İvan İlyiç'in Ölümü

8,4/10  (266 Oy) · 
755 okunma  · 
215 beğeni  · 
3.513 gösterim
İvan İlyiç’in Ölümü

Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş, Kreutzer Sonat’ın büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara da verdi. Bu dönemde yazdığı roman ve öykülerinde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurguyla ele aldı. 1886 yılında yayınlanan İvan İlyiç’in Ölümü sade, süssüz anlatımıyla Rus gerçekçi edebiyatında eşsiz bir yere sahiptir. Daima gerektiği gibi yaşamaya özen göstermiş bir insanın ölümle yüzleşmesini konu edinen eser, Tolstoy’un yaşamının son döneminde ortaya koyduğu yeni ahlak anlayışının da ilk örneklerinden biridir. İvan İlyiç’in Ölümü Tolstoy’un bir mektubunda belirttiği gibi sıradan bir adamın, sıradan ölümünün kendi gözünden tasviridir.

Mazlum Beyhan (1948): Dostoyevski’den Suç ve Ceza ve Budala, Tolstoy’dan Sanat Nedir?, Çocukluk, İlkgençlik, Gençlik, Gogol’den Bir Delinin Anı Defteri, Burun, Palto Mazlum Beyhan’ın çevirdiği başyapıtlar arasında yer alır. Ayrıca Çernişevski, Byelinski, Kropotkin ve Şçedrin’den Türkçeye kazandırdığı eserlerle hiç tartışmasız son 35 yılın en önemli Rus Edebiyatı çevirmenlerinden biridir.

"Tolstoy muhteşem bir yazar. Hiçbir zaman anlayışsız değil, aptal değil, yorulmak nedir bilmiyor, bilgiçlik taslamıyor, teatralliğe düşmüyor. Diğerlerinden çok daha üstün."
-JAMES JOYCE-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2014
  • Sayfa Sayısı:
    100
  • ISBN:
    9786053321170
  • Çeviri:
    Mazlum Beyhan
  • Yayınevi:
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Serpil Ağ 
17 Mar 02:26 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Lev Nikolayeviç Tolstoy İvan İlyiç'in Ölümü isimli eserinde, İvan İlyiç isimli kahramanın hazin öyküsüne değinerek, aslında insanoğlunun acınası ve dramatik yaşamını gözler önüne sermiştir. Kurguda ki kahramanın çocukluğundan başlayarak, yaşamının son anına kadar yaşanmışlıklara kısa betimlemelerle değinerek, nasıl da gerçek hayatta, yaşam mücadelesi veren insanoğlunun para, mevki, hırs ve benzerleri uğruna harcadığı hayatlarına dem vurmuş.

Yaşam ve ölüm. Aslında ayrılmaz bir bütünün iki parçası. Hal böyle iken insanoğlu, sanki hiç ölmeyecekmiş gibi sarılır fani dünyanın nimetlerine. Hep bir istek, hep bir heves uğruna ömürler tükenir. Peki o halde, sevdiklerimiz yada bizi sevenler hayatımızın neresinde. Gerçekten sevdik mi? Gerçekten sevildik mi? Yoksa bir menfaat uğruna mı gönül verdik, yada tam tersi sevildik. Bu soruların cevabını kim bilebilir. Oysa hayatı anlamlı kılan değer verdiğimiz sevdiklerimiz ve onlar tarafından taktir edilme, sevilme arzumuz değil mi? Fani dünyaya veda ettiğimizde bile, onlar tarafından sevgiyle ve rahmetle anılacağımızı bilmek! Yaşama tutunma gayemiz değil mi? Onların varlığı bile, mutluluğumuzun en büyük mimarı değil mi?

Tolstoy kahramanı vasıtasıyla sorgulamış hayatı ve biz okurların da sorgulamasına vesile olmuş. Hayat uğruna verilen ödünlere ve bu ödünleri verirken de nelerden vazgeçildiğini yansıtmış okura. Rüzgârın önünde savrulan bir yaprak misali, bir hiç uğruna kayıp giden hayatların yok olmasına dem vurmuş. Kaçımız elimizdekilerin değerini bilip, azla yetiniyoruz. Bizde İvan gibi, para ve kariyer uğruna çaba sarf etmiyor muyuz?

İvan İlyiç 45 yaşında, hayatını dolu dolu yaşamış, neşeli ve nüktedan bir mizaca sahip bir mahkeme üyesidir. Ailesine daha iyi bir geçim sağlamak için önem verdiği sevdikleri uğruna, kendi hayatını hiçe saymıştır. Ölümü de tıpkı yaşamı gibi, yalnızlık içinde son bulmuştur. Eşi ve çocuklarına rağmen. Hatta kıymet verdiği arkadaşları dahi ardından koltuk sevdasına düşmüşlerdir. Ne kadar vahim, içler acısı bir durum. Yitirilip giden bir can, bir insan değil de, kaybolan sıradan bir eşyaymış gibi.

Tolstoy devlet kurumlarının içindeki bozuk ve çarpık düzene de atıfta bulunmuş. Belli bir yetkinliğe sahip olmadıkları halde, sırf devletin başında bulunan şahıslara olan yakınlıktan yada aynı ideolojik fikri benimsediklerinden dolayı, haksız yere devletin kurumlarını işgal edenlere değinmiş. Bakıyorum günümüz koşullarında da, aynı çarpık düzen işlemekte. Demek ki yüzyıllar öncesinde devletin bünyesinde ki kurumlar nasıl işliyorsa, hâlâ aynı sistem yürürlükte. Değişen hiçbir şey yok. Tabii ki insanlar dışında. İnsanlar değişse de, çarpık düzen de hiçbir iyileştirme yok! Devlet kurumlarında amcan, dayın varsa, hiçbir işe yaramasan da sırtın yere gelmez. Sen bu mertebeyi hak etmişsin yada hak etmemişsin kimin umurunda! Al maaşını, bak rahatına! Ama ilahi adalet, mutlaka bir gün tecelli eder. Belki görmek bize nasip olmaz ama geçte olsa adalet yerini bulur.

Ben Tolstoy'un kaleminden çok etkilendim. Anlatım dili yalın ve okurun kendi benliğinde öz eleştiri yapmasını sağlayacak nitelikte. Zaten amaçta okuduklarımız vasıtasıyla, kendi benliğimizi aydınlatmaksa, Tolstoy okumanızı ve varlığınızın ayırdına varmanızı tavsiye ederim. Mutlaka okumalısınız. Hayatımızın değerini anlamak adına...

Dosto'nun Müridi 
 25 Tem 11:14 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Lev Nikolayeviç Tolstoy...Üstadım Dostoyevski'den pek hazzetmemesi hasebiyle günahım kadar sevmediğim bu ''aksakallı dev''in teknik kudretini kabul etmeyeni 44 numara terlikle kovalarım.

Rusya'nın bu nevi şahsına münhasır, mistik ve hastalıklı yazarlarının, en iyi işledikleri tema ölüm-yaşam ve bu iki kavram arasında gerçekleşen ruhsal bunalımlar iken, Tolstoy'un bu eserde neler başardığını varın siz hesâb edin,beni yormayın :)

Rusya'nın en bunalımlı dönemleri: 1800'lerin ortaları...Kalburüstü sayılabilecek bir ailenin üç çocuğunun ikincisi olan İvan İlyiç'in, herkesin başına gelebilecek hikayesi...Saygıdeğer ve zengin sayılabilecek bir babanın zeki oğlu İvan'ın Hukuk okulundan dereceyle mezun olması ve görevinde hızla yükselmesi ile evlilik ve akabinde gerçekleşen alelade hayatının bir kaza sonucu alt üst olmasını anlatan bu eser, sizi ölümün kıyısında dolaştırıp, orada size bir semaver çayı içirtip getiriyor.

Psikolojik didiklemenin dibine vurulduğunu; bir aile babasının, hayatına ve işine aşırı odaklı bir işkoliğin en mutlu anında başına gelen beklenmedik bir olayla, karısı, çocukları ve iş arkadaşları ile ilişkilerinin değişimini ustaca göstermekle kalmayıp, hınzırca sizi kendine hayran bırakıyor.

Ölmeden ölmek ne menem şey bilmek isteyen dostlar! Alın okuyun,okutun. Hiç sevmediğim bu adamın tekniği bayaa bir teknik arkadaş :)

Beyza 
 16 Haz 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Hayatımıza devam ederken ölümün ne zaman geleceği tam bir muammadır ve biz hiç ölmeyecek gibi yaşar, nesnelere ve eşyalara bağlanırız sevgiye, dostluğa, arkadaşlığa bağlanacağımız yerde. İşte İvan İlyiç'in ölüme giderken geçmişte yaşadığı hayatını ve ölüm psikolojisini etkiliyici anlatımı ile yansıtan Tolstoy'un en güzide kitaplarındandır İvan İlyiç'in Ölümü .

Aysun Çelik 
 13 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

İvan İlyiç'in Ölümü kısa bir kitap ancak uzun bir hayatın özetini kapsıyor. İvan İlyiç hukuk eğitimi almış saygın bir insandır ve çalışma azmi sayesinde toplumdaki statüsünü yüksek makamlara taşımakta hiç zorlanmaz. Sahip olduğu güç, mevki ve para sayesinde evliliğine de bir mani yoktur ve uygun gördüğü bir kadınla hayatını birleştirir. Kısa süreli huzur ve mutluluk dolu evliliği yerini huzursuz, yıpratıcı bir evliliğe terk eder. Karısını memnun etmesi ve diğer insanların gözünde itibar sahibi olabilmesi için daha çok çalışması gerekmektedir.

Hastalanıp yatağa düşene dek o dehşet verici gerçeği farkedemez: bir gün öleceği gerçeğini. Ve artık ölüm her geçen gün daha da yakınlaşmaktadır, yatağına yatmasına, yanına sokulmasına ve sivri tırnaklarını acı içindeki bedenine saplamasına az kalmıştır. Tanrı'ya isyan eder: "Ben bunu hakedecek ne yaptım? Bu acı son bulamaz mı? Eski mutlu hayatıma dönemez miyim?"

Ve işte gerçeklerle yüzleşme vakti...
Mutlu mu? Mutlu bir hayat mı? Koskoca ömrünün sonundasın İvan. Ölüm yatağında acı çekiyorsun ve yüreğine huzur serperek fiziki acılarını dindirecek olan tek şeyden mahrumsun. O şey ne mi? Biriktirdiğin güzel anılar ve güzel insanlar. Ne geçmişinde güzel anılar, ne de güzel insanlar var yanında ölürken. Tüm hayatın bu: iş, daha fazla çalışmak, sahte arkadaşlıklar, sevgisiz bir eşten ibaret. Ölürken tutunabileceğin hiçbir şey yok. Boşa geçmiş koskoca bir hayatın pişmanlığı ve bedenini kemiren acılardan başka hiçbir şey. Dostlarının sen öldükten sonra yerine kimin geçeceğini düşündüklerini, karınınsa ölümüne üzülmekten ziyade nasıl daha fazla para koparabileceğini dert ettiğini biliyorsun. Ama sen bunların hiçbirini haketmedin öyle değil mi? Neticede insan ölümü kendine nasıl yakıştırabilir ki? Yaşadığın şekilde ölme vakti İvan İlyiç. Uyu şimdi. Huzur içinde uyuyabilirsen.

Rogojin 
 19 Haz 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ölürken bizi en çok korkutan şey iyi ve doğru yaşamamış olmak olabilir mi? Belki ömrümüzü yaşadık ama gerçek bir hayat sahibi olamadık..seçimlerimiz belki de hepten yanlıştı? İvan İlyiç'in bu soruyu, her ne kadar önce reddetse de, düşünmek için zamanı oluyor. Yaşayanlar arasından ölenler arasına doğru yavaş yavaş yürürken aynen Joyce'un muazzam güzellikteki hikâyesi 'Ölüler'deki çekingen Gabriel gibi, hani kar bembeyaz ve lapa lapa İrlanda topraklarına ve mezarlarına, gece vakti, bütün yaşayanların ve ölülerin üzerine yağarken düşündüğü ve hissettiğine benzer bir biçimde, hepimiz gibi birer birer bir gölgeye dönüşürken, düşünüyor bu soruyu: Gabriel için bu sorunun cevabı bir zamanlar herşey demek olan şeylerin artık eskimiş, sönmüş olduğunu görmekti; eşine duyduğu büyük aşk gibi, ayrıca pencerelere vuran karın sesini dinlerken kendisinin de eşinin de aynen ölümlerini beklediği teyzeleri gibi birer birer gölgeye dönüştüğünü duyumsamak ve bunu kabullenmekti. İvan İlyiç, Gabriel'den çok daha sert bir yüzleşme yaşıyor; öncelikle asla aklına gelmiyor bu soru, yaşama arzusu herşeyden yoğun, aynı değerlerle, aynı heyecan ve coşkuyla istiyor bunu; ne zamanki ağrılar şiddetleniyor ve vücudu ona eskisi gibi itaat etmeyeceğini net bir şekilde hissettiriyor, o zaman içinden yükselen o sesi bastıramaz oluyor İvan İlyiç: gerçekten doğru yaşamadı mı? Yanlış mıydı bütün hayatı?

Bu sorunun hepimizi muhatap aldığı ve sormak zorunda olduğumuz bir soru olduğu ortada. Tolstoy hayatımızı ve ölümümüzü değerlerle anlam kazanan, yüzeysel ama görünüşte geleneksel ve tasdik edilen değerlerin sahteliği üzerinden bir yüzleşme, arınma süreci gibi gördüğüne işaret ediyor ölüme yürürken İvan İlyiç. Bunu belki irkiltici gelebilecek bir üslûpla yapıyor; hastalığın sebep olduğu acılar ve bedensel eziyetlerle beraber ruhun ölüm gerçeği sebebiyle çektiği ızdırapları bu şekilde anlatabilen bir eseri en azından ben okumadım. Ruhun kıvranışı bedenin çektiği eziyetten daha ürkütücü, daha korkutucu; yaşanmamış bir hayatın verdiği vicdan azabı daha sarsıcı, yıpratıcı belki de.

Kitap çok rahat okunan, sadeliği dikkat çekici; yalın bir dille yazılmış; karakterler son derece gerçek hissi veriyor. Açıkçası önceden okumadığım için biraz kızdım kendime. Ayrıca Elizabeth Kübler-Ross'un ölümle ilgili araştırmaları üzerine yazdığı kitaptakine benzer bir anlayışı burada görmek de çok güzeldi.

İvan İlyiç'in Ölümü'nü herkese öneriyorum.

Kübra E. 
23 Mar 19:41 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · Puan vermedi

Her gün pek çok insanın ölümüne şahit oluyoruz. Kimi çok yakınımız oluyor kimi de bize yabancı... Değişmeyen tek şey, onların ölümü ile birlikte kendi ölümümüzü aklımıza getirip çabucak bu düşünceden sıyrılışımız. Tatsız olan bu düşünceyi hemen zihnimizden kovalayışımız...


Kitabın başkarakteri Ivan Ilyiç toplum içerisinde saygın bir yer edinmiş, azimle ve hırsla kendini işinde yükselmeye adamış bir adam. Sağlıklı, mutlu denebilecek bir aile yaşantısına sahip bu adam günün birinde bir hastalığa yakalanıyor ve hayatı değişmeye başlıyor.


İnsanların kendisiyle konuşmaktan zevk aldığı, sıhhatli, örnek adam gidiyor da yerine; aksi, somurtkan, hastalığı ile sürekli dert yanan ve insanlara ölümün soğuk yüzünü hatırlatan bir adam geliyor...


İşte tam bu noktada sorgulamaya başlıyor Ivan Ilyiç etrafındakilerin kendisi için önemini ve onların gözünde kendisinin değerini.
Ardı arkası gelmeyen yalanlarla etrafı sarılıyor ve her geçen gün bunlara karşı içindeki tiksinti artıyor.
Ölüme, hepimizin varacağı son durağa yolculuk Ivan Ilyiç için yalnızlık ve karamsarlıkla dolu bir serüven hâlini alıyor.


Tolstoy, Ivan Ilyiç'in ölümü ile okuru, kendi ölümüyle yüzleşmeye davet ediyor.
Ölüm ve hayat... Birbirine öylesine bağlı, öylesine kenetlenmiş iki kavram. Yaşamımız gerçekten olması gerektiği gibi mi yoksa yanılıyor muyuz, sıhhatli bedenimizle ölüm kaygısından uzak, keyfimiz yerindeyken nerden çıktı şimdi bu ölüm düşüncesi...

İyi okumalar... :)

Hera 
 09 May 02:04 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

İvan İlyiç... Şatafatın, hırsın adamı, işine tutkun bir hukukçuydu. Aslında ilk başlarda fena da gitmiyordu hayatı. Herkes tarafından saygı duyulan bir gençti vakti zamanında. Sonra evlendi. Karısı da kendine âşıktı. Daha ne istesin! Ama o istedi. Makam, mevki, para istedi. Gün geçtikçe karısıyla araları bozuldu özel hayatından nefret eder hâle gelince iş hayatına yöneldi. Günün birinde para anlamında durumu iyiyken. Kendini kötü hissetmeye başladı. Etrafı da yavaş yavaş bunu farkeder oldu. Ve ardı arkası kesilmeyen doktor tedavileri derken gittikçe ölüme yaklaşıyordu. Etrafındakiler ona iki yüzlü davranıyormuş gibi geliyordu. Ona samimi gelen tek kişi uşağı Jerasimdi. Ve acılar katlanılmazken o hayatını sorguluyordu tıpkı bir yargıç gibi..

Aslında böyle bir özet geçmemeliydim belki, ama İvan nasıl anlatılır başka bilemiyorum. İç sesim onun çektiği acıları hak ettiğini söylüyor. Baş kısımda öldükten sonra arkadaşlarının, ailesinin onun arkasından ne kadar umursamaz davrandıklarını görünce kızmıştım. Ama İvan'ı tanıyınca onun da diğerlerinden farklı olmadığını gördüm. "Neden?" diyip duruyordu. Sevgisizlikten, samimiyetsizliktendi bence. Hem kendisi, hem etrafındakiler. Sonunda o da fark etti aradığı şeyin samimiyet olduğunu. Belki hasta olmadığı bir zamanda hor görebileceği köylü diyeceği uşağı son zamanlarında onun en büyük dostu olmuştu.
Hayat böyle işte.. Bazen hor gördüklerine muhtaç kalıyorsun. Toprağın bol olsun İvan Efendiii!

İbrahim PÜSKÜL (Hiçbir şey yok!) 
07 Nis 19:43 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Eserle ilk tanışmam Tolstoy araştırmalarımla oldu. Daha önce adını dahi duymamıştım. Tolstoy’a hayranlığıyla bilinen kişiler esere öyle vurgular yapıyorlardı ki. Hatta çoğu Anna Karenina, Savaş ve Barış dan sonra üçüncü unutulmaz eseri olarak İvan İlyiç’in Ölümü’ nü belirtiyorlardı.

Ne anlatabilir ki dedim 100 sayfada ve yakın zamanda temin edip, okudum. Okurken gerçekten çok hüzünlendim. Özellikle eserin sonuna doğru baş karakterin psikolojisi o kadar etkileyici verilmişti ki sanki İvan İlyiç’in yaşadıklarını ben yaşamıştım, yüreğimden bir şeyler kopmuştu. Ve o 100 sayfanın içinde ne olduğunu, neden bu kadar unutulmaz bir eser olduğunu anladım. Ne çok üst düzey bir kurgu ne de çok derin karakter analizleri vardı bu romanda. Çünkü bu eser bir kitap bir roman değil hayatın gerçeğiydi. Sadece ve sadece gerçek.

Tolstoy’un eserlerini okuyanlar bilir. Her zaman bir şeyler öğretmeye çalışır. Hatta bu isteğini öylesine abartır ki bir öğretmen edasında davranır. Zorla gözünüzün içine sokar, kafanıza sokmaya çalışır felsefesini. Hani derler ya bir musibet bir nasihatten iyidir diye, Tolstoy da nasihatleriyle değil bir musibetle ilk defa bana bir şeyler öğretti.

Birçok kitabı tekrar okuma isteğiyle kitaplığıma geriye koyarım. Belki o geri koyduğum eserlerin hiçbirini bir kere daha okumaya ihtiyacım yoktur. Sadece anlatımı beğendiğim romanı ve yazarı sevdiğim için o cümleyi kurmuşumdur. Ama kesinlikle bu eseri bir kere daha değil, belirli aralıklarla defalarca okumam gerekiyor. Hayatın gerçeklerini her unuttuğumda bana tekrar tekrar hatırlatması için.

Herkese keyifli okumalar dilerim.

Ayşe* 
 11 Ağu 00:54 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi

Yıllardır Dostoyevski mi Tolstoy mu tartışması yapılır ve ben yıllardır Dostoyevski cephesindeyim inkar edemem. Fakat gelin görün ki ben bu kadar naif, bu kadar akıcı ,bu kadar yormadan hikayesini detaylandıran bir adamı nasıl, ne hakla Dostoyevski ile kiyaslarım diye sordum kendime!

Tolstoy bu öyküsünde sıradan bir hayat süren , toplumun gösterişli ışıltılı tarafına özenip onlar gibi yaşamaya çalışırken henüz 45 yaşında ağrılı ve sancılı bir hastalığa tutulan Ivan Ilyiç'in hikayesini anlatıyor. Kurgusu o kadar güzel ki sanki cenazesi bizim evden kalkmış ,sanki yan tarafta ki odada iniltilerini yakarışlarını duyarmış gibi hissettim.

Bunca zaman bu yersiz kıyaslamaya katılıp Tolstoy'u hafife aldığım için çok Üzgünüm affet reyiz :) Hikaye, olay örgüsü her şey şahane! Iyi okumalar.

Emre Ö. 
21 Tem 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Ölümü kabullenemeyen, ölüm korkusuyla kendi içinde büyük bir hengameye girişen bir zat-ı muhteremin çarpıcı içsel savaşı. Her birey yaşamıştır aslında bunu. Ölüm nedir? Neden vardır? Madem öleceğiz neden yaşıyoruz? Cevaplanması zor sorular ve ayrıyetten insanı inanılmaz bir boşluğa sürükleyen sorular...
Kitap da bu konuları çok güzel işlemiş. Yükselme hırsıyla hayatını sürdüren bir bireyin ölümü yaklaşmaya vakit ne kadar boş yaşadığının farkına vardığını belirtmiş. Lakin başka şey de yapsa yine de bir yalanın imgenin peşinden gitmiş olmayacak mıydı? Sonuçta ölecektin... Ne yapsan ne etsen de yollar hep ölüme çıkacaktı..
Tavsiyelik bir eser olduğu kanaatindeyim. İnsana etki eden kitaplardan. Kitaptan sonra True Detective dizisindeki şu replik aklıma gelmedi değil. Aslında bu soruyu çok güzel ve mantıklı bir sonuca ulaştırmış:

"Bence insan bilinci evrimde trajik bir şekilde ilerledi. Çok fazla bilinçlendik. Doğa kendinden bağımsız bir bakış açısı yarattı. Bizler doğa kanunlarına göre var olmaması gereken yaratıklarız. Hepimiz bir yanılsama içindeyken, duyusal deneyimler ve hislerin gelişimi sayesinde birey olduğumuzu sanan fakat, aslında bir hiç olan bireyleriz.
Bence türümüzün yapması gereken en onurlu davranış, programlamamazı reddedip üremeyi durdurmak ve hep birlikte soyumuzu tüketerek kardeşçe bu haksızlığa son vermektir.
- O halde neden sabah yataktan kalkıyoruz ki?
+ Ben de kendime bunu soruyorum. Ama aslında bu sorunun cevabı, intihar etme cesaretimin olmamasıdır."


Ya da bir başka kitaptan (Babalar ve Oğullar) alıntıyla bu konuyu bir nihayete vardıralım:

"Ben ise...
+ Sen ise?
- Ben ise düşünüyorum. İşte burada, saman yığının yanında yatıyorum... Vücudumun kapladığı daracık yer, geriye kalan boşluğun, benim bulunmadığım, benimle ilgisi olmayan boşluğun yanında o kadar küçük kalıyor ki! Yaşayabileceğim süre de, benden önce var olan benden sonrada devam edecek olan, sonsuzlukla ölçülünce o kadar önemsiz ki! Buna rağmen, bu bedenin içinde, kan dolaşıyor, beyin çalışıyor, istekler doğuyor. Ne saçmalık, ne boş şeyler!"

Kitaptan 175 Alıntı

Serpil Ağ 
15 Mar 01:14 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" Üç gün boyunca gece gündüz acılar içinde kıvranmak, sonra da ölüm... Bu her an benim de başıma gelebilir..."

İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 9 - Türkiye İş Bankası)İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 9 - Türkiye İş Bankası)
Serpil Ağ 
16 Mar 01:59 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Tepeye tırmandığımı zannederken aslında bayır aşağı koşmak. Tam böyleydi durum. İnsanların gözünde giderek yükselirken, aynı anda hayat da benden o kadar eksiliyor, ayaklarımın altında çekilip gidiyordu. Madem öyle, ölmeye hazır ol!

İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 71 - Türkiye İş Bankası)İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 71 - Türkiye İş Bankası)
Serpil Ağ 
16 Mar 01:53 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ne bu şimdi? Ne için bütün bunlar? Olacak şey mi! Böylesine anlamsız ve iğrenç olabilir mi hayat? Hayat bu kadar anlamsız ve iğrençse, o zaman niye ölünüyor; hem de acılar çekerek?...

İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 71 - Türkiye İş Bankası)İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 71 - Türkiye İş Bankası)
Serpil Ağ 
15 Mar 01:17 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bizim için kapımızı çalanın kim olduğu hiç önemli değildir, biz işimizin gereği neyse onu yaparız, kim olursa olsun herkese aynı şekilde davranırız, uygulamamız kişilere göre değişmez!

İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 35 - Türkiye İş Bankası)İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 35 - Türkiye İş Bankası)
Hera 
09 May 01:41 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

"Ya gerçekten bütün hayatım yanlışsa?"

İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 104 - Kültür Bakanlığı Yayıncılık, Çeviri: Hamit Kaplan)İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 104 - Kültür Bakanlığı Yayıncılık, Çeviri: Hamit Kaplan)
cosmos 
09 Tem 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Ya gerçekten de yaşamam gerektiği gibi yaşamadıysam, bilinçli seçtiğim yaşamım yanlışsa?

İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 78 - İş Bankası)İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 78 - İş Bankası)
Dilanur 
 30 Nis 01:23 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

"Üç gün boyunca gece gündüz acılar içinde kıvranmak, sonra da ölüm... Bu her an benim de başıma gelebilir..." diye düşünüp dehşete kapıldı.

İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 9 - Iş bankası kültür yayınları)İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 9 - Iş bankası kültür yayınları)

Hayat bu kadar anlamsız ve iğrençse, o zaman niye ölünüyor; hem de acılar çekerek?..

İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 71 - İş Bankası Kültür Yay.)İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 71 - İş Bankası Kültür Yay.)
Meursault 
06 Şub 13:45 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir.

İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 71 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy (Sayfa 71 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Kitapla ilgili 2 Haber

İthaki: “Okurdan özür dileriz”
İthaki: “Okurdan özür dileriz” İthaki Yayınevi'nin Dünya Klasikleri dizisinde yer verilen “farklı” üsluptaki yazar biyografileri sosyal medyada yoğun tartışmalara yol açtı. Yayınevi, Radikal Kitap’a yaptığı açıklamayla “maksadını aşan eril dilden” ötürü okurlardan özür diledi.
Lev Tolstoy Doodle oldu!
Lev Tolstoy Doodle oldu! Dünyanın en büyük arama motoru Google yine özel bir doodle hazırladı. Google, ünlü Rus yazar Lev Tolstoy'u ana sayfasında taşıdı ve 186. doğum gününe özel bir doodle hazırladı.