İyi Günde Kötü Günde Evlilik

·
Okunma
·
Beğeni
·
180
Gösterim
Adı:
İyi Günde Kötü Günde Evlilik
Baskı tarihi:
Kasım 2003
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753629218
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Fıtrata en uygun yaşama biçimi olan evliliklerin pek çoğunun günümüzde uzun soluklu ol(a)mamasını, evlilik çatısı altında bir araya gelen eşlerin ısrarla “ben” demekten vazgeçmemelerine bağlıyor Hekimoğlu. Belli ki bu nedenle kitabın konusu evlilik olmasına rağmen, daha başlarken “Hayatın gayesi nedir?” diye sorarak okurun dikkatini bu noktaya çekiyor.

Bu âlemde her şeyin bir maksatla yaratıldığı bu kadar aşikarken nasıl olur da iki insan rastgele bir araya gelebilir! Daha baştan bu kabulle yola çıkıldığında yolculuğun seyri değişir. Elbette ki zaman zaman maksada ulaşmak için dikenli yollardan geçilir. Yolculuğu daha kolay kılan ise zora talip olduğumuzu baştan kabul etmemizdir. Bazen anne babamız bizim dikenli yolumuzdur, kimi zaman eşimiz, çocuğumuz, akrabalarımız…

Unutmamamız gerekir ki; hangi aile ortamına doğmuşsak bir maksadı var… Kiminle hayatımızı birleştirmişsek bir maksadı var… Yaşadığımız her imtihan bir maksatla gönderiliyor… Kızımız, oğlumuz bir maksatla… Ailemiz, işimiz, arkadaşlarımız, eşimiz, çocuklarımız muhabbetle eşlik eder bize dünya yolculuğumuzda.

Bu şekilde yaratılışın maksadını izah eder Hekimoğlu;

“Her şey muhabbet sebebiyle döner bu alemde. Her şeyde bir sevgi var: Toprak buluta âşık. Bulut bitkilere âşık. Bitkiler toprağa âşık. Dal yaprağa âşık. Pervane ateşe âşık. Muhabbet her şeyi birbirine bağlar.” O halde her şey “bir” olmak ve birlikte sadece “Bir” olanı göstermek içindir…

Bir olan Rabbimiz görünmüyorsa sebebi egoizmdir, diyor Hekimoğlu:

“Egoizm ise aile hayatını zehir eder. İki taraf da “benim dediğim olacak” diyor. Kavgaların, anlaşmazlıkların sebebi budur. Halbuki aile hayatında hiç kimsenin dediği olmayacak, İslamiyet ne demişse herkes ona uyacak; o zaman kavga biter. Egoizm, enaniyet manevi bir bombadır; aileleri, işyerlerini dağıtır.”

“Nasıl ki acıkma duygusunu Allah içimize yerleştirmişse, sevmek duygusunu da yerleştirmiştir. İnsan mutlaka sever; sevmemek olmaz. Koyunu severiz, meyveleri severiz, kırları severiz. Ailemizi severiz, eşimizi severiz… Sevgiyi böyle dağıtırsak Allah’a bir şey kalmaz. Öncelikle sevgimizi Allah’a yöneltmeliyiz ki dünyamız da ahiretimiz de cennet olsun.”

İyi Günde Kötü Günde Evlilik, öncesi ve sonrasıyla İslamiyet’in emrettiği evliliğin hududunu gösterirken, İslamiyet’ten uzak kaldığımız sürece en dar daireden başlamak üzere ailelerimizde yaşayacağımız sorunlardan da haber veriyor ve bazı soruların ardına düşüyor…

– Öncesi ve sonrasıyla İslamiyet’te evliliği yeri nedir?

– Allah’ın istediği aile tipi nasıldır?

– Eşlerin birbirinin yalnız dünyasını değil ahiretini de “burada” imar edebilmeleri için neler yapmaları gerekir?

– Evlenmek kolay ama evliliği sürdürmek neden zordur?

– Geçimsizliğin sebepleri nelerdir? Boşanmak her zaman tek çözüm müdür?

– İslam’da çocuk terbiyesi nasıldır?

– Anne babalara hükmeden çocuklar mı, çocuklara baskı yapan anne babalar mı haklı?

– Bireysel ve toplumsal olarak aile müessesesini ayakta tutan en önemli dinamikler nelerdir?
224 syf.
·Puan vermedi
"Kulun ibadeti ancak evlenmekle kemal bulur." (Abdullah B. Abbas)

* "Ben yarım insanım. Evlilikle bütünleşecek, güçlü ve üstün olacağım." Diye kitabın aralarında bir yerinde serpiştirilmiş bu cümlenin sözüne uymak gerekirsek. Evet, evlilikle bütünleşme nasibine ulaşmayan ve ulaşmayı bekleyen gençlerin birer yarım insandırlar. Her yarımın tamamlayıcısı vardır. Toprakla bütünleşen ağaç, geceyle bütünleşen gündüz, yeryüzüyle bütünleşen yağmur gibi kendi yarımımızın yolunu gözleriz. Bazen ararız bazen de bekleriz tek gaye bir bütün olup, engellere zorluklara karşı güçlü ve üstün olmaktır. Evlilikle bir şarkının besteleri tamamlanır, bir muhabbet sofrası kurulur; sevgiden, şefkatten...

Hekimoğlu İsmail, "Aile hakkında kitap yazmak zor... Yaşadıklarımı, bilgilerimi toplaya bildiğim kadar topladım. (...)" diye İyi Günde Kötü Günde Evlilik adlı kitabının ön sözünde açıklamalarıyla kendi bilgilerini, verdiği örnekleriyle de yaşadıkların duru ve saf bir dil şekliyle, akıcı ve rahat bir anlatım tarzıyla hem öğreten hem de yol gösteren bir eser yazmıştır. Hekimoğlu, kitabında on dört ayrı önemli konunun birer başlık altında hayatın gayesinden başlayarak evlilik, akraba komşu ilişkileri, çocuk terbiyesi gibi önemli başlıklarla ve son başlık olarak da çocuklarda iman eğitimi ile kitabını iki yüz yirmi dört sahifeyle tamamlamıştır.

Televizyon ve Aile

Hekimoğlu, televizyon ile aile kurumunu yazısında değerlendirirken, zamanın ne kadar kıymetli olduğunu ve biz bu kıymeti bilmediğimizden dolaysıda kıymetsiz leştiğimizden bahseder. Zamanın kendimize ayıracağımız en güzel bir o kadarda en değerli armağandır. Güzelleşmenin, tanımanın, bilmenin, olgunlaşmanın bir de sevmenin yolu zamanın değerini bilip ve zamanı en güzel şekilde değerlendirmekten, kullanmaktan geçiyor.

Televizyonu Hekimoğlu şöyle bahseder: "1970’li yıllarda dedim ki, televizyonlu odadan televizyonsuz odaya geçmek hicrettir. Şimdilerde de diyorum ki, zararlı programı kapatıp zararsız programı açmak kahramanlıktır." (s.124) İki kişilik bir mücadele vardır biri sizin düşünceleriniz, kararlarınız yani şuurlu kimliğiniz, diğeri de başkaları tarafından sizi esir alıp istediği gibi kullanmak isteyen kişilerdir. Televizyonda neyi niçin izlediğini ve ne yapmanız gerektiğinin bir sınavıdır. Bu sınavla kendini bilen şahıs kimliği ya da kendini bilmeyen kişilik kimliğiniz ortaya çıkar. Şuurlu iseniz o zaman siz başlı başına bir şahsiyetsiniz. Gelen gidenin sizi kullandığı kişi değilsiniz o zaman. Sürü değilsiniz kendini bilen birisiniz.

Hekimoğlu toplumun nabzını gösterme adına şunu söyler: "Kahvehaneler, kendisini başbakan zannedip, Türkiye’yi kurtarmaya çalışan adamlarla doludur." (s.124)

"İktisat Eden Geçim Sıkıntısı Çekmez." Hz. Muhammed (sav)

"Kendimizi insanlara değil, Allah’a beğendirmeye uğraşalım..." (s.137) Tüketimler üretimi geçtiği şu zamanlarda, "İktisat" kelimesi ne kadarda gözlerden uzak, görülmeyen duyulmayan bir kelime olmuş. İktisat, hâlbuki inandığımız dinin, inandığımız Peygamberin mesleğiydi. Hekimoğlu, kitabında evli çiftlere geçim sıkıntısı çekenlere bir yol, çözüm, çare olarak iktisatlı olmalarını önerir. Gelir ile giderin dengesini tutan ve bu dengeyi koruyan iktisattır.

İktisat, Allahtan gelen bir emirdir. Allah hem iktisattın tanımını yapar, hem de kesin net bir şekilde emir verir: "Yiyin, için, fakat israf etmeyin."(A’raf Süresi, 31)

Hekimoğlu: "İnsanın huzursuzluğu istekleri ölçüsündedir. İnsanlar istekleri kadar kavga eder. En yakınından en uzağına kadar, istekleri azaltmak. Allah’tan sadece tek bir şey istemek; Rıza..." (s.137)

Özet Olarak

Aileye dair televizyondan bahsettik lakin televizyonlar aile fertlerinin ruhuna giren beynini ele geçiren, model olan hükmeden en büyük etken olmuştur.

Aileye dair iktisattan bahsettik çünkü iktisat ailenin bel kemiğidir, ayakta kalmanın tek kaynağıdır, ailenin uzun bir ömrü, huzuru için nefesidir en büyük güçtür. Son olarak yazarın kalemine kulak verdiğimizde evliliğin gayesinden söz eder,ses verir. Ve "Evliliğin gayesi hayırlı evlat yetiştirmek, haramlardan korunmak, mesut olmak ve yalnızlığın ıstırabından kurtulmaktır."

* İyi Günde Kötü Günde Evlilik

Hekimoğlu İSMAİL

Timaş Yayıları

* Yunus Özdemir - 24.12.2015
* http://www.kitaphaber.com.tr/...e-evlilik-k2139.html
224 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Sohbet tarzında yazılmış genelde bilinen şeyler, arada yazarın hatıralarından konulara göre alıntı yapılmış.
Daha çok bilgi içeren evlilikle alâkalı kitaplara nazaran çok zayıf kalmış.
Ben evlendiğimde eşime dedim ki: bundan böyle sen bana itaat etmeyeceksin, ben de sana itaat etmeyeceğim. İkimiz birlikte Allah'a itaat edeceğiz.
Süleymaniye Camii'nin yapmak için bir Mimar Sinan bir Kanuni Sultan Süleyman gerekli yıkmak için ise bir vinç yeter. Yıkmamak, yapıcı olmak lazım.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İyi Günde Kötü Günde Evlilik
Baskı tarihi:
Kasım 2003
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753629218
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Fıtrata en uygun yaşama biçimi olan evliliklerin pek çoğunun günümüzde uzun soluklu ol(a)mamasını, evlilik çatısı altında bir araya gelen eşlerin ısrarla “ben” demekten vazgeçmemelerine bağlıyor Hekimoğlu. Belli ki bu nedenle kitabın konusu evlilik olmasına rağmen, daha başlarken “Hayatın gayesi nedir?” diye sorarak okurun dikkatini bu noktaya çekiyor.

Bu âlemde her şeyin bir maksatla yaratıldığı bu kadar aşikarken nasıl olur da iki insan rastgele bir araya gelebilir! Daha baştan bu kabulle yola çıkıldığında yolculuğun seyri değişir. Elbette ki zaman zaman maksada ulaşmak için dikenli yollardan geçilir. Yolculuğu daha kolay kılan ise zora talip olduğumuzu baştan kabul etmemizdir. Bazen anne babamız bizim dikenli yolumuzdur, kimi zaman eşimiz, çocuğumuz, akrabalarımız…

Unutmamamız gerekir ki; hangi aile ortamına doğmuşsak bir maksadı var… Kiminle hayatımızı birleştirmişsek bir maksadı var… Yaşadığımız her imtihan bir maksatla gönderiliyor… Kızımız, oğlumuz bir maksatla… Ailemiz, işimiz, arkadaşlarımız, eşimiz, çocuklarımız muhabbetle eşlik eder bize dünya yolculuğumuzda.

Bu şekilde yaratılışın maksadını izah eder Hekimoğlu;

“Her şey muhabbet sebebiyle döner bu alemde. Her şeyde bir sevgi var: Toprak buluta âşık. Bulut bitkilere âşık. Bitkiler toprağa âşık. Dal yaprağa âşık. Pervane ateşe âşık. Muhabbet her şeyi birbirine bağlar.” O halde her şey “bir” olmak ve birlikte sadece “Bir” olanı göstermek içindir…

Bir olan Rabbimiz görünmüyorsa sebebi egoizmdir, diyor Hekimoğlu:

“Egoizm ise aile hayatını zehir eder. İki taraf da “benim dediğim olacak” diyor. Kavgaların, anlaşmazlıkların sebebi budur. Halbuki aile hayatında hiç kimsenin dediği olmayacak, İslamiyet ne demişse herkes ona uyacak; o zaman kavga biter. Egoizm, enaniyet manevi bir bombadır; aileleri, işyerlerini dağıtır.”

“Nasıl ki acıkma duygusunu Allah içimize yerleştirmişse, sevmek duygusunu da yerleştirmiştir. İnsan mutlaka sever; sevmemek olmaz. Koyunu severiz, meyveleri severiz, kırları severiz. Ailemizi severiz, eşimizi severiz… Sevgiyi böyle dağıtırsak Allah’a bir şey kalmaz. Öncelikle sevgimizi Allah’a yöneltmeliyiz ki dünyamız da ahiretimiz de cennet olsun.”

İyi Günde Kötü Günde Evlilik, öncesi ve sonrasıyla İslamiyet’in emrettiği evliliğin hududunu gösterirken, İslamiyet’ten uzak kaldığımız sürece en dar daireden başlamak üzere ailelerimizde yaşayacağımız sorunlardan da haber veriyor ve bazı soruların ardına düşüyor…

– Öncesi ve sonrasıyla İslamiyet’te evliliği yeri nedir?

– Allah’ın istediği aile tipi nasıldır?

– Eşlerin birbirinin yalnız dünyasını değil ahiretini de “burada” imar edebilmeleri için neler yapmaları gerekir?

– Evlenmek kolay ama evliliği sürdürmek neden zordur?

– Geçimsizliğin sebepleri nelerdir? Boşanmak her zaman tek çözüm müdür?

– İslam’da çocuk terbiyesi nasıldır?

– Anne babalara hükmeden çocuklar mı, çocuklara baskı yapan anne babalar mı haklı?

– Bireysel ve toplumsal olarak aile müessesesini ayakta tutan en önemli dinamikler nelerdir?

Kitabı okuyanlar 30 okur

  • F. Uçar
  • Zeynep
  • Mehtap caymaz
  • Esra Çakır(Sinanoğlu)
  • Ahmet Yüksel
  • Dizzy
  • lioni leo
  • Kubra
  • Alattin Yalçın
  • Şeyma

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (2)
9
%0
8
%28.6 (2)
7
%14.3 (1)
6
%14.3 (1)
5
%0
4
%14.3 (1)
3
%0
2
%0
1
%0