini polise veren Vedat Nedim Tör için yazdığı şu şiir ise kitap boyunca sürekli tekrarlanıyor ve kitabı bitirdiğinizde sizin de dilinize dolandığını fark ediyorsunuz:

Bu adam
sattı arkadaşını;
sattı altın bir tepside arkadaşının
kanlı, kesik başını...

Bu adamın ayaklarında dolaşıyor
korku,
gölgesi gibi..
Karanlık bir su gibi yaşıyor
bu adam.

Güneş batınca her akşam,
kaldırımlarda karısının donunu sürüyerek,
parmaklarının ucuna basıp yürüyerek
size doğru yaklaşan odur.
Siz tanıyın onu
kalbinin boynunda sallanarak seslenen
mel'un çıngırağından,
ve bilin ki onun
döküyor parça parça cüzzam illeti
ruhunun
etini...

Bu adam bugün açtır.
Açtır ama,
kaybetti bu adamda
kudretli ve büyük açlık bile kudsiyetini...

A dostlar, bu adam
güneş batınca bir akşam
sattı arkadaşını;
sattı altın bir tepside arkadaşının
kanlı, kesik başını...

Kitaptan 6 Alıntı

Peter Bornemann 
28 Şub 22:01 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

İdam Cezasına Dair
Savaşı anlıyorum. Öldürmeye dayanıyor. Sınıf savaşını okuyorum ve yazıyorum. Sınıf savaşında ölmeyi ve öldürmeyi de anlayabiliyorum. Ancak soğukkanlılıkla tartışarak, bir kez daha tartışarak, bir üst kurulda tartışarak, bakanlar kurulunda tartışarak, parlamentoda tartışarak, örgütlü toplumsal yaşamın en üst noktasında imzalanıp mühürlenerek, bir tür törenle ve bir kimseye önceden tarihini ve zamanını haber vererek bir kimsenin canını almayı anlayamıyorum. Bana çok ilkel geliyor.
Her tür idamı reddediyorum.

İtirafçıların İtirafları, Yalçın Küçük (Sayfa 139 - Haziran Yayınevi)İtirafçıların İtirafları, Yalçın Küçük (Sayfa 139 - Haziran Yayınevi)
Peter Bornemann 
 22 Şub 15:01 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Mustafa Özenç'in şiiri
o büyük gün geldiğinde
ben kim bilir kaç yıldan beri
ebedi yatağımda
toprağın derinliklerinde
sonsuz bir uykuda olacağım
....
adımın yazıldığı taş yıkılsa da
kalmamış olsa da şu dünyada mezarım
hatırlayıp tek canlı
gelmese de başucuma
o müjdeyi ben doğadan alacağım

nasırlı ellerde yaratılan
o görkemli bayrama
hiç kimse fark etmeden
ben de katılacağım...

İtirafçıların İtirafları, Yalçın Küçük (Haziran Yayınevi)İtirafçıların İtirafları, Yalçın Küçük (Haziran Yayınevi)
Peter Bornemann 
25 Şub 19:00 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

İtirafçılık mesleğinin insanlık onuruna ters düştüğünü ve hukukun temel ilkelerine aykırı olduğunu düşünüyorum. Bir sanığın başkalarını ihbara ve suçlamaya zorlanması insanlık ilkelerine ters sayılmalıdır; tahliye vaadi ile insanları birbirini suçlamaya zorlamak insanlığın kazanımlarına aykırı düşüyor.

Tehditle suç işletmek ile tehditle suçlamaya zorlamak arasındaki mesafe çok mu uzun; sanmıyorum. Suçladığı zaman tahliye edebilmek, suçlamadığı zaman hapiste tutmak anlamına geliyor; suçlamamayı cezalandıran bir rejimi zor düşünüyorum.

İtirafçıların İtirafları, Yalçın Küçük (Sayfa 109)İtirafçıların İtirafları, Yalçın Küçük (Sayfa 109)
Peter Bornemann 
 25 Şub 00:31 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

eks ön ekinin gördüğüm ilk kullanımı sanırım
Mart, beyne isabet etti ve Eylül, yüreklere felç getirdi. Beyne ve yüreğe inen vurgun, solcuları eks-solcu yapmayı amaçlıyor. Ex ya da eks ön eki, çıkartma veya çıkarım anlamlarını da taşıyor ve eks-solcu, solculuktan çıkmış ve bu anlamda solculuğu eskimiş birey anlamına geliyor. Eks-solcu ile solcu, birbirine özdeş değildir ve zaman zaman birbirinin karşıtı da olabiliyor.

İtirafçıların İtirafları, Yalçın Küçük (Sayfa 66)İtirafçıların İtirafları, Yalçın Küçük (Sayfa 66)
Peter Bornemann 
25 Şub 01:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Anayasa Mahkemesi'nin 3 Genç'in ölüm kararını kesinleştiren yasayı iptal etmesi tarihi 6 nisan 1972'dir. 12 nisan 1972 tarihinde aynı tasarı bir kez daha parlamentoya sunuluyor.
Saptanabilen en büyük hız ışık hızıdır.
Karanlık'ın da hızlı olduğu anlaşılıyor.
3 Genç'in ışıklı dünyalarını karanlığa çevirmek için olağanüstü bir hız sergileniyor. Martçı Yönetim ile AP'lilerin ortaklaşa çabalarını insan-üstü olmasa bile insan-dışı olarak nitelemek mümkün görünüyor.

İtirafçıların İtirafları, Yalçın Küçük (Sayfa 73)İtirafçıların İtirafları, Yalçın Küçük (Sayfa 73)
Peter Bornemann 
 28 Şub 21:54 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

İtirafçı itirafa doyamıyor. Polise anlatıyor, savcıya anlatıyor, tutuklanmak üzere önüne çıkarıldığı yargıca anlatıyor. İtirafçıların hepsi böyledir; eksik kalmasın istiyorlar ve eksik bırakacakları bir noktayı düşünmek uykularını kaçırıyor. Koğuşta uyuyamıyor. İdamla yargılanan uyuyor; itirafçı uyuyamıyor.

İtirafçıların İtirafları, Yalçın Küçük (Sayfa 110 - Haziran Yayınevi)İtirafçıların İtirafları, Yalçın Küçük (Sayfa 110 - Haziran Yayınevi)