İvan İlyiç’in Ölümü

·
Okunma
·
Beğeni
·
82,6bin
Gösterim
Adı:
İvan İlyiç’in Ölümü
Baskı tarihi:
Haziran 2019
Sayfa sayısı:
104
Format:
Ciltli
ISBN:
9786053321187
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Смерть Ивана Ильича
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş, Kreutzer Sonat'ın büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara da verdi. Bu dönemde yazdığı roman ve öykülerinde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurguyla ele aldı. 1886 yılında yayınlanan İvan İlyiç'in Ölümü sade, süssüz anlatımıyla Rus gerçekçi edebiyatında eşsiz bir yere sahiptir.

Daima gerektiği gibi yaşamaya özen göstermiş bir insanın ölümle yüzleşmesini konu edinen eser, Tolstoy'un yaşamının son döneminde ortaya koyduğu yeni ahlak anlayışının da ilk örneklerinden biridir. İvan İlyiç'in Ölümü Tolstoy'un bir mektubunda belirttiği gibi sıradan bir adamın, sıradan ölümünün kendi gözünden tasviridir.
100 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10 puan·Ne Okusam'dan
Ölüm döşeğinde olduğumu hayal ettim bugün
Ivan Ilyiç’mişim de son günlerimmiş gibi.
Yatağımın etrafında toplanmış hayaletler gördüm.
Fikirlerim, hayallerim, yeteneklerimin hayaletleri.
Artık ne sebepten olduğu da bilinmez şu dakikaya kadar
Asla o hayalleri kovalamadım,
Asla o yetenekleri kullanmadım,
Hiçbir zaman o kitabı yazmadım,
Kimse benim liderlik ve hitap yeteneklerimi göremedi,
Aklımdaki şarkıları hiç bestelemedim,
Ve o hayaletler bana kızgın gözlerle bakıyorlardı, diyorlardı ki:
“Bizi sadece sen hayata geçirebilirdin,
Ama biz de artık seninle birlikte sonsuza dek ölmek zorundayız.”
Asıl soru şu: Bugün ölsem hangi fikirler, hangi hayaller, hangi yetenekler benimle birlikte ölecek?
104 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Tolstoy, sen ne güzel kalemsin. Ölüme bu kadar yakın bir insan ancak bu kadar ustalıkla tasvir edilirdi. Kitap ince olmasına rağmen bitirince resmen irkildim. Gerçekten de hastalık gelmedikçe veya çevremizden birileri eksilmedikçe ölümün ne demek olduğunu hatırlamıyoruz, hatırlamak istemiyoruz.

Kitaba geçecek olursak, İvan İlyiç başarılı bir aileden gelen başarılı bir çocuk. Kendi hayatını kendisi belirlemiş, hukuk eğitimi almayı tercih etmiş, her istediğini elde etmiş birisi olarak başarıdan başarıya koşmuştur. Hafif sızılarla başlayan ağrıları daha sonra şiddetlenmiş ve dayanılmaz acılara dönüşmüştür. Eserde ise ölüme karşı insanların kayıtsızlığı ve İlyiç'in ölüme yaklaştıkça hissettikleri konu edinilmiştir.

Bir alıntı yapacak olursam '' Ölüm! Evet, ölüm! Hiçbiri bilmiyor, bilmek de istemiyor, acımıyor bile. Vur patlasın çal oynasın!'' İlyiç'in gittikçe ağırlaşan hastalığı ve çevresindeki herkesin yaşamına devam etmesi, bu durumun İlyiç üzerinde bıraktığı ruhsal ağrıların zamanla fiziksel acılarından daha çok acı vermesi...

İlyiç'in son zamanlarında istediği yalnız kalmamak, çevresindekilerin özellikle de ailesinin önemsiyormuş yapmacık tavırlarından vazgeçmesi. ''Tıpkı çocukları okşayıp avutur gibi onu da öpsünler, sevip okşasınlar, başucunda gözyaşı döksünler istiyordu.''

Kitabın sonlarına doğru ise İlyiç yaşadığı hayatı daha çok sorgulamaya başlamış ama bu durumu düzeltmenin imkansızlığına üzülerek ölümü beklemiştir.

Herkese tavsiye eder, iyi okumalar dilerim...
88 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Ölüm en büyük gerçek. Kitapta hayata kendini çok kaptırmış olan İvan İlyiç'in hastalandıktan sonra yaşadığı psikoloji ve hayatı sorgulaması anlatılıyor... Çerez niyetine okunabilir. Ağır bir dili yok ve anlaşılması oldukça kolay. İyi okumalar...
105 syf.
·3 günde·Beğendi
Kitabı Hanım.mt'nın incelemesini görüp okumak istemiştim, incelmesi de gayet başarılı idi. Burdan ona sevgiler:)
#91122320

İnsanın, şöyle geriye dönüp bir sorgulaması gerekiyor, ne yaptım, neler yapacaktım, ne hallere düştüm? Bide bu güne bakmalı, ben ne haldeyim, ne yapıyorum, neler istiyorum, neler yapacağım? Diye bir sormalı bazen kendisine.

Ben https://1000kitap.com/...-nikolayevic-tolstoy ve https://1000kitap.com/...haylovic-dostoyevski okumayı çok seviyorum hayatın acı gerçeklerini o kadar çarpıcı bir şekilde okurun önüne sunarlar ki bunlara kayıtsız kalmak imkansızdır. Bir diğer acı gerçek te iki yazarın da hayatın acı gerçeklerine maruz kalmaları. Bazı şeyleri belli ölçüde yaşayan insanlar daha iyi anlatırlar acıyı, daha iyi anlarlar ve daha iyi yansıtırlar.

İvan İlyiç'in Ölümü Modern yazarlar tarafından en beğenilen eseridir. Hayatın gerçeğine değinmesi, hikayenin anlatım biçimi, okur üstünde bıraktığı etkisi de buna dahil.

Şimdi gelelim sevgili İvan İlyiç’e, Kürtçede “Bêbext” yani talihsiz, bahtsız anlamına gelen bir kelime vardır, İvan İlyiç’in dramı da tam bu kelimeye uygun diyebiliriz. Hayatımızın belli dönemlerinde bazı hedeflerimiz, olmadık zamanlarda karşımıza çıkan sürprizler( burada İvan İlyiç’in evlenmesinden bahsediyorum) bazen çok yolunda giden, bazen yerle bir olan hayatlarımız… ha bu arada “yerle bir” kelimesini de sorgulamak lazım. En ufak bir sekteye uğrayan, hayata lanetler yağdırıp, mahvoldum diyen” insancıklardan” bahsetmiyoruz tabi, kitabımızın karakteri olan genç adamın hayatının yerle bir olmasından bahsediyoruz. Genç bir adam olan İvan çalışkan, başarılı bir adamdır, yolunda giden hayatı, işi ve bir kariyere sahiptir. Hayatında evliği düşünmeyen insanların ertesi sabah söz fotoğraflarını boy boy görürüz ya genç adam da öyle birden evlenir işte. İşleri büyüyor, İvan ve karısı mesut, çocukları olur, devam eder böyle. Ama ne zaman ki İvan hasta olur ve hastalığı onu içten içe kemirmeye başlar o zaman hayatın acı perdesi aralanır, ona da fani oluşu hep kendisini hissettirir.

“Tepeye tırmandığımı zannederken aslında bayır aşağı koşmak. Tam böyleydi durum. İnsanların gözünde giderek yükselirken, aynı anda hayat da benden o kadar eksiliyor, ayaklarımın altında çekilip gidiyordu.” (sf.71)

Ve durumun vahamet’inin kendisini hissettirmesi.

Hayatınızda hiç hasta insanlarla aynı evde yaşadınız mı bilmiyorum o hasta insan için eziyettir bu durum. Buna birde İvan’ın gösteriş meraklısı eşi ve iki vefasız çocuğu ile yaşadığını düşünün. Giderek kimsesizleşen bir insan, etrafında ki sahte duygulara, yüzlere maruz kalan bir insan. Hayatın gerçeği ölümdür. Ölmek üzere olan insanların bakış açısı nasıldır, nasıl hissederler? İşte Tolstoy bize bunu kitabında gayet güzel bir şekilde sunmuştur.

Kitabın sonlarına doğru, ve bêbext İvan'ın bedensel acıların yerini ruhsal acılara bıraktığı zamanları yaşar. #97619512.
Ölümü kabullenmeyen bir insanın çırpınışları; “Ne mi istiyorum? Acı çekmemek. Yaşamak.”(sf.92) Burada bana başka bir Kitap karakterini anımsattı “Martin Eden”i okuyanlarınız bilir kitabın sonunda martin kendini sulara bırakırken bedeni ondan bağımsız yaşam mücadelesi verir. Martin o zaman yaşamın tatlılığının böyle bir şey olduğunu söyler kendisine. İvan da böyle işte ölümü kabullenmeyen, kabullenmediği bir diğer şeyinde etrafında ki insanların iki yüzlülüğü. Ona acıyan gözlerle bakarken aslında her anında ona ne kadar yalnız olduğunu hissettiren insanlarla olması. Hastalıkla ve acı içinde geçen bir zaman dilimi.

Ve bir sabah gazeteler şunu yazdı: ”Adalet sarayının üyesi İvan İlyiç Golovin’in bu sabah 1882 yılnın 4 şubat günü vefat ettiğini bildirmektedir.”

Böyle işte, ne zaman öleceğimizi bilmeden, kapılıp gittiğimiz dünya telaşında hayatlar yaşıyoruz.
Her zaman dünyanın gelip geçici olduğunun bilincinde olmanız dileğiyle
Okumanız tavsiye olunur, şimdiden keyifli okumalar.
80 syf.
·9 günde·9/10 puan
Yüksek rütbeli bir yargıç olan Ivan Ilyiç, ölümcül hastalığının farkına vardığında, o güne kadar büyük anlam yüklediği ve uğruna büyük çaba verdiği serveti, şöhreti ve saygınlığı, ölüm döşeğinde bir anda gözüne boş ve saçma görünür. Yazar, ansızın ölümcül bir hastalığa kapılan yargıcın ölümü üzerine aile ve meslektaşlarının verdiği tepkiler, İlyiç'in geçmişindeki sosyal ilişkileri ve iç muhakemelerini konu alarak, bireyin ölüm karşısındaki çaresizliğini işler.
Okumaya başladığım ilk andan itibaren beni tutup sürükleyen anlatımıyla konusuyla ve konuyu işleyişiyle tam bir ustalık eseri diyebileceğim "İvan İlyiç'in Ölümü" beğendiğim kitaplar arasında yerini aldı.
Bir insanın ölüm karşısındaki çaresizliğini, hayatta çok önem verdiğimiz şeylerin aslında ölüm karşısında ne kadar basit ve aciz kaldığını görüyoruz. Okurken hayattaki tek gerçeği, ölümü yanı başımızda hissediyoruz. İçimizde bir şeyleri kıpırdatan kitaplar vardır ya hani Tolstoy'un bu eseri işte tam da o kitaplardan. Okumalı, okutmalı ama her şeyden önce hissetmelisiniz..
80 syf.
Yaşam ve ölümün o ince çizgisini çok iyi anlayacaksınız.
İvan İlyiç, ailesinin gözde çocuğu, efendiliğinden ödün vermeyen başarılı bir çocuktur. İlyiç memuriyet hayatıyla başladığı kariyerine yüksek rütbeli yargıçlığa yükselerek devam eder, ta ki hastalanıncaya dek.

Evlilik gibi bir düşüncesi bile yokken o da çoğu insanın yaptığını yapar, kendine uygun olduğu için ve etkilendiğini düşündüğü için ani bir kararla evlenir. Karısı ile çocuklarının da olmasıyla sürekli tartışma halindedirler. Eski huzuru bir türlü yakalayamazlar ama hayatını hep ” başkalarının ne diyeceği, başkalarından nasıl takdir göreceği ” düşüncesiyle yaşadığı için evliliğine devam eder.

Geçirdiği ufak bir kaza sonucu aldığı darbeyi önemsemez fakat gittikçe artan ağrılar onu yavaş yavaş sona götürecektir. Hastalığı artar, bir anda hiç düşünmediği ölümü düşünmeye ve beklemeye başlar.
İvan İlyiç’in her geçen gün ölüme yaklaşırken çevresindekilerin duyarsız tavırları onu daha da çok yıpratır. Özellikle eşinin normal hayatına devam etmesi ve daha ölmeden arkadaşlarının makam ve koltuk kavgalarına tutuşmaları İlyiç’e çok acı verir.
İvan bu durumun bir başkasının değil de kendi başına gelmesini adaletsiz bulur ve sebebini sorgulamaya başlar. Tanrıyla, çevresiyle, kendisiyle bir hesaplaşmaya girişir, ölümü irdeler.
-“Ölüm nerede? Ne ölümü? Korku diye bir şey yoktu. Ölüm yoktu ki korku olsun!”
- “Ölüm bitti.”dedi kendi kendine. “ Artık yok!”
Ve derin bir nefes almak ister ama nefesi veremeden hayatı sona erer.
Hayatı gerektiği gibi, bilinçli olarak dolu dolu yaşaması dileğiyle...
Keyifli okumalar diliyorum.
100 syf.
Lev Nikolayeviç Tolstoy " İvan İlyiç'in Ölümü " isimli eserinde, İvan İlyiç isimli kahramanın hazin öyküsüne değinerek, aslında insanoğlunun acınası ve dramatik yaşamını gözler önüne sermiştir. Kurguda ki kahramanın çocukluğundan başlayarak yaşamının son anına kadar, yaşanmışlıklara kısa betimlemelerle değinerek, nasıl da gerçek hayatta yaşam mücadelesi veren insanoğlunun para, mevki ve ihtirasları uğruna, harcadığı hayatlarına dem vurmuş.

Yaşam ve ölüm...
Aslında ayrılmaz bir bütünün iki parçası. Hal böyle iken insanoğlu sanki hiç ölmeyecekmiş gibi sarılır, fani dünyanın nimetlerine. Hep bir istek, hep bir heves uğruna, ömürler heba edilir. Peki! O zaman, sevdiklerimiz ya da bizi sevenler hayatımızın neresinde! Gerçekten sevdik mi? Gerçekten sevildik mi? Yoksa bir yanılsamadan mı ibaret, bütün yaşadıklarımız. Sorular... Sorular... Artarak çoğalan bir sürü cevapsız sorular...

Kim bu soruların cevabını verebilir ki! Oysa hayatı anlamlı kılan, değer verdiğimiz sevdiklerimiz ve onlar tarafından sevilme arzusu. Gerisi laf-ı güzaf...

Tolstoy kahramanı vasıtasıyla sorgulamış hayatı ve biz okurların da sorgulamasına vesile olmuş. Hayat uğruna verilen ödünlere ve bu ödünleri verirken de nelerden vazgeçildiğini yansıtmış okura. Rüzgârın önünde savrulan bir yaprak misali, bir hiç uğruna kayıp giden hayatların yok olmasına dem vurmuş. Kaçımız elimizdekilerin değerini bilip, azla yetiniyoruz ki! Bizde İvan gibi, mevki ve kariyer uğruna çaba sarf etmiyor muyuz?

İvan İlyiç 45 yaşında, hayatını dolu dolu yaşamış, neşeli ve nüktedan bir mizaca sahip bir mahkeme üyesidir. Ailesine daha iyi bir geçim sağlamak için önem verdiği sevdikleri uğruna, kendi hayatını hiçe saymıştır. Ölümü de tıpkı yaşamı gibi, yalnızlık içinde son bulmuştur. Eşi ve çocuklarına rağmen!... Hatta kıymet verdiği arkadaşları dahi ardından koltuk sevdasına düşmüşlerdir. Ne kadar vahim, içler acısı bir durum. Yitirilip giden bir can, bir insan değil de, kaybolan sıradan bir eşyaymış gibi...

Tolstoy devlet kurumlarının içindeki bozuk ve çarpık düzene de atıfta bulunmuş. Belli bir yetkinliğe sahip olmadıkları halde, sırf devletin başında bulunan şahıslara olan yakınlıktan yada aynı ideolojik fikri benimsediklerinden dolayı, haksız yere devletin kurumlarını işgal edenlere değinmiş. Bakıyorum günümüz koşullarında da, aynı çarpık düzen işlemekte. Demek ki yüzyıllar öncesinde devletin bünyesinde ki kurumlar nasıl işliyorsa, hâlâ aynı sistem yürürlükte. Değişen hiçbir şey yok! İnsanlar dışında... İnsanlar değişse de, çarpık düzen de hiçbir iyileştirme yok! Devlet kurumlarında amcan, dayın varsa, hiçbir işe yaramasan da sırtın yere gelmez! Sen bu mertebeyi hak etmişsin yada hak etmemişsin kimin umurunda! Al maaşını, bak rahatına! Ama ilahi adalet, bir gün mutlaka tecelli eder. Belki görmek bize nasip olmaz ama geçte olsa adalet yerini bulur.

Ben Tolstoy'un kaleminden çok etkilendim. Anlatım dili yalın ve okurun kendi benliğinde öz eleştiri yapmasını sağlayacak nitelikte. Zaten amaçta okuduklarımız vasıtasıyla, kendi benliğimizi aydınlatmaksa, Tolstoy okumanızı ve varlığınızın ayırdına varmanızı tavsiye ederim. Mutlaka okumalısınız. Hayatımızın değerini anlamak adına...
88 syf.
·1 günde·10/10 puan
Dağ gibi adamın gözümün önünde eriyerek gittiği Tolstoy romanıdır.

Kitaba başlamadan önce, önümdeki 85 sayfanın beni bu kadar etkileyeceğini ve hatta kitabı bitirdikten sonra öylece kalakalacağımı tahmin edemezdim.

İvan İlyiç'le beraber o ıstırabı beraber hissettik. Sen ne güzel adammışsın be İvan İlyiç. Son zamanlarda bir karakterin ölümüne bu kadar üzüldüğümü hatırlamıyorum.

İcan ilyiç'in karısına ve çocuklarına iki çift lafım var:

Ulan siz nasıl insanlarsınız allahın belaları ? Adam burda can çekişiyor, bunlar biraz da şurada sürtelim derdinde. Vallahi ben olsam, bütün mirasımı bana gözü gibi bakan, uşak gerasim'e bırakırdım.

Bu roman aklıma ömer seyfettin'i getirdi.

Kendisi şeker hastası olmasına rağmen, o dönemde böyle bir hastalığın bilinmemesinden ötürü adamcağıza yanlış tedavi uygulanıp, acı çeke çeke ölümüne neden olunmuştu.

Acaba ömer seyfettin, kendi geleceğinin anlatıldığı bu romanı okumuş mudur?

Kitapta hoşuma giden sözlerden biri ise;

- kamuya göre yükselmekteydim. Yükseldiğim ölçüde hayattan uzaklaşıyordum.



Son olarak kitapta beni vuran yerlerden biri de, ivan ilyiç'in liseden arkadaşı olan Piotr İvanoviç'in, merhumun evine geldiği esnada ivan ilyiç'e tıpa tıp benzeyen lise çağındaki oğlunu görmesi bende gerçekten fazla etki bıraktı.

İvan ilyiç'le beraber acı çekmeme rağmen 10/10 bir kitap.
108 syf.
·Puan vermedi
Tolstoy'un kalemi gerçekten muntazam. İvan İlyiç'in hayatı ve ölüme ilerleyişini sanki yanında biri gibi izledim okurken. Kitabın başında bir cenaze ile başlıyor daha sonra Ivan İlyiç'in hayatını anlatıyor. Güzel giden evliliğinin nasıl kabusa döndüğünü işine olan sevgisini ve hastalık aşamaları kaleme alınmış. Kitap bitince bu dünyadan bir Ivan İlyiç geçti diyor insan. Kalemini sevdiğim bir yazar oldu ve eserlerini okumaya devam edeceğim. Keyifli okumalar.

10/10
88 syf.
·Puan vermedi
Belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir?
Kitabı özetleyen bir alıntıyla başlamak istedim.
Kahramanımız Ivan İlyiç üst makamlarda yer alan varlıklı bir yagıçtır Ivan hayatını saygın insanlar ve kaliteli vakit geçirmeye adarken bir anda zamansız gelen hastalığının hayatındaki tüm güzellikleri nasıl tepe taklak ettiğini okuyucuya sunuyor.Gün geçtikçe hastalığı ilerleyen Ivan herkesten uzaklaşır kendini yalnız sevgisiz ilgisiz hisseder ailesini bile kendisine yabancı olarak görür ve onların kendisiyle yeterince ilgilenmedikleri konusunda sikayet edip durur bir tek istedigi ilgiyi uşağından görür ama o da yeterli gelmez Ivan gün gectikce yasam ve ölüm arasında ikileme düser ve hayatını kaybeder.
Kitap yaşam ölüm caresizlik sevgisizlik yalan bencillik ve bir sürü duygu üzerinde geziniyor eser akıcı insanı sıkmadan yormadan yol alıyor betimlemeler kaliteli kitapta altı çizilmesi gereken cok cümle var
Hayatta en önemli şeyin sağlık olduğunu güclü bir sekilde vurgular nitelikte bir eser mutlaka okunması gereken bir eser daha
104 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Nasıl ve ne kadar yaşadığımızın bir önemi olmadığını, sonun hiç değişmediğini ve o ana kadar yaşanan her şeyin o son anda anlamını yitirdiğini anlatan hüzünlü bir hikaye...Adım adım ölüme giden bir yol...
80 syf.
·1 günde·8/10 puan
İnsana bazen en sevdikleri bile yabacı görünür. Sana şevkat göstermezler ve onlardan beklediğin şevkatı hizmetci olarak aldığı birinde bulursun. Huzur içinde yat İvan İlyiç.
..yakın bir dostun ölümünü duyan herkesin hissettiği gibi, ölenin kendisi değil de başkası olması sevincini uyandırmıştı. Herkes, "İşte o öldü; ben ölmedim!"diye düşündü veya hissetti.
Tepeye tırmandığımı zannederken aslında bayır aşağı koşmak. Tam böyleydi durum. İnsanların gözünde giderek yükselirken, aynı anda hayat da benden o kadar eksiliyor, ayaklarımın altından çekilip gidiyordu.
"Onu sanki zorla büyük siyah bir çuvala sokmaya çalışıyorlar ama ne kadar ittirirlerse ittirsinler bir türlü çuvalın dibini bulamıyorlarmış gibi geliyordu."
Lev Tolstoy
Sayfa 91 - Koridor Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İvan İlyiç’in Ölümü
Baskı tarihi:
Haziran 2019
Sayfa sayısı:
104
Format:
Ciltli
ISBN:
9786053321187
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Смерть Ивана Ильича
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş, Kreutzer Sonat'ın büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara da verdi. Bu dönemde yazdığı roman ve öykülerinde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurguyla ele aldı. 1886 yılında yayınlanan İvan İlyiç'in Ölümü sade, süssüz anlatımıyla Rus gerçekçi edebiyatında eşsiz bir yere sahiptir.

Daima gerektiği gibi yaşamaya özen göstermiş bir insanın ölümle yüzleşmesini konu edinen eser, Tolstoy'un yaşamının son döneminde ortaya koyduğu yeni ahlak anlayışının da ilk örneklerinden biridir. İvan İlyiç'in Ölümü Tolstoy'un bir mektubunda belirttiği gibi sıradan bir adamın, sıradan ölümünün kendi gözünden tasviridir.

Kitabı okuyanlar 18,1bin okur

  • Sozda
  • kevser
  • Zeliha Yıldız
  • Tamer Akın
  • Fatma Çelik
  • Kitaplarıyorumluyoruz
  • Gültuğba
  • Büşra Şeker
  • Emre ⍟
  • Anıl

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.3 (126)
9
%2 (111)
8
%2.6 (144)
7
%1.1 (62)
6
%0.3 (18)
5
%0.2 (9)
4
%0.1 (3)
3
%0 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları